PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çocuklarda 2 yaş sendromu


gunes
22-03-2009, 21:06
Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!

Bu yaş dönemi anne - babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma - ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.

Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz, içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir.

Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne - baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını (çay zamanları, yürüyüş zamanları, sohbet zamanları, gazete-dergi zamanları) istiyoruz.

Çocuğunuzu bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş ya da kötü bir çocuk olarak asla tanımlamayın. 3 yaş sonrasında size ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. Bunu ortadan kaldırmak için uzman kişilerden gelişim danışmanlığı alabilirsiniz.

Yazan: Psikolog Eda GÖKDUMAN
Alıntı

gunes
22-03-2009, 21:09
İki yaş sendromunun önemi


Çocukların yürümeye ve konuşmaya başladıkları dönemde, ebeveynlerin doğru yaklaşım sergilemeleri çok önemli.

Prof. Dr. Metin Kılınç, çocukların yürümeye ve konuşmaya başladıkları dönemde bireyselliğini ve kendini keşfetmeye, sınırlarını zorlamaya başladığını, doğru yaklaşım sergilemelerinin önemli olduğunu bildirdi. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, çocukların yürümeye ve konuşmaya başladıkları dönemde bireyselliğini ve kendini keşfetmeye, sınırlarını zorlamaya başladığını söyledi. Prof. Dr. Kılınç, bu dönemde ebeveynlerin çocuklarına karşı doğru yaklaşım sergilemelerinin önemli olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Kılınç, yaptığı açıklamada, 2 yaş sendromunun 18 ay civarında başlayarak 42. aya kadar devam edebilen, çocukların genellikle olumsuz tavırlar sergilediği ve kendine söylenilenleri yapmak istemediği, isteklerini kabul ettirmek konusunda ısrarcı olduğu bir dönem olduğunu belirtti.

Bebeklik döneminde sürekli annesine bağımlı olan ve bütün gereksinimleri karşılanan bebeğin bu dönemde kendi başına hareket etmeye başladığını, meraklı ve enerjik olduğunu, sürekli bir şeyleri keşfetmeye çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Kılınç, şunları söyledi:

''Çocuklar yürümeye ve konuşmaya başladıkları dönemde bireyselliğini ve kendini keşfetmeye, sınırlarını zorlamaya başlar, 2 yaş sendromu olarak da adlandırılan bu dönemde ebeveynlerin çocuklarına karşı doğru yaklaşım sergilemeleri büyük önem taşıyor. Çocuk bu dönemde bütün isteklerinin yerine getirilmesini ister. Bazı şeyleri ise tek başına yapmaya çalışır. Çocuğun gelişimi açısından bu dönem çok önemlidir. Ancak çocuk nerede ne yapacağını ve ne zaman duracağını bilemez ve istediği şeyler yapılmadığı ya da kendini yeterince anlatamadığında öfke nöbetleri geçirebilir.''

Prof. Dr. Kılınç, ailelerin, erken ergenlik olarak da adlandırılabilecek bu dönemi iyi kavraması ve çocuğa bu doğrultuda yaklaşması gerektiğini bildirdi.

Ailelerin, yeni yeni yürümeye ve konuşmaya başlayan çocuğun kendi başına yapabileceklerine izin vermesi, ancak yapmaması gereken davranışlarla ilgili sınırı net bir şekilde çizmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kılınç, şöyle devam etti:

''Aileler çocukların yapabileceği şeyler konusunda sınırları çizdikten sonra kendi koydukları kurallara uymalı. Bu konuda çelişkiye düşmemeli. Çocuk ağladığı ya da öfkelendiği, sınırları zorladığı zaman bu kurallardan taviz verilmemeli. Böylelikle çocuklar hangi davranışın doğru hangisinin yanlış olduğu çok daha iyi bir şekilde kavrar.

Tabi ki kendi başına yemek yemek, üzerini tek başına giymek ve güvenli olduğu sürece kendi başına yürümek isteyen çocuğa izin verilmeli. Dünyayı keşfetmeye çalışan çocuğa yardımcı olunmalı ve soruları uygun bir dille yanıtlanmalı. Aileler bu dönemin normal olduğunu bilmeli ve öfkeli, ağlayan ve kızgın çocuğa sakin bir şekilde yaklaşmalı. Bu davranış biçimi çocuğun sağlıklı gelişimi açısından önemli.''

Alıntıdır.