Gülçin Şen
01-07-2011, 11:19
Öfke anında beynimiz üç tane kimyasal zehir salgılar.
Bunların çeşitli oranlarda karışımı, kılcal damarlarda hasar oluşturur.
Bu zehrin birkaç saat boyunca salgılanması durumunda ise, vücutta 'sempatik aktivasyon' dediğimiz durum ortaya çıkar.
Eğer bu adrenalin öfkesiyse, tansiyon yükselmesi, kalp atım hızının artması, omuz ve boyun kaslarının kasılması, göz bebeklerinin büyümesi gibi vücudun savaş durumuna geçtiği tepkiler görülür.
Bunun zıddı olan 'kaç' durumunda da tansiyon düşmesi, rengin beyazlaması gibi savunmadan kaçan haller ortaya çıkar.
Öfkelenen insanın vücudu oluk oluk zehirli kimyasal fışkırtır.
Eğer bu anlık bir kızgınlık ise parasempatik sinir sistemi devreye girerek beyne, 'rahatla, sakin ol, tehlike geçti' mesajını verir.
Öfkeyi yenmeyi başarabilirsek, parasempatik sinir sistemi devreye girerek vücuttaki zehirli kimyasalları temizleyip, huzur ve esenlik duygusu oluşturur.
Kendimizi tehlikeye karşı korumakla beraber bu durumdan bir şeyler de öğrenmeye başlarız.
Fakat öfke uzun sürdüğünde beyin zehirli kimyasalları salgılamaya devam edeceğinden damarlar büzülür ve hipertansiyon oluşur.
Enerji kaynakları kana karışarak kolesterol ve şekerin yükselmesine sebep olabilir.
Beynimiz kızgınlık anında savaşma moduna yarlandığından, bütün enerji kaynaklarını harekete geçirir.
Nasıl ki harbe giren bir ülkenin bütün kaynakları savaşa yönlendirilir, ikmaller ve lojistik destekler artarsa; öfke esnasında da vücuttaki enerji depoları kana pompalandığından, yağ asidi, kolesterol ve şeker yükselmeye başlar.
Anlık öfkelerde durum hemen normale döndüğü halde uzun süreli öfkede kronik tansiyon, kronik şeker, kronik kolesterol hastalıkları ortaya çıkmaktadır.
Bu durumun çaresi, insanın kendini rahatlaması ve sinirlerini gevşetmesinden geçer.
Bütün bu sebeplerle öfke duygusu beden ve ruh sağlığının en büyük düşmanıdır.
Prof.Dr.Nevzat Tarhan
Bunların çeşitli oranlarda karışımı, kılcal damarlarda hasar oluşturur.
Bu zehrin birkaç saat boyunca salgılanması durumunda ise, vücutta 'sempatik aktivasyon' dediğimiz durum ortaya çıkar.
Eğer bu adrenalin öfkesiyse, tansiyon yükselmesi, kalp atım hızının artması, omuz ve boyun kaslarının kasılması, göz bebeklerinin büyümesi gibi vücudun savaş durumuna geçtiği tepkiler görülür.
Bunun zıddı olan 'kaç' durumunda da tansiyon düşmesi, rengin beyazlaması gibi savunmadan kaçan haller ortaya çıkar.
Öfkelenen insanın vücudu oluk oluk zehirli kimyasal fışkırtır.
Eğer bu anlık bir kızgınlık ise parasempatik sinir sistemi devreye girerek beyne, 'rahatla, sakin ol, tehlike geçti' mesajını verir.
Öfkeyi yenmeyi başarabilirsek, parasempatik sinir sistemi devreye girerek vücuttaki zehirli kimyasalları temizleyip, huzur ve esenlik duygusu oluşturur.
Kendimizi tehlikeye karşı korumakla beraber bu durumdan bir şeyler de öğrenmeye başlarız.
Fakat öfke uzun sürdüğünde beyin zehirli kimyasalları salgılamaya devam edeceğinden damarlar büzülür ve hipertansiyon oluşur.
Enerji kaynakları kana karışarak kolesterol ve şekerin yükselmesine sebep olabilir.
Beynimiz kızgınlık anında savaşma moduna yarlandığından, bütün enerji kaynaklarını harekete geçirir.
Nasıl ki harbe giren bir ülkenin bütün kaynakları savaşa yönlendirilir, ikmaller ve lojistik destekler artarsa; öfke esnasında da vücuttaki enerji depoları kana pompalandığından, yağ asidi, kolesterol ve şeker yükselmeye başlar.
Anlık öfkelerde durum hemen normale döndüğü halde uzun süreli öfkede kronik tansiyon, kronik şeker, kronik kolesterol hastalıkları ortaya çıkmaktadır.
Bu durumun çaresi, insanın kendini rahatlaması ve sinirlerini gevşetmesinden geçer.
Bütün bu sebeplerle öfke duygusu beden ve ruh sağlığının en büyük düşmanıdır.
Prof.Dr.Nevzat Tarhan