PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : KOD 0 (kod sıfır) Atatürk"ün Son Vasiyeti


monange
26-03-2009, 17:04
Ayni zamanda okuldan arkadasim olan Kürsat Burak Cagil " in kitabini tavsiye etmek istiyorum. Dünyadaki bircok kisiye kitabini ulastirmaya calisiyor. Cok güzel bir calisma ile yurtdisinda da kitabi Ingilizce / Almaca dillerinde cevirileri yapilmis olup suanda özellikle Almanya da Ilgi Gören Kitaplar listesinin basinda yer almaktadir..

Bu calismalarinin yani sira suanda kitabinin sinema film cekim projesi icinde sözlesmesini Yapimci Stare Yildirim ile imzalamistir. Acikcasi ben filmin cekimlerinin bitimini merakla bekliyorum. Kendisine de buradan bu vesile ile de destekler ve basarilarinin devamini dilerim...


“KIRMIZI KİTAP” GERÇEK Mİ?
2012’NİN SIRRINI ATATÜRK BİLİYOR MUYDU?

“ATATÜRK’ÜN BİYOLOJİK OĞLU VAR MIYDI?”



[Only Registered Users Can See Links]

[Only Registered Users Can See Links]


Yazar: Kürşat Burak Çağıl
Nokta yayınevi

Sinsice vücuduna adeta enjekte edilen zehirler onun güçlü bedenini çaresiz ve acılar içinde bırakmaya yetmişti. Son dakikalarında, dudaklarından dökülen birkaç kelime, küçücük bir çocuğun kulaklarından geçerek odanın sessizliğinde yok oldu… Bu, çocuğa “O”nun son vasiyetiydi!


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün son sözleri, sadece birkaç kişi tarafından biliniyordu ve söylediklerinin büyük bir gizlilikle korunması gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti’ni bekleyen her tür iç ve dış tehlikelere karşı kalkan olacak gizli bir teşkilat kurulması O’nun son vasiyetiydi… Ama bu sözler sadece bir vasiyet değildi.


BU BİR EMİRDİ! O’NUN SON EMRİ…


ATATÜRK’ÜN SON VASİYETİ NEYDİ?



"KIRMIZI KİTAP" GERÇEK Mİ?






2012 nin sırrını Atatürk biliyor muydu?




--------------------


kitapla ilgili yazarın sitesinde yapılmış bi yorum:


Şair-Yazar Kürşat Burak Çağıl’ın Ekim 2006 yılında yazmaya başladığı KOD 0 (kod sıfır) adlı romanı, yıllar süren araştırmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Eserin yazımı 7 ay sürmüştür. Roman 3 seriden meydana gelmektedir. 1.bölümün taslağı 609 sayfadan oluşmaktadır.
Eserin yayınlanması için birçok yayınevi ile görüşmeler yapılmış ancak olumlu sonuç alınmamıştır. Yazar; eserin maaliyetini karşılayarak, Nokta Kitap ile anlaşmış ve ilk eserinin yayınlanmasını sağlamıştır. Roman ilk aşamada 3 baskı (1.500 adet) yapılarak piyasaya çıkartılmıştır.
Yazar; romanın kapak tasarımını Kamil Temizel ile beraber yapmıştır. Arka kapak fotoğrafını kendi çekmiştir. 3 baskı yapılan eserin; tasarlanan kapak tasarımı, baskı esnasında matbaa tarafından hatalı basılmıştır. Bununla birlikte romanın redaksiyonunda ciddi hatalar yapılmıştır. Özensiz yapılan redaksiyon ve kitap baskısı, okuyucular tarafından hemen farkedilmiştir. 609 sayfa olarak yazılan eser, editör tarafından 487 sayfa olarak kısaltılmıştır. Yazarın elinde olmadan yaşanan bu aksilikler, eserin 4.baskısında düzeltilecektir.
”KOD 0” romanı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Son Vasiyeti’ni irdelemektedir. Ancak kitabı okuduğunuzda işlenen konuların çok geniş kapsamlı olduğunu farkedeceksiniz. Buna örnek göstermek gerekirse Maya’lardan Sümerler’e, Atlantis’den Mu Kıtası’na, Aborjin’lerden Kızılderiler’e, Nephilim’lerden Marduk’a, Hz. İsa’dan Hitler’e, vs.. gibi dünya tarihinde söz sahibi olan bir çok konudan parçalar bulabilirsiniz. Romanın çıkış noktası tek bir temele dayanmaktadır. Atatürk’ün Son Vasiyetini manevi oğluna devretmesi ve bu vasiyetin günümüze kadar canlı kalması.
Tarihe geçen resmi belgelere göre ATATÜRK ([Only Registered Users Can See Links])‘ün ve sevgili annesi ZÜBEYDE ([Only Registered Users Can See Links]) Hanım’ın resmi bir vasiyeti mevcuttur. Bu vasiyette adı geçen kişi: ABDÜRRAHİM TUNÇAK ([Only Registered Users Can See Links])‘tır. Ancak bu şahsın bugüne kadar irdelenmemesi yazarın dikkatini çekmiş ve bu konuda araştırmalar yapmıştır. Çıkan sonuçları kendince bir kurgu içersinde bu romanda irdelemiştir.
Kısaca Abdürrahim Tuncak ([Only Registered Users Can See Links]) 1908 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Atatürk bu kişiyi yetimhaneden almış ve annesine emanet etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk Tunçak’ın eğitimi ile yakından ilgilenmiştir. İlk öğrenimini Çankaya’da tamamladıktan sonra İzmir’e gönderilerek İzmir Mithat Paşa Sanat Okulu ([Only Registered Users Can See Links])‘na kaydı yaptırılmıştır. Atatürk’ün özellikle Elektrik Mühendisi olması yolundaki gayretleri ile Berlin’e gönderilmiştir. Ancak Berlin’de ona göz kulak olması içinde en yakın silah arkadaşlarından Berlin Büyükelçisi Kemalettin Sami Paşa ([Only Registered Users Can See Links])‘yı (1884-1934) görevlendirmiştir. O güne kadar sadece ismi bulunan Abdürrahim’e soyadı kanunu çıkıncada tarihteki Türk komutanlarından TUNÇAK’ın adını Abdürrahim için soyadı olarak seçti. Berlin Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesinden mezun olduktan sonra ülkesine geri dönmüştür.Atatürk’ün rahatsızlığı sırasında kullanılmak üzere alınan SAVARONA YATI ([Only Registered Users Can See Links]) için Almanya’ya giden Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ”Umumi Vekili” Hasan Rıza Soyak ([Only Registered Users Can See Links])‘a (1888-1970) Savarona’nın alınması görüşmelerinden tercümanlık yapmıştır.
Bu kişi hakkında tek bir kitap bile yoktur. Gizemini hep korumuştur. Ancak 1981 Yılında Gazeteci-Yazar Mete Akyol kendisi ile röportaj ([Only Registered Users Can See Links]) yapmıştır. Şaşırtıcı fiziksel benzerliği ([Only Registered Users Can See Links])ni farketmiş ve bu konuda kendisine sorular sormuştur. Tunçak’ın verdiği yanıtlar ise halen gizemini korumaktadır. Kendi sözleri ile;
”Atatürk’ün biyolojik oğlu olup olmamamın ne önemi vardır? Onu büyüten, yetiştiren anne tarafından büyütülmüş, yetiştirilmiş olmak, onun büyüdüğü evde büyümüş olmak, onun aldığı terbiyeyi almış olmak, bir fani olarak sahip olabileceğim servetin en büyüğüdür. Bu onur ve şeref bana fazlasıyla yetmektedir Ben anada bilmem babada bilmem. Kendimi bildiğimde annem olarak kabul ettiğim Zübeyde Hanım’ı, Halam Makbule Hanım’ı birde Paşamızı tanıdım. Benim ailem bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim ve hep de öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamın kim olduğunu asla öğrenemedim. Kesin olarak bildiğim üç yaşındayken Mustafa Kemal Paşa’nın evinde olduğumdur. Beşiktaş’da Akaretlerdeki evimizdeydik. Esas röportajın söz sözleri çok DİKKAT çekici: “Mete Bey, bazı sırlar benimle birlikte mezara gidecek.”
İlginç söyleyişi ardından o zamanın yaşayan manevi kızlarından olan Sabiha Gökçen ([Only Registered Users Can See Links]) (1913-2001) ile de röportaj yapılmış. Ancak bu tip konuşmaların bile Atatürk’e çok büyük saygısızlık olduğunu ve asla bir manevi oğlunun olmadığını dile getirmiş. Dönemin hassasiyetinden bir daha bu konular pek irdelenmemiş ve rafa kalkmış.
İşte yaşanan bu gizemli olaylardan sonra Tunçak sessiz sedasız vefaat etmiştir. Ankara’da Kanal B Tv nin hemen yanında ki müze onun adına yapılmıştır. İçersinde birçok fotoğraf mevcuttur. Elde edilen bu bilgiler doğrultusunda ortaya gizemli bir hikaye çıkmıştır. Ya birileri bu konunun deşifre olmamasını istemiş yada tarih her zaman ki gibi ilginç oyunlarından birini oynamıştır yazara göre. Ancak KOD SIFIR romanında işlenen konu işte bu gizemi ön plana çıkarmış ve okuyuculara sunmuştur. Gene yazara göre Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk eceli ile ölmemiş, zehirlenmiştir. Gün be gün yemeğine katılan zehirler O’nu sonunda yenik düşürmüştür. Yazarın araştırmalarına göre, Atatürk’ün o dönemki özel doktoru Prof.Dr.Mim Kemal Öke ([Only Registered Users Can See Links])‘dir. Ancak bu sıradan bir doktor değildir. Kendisi MASON olarak bilinir. Oysaki Atatürk 1935 te mason localarını dışarıya bağlı oldukları gerekçesi ile kapatmıştır. Vefatı ile arasında üç yıl vardır ki bu üç yıl zarfında zehirlenmiştir. Sanırım Atatürk’ün şu değerli sözü çok dikkat çekicidir bu hususta. ”Beni Türk Doktorlarına Emanet Ediniz” Bununla bereber doktorunu sürgüne yollamıştır. Garip ve bir o kadarda gizemli olaylar o dönemlerde Ulu Önderin çevresinde yaşanıyordu. İşte bu buhranlı zamanlarda bir çıkış kapısı olarak bütün bilgilerini bir KİTAP’da toplamış ve bunları manevi oğluna emanet etmiştir.
Daha bunun gibi birçok gizemli olay yaşanmıştır o tarihlerde. Özellikle Atatürk’ün son dönemlerinde odasına kapanıp gece yarılarına kadar çalışması notlar tutması ve en yakın silah arkadaşlarını uzak diyarlara göndermesi bu gizemi desteklercesine tarihteki yerini almıştır. Yazar şu cümlelerle olaya ilginç bir bakış açısı sunmaktadır.

” Ne olmuştu ki Atatürk’ün o kadar yoğun hayatı içinde Türklerin soyunu araştırması için en yakın aradadaşlarını görevlendirmiştir. Kızılderilerden Aborjin’lere - Atlantisten Mayalara kadar araştırmalar sürmüştür. Acaba Ulu Önder kendisine hazırlanan bu hazin sonu çoktan biliyormuydu ve bu yüzden mi acaba BİYOLOJİK OĞLUNU gizleme ihtiyacı duydu ve ona senelerin birikimi olan bu KİTABI emanet etti. Hatta bu emanetten öte O’nun SON EMRİ miydi? İnanılmaz fiziksel benzerliği bu kurgumu açıkcası çok desteklemektedir. Manevi olarak bilinen kızlarının açıklamaları zaten ortadadır. İNKAR ETMEKTEDİRLER. Acaba kasıtlı olarak mı yoksa gerçekten onlardamı bilmiyordu bu gerçekleri. İşte size birçok bilmece. İşin içinden çıkmak gerçekten zor. Çünkü Tunçak’ı tanıyan kimse kalmamıştır. Bir anda ortaya çıkmış ve sessiz sedasız yok olmuştur. İşte bu olaylar beni ilginç bir kurguya yöneltmiştir. Bu roman sadece bir kurgudur. HAYAL ÜRÜNÜDÜR‘

Çok kısa sürede ilgi gören Kod 0 romanı okuyucular tarafından gerçekle kurgunun içiçe geçmesi ve bunun ustalıkla yapılması doğrultusunda idi. ACABA? sorusunu sordurtan ender eserler arasına girmiştir.

hayalayaz
27-03-2009, 02:06
alıcam bu kitabı, ama atanın herkesten gizlediği bir çocuğu olması..bana bu mümkün gibi gelmedi, manevi çocuklarınında sadece ikisinin adı geziyor dillerde, aslında daha fazlaymış, şimdi yine mantık yürütüyorum, başkalrının çocuklarını yanından ayırmayan bir adam kendi çocuğunu neden annesine versin,orada büyütsün dahada önemlisi, ona adını neden vermesin.nikahsız doğdu desek medeni kanunu ata yapmadımı, imam nikalı eşim dese kim ona hayır değil diyebilir.ama tüm bunları kitabı okuduktan sonra konuşmak en iyisi..

monange
27-03-2009, 02:21
Zübeyde Hanim in resmi vasiyetinde adi gectigi icin bu arastirmaya soyundu.. Ayrica yetimhaneden alinip annesine emanet edilen bir cocuk. Fiziksel olarak degil yani...Gercekten yaklasik 5 yili geckindir bildigim kadariyla bu konu üzerinde arastirmalar yapti ve onlarin sonucu cikti... Entresan bir kitap tavsiye ederim.

hayalayaz
27-03-2009, 02:28
Zübeyde Hanim in resmi vasiyetinde adi gectigi icin bu arastirmaya soyundu.. Ayrica yetimhaneden alinip annesine emanet edilen bir cocuk. Fiziksel olarak degil yani...Gercekten yaklasik 5 yili geckindir bildigim kadariyla bu konu üzerinde arastirmalar yapti ve onlarin sonucu cikti... Entresan bir kitap tavsiye ederim.

doğrudur, en kısa zamanda alıcam kitabı ve okuycam, gerçi rahmetli tüm evlatlıklarının hayatını garanti altına almışve eğitimleri ile bizzat ilgilenmiş ..bazen keşke onun manevi çocuğu olsaydım diyorum..

Mustang
28-03-2009, 09:44
Bende merak ettim mutlaka almalıyım.