PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk Kayip Kita MU da Ne Aradi ?


monange
24-03-2009, 13:58
M.Ö. 200.000 ile 70.000 yillari arasinda Pasifik'te Mu adinda Avustralya'dan kat kat büyük bir Kita mi vardi? Yüksek bir medeniyet yarattiktan sonra batmis miydi?

Atatürk bu kitayla neden ilgilenmisti?"

Türkler'in kökenini ortaya çikarmak Gazi'nin en büyük isteklerinden biriydi. Cumhuriyetin ilk yillarinda Osmanlilar'in son dönemlerinde Türklük Akimlari üzerine yapilan arastirmalari derledi. Atatürk'ün istegiyle birçok bilim adami ve arastirmaci bu alanda arastirmalar yapti. Yabanci bilim adamlari davet edildi. 1930'da Türk Tarih Kurumu kuruldu. Çok zengin malzeme ve bilgilere ulasildi. Yine de Türkler'in nereden geldikleri tam açiklik kazanmadi.
Maya Diliyle Türkçe Arasindaki Benzerlik 1932'de emekli General Tahsin Bey Atatürk'ü ziyaret etti. Maya dili ile Türkçe arasindaki benzerliklerden bahsetti. Mayalar Meksika'da yasamislar Türkler ise Orta Asya'dan gelmislerdi. Aradaki uzakliga ragmen Gazi konuyla ilgilendi. Tahsin Bey'i Meksika'ya elçi olarak atadi. Ona iki dil arasindaki benzerlikleri ortaya çikarma görevini verdi.

Tahsin Bey Meksika'ya gitti. Orada kendisine Amerikali Arkeolog William Niven 'in buldugu tabletlerden bahsettiler. Maya dilinin kökeninin bu tabletlerde oldugu anlasilmisti. Türkçe ile Maya dili benzerlik bu tabletlerde aranacakti. Bu tabletler Tahsin Bey'i saskina çevirdi. Çünkü tabletler MÖ 200.000 ile 70.000 yillari arasinda Pasifik'de yer almis bir kitayi haber veriyordu. Kitanin adi MU idi. Avustralya'dan birkaç kat büyüktü. Yüksek bir uygarliga ulastiktan sonra deprem veya tufan sonucu battigi saniliyordu.
Ingiliz Albay James Churcward Hindistan'daki tabletleri Tahsin Bey'e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayip Mu Kitasi ile ilgiliydi. Ve Churcward 50 yil çalismisti bu tabletleri çözebilmek için. Bu konuda 5 kitap yayinlamis bir uzmandi.

Tahsin Bey ögrendiklerini bulduklarini düzenli olarak Atatürk'e rapor ediyordu. Gazi; Churcward'in Mu ile ilgili kitaplarini getirtti ve 60 kisilik bir tercüme heyetine Türkçe'ye çevirme emrini verdi. Kitaplar basilmadi. Daktilo edilerek Atatürk'ün önüne kondular.

Atatürk metinleri büyük bir dikkatle okudu. Insanin yaradilisini anlatan bölümle özellikle ilgilenmisti. Mu'nun insanligin ana vatani oldugunu nüfusun 64 milyona çiktigini anlatan bölümlerin altini çizmisti. Mu'da geçen Tanri kavramiyla da yakindan ilgilenmis yaraticinin insan akliyla anlasilamayacagi sekillendirilemeyecegi ve adlandirilamayacagi üzerinde durmustu. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm lisanlarin Mu dilinden türedigi belirtiliyordu.

Mu kitasinin batisini anlatan bölümde halkin "Ya Mu bizi kurtar." diye bagirdigina dikkat çekerek Mu'nun bir ilah adi oldugu sonucuna vardi. Mu kökenli özel isim ve sifatlari Öztürkçe ile karsilastirarak (Kui: kögü : Aile vb.) not aliyordu. Atatürk önce Türkler'in kökenini ve Mu dilinin Türkçe ile baglantisini incelemis sonra da Mu sembollerini Latin alfabesiyle karsilastirmisti.

Daha ilginç olan Mu'nun demokrasi ile yönetildigini ve günes enerjisinin aydinlatmada kullanildigini anlatan satirlarin altini çizmekle kalmamisti kendi notlarini da ilistirmisti.

Bugün bu kitaplardan Kayip Mu Kitasi ve Mu'nun Çocuklari Anitmabir kitapliginda 1301 1302 no ile kayitlidir. Çeviri metinleri ise kitaplikta 4 dosya halinde bulunur. Gazi'nin Mu ile ilgili çikardigi sonuçlari ne yazik ki tam olarak bilemiyoruz.

Emekli general Tahsin Mayatepek Meksika'daki arastirmalarinda çok daha fazlasini bulmustu. Maya Aztek ve Inka uygarliklarinin Türkler'in kullandigi esyalara benzer esyalar kullandigini Atatürk'e iletmisti. Davullar kalkanlar üzerlerindeki ay ve yildiz sembollerine kadar bizimkilere benziyordu. Tahsin Mayatepek çalismalarini belge ve fotograflarla 3 ciltlik defter olarak toplayarak Atatürk'e gönderdi. Bunlarin ikisi 70'lere kadar TDK kütüphanesinde idi. (No:57-56) Üçüncü defter kayiptir. Bu defterlerde dini tören ibadet ve tapinaklarin bile sasilacak kadar benzerligi gösteriliyordu.
Atatürk'ün 6 ay gibi bir sürere Türkçe'yi Latin harflerine kavusturacak kadar bilgili ve yetenekli oldugu düsünülürse onun kesinlikle siradan bir dil bilimci ve tarihçi oldugu düsünülemez. Öyleyse bu arastirmalari da siradan bir merak olamazdi. Yine O neyi nerede arayacagini herkesten iyi biliyordu. Bugün Atatürk'ün gizli kalmis düsünceleriyle birlikte bu arastirmalar da Anitkabir'in sessizliginde uyumaya devam ediyorlar. Eger gerçekten var olduysa Mu Kitasi'nin kalintilarinin Pasifik'in derinliklerinde durdugu gibi...

hayalayaz
24-03-2009, 16:10
bu kitabı bende okudum, okuduktan sonra, atatürkün vefat ettiğine bir kere daha yandı içim. o, zamanın imkanlarına göre ne büyük bir araştırmaya kalkışmış..bir kesim politik görüş sahibi insanların kullandıkları bir el işateri var, bu insanlar onun başka bir şeyi temsil ettiğini düşünüyorlar, gerçekte nereden geldiğini ve ne işlere yarayabileceğini bir bilseler, türkiyeyi baştan ayağa feth ederler. atatürk mutlaka biliyordu, ve kayıp olan kitapta bu el işaretleri ve daha fazlasıda vardı diye düşünüyorum..

cagrican
06-06-2009, 22:40
hayal hanım o politik görüşe sahip insanlatın kullandığı el simgesini açıklayabilir misiniz özel olarak...

hayalayaz
06-06-2009, 22:53
hayal hanım o politik görüşe sahip insanlatın kullandığı el simgesini açıklayabilir misiniz özel olarak...

bunu reiki 3. dereceyi öğrenen öğrencilerime öğretiyorum. başka kimselere öğretemem ablacım..

cagrican
06-06-2009, 23:20
bende yakında reiki-3 seviyesine geçicem ama reikimaster hocamın bu bilgilere sahip midir bilemem...bir gün öğrenirim bende umarım:)

hayalayaz
06-06-2009, 23:39
hayırlısı olsun, masterin japon reikisi, yani orjinal usui reiki biliyorsa öğretecektir eminim..

flotens
01-10-2009, 19:16
bilgilerime kaynak gösterememekle birlikte tartışmayı alevlendirmek adına bunları yazacağım ....

Atatürk'ün ay yıldızı seçişininde aslında araştırmalarına dayanması ve bunda Mu uygarlığının boylarındaki birleşimden kaynaklandığı yönünde de spekülatif yorumlar bulunmakta. İngilterenin meşhur kayalarının aslında Türk boylarının hasat taşları olması gibi yada Finlandiya halkının bir kısmının Türk ırkından geldiğini sanması bunuda Viking'lere bağlaması gibi (hatta Finlandiyalı öğretmeniminde ailesinden duyduğu bir söylenti).....

Sanıyorum bunları öğrenmenin tekyolu yükselişle yürüyeceğimiz ışık yolunda....

Hepimizin aynı yolda yanyana yürümesini dilerim.

dileklara
17-06-2011, 15:21
bu kitabı bende okudum, okuduktan sonra, atatürkün vefat ettiğine bir kere daha yandı içim. o, zamanın imkanlarına göre ne büyük bir araştırmaya kalkışmış..bir kesim politik görüş sahibi insanların kullandıkları bir el işateri var, bu insanlar onun başka bir şeyi temsil ettiğini düşünüyorlar, gerçekte nereden geldiğini ve ne işlere yarayabileceğini bir bilseler, türkiyeyi baştan ayağa feth ederler. atatürk mutlaka biliyordu, ve kayıp olan kitapta bu el işaretleri ve daha fazlasıda vardı diye düşünüyorum..
aynen ablacım...çoğu yerde hadi kalk kalksana bişeyler yarım kaldı deyip ağlamak istemiştim okurken...hala aynı duygulardayımm...
kayıp olan tabletler bencede can alıcı bilgiler içeriyor...şuan aydınlığa ulaşmamızı sağlayacak spritüel bilgiler var ama yok edildi yada saklanıyor...belki iyide oldu belki doğrusu buydu..belki yok olmasını sağlayanlar emeksiz kazanılan bilginin insanı sapkınlığa yanlışlara iteceğinin farkındaydı...

Mahir
20-06-2011, 00:28
aynen ablacım...çoğu yerde hadi kalk kalksana bişeyler yarım kaldı deyip ağlamak istemiştim okurken...hala aynı duygulardayımm...
kayıp olan tabletler bencede can alıcı bilgiler içeriyor...şuan aydınlığa ulaşmamızı sağlayacak spritüel bilgiler var ama yok edildi yada saklanıyor...belki iyide oldu belki doğrusu buydu..belki yok olmasını sağlayanlar emeksiz kazanılan bilginin insanı sapkınlığa yanlışlara iteceğinin farkındaydı...

bilinen her şeyi zararlı şekilde kötülüğe alet edebilen insnaoğlunun var olanı yitirilmiş gibi bilmesi daha mantıklıdır bence. Balki de sırf bu nedenle saklanmıştır. Hazır olan insanları gözleyip (Gözcüye selam olsun) ikrar yani yemin ettirip sırlarını ayan ediyorlardır hazır oldukça kişi...

Sır ile..