PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kristal Çocuklar


gunes
20-03-2009, 11:38
Bugün dünyanın bir çok yerinde, belirgin ortak özellikler gösteren çocukları tanımlamak için “kristal çocuk” ifadesi kullanılıyor. Kristal çocuk ifadesi bir semboldür ve semboller çocukları anlatmak için yeterli değillerdir. Çünkü her çocuk gerçekte eşsiz ve biriciktir. Kristal çocuk tanımı, çocukların yaratılış özelliklerini; eğilimlerini, olaylar karşısındaki tutumlarını, duygu ve düşünce yapılarını, kısaca mizaçlarını tanımlamak için kullanılmaktadır.
KRİSTAL ÖZELLİKLER:

Kristal özellikleri taşıyan çocuklar barış yanlısıdırlar. Çevrelerinde bir sorun yaşandığında uzlaştırıcı davranırlar. Kendilerinden küçük çocuklara ve yaşlılara şefkatle yaklaşırlar. Sevecen ve duyarlıdırlar, insanların duygusal alanlarına karşı hassastırlar. İhtiyaç duyan birini teselli etmek isterler. Yardımseverdirler. Doğayı, hayvanları, bitkileri çok sever ve doğal ortamlarda bulunmaya güçlü bir şekilde ihtiyaç duyarlar. Kristaller, doğal taşlar ilgilerini çeker. Duygularını tanımakta ve dile getirmekte ustadırlar. Son derece sakin olabilirler, uzun süre tek başlarına sessizce oynayabilirler. Şifa çalışmaları ilgilerini çeker ve bunlardan hoşlanırlar. Çoğu geç konuşur ve az konuşma eğilimi gösterir. Güçlü sezgilere sahiptirler. Küçük bedendeki yaşlı bir ruh gibi olgun ve bilgedirler. Ancak, olumsuz ve yıkıcı yaklaşımlarla karşılaştıklarında son derece şiddetli tepki verebilirler. Bu tıpkı, bir kristale yansıyan görüntünün çoğalarak yansımasına benzer.
Aşağıdaki kriterleri inceleyerek çocuğunuzun mizacıyla ilgili genel bir fikir edinebilirsiniz. Çocuğunuz ağırlıklı olarak kristal özelliklerine sahip olabilir. Ancak, çocukların sürekli bir değişim içinde oldukları unutulmamalıdır. Çocuklar büyüme süreçleri içerisinde çeşitli tutumları, davranış modellerini değişen seviyelerde denerler. Çocukluk çağının sonlarına doğru kişilikleri belirmeye başlar. Bu olana dek onları değerlendirirken kesin kanılardan, yargılardan kaçınmak sağlıklı bir tutum olacaktır. Çocukların, her türlü sınıflandırmanın dışında yer alan varlıklar
TEST
1- Yapay ışıklandırma ve havalandırma sistemlerinin bulunduğu büyük alış veriş merkezleri gibi kalabalık, gürültülü ortamlarda bulunduktan sonra rahatsızlık duyar mı? Böyle ortamlarda bulunduktan sonra hastalanır mı?
2- Düşüncelerinin ve davranışlarının yaşından beklenmeyecek olgunlukta olduğunu düşünüyor musunuz?
3- Bedensel temastan hoşlanır mı, dokunmak ve dokunulmak için fırsat yaratır mı?

4- Çevresinde bir sorun yaşandığına şahit olduğunda uzlaştırmaya ve ortamı yumuşatmaya çalışır mı?

5- Kendinden küçüklere ve yaşlılara yaklaşımı sevecen ve şefkatli midir?

6- Hayali arkadaşlardan, sizin göremediğiniz hayali varlıklardan sıkca söz eder mi ? Ya da dile getiremese bile siz böyle bir “ilişkiyi” davranışlarından çıkarabiliyor musunuz?

7- Doğal taşlara, kristallere aşırı bir ilgi duyuyor mu?

8- Doğada, doğal ortamlarda bulunduğu zamanlar kendisini daha iyi hissettiğinden söz ediyor mu? Ya da siz ondaki olumlu değişimleri açıkca fark ediyor musunuz?

9- Bitkiler ve hayvanlarla olan etkileşimi özenli ve sevecen mi?

10- İhtiyaç duyan birini teselli etmek ister mi?

11- Çocuğunuz için “farklı” kelimesinin kullanıldığına şahit oldunuz mu?

12- “Hissediyorum, anlıyorum” gibi sözcükleri sık kullanır mı? (Okul öncesi dönem dahil)

13- Zor durumda olan insanlar ve hayvanlar dikkatini çeker mi? Onlara yardım etmek için istek duyar mı?

14- Telepatik bağlantı kurduğuna şahit oldunuz mu?

15- Düşüncelerinizi algıladığını düşündüğünüz oldu mu?

16- Çocuğunuzun insanları renkleri ile ifade ettiğine şahit oldunuz mu ? Örneğin: “Senin rengin kırmızı, senin yeşil...” gibi.

17- Ona uygulanan ya da şahit olduğu enerji ya da şifa çalışmalarıyla ilgilenir ve bunlardan hoşlanır mı?

18- Güzel sanatların herhangi bir dalına dikkat çekici bir ilgisi ve yeteneği var mı?

19- Gökyüzüne, yıldızlara hayranlık duyar ve bu ilgisini açıkca belli eder mi?

20- Yaşından beklenmeyecek denli gelişkin bir müzik zevkine sahip olduğunu düşünüyor musunuz? örn, beş yaşında senfonik rock ya da klasik vb...müzikten hoşlanmak gibi.

21- Yaptığı her hangibir eylemi, işi zamanı gözeterek yapmakta zorlanır mı?

22- Çevresindeki insanların duygularına karşı hassas mı? Sözel olarak dile getirilmeseler bile insanların duygusal durumlarını ve ruh hallerindeki değişimleri fark eder ve bunlardan etkilenir mi?

23- Otorite ya da zorbalıkla karşılaştığında korkar ve uzaklaşır mı?

Bu soruların çoğuna “evet” cevabı verdiyseniz, çocuğunuz ağırlıklı olarak kristal özelliklere sahip demektir.
Alıntıdır.

hülyaa
19-08-2009, 11:28
konu açacaktım,baktım ki güneşcim açmış..:)buraya ekleyeyim dedim:)

bu konu baya ilgi çekici geldi bana..dünyanın en tatlı iki meleğide bende:)

Kristal çocukların yeryüzüne geleceklerine dair bilgi, ilk olarak Kryon kanallığı tarafından bildirilmiştir. Kanallık bilgisine göre dünya gezegeninin frekansı, insanlar tarafından yükseltilirse ve güvenli bir ortam oluşturulursa bu özel çocukların geleceği idi. Nitekim insanların artan farkındalığı eşliğinde bunu başardığı söylendi ve bu özel çocuklar dünyaya geldiler.

2000 yılı ve sonrasında doğan çocukların bazıları kristal diye tanımlanabilecek özelliklere sahiptir. Bunun nedeni kristal yapıda yani tamamen saf bilince sahip olmalarıdır. Yüksek benlikleriyle tam olarak irtibat halindedirler. Beyinlerinin sağ tarafı daha baskın çalışıyor. Bu durum onların dişil enerjiye hakim olduklarını gösteriyor. Sevgiyle, merhametle, içtenlikle, açık görüşlülükle ve varlıklarının masum doğasını da katarak eyleme geçebilmelerinin nedeni budur. Bu özellikleri o kadar aşikardır ki herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilir.

Oldukça iri, etkileyici ve derin bakan gözlere sahiptirler. Onların enerji alanlarına dahil olduğunuzda etraflarına yaydıkları yüksek titreşimleri derhal hissetmeye başlarsınız. Telepati yetenekleri çok güçlüdür. Geç yaşlarda konuşuyorlar. Bunun nedeni ise konuşmaya ihtiyaç duymadan zihinsel iletişime geçebilmeleridir. Ayrıca telekinezi, zihinsel okuma, durugörü, duruişiti gibi psişik becerileri de gelişmiş olabilir. Son derece kolay empati kuruyorlar.

Dünya genelinde birçok kendi dalında uzman kişiler hala bu özel çocukları daha iyi tanımlayabilmek ve esas olarak ne olup bittiğini anlayabilmek amacıyla onlarla vakit geçirmekte ve gözlemler yapmaktadır. Bende onlardan birkaç tanesiyle birebir vakit geçirdiğim ve çalışma fırsatı bulabildiğim için kendimi şanslı görüyorum.
Kristaller ve doğal taşlarla olan çalışmalarımda birçok yaş aralığındaki çocuklarla çalıştım ve halen çalışıyorum. Bu özel çocuklarla ilgili deneyimlerimi ve gözlemlerimden çıkardığım sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum.


[Only Registered Users Can See Links]*u9As3gIU95L02DVM4DCuhBB hWKOBMWX4FiHj7fQN-DOREx2uA8spMvm6vSgaYarp5EJYC/rian2164.jpg

Ağaçlara, çiçeklere, hayvanlara kısacası yaşayan her canlıya büyük bir sevgiyle, saygıyla, hayranlıkla ve içtenlikle yaklaşarak onlarla konuşuyorlar. Bu çocuklar kristalleri gördüklerinde ise büyük bir coşkuyla onlara dokunurlar, defalarca öperler ve konuşurlar. Tam olarak kaçırılmaması gereken muhteşem bir kavuşma sahnesidir. Kristaller, onlar için son derece değerlidir, yüzlerinde kocaman masum bir tebessümle ve hayranlıkla seyrederler. Kristale öyle büyük bir özenle dokunuyorlar ki o kristalden dünyada başka bir tane yok ve fiyatı paha biçilemez zannedebilirsiniz.

Beraber çalıştığım çocuklar içerisinde sadece birkaç tanesi tam olarak kristal özellikleri sergiliyordu. Onlar beni buldu dersem yanlış olmaz. Örneğin; Bireysel kristal çalışmalarıma katılan Hatice isimli bir bayanın 4,5 yaşında Begüm isminde bir kızı var. Hatice’ ye çalışma sonrasında kendi hazırladığım kristal bilekliklerden bir tane vermiştim. Aynı gün evine gittiğinde Begüm annesinin bileğindeki kristali görüyor ve kristale dokunarak benim adımı, “ Meryem” ‘ i söylüyor. Annesi ilk olarak afallıyor ve yanlış duyduğunu düşünüyor ancak Begüm buna rağmen Meryem’ i defalarca tekrarlıyor. Begüm, beni görmeden önce yaptığı pastel boya resimlerde, beni etrafımda bir sürü kristallerle çizmeye başladı. Bunun üzerine Begüm ve ben bir araya geldik.

Begüm, kumral uzun saçlı ve belirgin iri kahverengi gözleri olan sakin tabiatlı bir çocuktur. Aynı zamanda çok neşeli, iyimser ve sıcakkanlıdır. Begüm kime dokunursa veya bakarsa o insanın yüzünde mutlaka bir gülümse ve rahatlama oluşuyor. Begüm, kristalleri hiçbir zaman oyuncak olarak görmedi. Kristallerle aynen bir yetişkin edasıyla çalışıyor. Dışarı çıkarken mutlaka kristalini takıyor. Uygun gördüğü kişilere kristallerini hediye ediyor. Annesi, onu kristal satan mağazalara götürüyor ve Begüm kendi kristallerini bizzat kendisi seçiyor.


[Only Registered Users Can See Links] hfDqcG-NLiQ54nTHfUrhJ0a4RLuXyMc9/bigbrowneyes.jpg

Sizlere bir örnek daha vermek istiyorum. Bir gün annemin işyerinde oturup annemle ve müşterileriyle sohbet ederken içsel olarak bir anda yeni bir şey olacağını hissetmiştim. Aradan 10 – 15 dakika geçti ve kapıdan içeri girmeye çalışan minik bir kız çocuğu belirdi. Kapı ağır olduğu için diğerleri kapıyı açarak ona yardımcı oldular. Etrafına şöyle bir bakındı ve beni görünce yanıma geldi. Direkt olarak elimi tuttu, gözlerimin ta içine kadar bakarak “benim adım Elif, senin adın ne? “ dedi. Henüz bilmediğim bir şeyin olacağını hissettiğimden öncesinde içsel olarak kendimi hazırlamıştım ve biliyordum. İşte, karşımdaydı. Pırıl pırıl bir yüzle ve kocaman ela gözleriyle bana bakıyordu. Gülümsedim ve adımı söyledim. Annesi de Elif’ in ardından içeriye girince üçümüzün arasında tatlı bir sohbet başladı.

Elif, bileğimdeki kristali göstererek onu benden istedi. Kristali ilk olarak gözlerinin hizasında tuttu, hayranlıkla uzun uzun seyretti ve özenle avucunun içine aldı. Ardından bana, kristalin beni sevdiğini ve bileğimde olmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi. Nereden anladığını sorduğumda ise bunu ona kristalin kendisinin söylediğini belirtti. Annemin işyerine daha önceden yerleştirmiş olduğum kristalleri teker teker avucuna bıraktım ve Elif, her bir kristal için kendi yorumlarını aktardı. Sonra Elif’ le bir süre çalıştık. Görülmesi ve yaşanması gereken kristal çocuklardan biridir. Örneğin; Arabaya binmek istemiyor ve annesini ikna ederek belediye otobüslerine bindiriyor. Bunun nedenini ise insanları kalabalık halde izlemeyi sevdiğini, onlara yakın olmak istediğini ve böylece ihtiyacı olanlara yardım edebildiğini söyleyerek açıklıyor.


[Only Registered Users Can See Links] rOn08vMAQJ0WHVGDt/CrystalChild.jpg

Deneyimlerime göre kristal çocukların, kristallere yaklaşımı hep aynı oluyor. Coşkuyla ve sevinçle kristale dokunma ihtiyacı hissediyorlar. Kristaller, onlar için asla bir oyuncak değildir. Kendi kristallerini seçiyorlar ve bir kısmını gece yanlarına alarak uyuyorlar. Dışarı çıkmadan önce o gün takacağı kristali seçiyorlar ya da dışarı çıkarken hep aynı kristali taşıyorlar. Bunun nedenini sorduğumda ise kristalin onu koruduğunu ve kendini iyi hissettirdiğini söylüyorlar. İlaç içmeyi kesinlikle sevmiyorlar. Ağrıyan bir yerleri olduğunda aynı bölgeye gene kendi seçtikleri bir veya birden fazla sayıda kristali yerleştiriyorlar. Hayvanları, ağaçları ve evde büyüyen çiçekleri de kristalleriyle tanıştırıyorlar. Kristallerle daha çok zihinsel yolla veya sözlü olarak konuşuyorlar. İhtiyacı olduğunu düşündükleri kişilere hemen bir kristal hediye ediyorlar. Aynı zamanda kristallerini büyük bir özenle saklıyorlar.

Kristal çocuklar olarak tanımlanabilecek çocuklar, mutlaka kristallerle bir araya getirilmelidir. Bu çocuklar, bir yetişkin gibi kristallerle çalışabiliyorlar. Kristallerle, doğaları neticesinde içsel ve özel bir bağ kurabiliyorlar.

Bir gün bir çocuk avucunda minik bir kristalle size gelirse onu lütfen geri çevirmeyin. Yüzünüzde aniden beliren bir gülümseme, yoğun neşe ve mutluluk hali, kalbinize yayılan saf ve sıcak duygular inanın “kristallerin” eseri olacaktır.

Sevgilerimle,

Meryem Ebru Sezen

Perilice
19-08-2009, 11:31
,shy bende kristal çocuğum :923

Perilice
19-08-2009, 11:47
İndigo ve Kristal Kimdir

Einstein’ın izafiyet kuramından yola çıkacak olursak, etrafımızda gördüğümüz her şey, her tür madde, enerjinin frekansı / titreşimi indirgenmiş halidir.
Bu bağlamda etrafımızda gördüğümüz herşey bir enerjidir. İçinde bulunduğumuz beden de bir enerji formudur ve bu enerji formu kendini belli şekillerde şarj etmektedir. Çakra adını verdiğimiz yedi ana merkezden enerji alışverişinde bulunuyor ve bu yolla hem kendimizi, hem çevremizi tanıyoruz.
Çakraların etkili oldukları belli alanlar var. Çünkü aslında çakralarımız bizim dış dünyayla olan ilişkilerimizi düzenleyen, bizi dış dünyaya yansıtan, dış dünyayı algılamamızı etkileyen merkezler. Çok özet olarak söylemek gerekirse, kök çakra dünyevi ilişkiler ve maddeyle ilişki, sakral çakra cinsellik, solar plexus sosyal ilişkiler ve aktif enerji, kalp çakrası sevgi merkezi, boğaz çakrası ifade merkezi, üçüncü göz maddenin ötesinin kabulü, altıncı his ve bilgelik, taç çakra ise tanrısal bağlantıdır.
İndigo olarak bahsettiğimiz çocuklar da ismini üçüncü göz çakrasından almaktadır. Bu çakranın rengi indigo mavisidir.
Değişen dünya zaman kavramlarıyla birlikte, dünyanın da içinde bulundugu titreşim ve enerji de yükselmektedir. Teknolojinin ve bilginin çağında yaşamaktayız. Normal insan tekamülü dünyaya geldiğinde kök çakradan başlar. Çocuk doğar ve ilk olarak maddeyle ilişki kurmayı öğrenir. Madde ve dış dünya ilişkisini kuran ve tamamlayan çocuk sakral çakra enerjisini aktive eder ve cinsellik duygusuyla tanışır, yani çocuğun libidosu uyanır. Sonrasında enerji solar plexus'a yükselir ve kişi sosyal çevrede farklı duygularla tanışmaya başlar, ilişki kurar, rol alır. Enerji kalp çakraya yükseldiğinde, sevgi merkezi açığa çıkar ve kurulmuş ilişkiler sevgiyle anlamlanır. Cinsellikle maddeyle kurulan sevgi kavramı açığa çıkar. Kişi ihtiyacın ötesindeki sevgi kavramıyla tanışır. Bu kavramla tanıştığında kendini tanıma, keşfetme ve değer verme döngüsüne girer. Bu keşif kişide kendini ifade ihtiyacını ortaya çıkarır ve enerji kişinin kendini ifade merkezine, yani boğaz çakrasına yükselir. Kendini ifade işlemi tamamlandığında kişi kendi dünyası dışındaki dünyayı algılamaya daha çok fırsat bulur. Ve madde ötesiyle, varoluşla ilgilenmeye, varoluşu kavramaya çalışır, yani enerji üçüncü göze yükselmiştir. Madde ötesi kavramı kişide oturduğunda, kişi tanrısal enerjiyle bağlantıya gecer. Taç çakra rengi açık mor, ışığı beyazdır. Gelmiş geçmiş aziz peygamberlerin resimlerinin başları üzerinde gördüğümüz hareler aslında taç çakranın aktive olmuş enerjisinin yansımasıdır.
Bu süreç bir anda olup bitmez. Yani bir çakra enerjisi tamamlanmadan öbürüne geçilmez diye birşey yoktur. Enerjinin döngüsü bu yöndedir. Bu enerji döngüsü devam ettikçe, çakralardaki aktivasyon hızlanır, çakra enerjisi beslenir. Enerjiyi suya benzetirsek, geçtiği yerleri sulayan, tohumlara gelişmesi ve çiçek açması için destek veren bir sistemdir bu.
İndigo olarak tanımladığımız bu çocuklar, içinde bulunduğumuz dünyanın yüksek enerjisinde, tüm bilgilerin açığa çıktığı bir çağda, titreşimleri daha yüksek olarak doğan çocuklardır. Bu çocuklar bu tekamül sürecinden geçmeye gerek duymadan ilk altı çakrası, yani üçüncü göze kadar olan çakraları aktive olarak gelen çocuklardır. Bu yüzden kendi değerlerini bilme, sevgi, dünya ilişkileri konularında alışılagelmişin dışında bir bilgelik gösterdiklerine tanık olursunuz.
Kristal çocuklar olarak tanımlanan çocuklar ise ilk yedi çakrası aktive olarak gelmiş çocuklardır. Ve bu çocuklar, bilgi çağının getirdiği avantajlarla, uyaranlarının daha fazla olması nedeniyle daha çabuk öğrenme ve hatırlama kapasitesine sahiptirler. 50 yasında yaşlı bir adamla 3 yaşındaki çocuğun bilgisayar kullanma becerileri arasında fark, bu enerjinin çocukları olmaları ile, enerjilerin uyuşmasıyla ilgilidir. Ama burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor:
İçinde bulunğumuz enerjide, evet bu çocuklar daha donanımlı geliyorlar. Ama her çakranın bir enerji kaydı olduğunu düşünürsek, yaşadığımız tüm olaylardan ve ilişkilerden etkilenmeye devam ettiğimiz için ve yaşadığımız olaylar ve travmalar çakralardaki enerji akışını etkildiği için, bu çocuklar da dünyaya geldikleri andan itibaren çakralarında travma biriktirebiliyorlar. Bu, kişinin travmanın yaşandığı çakrada takılı kalmasına, üst çakra enerjilerine geçememesine neden oluyor. Kısaca, daha yüksek potansiyelde doğuyorlar ama bu potansiyeli hayata geçirebilmeleri, bulundukları koşullara ve aile eğitimlerine bağlı. Farkındalık yolunda çok hızlı da yürüyebilirler, bir yerde takılı da kalabilirler.
Bu bağlamda, aslında üçüncü göz çakrasının enerjisini hayatında aktive etmiş herkes bir indigodur demek, yedinci çakrayı aktive etmiş her insan da bir kristaldir demek mümkündür.

Alıntıdır

Perilice
19-08-2009, 11:50
INDIGO - KRİSTAL ve GÖKKUŞAĞI ÇOCUKLAR by Doreen Virtue


İNDİGO ÖZELLİKLERİ
İradeli
çoğunlukla 1978 ve sonrası doğumlu
Dikkafalı-inatçı
Yaratıcılık (müzik, tasarım, şiir vb )
Bağımlılıklara eğilimli
Yaşlı-deneyimli ruhlar, 13-40'lı yaşlarda olanlar
Sezgisel veya psişik
İzoledirler. agresif veya kırılgan yapılarından dolayı
Bağımsız ve gururlu
Dünya'yı değiştirmek, yardım etmekle ilgili büyük arzular taşır
Düşük özgüven ve yüksek özgüven arasında gidip gelir
Sıkılgan
Dikkat eksikliği veya hiperaktivite tanısı konmuş olabilir
Ağır Depresyon geçmişi olabilir
Uyku sorunları (uykuya dalmakta zorluk, uyuyamama, kabuslu veya huzursuz uyku)
Gerçek, yakın, uzun soluklu dostluk arar
Hayvan ve birkilerle rahat iletişim halindedir
Ara bulucu, ortam yumuşatıcı
Savaşçı ruh
insanlar ve durumlardaki yalan-dolanı sezer
Auralarında İndigo rengi hakim olur
Enerjilere karşı duyarlı
Kimyasallara karşı hassas

GÖREVLERİ: Artık işe yaramayan, eski, Dünya'ya ve insanlığa hizmet etmeyen düzen,sistem ve oluşumları ortaya çıkarmak ve değişimi başlatmak. Yolu açarak Kristal'lere öncülük etmektir.


KRİSTAL ÖZELLİKLERİ

Primzatik kuartz kristali gibi rengarenk auralara sahip
Çoğunlukla 1995 ve sonrası doğanlar
Geniş gözler, derin bakışlar
Çekici kişilikleri
Sıcakkanlı
Çoğunlukla geç konuşmaya başlar
Telepatik veya kendine has işaret dili ile iletişim kurar
Otistik veya Asperger Semdromu tanısı konmuş olabilir
Sevimli, sevgi dolu, affedici
Hassas ve empatik
Doğa ve hayvanlarla bağlı
İyileştirici (şifa) yeteneklere sahip
Kaya ve kristallerle ilgili
Sık sık Melekler, Ruhsal rehberler ve geçmiş yaşamlar hakkında konuşur
Yüksek derecede sanatkar ve yaratıcı
Vegeteryan beslenmeyi tercih eder
Korkusuz, şaşırtıcı denge sahibi
kimyasallara indigolardan daha hassas
Daha büyük yaşdakilere, diğer kristallere, yardıma ihtiyacı olanlara sempat duyar
Yabancılara karşı ihtiyatlı

GÖREVLERİ: İndigoların kendilerine açtığı yoldan emin adımlarla ilerlerek, dünyayı daha güvenli hale getirmek için yeni yol göstericiler olarak hizmet eder. Kendilerinden sonra gelecek Gökkuşağı çocukları için hazırlık yaparlar.


GÖKKUŞAĞI ÖZELLİKLERİ

Henüz çok az sayıda enkarne olmuştur
Kristal'lerin çocukları olarak geliyorlar
Daha önce enkarne olmamış
Karma'ları yoktur
İşlevsiz aileleri seçmezler
Sadece hizmet için gelecekler
Kristaller gibi büyük gözleri olabilir, tamamen güven veren gözler olacaktır
Ruhsal güçlere sahip ve Spiritüel
Tamamen korkusuz (kimseden ve hiçbişeyden)
Şimdiye kadar gelmiş Reiki ve benzeri şifa enerjilerine sahip olarak gelecekler

GÖREVLERİ: Kristal çocukların, çocukları olarak dünyaya hizmet etmek, saf dünyayı yaratmak ve ilahi potansiyelimizi hatırlatmak için gelecek avatar'lar.

Alıntıdır

Perilice
19-08-2009, 11:55
"Bir Kristalle Sıra Dışı Bir Söyleşi

Bir Öncü-Kristal olan Beyaz Özbalçık ile Kristal Çocuk Uzmanı Burçak Alkanlı tarafından yapıldı.

S1: Kristal Auralı İnsanlar bu dünyaya neden enkarne olurlar?

C1: Kristaller, bu dünyaya bilgiyi getirmek için gelirler, İndigolar ise bu bilgiyi kullanıma sokmak üzere programlanmışlardır. Dünya tarihi boyunca kriz dönemlerinde Kristaller ve İndigolar her dönemde her topluma gelmişlerdir. Peygamberler ve erenler kristaldir.

S2: Bunlar dünyaya nereden geliyorlar?

C2: İndigolar, Sirius ve Venüs Gezegen'lerinden geliyorlar. Sirius eril, Venüs ise dişidir. Dünya üzerinde Venüs'ün en çok enerjisini gönderdiği bölge Türkiye'dir. Mavi Yıldız olarak ta bilinir.
Işıkçılar yani Kristaller Galaktik Merkez'den gelirler.

S3: Merkezi Güneş veya Galaktik Merkez denilen yer neresidir? Bu konuda daha fazla bilgi almak isteyenlere önereceğiniz okuma referansları nelerdir?

C3: Söz konusu yer Samanyolu galaksisinin merkezdir. Bu konuda kitap yazılmış mı bilmiyorum. Ama mutlaka yazan birileri vardır. Araştırılırsa bulunabilir.

S4: Bir Kristal olarak bu konuda toplumumuzu aydınlatmak üzere genel özelliklerini sayabilir misiniz?

C4: Kristaller tüm boyutlara ulaşabilirler. Duru görü ve duru duyu gibi psişik yetenekleri çok kuvvetlidir. Evrendeki her şeyle her an bağlantı halindedirler. Var olan her şeyi enerji olarak algılarlar. Ayrıca bu enerjileri dönüştürme yetenekleri vardır. Enerji, bir Kristal için bilgi demektir. Çok bilinenin aksine (yani Kristallerin ilk defa dünya üzerine enkarne olmaları üzerine düşünülen) onlar için bilinmedik bir şey yoktur. Soru geldiğinde cevabı verirler. Toplumsal bilinçle hareket ederek oradaki soruların cevaplarını verirler.

S5: İndigolardan farkları nelerdir?

C5: İndigolar sosyal, Kristaller ise yalnızlığı tercih ederler. Yalnızlık onlar için önemlidir. Kristallerin telapatik yetenekleri çok kuvvetli olduğu için sözlü iletişim hem sıkar hem de yorar.
Yalnız olduklarında her şeyle iletişim halinde olduklarını bilirler. Grup ilişkileri kafalarını karıştırır çünkü insanların bir çoğu hissettiklerini ve düşündüklerini söylemek yerine doğru olanı söylemeye kodlanmıştır. Bu durum onlarda tabir yerindeyse bağlantı kopukluğuna neden olur. Algıları körelir. Aileler durumu sorun olarak gördükleri için çözüm ararlar ki bu çok yanlıştır. Bu bir sorun değil oluş halidir. Ayrıca, Kristaller yaşadıkları her şeyi macera olarak yorumlarlar. Acı, yokluk gibi kavramlar gereksiz yaratımlardır. Kristallerin merkezi bir bağışıklık sistemi yoktur. DNA yapıları galaktik bir yapıya sahiptir.

S6: Bunu da biraz açabilir misiniz?

C6: Evet, normal insanlarda bağışıklık merkezini tümüs bezi yönetir. O çöktüğünde beden ölümü gerçekleşir. Oysa kristallerde merkezi bir bağışıklık sistemi yoktur. Bağışıklık tüm hücrelerde vardır. Bu da kristallere hastalıkları iyileştirme yeteneğini verir. Çünkü diğer bir görevleri de hastalıklı enerjileri dönüştürmektir. Çok sık hastalanırlar. Toplayıcı gibi çevrelerinde bulunanların hastalıklı enerjileri emer ve bunu dönüştürürler. Her şey enerjidir. Günümüzde kristallerin bir çoğu bunun farkında değildir. Galaktik denmesinin sebebi galaksinin hem enerjisini hem bilgisini taşır.

S7: Biliyoruz ki bizler de Dünya'nın Yükseliş Süreci'ni yaşandığı bu dönemde kristalleşmekteyiz. Yükselişte bizler de kristaller gibi bu tip bir vücut yapısına mı geçiş sağlıyoruz? Eğer öyle ise Kristalin vücudumuz nasıl işleyecek? Yemek içmek ve boşaltım sistemleri devam edecek mi yoksa tamamen bir değişime mi uğrayacağız?

C7: Evet, kristallerin bir görevi de bu zaten insanlığa kendisini hatırlatmak. Her türlü dönüşümü yapabiliriz. Enerjiyi besinlerden almak yerine saf enerjiyi alarak beslenmek mümkün. Hatta sonraki süreçlerde insan fiziksel çözülme sağlayarak bugün astral yapılan seyahatleri fiziksel olarak gerçekleştirebilecektir.

S8: Tüm kadim metinlerde ve eski inisiyasyonlarda adı "Işık Beden" olarak anılan bu süreç nasıl işler? Açmak gerekirse kendiliğinden mi aktive olur yoksa bizler niyetlerimizi kullanarak mı Işık Beden oluruz?

C8: Şu haliyle kendiliğinden zor. Ama süreç hızlı işliyor. Daha fazla insan bu bilince gelince daha da hızlanacak.

S9: Değişim sürecini rahat atlatmak için dinlenmeye veya başka ritüeller uygulamaya ihtiyacımız var mıdır?

C9: Evet. Özellikle zorunluluk kabul edilen tüm işlerden kopmak gerekiyor. Eski bilgilerden ve tüm alışkanlıklardan kurtulmak. Farklı bir oluş sürecine giriliyor. Düşünceyle form yaratma. Bununla ilgili çok şey yazılıp çiziliyor. Kuantum fiziği örneğin çok şey anlatıyor. Enerjiye düşünceyle form verebilmek için saflaşmak gerekir ki bu kristalleşmektir zaten.

S10: İnsanlar yükseliş sırasında yaşadıkları uyanışta ve yaşayacakları değişim konusunda daha fazla eğitime ihtiyaç duyacaklardır. Siz insanların Dünya üzerindeki en yüksek potansiyellerini
gerçekleştirebilmeleri için insanlığa ne tür bir hizmet vermektesiniz? Hazırladığınız eğitim programları neler?

C10: İlk iş olarak yazıyorum. Bir grubum var. Dönüşümün yedi simyası. Gelen mesajları insanlarla paylaşarak hazırlanmalarına katkı sunuyorum. Ve bire bir çalışmalar yapıyorum. Bireydeki potansiyelleri açığa çıkarmak için. Öncelikle bireyin oluşta neyi deneyimlemek istediğini buluyoruz. Sonra bunu açığa çıkarmak için uygun egzersizlerle yaşama aktarmasını sağlıyoruz. Ben burada bireyin sadece farkındalığını kazanmasına yardımcı oluyorum.

S11: Bir Kristal olarak bu dünyadaki yaşamınız boyunca siz de Drunvalo Malchizedek gibi Sirius veya başka bir gezegene bir ziyaret yaptınız mı? Eğer yaptıysanız neler gördünüz? Evrendeki zeki hayat nasıl ve bizleri nasıl karşılıyorlar?

C11: Evet, öncelikle güneş sistemindeki tüm gezegenlere. Sonra diğerlerine en son pegasusa yaptım. Acturusta var bu dönemde en çok oralardan enerji çekiliyor. Galaksinin çekirdeği var bir de. O gezegenlerdeki enerji formları çok gelişmiş. Acturusta bilgi teknolojisi var örneğin. Yeni teknolojilerin gelmesinde onların çok etkisi olacak. Pegasustan bolluk bilinciyle ilgili ve düşünce gücünü etkin kullanımıyla ilgili bilgiler aktarıldı. Bu gezegenlerin enerjileri dünya da şu anda aktif. Oralarda bizlerin algıladığı türden bir yaşam yok. Enerjileri çok yüksek ve öyle varlar. Ama onlar da dünyada bedenlemek istiyorlar. Bu formda olmak evrendeki tüm enerji formları için önemli. Ama insan bunu bilmiyor.

S12: Tüm kadim metinlerde bahsedilen "Işık Beden"lerimiz artık active edildiler mi? Herkes bu geçişi yaşayabilecek mi?

C12: Evet azınlık ama henüz. „İnsan alemin özetidir” Cümlesi çok iyi anlatır. Aslında şimdiye kadar konuştuğumuz her bilgi herkeste var. Ancak bazı insanlar eski kalıplarından arınmadığı için herkes geçemeyecek. Dünya değimiyle çalışan kazanacak.

S13: Tüm galaksiler içinde Dünya Gezegeninin bulunduğu Galaksinin (Samanyolu Galaksisi) önemi nedir? Neden tüm evren şu an Dünya'da olanlarla ilgileniyor?

C13: bizim evrenimizde yaşam üreten tek galaksi Samanyolu. Enerjilerin fizik beden deneyimi ise sadece dünyada mümkün. Ve enerji (ruh) bu oluşu deneyimlemek istiyor. Bu nedenle çok önemli. Çünkü insanın yetenekleri gerçekten sınırsız. Evrende belli yasalar vardır. En bilineni etki tepki yasasıdır. Ancak insan bilinci bu yasaları etkileyebilir hatta değiştirebilir. Yani insan da tanrısallık vardır. Bir insan diğer gezegenlerden enerjiyi çekip bunu kullanabilir. Ama enerji tek başına buna karar da veremez değişim ve dönüşümü gerçekleştiremez.

S14: Sizce Anadolu'nun gezegenin yükselişinde oynayacağı rol nedir? Neden Anadolu?

C14: Dünya bu sistemin üçüncü gözüdür. Yani 6 çakrası. Düşünce alanı. Herşey önce niyettir sonra düşünceyle şekil alır. Bu nedenle eski üstadlar “yaşadığınız bir ilüzyondur” der. Dünya dışındaki enerjilerin formlarıyız. Anadolu'da dünyanın üçüncü gözüdür. Tarihi iyi incelerseniz ilk insanların Anadolu'da form aldığını görürüz. Nuh efsanesi de bunu söyler. Daha da önemlisi ışık insanlar yerleşim bölgesi olarak Anadolu'yu seçmiştir. Dünya haritasına baktığınızda bu coğrafyanın göze benzediğini görebilirsiniz. Ve Anadolu ana tanrıçaların diyarıdır. Hiçbir coğrafyada bu kadar çok ana tanrıça miti yoktur. Yükseliş buradan oldu tüm zamanlarda.

S15: Türk insanı bu konuda yeterince bilinçli mi? Yoksa halk halen uyutulmaya mı çalışılıyor? Uyanan insanların hayatlarında ve hayat tarzlarında ne gibi değişiklikler gözlemlediniz?

C15: Hayır, hiç bilinçli değil. Dünyayı yönetenler Anadolu ışıkçılarından çok etkilenmişler ve onları kullanmışlardır. Mason ve Hermetizmin tarihine bakarsanız bunu görürsünüz. Uyanma hala batının etkisinde. Batı hayranlığı devam ediyor. İçimizden gelen bilgileri kabulde zorlanıyor insanlar. Burada söylenince delilik, oradan gelince bilgi oluyor.

Bir çok insan Anadolu'da ışıkçıların yaşadığından habersiz. Hoş artık onlar da bunun çok farkında değil artık. Çok asimile olmuş.

Uyanan insanlar daha çok yalnızlığı tercih ediyorlar. Biliyoruz ki değişim için insanlarla birlikte olmamız gerekmiyor. Düşünceyle yapabiliyoruz bir çok şeyi. Yani bilinci etkileyebiliyor. Artık uyanış hızlandığı için bazılarımız bilgiyi aktarmayı tercih ediyor. Bir de gizli kalmak çok önemliydi şimdiye kadar. Ama aktarmak için açığa çıkma zorunluluğu doğdu. Daha fazla insan açığa çıkacaktır. Bu konuşma buna hizmet edecek.

Yaptığımız iş önemliydi. Sözü edilen enerjilerin dünyaya çekilmesi demirlenmesi ve açığa çıkması için insan bilincine ihtiyaç var. Bizler de bunu yaptık tüm zamanlarda. Ama çok da yorulduk. Çekilen enerjiyi kötüye kullandı insanlık. Sorumluluğu devretmenin zamanı geldi.

S16: Kişilerin kendi ailelerinde bulunan hastalıkların iyileştirilmesi, şimdi bulunan seviyede kişinin bu hastalıkları (bilinçaltı olarak nitelendirdiğiniz) geçmişine bakarak tüm atalarının genlerini değiştirmesine bağlı olduğuna göre şimdi, geçmişi gelecekle yer değiştirtmek gelecek nesiller açısından önemlidir diyorsunuz. Eğer kişiler geçmişe boş verip sadece kendi bedenlerinde yaşıyorlarsa bir dahaki enkarnelerinde atalarından aldıkları genetik mirası da sürdürmeye devam edeceklerdir değil mi?

C16: Evet, dönüştürmek zorunda yoksa geçişi yaşayamaz. Bu zaman da gelen kristaller de bunu yapıyorlar. Geçmişi de bu bedenlerde taşıyoruz zaten. Bunun için geçmişe gitmeye gerek yok, bu anda ve bu bedende yaptığınız zaman dönüştürme gerçek oluyor. En zoru bu dönem. Bu nedenle kaos deniliyor. Yük o kadar ağır ki. Bir tarafta değişim var diğer tarafta direnç var. Ben çoğu zaman kendimi sırat köprüsünde gibi hissediyorum. Çaresizlik hissini çok yaşıyorum. “Tamam teslim oluyorum” dese insanlar sorun anında çözülecek. Ama direnç çok fazla. Bir insanı ikna edene kadar günlerce haftalarca konuştuğum oluyor.

Ama geçişin olabilmesi için de yapılması gerekiyor. Normal yolla olmazsa felaket olarak yaşanacak. Depremler, savaşlar, salgın hastalıklar.

S17: Otistik bir çocuk için geleceği yaratmak (genlerinin düzeltilmesi) mümkün müdür?

C17: Her şey mümkündür.

S18: Bir insan artık kaderini kendi yaratıyorsa sizce hayatında öncelikli olarak değiştirmesi gereken şey ne olmalıdır? Bunu nasıl yapabilir?

C18: kendisini değiştirmesi lazım. Her gün ölüp diriliyoruz aslında. Tüm hücrelerde belli aralıklarla ölüp diriliyor. Bilinçli bir ölüm tümden bir değişim demektir. Ben buna ölüme yatmak diyorum. “Kendimi, şu ana kadar olanı” ölüme teslim ediyorum ve yeniden yaratıyorum. Böylece bünyede hastalık da kalmıyor ve her hücreniz yenileniyor. Taşıdığınız tüm geçmişlerde ölüyor. Çok basit ama zor.

Bilinciniz de değişiyor. Ama bunu yapabilmek için de yine o bilinç durumunda olmanız gerekiyor. Osho'nun dediği gibi ölmeden önce ölmek. Bilinç programları var. Teslimiyet. Bireyin ölmeyeceğini bilmesi gerekir. Ölüme kendisini teslim etmesinden söz ediyoruz. Çünkü ölüm aynı zaman da yaşamdır. Paradoks gibi görünse de değildir. Ölüm ve yaşam döngünün bir parçasıdır. Ölmek toprağın altına girmek değildir. Bilincin ölmesidir. Ölmeyi başarırsanız başka bir tür gelişim paketine gerek kalmaz. Seminerler kitaplar. Gereksiz hale gelir. Her şey mümkün.

Perilice
19-08-2009, 12:02
Kristal çocuklar

Yeni bir Güneş doğunca; bilinçler değişecek, dünyanın ekseni ve manyetik kutuplar yer değiştirince iklimler değişecek, genetik yapımız etkilenecek; yeni bir insan nesli ortaya çıkacak.

Bilinç düzeyleri bu yeni titreşim alanına ve manyetik yükselişe uygun olmayanlar, önümüzdeki 6 yıl içinde hastalıklar ve bilinçsizliğin neden olduğu kitlesel kazalarla ortadan kalkacaklar. Ya kalanlar? Onlar Yeni Çağ´ın yeni insan nesli... Geçen hafta İndigo Çocukları konuştuk, bu hafta ise Kristal Çocukları konuşacağız.
Kahinlerin ve astrologların en önemli sorunu önlerindeki çeşitli olasılıklardır, bu yüzden geleceğe yönelik tahminler yaparken, olabildiğince esnek ve çok anlama yönelik tahminlerde bulunurlar. Örneğin borsa ile ilgili tahminlerin yapılabilmesi için, bilimsel veriler gerekmektedir ama bu doğru verilerin gösterdiği doğrultuda, geleceğe yönelen eğrinin bir yerinde normaldışı bir karar verilmekte ve birşey değişmektedir; o zaman da eğim normalliğini yitirerek, farklılaşmaktadır. Eğer bu bir grafikse, sadece bir gelecek tahminidir ama bir gelecekçi için daha farklı şeyler de vardır ve özellikle de bilincin rolü önemlidir. Ama bu tür bir bilinç yeteneği herkesde yoktur; bu yeteneğe "Öngörü" denir.

Geleceği görebiliyoruz.
Klasik tanımlama olarak bir Öngörücü, olayları önceden görür yani zamanından önce görür ve aynı zamanda da detayları da vermeye çalışır. Bu tanımlama doğrultusunda, gelecekçiliğin "futurism" tanımı istatistik olasılık çalışmalarıyla, geleceği bir film gibi görme yeteneğinin birleşmesi şeklindedir. Böylesine bur bütünlüğün sağlandığı noktada, olaylar daha kesindirler, medyumların gelecek tahminlerindeki en büyük sıkıntısları veya yanılgıları bu birleşmeyi yapamamaları yüzündendir, geçmiş hakkında yeterince bilgileri yoktur ve bu nedenle de geleceğe yönelttikleri tahmin eğrisi eksik ya da hatalıdır.

Uyandığınız zaman rüyanızı hatırlar, bir yere yazar, gerektiği anda hatırlar, her istediğiniz anda yeniden yaşar ve başkalarıyla tartışarak, ne anlama geldiğini soruşturursunuz; Bilinçaltından gelen küçük bir ses, bize birşeyler söyler ama bu ses her zaman aynı değildir, farklıdır, bu bir ilişkidir ama nereyle diye sormak gerekir. Ruhla, akıp giden bilgi arasında bir ilişki oluşmaktadır ama koşulların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu kişiye özgün birşeydir. Ama bildiğimiz tek birşey var; Geleceği görebiliyoruz.

Nostradamus, kutupsal değişimin sert, yıkıcı ve olağanüstü etkilerinin ayrıntılarını veriyor; önce iklimler değişmeye başlayacak sonra genetik kodlar değişmeye başlayacak, dünyanın vibrasyonu yani titreşimi etkileneceği için, daha yüksek bir frekansa geçilecek. Dünyadaki tüm manyetik araçlar etkilenecekler, insan beyninde etkilenmeler olacak, kollektif bilgi algılaması bazı insanlarda artarken, bazılarında yok olacak, bu yeni bir bilinç alanına geçiş anlamına gelecek. Bütün bu yaklaşım akla benzer ruhsal mesajları getiriyor; yani yeni bir bilinç alanının sonunda ortaya çıkacak olan yüksek bir ruhsal vibrasyon; bu titreşime uyum sağlayamayanlar büyük olasılıkla delirecekler ve bu çok ani olacak yani bilinçsel değişim azar azar olmayacak. Dini bir kehanette, herşeyin göz açıp kapayıncaya değişeceğinden söz ediliyor.

Bazı insanların ötekilere göre daha iyi adapte olacakları çünkü onların bilinçlerinin daha güvenilir ve sağlıklı olduğu belirtiliyor. 1920-30 ve 40´larda doğanlar için zaman boldu ama 1987 bir dönüm noktasıydı; kaynaklara göre bu yıllardan sonra ölenler kurtuldular; sonrakiler "Ne zaman?" korkusunu yaşayacaklar, 1987´den sonra doğanlar ise, değişimi yaşamaya mahkumlar, belki bazıları değişimden yararlanacak ama ötekiler zor zamanlar yaşayacaklar ve bu zorluk hastalıklar şeklinde başlayacak, özellikle de vücudun elektriksel sisteminde. Yeni hastalıklar ve salgınlar göreceğiz; ayrıca çok büyük kazalar yaşanacak; bunun da nedeni elektriksel dengesizler olacak. Kitlesel kayıplardan söz ediliyor, öteki kahinler de milyarların öleceğini öngörmüşlerdi ve şimdi de son soru; Ne zaman? Cevap, 1998-2012 arasında.
Ya kalanlar ne olacak?Onlar tüm kollektif insan dönüşümünü yaşamış ve başarmış olarak müjdelenen Yeni Çağ´ın öncüleri olacaklar; 1980’lerde tümüyle yeni bir enerji sisteminin yeni bir insan ırkı yaratacağı söyleniyordu, herşey ama herşey değişecek deniyor ve ekleniyordu; "Bir başka gezegene gitmiş gibi olacaksınız, yüksek zekalı insanların doğduklarını göreceğiz ve ihtiyacımız olan gerçek zeka o zaman ortaya çıkacak. O zaman kendimizin olağanüstülüğünü algılamış olacağız." Kehanetler hem dehşet verici, hem de umut dolu; değişimi isteyenlerden birisiyseniz, mesele yok ama o zaman da sağ kalabilmemiz gerek yoksa Yeni Çağ´a ön kapıdan giremeyeceğiz. Ya yanılır da, önümüzdeki 10 yıl içinde birşey değişmezse, o zaman ne olacak? Hiç birşey olmayacak tabii ki sadece güven azalacak ve yeni öngörüler başlayacak. Ama olaylar gerçekleşirse işin rengi değişecek, hele bir de bilinçsel değişime hazırsanız hiç sorun kalmayacak.
Ne denmişti? "Bir başka gezegene gitmiş gibi olacaksınız, yüksek zekalı insanların doğduklarını göreceğiz ve ihtiyacımız olan gerçek zeka o zaman ortaya çıkacak. O zaman kendimizin olağanüstülüğünü algılamış olacağız.”
Kimler bu doğacak olan yüksek zekalı insanlar? Geçen hafta İndigo çocuklar ve gençler demiş ve anlatmıştık. Ama İndigo çocuklar 1994’den önce doğmuşlardı, peki ya sonra doğanlar? Yani 1994’den sonra doğan ve şu anda en büyüğü 11 yaşında olan çocuklar? Cevabı biliyoruz çünkü onlara Kristal Çocuklar deniyor.

Onları tanımak
Kristal Çocuklar’ı nasıl tanıyacağız? İlk bakacağımız yer onların gözleridir, iri, etkili, anlamlı ve bilge gözlere sahiptirler. Mutluluk ve sevinç verirler, bağışlayıcıdırlar. Kristal Çocuklar büyükleri olan İndigo Çocuklar’la, benzer özellikleri paylaşırlar. İndigoların ruhları savaşçıdır, amaçları eski düşünceleri yani önceki eğitim, yönetim ve yasal sistemleri yok etmektir. Başlıca düşmanları psikiyatrik tedavilerdir, onlara ilaç tedavileri uygulandığında duyarlılıklarını, ruhsal yeteneklerini ve enerjilerini yitirirler. Kısacası İndigolar’la gerçekten DES (Dikkat Eksikliği veya Dikkat Eksikliği Hiperaktiflik Sendromu” tanısı konulan çocukların ayırdedilmesi gerekmektedir.

Aura renkleri
Ama Kristal Çocuklar farklıdırlar, çok mutlu, bağışlayıcı ve sakindirler. İndigoların savaşarak açacakları ve temizleyecekleri yoldan geçerek daha güvenli bir dünyaya gitmektedirler. İndigo ve Kristal tanımları, aura renklerinden ve enerji kalıplarından kaynaklanmaktadır. İndigo Çocuklar’da indigo mavisi vardır, bu renk iki kaşın arasında yer alan üçüncü göz şakrasının rengidir. Bu şakra ile durugörü güçleri vardır. Ama Kristal Çocuklar’da kuvartz kristalinin prizma etkisi vardır, auraları pastel tonlarda çok renkli ve harelidir. Kristallere ilgileri büyüktür zaten tanımlarının nedeni budur.

Kristal Çocuklar’ın özellikleri;
* 1995’den sonra doğmuşlardır,
* Uzun, yogun ve dikkatli bakan gözleri vardır,
* Kişilikleri manyetiktir,
* Çok sevecendirler,
* Müzikten etkilenirler ve şarkı söylerler,
* Özgün bir işaret dili kullanırlar,
* Telepattırlar, düşündüğünüzü hissederler,
* Şefkatli, duyarlı ve empatikdirler,
* Konuşmaya başlayınca geçmiş yaşam anılarını anlatırlar,
* Sanatçı ve yaratıcıdırlar,
* Sebze ve meyveleri tercih ederler,
* Denge duyguları mükemmeldir,
* Onlara otizm veya asperger tanısı konulabilir,
* Geç konuşurlar.

Çağımızda İndigoların etkisi nedeniyle, sezgilerimizin ve düşüncelerimizin daha çok çok farkında olacağız. Bunun kanıtları ortadadır, günümüzde özellikle paranormal konulara olan ilginin gittikçe artma nedeni budur, tv, kitaplar, sinema gibi... İşte İndigoları izleyen Kristaller’in daha çok ruhsal yetilere sahip olmaları bu yüzdendir. Geç konuşurlar çünkü zihinsel iletişim güçleri vardır.

Çevre etkileri
Kristal Çocuklar’a bebekken dikkat etmelisiniz, ben bir tanesini tanıdım ve hakikaten inanılmazdı. İnsanları hep öpmek istiyorlar, herkese karşı sevecen ve şefkatliler. Yüz ifadeleri, sözleri ve davranışları hep olumlu, çevrelerine mutluluk, neşe ve moral veriyorlar. Yaşlı insanlara manyetik olarak yöneliyorlar sanki bilgeliği ve dinginliği hissediyorlar. Dünyamızın şu anda en çok muhtaç olduğu şeyi yapıyorlar yani bağışlayıcılar. İndigo ağabey ve ablaları davaları için savaşırken onlar Gandi gibiler, bir tartışma ortamında arkalarını dönüp gidiyorlar ve affedici bir tavır sergiliyorlar. Hatta içlerinde neden tartışmaya gerek duyulduğunu soranlar bile çıkıyor. Üç yaşında bir Kristal Çocuk, kendisine vurmak isteyen arkadaşına sert ve otoriter bir sesle; “Hayır, dur ve bana vurma çünkü ben senin arkadaşınım.” Diyebiliyor,

Onlar otistik mi?
Bu çocuklara otistik tanımı konulması hatadır, otistikler genelde insanlardan kopuk kendi dünyalarında yaşarlar ve ilgi duymadıkları insanlarla konuşmazlar. Oysa Kristal Çocuklar tüm insanlık tarihindeki en sokulgan, ilgili, konuşkan çocuklardırlar. Görülmedik bir sevimlilik, sevecenlik ve duyarlılık gösterirler. Onlar otistik değil, awetistik yani saygı ve sevgi uyandırıcıdırlar. Bu nedenle bizler bu çocukları hasta diye utandırır ve ilaçlarla utandırırsak, ilahi bir armağanı hem reddetmiş olur, hem de geleceğin üstün uygarlığını yıkmış oluruz. İşte İndigolar’ın düzene karşı açtıkları savaş bu nedenledir, önemli bir amaçları da Kristaller’i korumaktır. Ve bilin ki. Kristal Çocuklar anne babalarını özel olarak seçmektedirler. Kristal Çocuklar’a hamile olan anneler, çoğu zaman çok özel olaylardan söz etmekteler. Bu anneler özel rüyalar görmekteler, hatta bazı annelerin önceden varolan hastalıkları iyileşmektedir.

Odaklanma veya konsantrasyon yeteneği...
Kristal Çocuklar bazen ebeveynlerini duymaz görünürlür, bu olay daha çok doğada bulundukları anlarda görülür. Aslında otistik tavır zannedilen bu olay gerçekte farklıdır, onlar o anlarda dünyadan geçici olarak koparlar. Örneğin tv seyrederken, açık havadayken, hayvanlarla oynarlarken bunu sık sık yaparlar ve anne babalarını duymazdan gelirler, uzun uzun çiçeklere, yapraklara, hayvanlara bakarlar. Ayrıca teknolojide onlar için önemlidir, ne olursa olsun teknolojik herşeye kendilerini kaptırırlar. Kristal Çocuklar’ın bu yetenekleri gelecekte lider olduklarında yararlı olacak olan odaklanma veya konsantrasyon yeteneğidir.

Pozitif düşünmelisiniz
Bu çocuklar, büyürken insanları değerlendirdiklerinde kendi sezgilerine öncelik verirler. Bir radar gibidirler. Onlardan düşünce ve niyetlerinizi pek gizleyemezsiniz. On yaşlarında bir Kristal Çocuk, bilmez görünse bile gerçeğin farkındadır. Ne yazık ki bazen bu duyarlılık aşırı ve zarar verici olabilir. Bu nedenle, onların yanında olabildiğince pozitif düşünmek ve gerilimli ortamlar yaratmamak gerekir. Hatta bazı Kristal Çocukları çok insanla karşılaştırmamak bile gerekebilir. Aynı şey yaşadıkları çevre için de gereklidir, onların yanında çok sert, şiddet dolu filmler izlemek zararlı olabilir.
Başkalarının duygularını, kendi duyguları gibi hissediyorlar...
Bir diğer ilginç yetenekleri gezegenin ortak enerjisini algılayabilmeleridir. Büyük kitlesel korkuları, dünyayı etkileyen olayları hissederler, moralleri bozulur, heyecanlanabilir hatta hastalanabilirler. Onbir Eylül’deki İkiz Kuleler saldırısında, felaketi yaşanırken hisseden ve ardından ciddi bir şekilde hastalanan çocuklar kayıtlara geçmiştir. Unutmayın ki Kristal Çocuklar, bizler ve İndigolar gibi değiller, onlar başkalarının duygularını, kendi duyguları gibi hissediyorlar. Hiç bir görünür neden olmadan huzursuzlanan ve hasta olmaya başlayan bir Kristal Çocuğu sakinleştirmelisiniz, onunla konuşun, sıcak ve koruyucu etkiler verin ve muhakkak yakınında, çevresinde hatta oyuncaklarının içersinde bir doğal kristal parçasını bulundurun, onunla oynamasını sağlayın. Ama dikkat edin, küçük taşları yutabilirler, taşın kenarları yuvarlatılmış olmalı, keskin olmamalıdır. Ve onlara bu taşları fırlatmamalarını da öğretmelisiniz.

Yüksek duyarlılık
Bu duyarlılık sadece ruhsal değildir, Kristal Çocuklar fizik olarak da farklı ve duyarlıdırlar. Örneğin yüksek seslerden, gürültüden, kalabalık içinde bulunmaktan, çok sıcak veya soğuk ortamlardan, dağınıklık ve düzensizlikten hoşlanmazlar ya da bunların bazılarından hoşlanmazlar. Onlara büyük alışveriş merkezlerinde dikkat edin, bir Kristal Çocuk böyle ortamlarda aşırı heyecanlanır, bu nedenle korunmalı, belli bir süre aşılmamalıdır. Ayrıca Kristal Çocuklar yapay ve kimyasal maddelere çok duyarlıdırlar, doğal sabunlar, gereğince bitkisel ilaçlar kullanılmalıdır.

Korunuyorlar mı?
İlginç bir olay da, Kristal Çocuklar’ın kolay yaralanmamaları ve korkmamalarıdır. İstisnalar dışında sanki korunmaktadırlar çok ciddi kaza veya saldırılardan birkaç sıyrıkla kurtulan çok sayıda Kristal Çocuk kayıtlara geçmiştir. Ama bunlar sizin tedbirsiz davranmanız demek değildir.
(IQ) testleri
Şaşırtıcı hareket becerileri vardır, sözel ve sözel olmayan iki tür zeka ölçen Zeka Katsayısı (IQ) testlerinde Kristal Çocuklar’ın sözel beceri oranları düşük ama sözel olmayan beceri oranlarının yüksek çıktığı görülmüştür. İki oran biraraya getirildiğinde toplam IQ puanı yükselmektedir. Sözel beceri oranları düşük çıkarken, Kristal Çocuklar’ın olağandışı hareket becerileri görülmektedir. Bu beceriler, onların korkusuzluklarından ve araştırmacı olmalarından kaynaklanmaktadır. Korku alt benliğin veya egonun işlevidir, Kristal Çocuklar’ın korkusuzluğu ise onların ruhsal düzeylerinin yüksekliğinden kaynaklanmaktadır. Dünyayı tanır ve keşfederken kendilerine güvenmekte, sevmekte ve eğlenmektedirler. Çevrelerini tanırken araştırmaktan ve keşfetmekten büyük zevk alırlar.

Ekolojik çocuklar
Kristal Çocuklar bizlere göre bedenleriyle daha çok ilgilidirler, buna dikkat ederler. Bu nedenle temiz hava, temiz su, tropikal bir atmosfer, bol ve taze meyve ve de sebze onlar için önemli ve çok yararlıdır. Anne ve babaların buna önem ve öncelik vermeleri gerekmektedir. Sanki geleceğin temiz dünyasını yaşamaktadırlar.

Duygusal şifacılar
Bu çocukları tanımak için onların sevgi anlayışlarını ve tavırlarına dikkat etmeliyiz. Öylesine sevgi doludurlar ki, varlıkları bile şifa vericidir. Çok küçük Kristal Çocuklar bile, elleriyle, gözleriyle, davranışlarıyla içgüdüsel şifa dağıtırlar. Ebeveynlerinin hasta olmalarından hiç hoşlanmazlar ve onların bir an evvel iyileşmelerini isterler. Kristal Çocuklar, duygusal şifacı, teselli edici, şefkat ve hatta öğüt verici olabilirler. Doğal iyimser oldukları için çevresindekilere karanlığın içindeki ışığı gösterebilir ya da hissettirebilirler. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar. Bizim işimiz, onları ruhen beslemek, hissetmeyi öğretmek ve güveni öğretmektir. Ergenlik çağına geldiklerinde doğal sevecenliklerinin olduğu gibi kalmasına önem vermeli ve rehberlik etmeliyiz.

Parapşisik yetenekler
Kristal Çocuklar’ın sık sık mistik konulardan söz ettiklerini duyabilirsiniz. Tanrı’dan, meleklerden, dualardan söz edebilirler. Sanki her birisi küçük birer filozoftur. Bazı Kristal’lerde pşisik yetenekler görülmüştür, örneğin psikokinezi yapabilirler yani bazı küçük eşyaları düşünceleriyle hareket ettirebilirler. Anne veya babalarına onların ilk anne ve babaları olmadıklarını söyleyen Kristal Çocuklar vardır. Elektronik araçları etkileyen Kristal Çocuklar da kayıtlara geçmiştir. Ama endişelenmeyin, her Kristal Çocuk böyle değildir, böyle özellikleri olmasa da bir Kristal Çocuk olabilirler. Onların telepatik yeteneklerine çok dikkat edilmelidir, anne ve babalarına veya diğer yakınlarına bazen o etkileyici gözleriyle uzun uzun bakmaları şaşırtıcıdır, bunu gözardı etmemek gerekir. Eğer dikkat edilirse birçok Kristal Çocuğun annesinin isteklerini kendisine söylenmeksizin yaptıkları görülmüştür. Bu yeteneklerin sergilenmesindeki amaç, insanlığın doğal yeteneklerinin hatırlanması şeklindedir.

Dolunayda
Bu çocukların, dünyanın, doğanın, Ay ve yıldızların enerjisine güçlü bağları vardır. Bunun farkında olmayabilirsiniz ama onlar yıldızlı gökten ve dolunaydan çok etkilenirler. Ay’a adeta aşıktırlar, ona bakarak eğlenirler ve Ay’ın evrelerinde de etkilenirler, bazı Kristal Çocuklar’ın her gün normal uyudukları
ama dolunay gecelerinde daha az uyudukları görülmüştür.

Farklılıklar
Kristal Çocuklar’ı eğlendirmek için karmaşık ve pahalı oyuncaklar almanız gerekmemektedir. Onları açık havaya çıkarmanız yeterlidir. Daha büyük yaşlardaki Kristal Çocuklar’ın odasında gereksiz ve karmaşık bulduğu birçok oyuncağı götrüp çöpe attığı hatta satıp evcil hayvanlara vermek için yiyecek satın aldıkları görülmüştür. Onlar küçük yaştan itibaren çevreyi koruma içgüdüsüne sahiptirler, doğa onlar için çok önemlidir. Bu özelliklerini sözleriyle olmasa bile davranışlarından anlayabilirsiniz.

Minerolojik destek alabilirsiniz
Doğal mineral parçaları veya kuartz kristalleri çocuğunuzu sakinleştirebilir. İşte sizlere birkaç öneri; örneğin kabus görme ve uykusuzluk durumlarında çocuğun yastığının altında ametist bulundurun. Üzüntülü olduğunda bir parça pembe kuartzı ya göğsüne asın ya da kalbinin üstünde birkaç dakika tutun. Duygusal bunalım ve hırçınlıklarda, Aytaşı kullanın, alnına ve şakaklarına sürün. Konsantrasyonu azaldığında, zor ders çalıştığında bir parça akik taşını odasının bir yerine yerleştirin. Sabırsızlık krizlerine girdiğinde Rodonit taşını avucunda tutması yararlı olabilir. İletişim bozukluklarında Turkuaz veya mavi Agate taşları, etkili olacaktır.
Yeri gelmişken belirtmekte yarar var. Bir minerali satın aldıktan sonra dört saat süreyle güneş altında bırakın, birikmiş eksi enerjisi temizlenecektir. Güneş yoksa o zaman taşı, içine bir avuç deniz tuzu atılmış su dolu bir kaba koyun ama iki saatten fazla tutmayın. Bunu enerji temizlemek için ayda bir yapın.

Geleceğin süper sanatçıları
Yine Kristal Çocuklar’a dönelim, onlar sadece sevimli, sevecen ve ruhsal değildirler, yanısıra da doğal sanatçıdırlar. İyi resim yaparlar veya çok küçük yaşlarda bile, daha konuşmaya başlamadan önce mırıldanırlar ve sonra da şarkı söylerler. Hatta eğitim almış kadar iyi resim yapanları vardır. Müzik yeteneği yüksek zekanın göstergesidir, daha üç yaşındayken şarkı sözlerini ezberleyen Kristal Çocuklar vardır. Yüksek yaratıcılıkları onların sağ beyine egemen olmalarını göstermektedir, bu nedenle duygularının farkındadırlar, sezgiseldirler, hareket becerileri gelişmiştir, felsefi, ruhsal ve sanatçıdırlar. Sağ beyin egemenliğinde bireyler, sözcüklerin aksine görüntü ve duygularla düşünürler. Görsel yönelimleri onlara sanatsal yetenek ve fotografik bir bellek verir, zihinlerinde gördükleri imgeleri taklit ederler. Bizlerin hatta bazı İndigolar’ın aksine pahalı ve çok güzel oyuncaklar yerine Kristal Çocuklar’ın sıradan şeylerle eğlenmeleri ilginçtir. Bir kağıt veya kalemle ya da yapraklarla saatlerce oyalanabilirler. Onlar temel şeyleri takdir eder ve kullanırlar.

Drama sanatçıları
Erken konuşmazlar demiştim ama ifade etmeyi iyi bilirler. Hareketleri, düşünceleri, duyguları anlam doludur, iyi izlemeniz gerekir. Genelde drama kullanırlar ama bu dramalarda öfke, şiddet ya da soytarılık yoktur. Shakespeare’vari bir drama anlayışını veya neşe dolu bir tarzı kullanırlar. İzleyen kitle önünde utangaç, çekingen ve tutuk değildirler, yeter ki istesinler ve doğru zamanın geldiğine karar versinler. Kristal Çocuklar’ın yanında bulunmak çok eğlencelidir, taklit yetenekleri büyüleyicidir.

Ve sorunlar
Elbetteki Kristal Çocuklar’da sorunlular, bunu anlatan anne, babalar da var. Öncelikle inatçı, kesin kararlı ve dayanıklılar. Haklarını savunmak için karşı tarafı zorlayabiliyorlar. Sertlikten hoşlanmıyorlar ama otoriter davranıyorlar. Çatışma içeren durumları veya ilişkileri reddediyorlar ve uzaklaşıyorlar. Bunlar Kristal Çocuklar’ın seçerken titiz olmalarına ya da zor beğenir olmalarına neden oluyor. Yani ayırd ediciler. Çünkü öz saygıları yüksek, bedenlerini ve ruhlarını besleyecek arkadaşları, yemekleri, filmleri, işleri ve evleri isteyecek kadar kendilerini önemsiyorlar. Örneğin yemek seçimleri güç ve özel, annelerini zorlayabiliyorlar. Çünkü bedenlerine uyumlular. Eğer anne ve babalar onların beslenme tercihlerine güvenebilirlerse, o zaman mücadeleye gerek kalmayacaktır. Kısacası onların seçimlerine güvenebiirsiniz. Sıvılardan yani içeceklerden çok hoşlanıyorlar. İçlerinde bir yaşından sonra bile anne sütü isteyenlere bile raslanıyor.

Uyku sorunları
Kristal Çocuklar yüksek bir enerjiye sahipler, uyurken birşey kaçırmak istemiyorlar. Çünkü her ne olursa olsun, uykudayken dışarda birşeyler yaşanıyor. O kadar duyarlılar ki, uyarıcı herhangi bir şey uykusuzluk yaratabiliyor. Bazıları öğlen uykusu uyurken, bazıları asla istemiyorlar, eğer bunlar gündüz uyurlarsa gece asla uyumuyorlar. Zorlamalı uykularda kabuslar görüyorlar ve çok gergin oluyorlar. Kısacası onların kendi uyku düzenlerini uygulamalarına izin verilmesi gerekiyor. Ama eğer sorun ağırlaşırsa, ikna etmek ve anlatmak gerekiyor.

Titizlik mi yoksa düzen mi?
Kristal Çocuklar’a tuvalet eğitimi vermek pek mümkün değil, yeterince örnek yok ama çoğunun bunu kendi kendilerine öğrendikleri görülüyor. Bu arada gerçekten doğa çocukları oldukları için çıplaklıktan hoşlanıyorlar. Ve sanki onlar, düzensizliğin enerji uyumsuzluğu olduğunu biliyor gibiler. Buna nevrotik mükemmeliyetçilik diyenler de var. Fakat ruhsal gelişmişlik tanımı, herşeyin kendi istediği gibi olmasını isteyen bir Kristal Çocuk’la beraber olup, bunaldığınızda size daha yararlı olacaktır. Onların titizliğini anlatan çok fazla örnek var. Aslında sürekliliği ve tutarlılığı seviyorlar, her an değişen dünyada düzen, istikrar ve önceden tahmin edilebilirlik istiyorlar ve bu özellikleri bizler için gerçekten umut verici...

Zamanı farklı görüyorlar
Kristal Çocuklar, dış değil yani bizim zaman anlayışımızı değil, kendi iç zamanlarını kullanıyorlar. İşte bu konuda anne ve babaların çok ama çok sabırlı olmaları gerekiyor. Programlardan nefret ediyorlar ve özgür olmak istiyorlar. Belki de onlar, hiç acele etmeden bakan, inceleyen ve sonra fikrini söyleyen yaşlı ruhlar gibiler. Bekliyorlar ve öğrendikten sonra kendi hız veya ritmlerine göre uyguluyorlar. Aslında haksız değiller çünkü geç kalma korkusuyla heyecanlanıp, telaşlanacakları yerde, daha sağlıklı olarak sakin davranıyorlar. Bir anlamda, zamanın gerçek olmadığını ve hatta genişletilebileceğini düşünüyorlar. Yani bizler gibi esir olmak yerine, zamana sahip olmak istiyorlar.

Kronik bağımlılıklar
Kristal Çocuklar, anne ve babalarına ve de diğer aile bireylerine çok bağlılar, ayrı kalmaktan hoşlanmıyorlar. Yetişkinlerin onları okşamalarına, teselli etmelerine bağımlılar, bu noktada başkalarının kendilerini anlamayacağı endişesindeler. Öte yandan onlardan ayrı kalınca, bir daha göremeyecekleri korkusunu da taşıyorlar. Bunun daha bilimsel bir tanımı, acıdan kaçmak şeklinde.

Öneriler
Danışman psikolog ve terapist Doreen Virtue bazı önerilerde bulunuyor...
* Onların sağ beyinli yani görsel olduklarını unutmayın, sözel değil, görsel yöntemlerle eğitin,
* Hiçbir konuda zorlamayın, açıklamalarda bulunun,
* Onlara bağlanın yani sık sık beraber olun ve dokunun,
* Hayvanları örnek gösterin; “Bak köpek seni izliyor...” gibi,
* Kuralcı olmayın, dürüst olun ve onlara kendileri olma özgürlüğünü verin,
* Siz kendinize iyi bakın, temiz, bakımlı ve etkili olun,
* Onları asla küçümsemeyin, arkadaş gibi ilişki kurun,
* Sesinizi melodik biçimde yani tonlayarak kullanın,
* Meraklarını giderin, öğrenin ve öğretin,
* Dikkatinizi verin, onları ihmal etmeyin, yalan söylemeyin,
* Sabırlı, tutarlı ve gerçekçi olun, onlara süreklilik sağlayın,
* Siz ne düşünürseniz onlar öyle olacaklardır, onları negatif tanımlamalarla tanımlamayın, onlardan da birşeyler öğrenebilirsiniz,
* Onların imgelerine yani canladırmalarına veya hayallerine katılın,
* Onlara enerji yardımı yapın. Mümkünse meditasyon ve yoga öğretin,
* Onları tartışmasız sevin.
* Onlara kendi negatif, ayrımcı, bölücü, fanatik, tutucu, geleneksel ve zarar verici düşüncelerinizi aşılamayın. Çünkü geçmişte ve şu anda hiçbir konuda haklı ve başarılı değilsiniz.
Kristal Çocuklar diyorlar ki.
* İnsanlara yardım edelim. (6 yaşında)
* Evrende herkese iyi yaşam, sevgi ve iyi yiyecekler diliyorum. Benle oynayın ve bana okuyun. (6 yaşında)
* Meleklerimden ışıklı rüyalar istiyorum. (3 yaşında)
* Herkes öldükten sonra yine geri geleceğini bilmeli. (7 yaşında)
* Duvarlara üzerinde “Mutlu ol” yazan tabelalar asalım. (5 yaşında)

Sonuç...
Kristal Çocuklar, şu anlarda en çok 10 yaşında olan ve İndigo Çocuklar’dan sonra gelen çocuklardır. Bizlere insanlığın nereye gideceğini gösteriyorlar. Onlar İndigolar gibi tartışmacı, öfkeli ve savaşçı değiller, daha sakin, mutlu ve affediciler. Kristal Çocuklar, şu anlarda 25 yaşlarda olan İndigolar’ın açtıkları yenilenmiş dünyanın insanları olacaklar. Ve hiç unutmamalıyız ki, dünyayı bu hale getiren bizleriz yani yetişkinler. Birçok şey için artık yapacak bir şeyimiz yok ve tek umudumuz çocuklarımız, onları kendi fanatik düşüncelerimiz için, sapkınlıklarımız için bozmamalı, saf ve doğal kalmalarına özen göstermeliyiz. Çok iyi bilmeliyiz ki, geçmişte tüm yaptıklarımız, iyi örnekler olsa dahi kötü ve bağışlanmazdır. Eğer çocuklarımıza dikkat eder ve onlara iyi bakarsak hem geleceğimizi kurtarabilir hem de onların istediği gibi çok daha güzel bir dünyayı oluşturmalarına yardım etmş olabiliriz.

Perilice
19-08-2009, 12:05
Jan Tober: Farkli Indigo tipleri var midir? Eger varsa onlar nedir ve Özellikleri nelerdir?

Nancy Ann Tappe: Dört farkli tip vardir ve her birinin bir amaci vardir:

1. INSANCIL: birincisi, kitlelerle birlikte çalisacak olan insancil indigodur. Onlar yarinin doktorlari, avukatlari, ögretmenleri, tüccarlari, isadamlari ve siyasetçileridir. Onlar, kitlelere hizmet edecekler ve onlar hiperaktiftirler. Ayrica son derece sosyaldirler. Her zaman herkesle son derece dostça konusurlar. Ve çok güçlü fikir ve kanilara sahiptirler. Ayrica dedigim gibi, hiperaktif ve biraz sakardirlar, ve bazen frene basmayi unutup hizla duvara çarpacaklardir. Onlar tek bir oyuncakla oynamayi bilmezler. Her seyi ortaya döker ve sonra oyuncaklarin çogunu hiç ellemeyebilirler. Onlarin gidip odalarini toplamalarini istiyorsaniz, bunu kendilerine defalarca hatirlatmaniz gerekebilir, çünkü dikkatleri kolayca baska seylere kayabilir. Onlar odalarina gidip ortaligi toplamaya baslarlar, ama bu bir kitap dikkatlerini çekinceye kadar sürer. Sonra o kitabi alip okumaya baslarlar, çünkü onlar birer kitap kurdudur.

2. KAVRAMCI: Ikinci tip, kavramci Indigodur. Kavramci Indigo, insanlardan çok projelerle ilgilenir. Onlar yarinin mühendisleri, mimarlari, tasarimcilari, astronotlari, pilotlari ve subaylari olacaklar. Onlar sakar degildir ve çocukken, çogunlukla çok atletik olurlar. Onlarin yönetme sorunlari vardir ve en çok yönetmeye çalistiklari kisi, eger erkekseler, anneleridir. Kizlar babalarini yönetmeye çalisirlar. Eger bunda basarili olurlarsa, bu büyük bir sorun olabilir. Bu indigo tipi ergenlik çaginda bagimliliklara, özellikle de uyusturucu haplara egilim gösterir. Ana-babasinin onun davranislarini yakindan izlemesi gerekir: ve o saklanmaya ya da Odama girmeyin gibi laflar etmeye basladiginda, annesinin onun odasini arastirmasi gerekir.

3. SANATÇI: Üçüncü tip, sanatçi indigodur. Bu indigo digerlerinden çok daha duyarlidir ve genelde daha ufak tefektir. Onlar daha çok sanatla ilgilenirler. Yaraticidirlar, onlar yarinin ögretmenleri ve sanatçilari olacaklar. Her neyle ilgilenirlerse ilgilensinler, onun yaratici yaninda olacaklar. Eger tip alanina girerlerse cerrah ya da arastirmaci olabilirler. Güzel sanatlar alanina girdiklerinde, yaraticinin yaraticisi olurlar. Dört ila on yaslari arasinda, on-bes farkli yaratici sanati ele alabilir, biriyle bes dakika ilgilenip birakabilirler. Bu yüzden ressamlarin ve müzisyenlerin annelerine hep Aletleri satin almayin, kiralayin,derim. Sanatçi Indigo bes-alti farkli müzik aleti ile çalisabilir, sonra ergenlik çagina geldiginde, onlardan birini ya da bir baska sanat dalini seçip onun sanatçisi olabilir.

4. BOYUTLARARASI: Dördüncü tip, boyutlararasi indigodur. Onlar diger indigolardan daha iri yaridir ve bir-iki yasindayken onlara hiçbir sey anlatamazsiniz. Onlar size,"bunu biliyorum", "bunu yapabilirim", "Beni rahat birakin"diyeceklerdir. Onlar dünyaya yeni felsefeleri getirecek olanlardir. Çok daha iri yari olduklarindan ve diger üç tip gibi uyumlu olmadiklarindan zorbalik da yapabilirler.

Perilice
19-08-2009, 12:06
Yazan:Celia Fenn
a.. Insanlara ve çevreye ani asiri hassaslik. Daha önce sosyal ve aktif olan bir kisi aniden tasitlara kapali olan alisveris bölgelerinde veya restoran gibi kalabalik çevrelerde bulunmaya dayanamadigini görür.
b.. psisik yetenek ve farkindalikta artis. Bu, en sikça baskalarinin içsel düsüncelerini ve hislerini "isitmek" yeteneginde tezahür eder. Eger, kisi diger herkesin de onun kendi düsüncelerini ve hislerini okuyabildigini imgelerse bu telaslandirici olabilir. Ayrica, bazi çevrelerdeki veya insanlardaki negatif enerjiye asiri hassaslik, daha önceden yakin olan bazi kisilere tolerans göstermekte yetersizlik olabilir.
c..Bu artan hassaslik panik ataklara veya endise ataklarina götürebilir. Bunlar herhangi bir anda olabilir, kisi gece uyandigi zaman bile. Çogu zaman kisi bir neden aramasina ragmen atak için geçerli bir neden yoktur.
d..Kisi uzun zaman periyotlari boyunca, sadece oturarak ve hiçbir sey yapmayarak kendisini "bölgeden çikmis" bulabilir.bu daha önce çok enerjik ve aktif olan kisiler için sinirlendirici olabilir. Bu, daha yüksek boyutlarda daha fazla zaman geçirmek ve 3 ncü ve 4 ncü boyutlarda daha az zaman geçirmek için sadece bilinçliligin ayarlanmasidir. Bununla ilgili olarak öncekinden daha uzun uyku ve dinlenme gerekir ve genel bir yavaslama gerekli olur.
e..Insan varliklarin tahribati ile ilgili obsessif endiseler (kirlenme, kaynaklarin azligi, yaratiklar, teknoloji vs). Bunun nedeni çok - boyutlu bilinçliligin grup zihninin tüm seviyelerine erisebilmesidir, türlerin yasamini sürdürmeleri ile ilgili korkulari ve endiseleri tasiyan bölümler dahil. Kisi çogu zaman kendi yasamda kalmasi ile ilgili oldugu için, onlar grup zihninin veya morfogenetik alanin bu bölümü ile rezonansa girmeye egilim gösterir.
f..Nelerin oldugunu anlamak için saplantili bir ihtiyaç, zihni asiri aktif hale getirir ve kisi zihnini kaybetmekten veya "yanip tükeneceginden" korkar. Ayrica delirme ve gelecekte günlük yasami ile basa çikamama korkusu olur. Tekrar, psikologlar ve doktorlarin çok az yardimci olabildigi görülüyor.
g..Nedensiz depresyon veya kriz durumlari. Bu çogu zaman sadece, bilinçliligin saliverilmesi gereken eski enerji tabakalarindan temizlenmesidir. Deneyimi yeniden yasamaya veya "isleme tabi tutmaya" gerek yoktur, sadece bedenin enerjiyi salivermesine izin verin. Sürece sabirli olun ve onun geçecegini bilin.
h.. Bölünmüs uyku modelleri, çogu zaman gece 3 kez uyanmak veya sadece saat 03 te uyanmak. Yine, bu sadece etkinligin yeni döngülerine bilinçliligin ayarlanmasidir. Daha yüksek bilinçlilik çogu zaman gece daha etkindir, çünkü daha alt boyutlar bu zamanda sessizdir.
i..Bedende garip elektriksel enerji dalgalari hissetmek. Kristal beden inanilmaz sekilde hassastir ve günese ait ve aya ait dalgalari, kozmik dalgalari, galaktik merkezden gelen enerjileri hisseder. Çogu zaman bu enerjiler,daha yüksek enerjileri tasimasi için bedenin "hatlarinin yeniden dösenmesi" isleminde yardimci olurlar. Deneyim sonucu konusarak, bunun nasil rahatsiz edici olabilecegini biliyorum. Ancak beden en sonunda bu enerji dalgalari ile basetmeye alisir. Dolunay zamani bunlarin daha yogun oldugunu kesfedeceksiniz. Bu fenomenle basetmenin buldugum en iyi yolu disari çikmak ve yalin ayak topragin üzerinde durmak ve enerjinin bedenininzden geçip dünyaya aktigini imgelemektir.
j..Genellikle toksin gidermek ile ilgili olan fiziksel duyumlarin ve deneyimlerin tüm bir araligi (dizisi/çesidi). Kristal beden toksin tutmaz, herseyin ondan akmasina izin verir. Gerçekte Kristal olmanin sonuç olarak ustaligi (hüneri) sadece herseyin ondan geçmesine izin vermek ve hiçbir seyi tutmamak. Çikarmanin/ayirmanin mükemmel durumu. Ancak bu asamada beden ister fiziksel olsun, ister duygusal veya zihinsel, yillarca birikmis "toksik" atigin saliverilmesine gereksinim duyar. Saliverme daima fiziksel beden vasitasi ile olur, bu asiri yorgunluk, özellikle kalçalarda ve dizlerde eklem agrilari, özellikle kafatasinin dibinde basagrilari ve boyun ve omuz agrilari olarak belirti gösterir.
k.. Bas dönmesi ve "ferahlik". Bunun nedeni sizin bilinçliligin "daha yüksek" durumlarinda olmanizdir. Bu seviyelerde olmaya alismaya ve ayni zamanda topraklanmis kalmaya gereksiniminiz var. Bu hisler günes patlamalari ve dolunay zamani ile artmaya egilim gösterir.
l.. Artan istah ve kilo alma. Bunun nedeni, bu islemi güçlendirmek için bedenin çok fazla miktarda enerjiye ihtiyaci olmasidir.
m..Perdenin ötesini görme yetenegi. Bu, bir realite olarak ruhlarin, devalarin, E.T.lerin ve meleklerin farkinda olmak ve onlarla iletisim kurmaktir. Eger kisi bu tür diger boyutlara ait farkindaliga alisik degilse çok korkutucu olabilir.
Geçisin Üstesinden Gelme Ustaliklari Verebilecegim en iyi ögüt islemi kabul etmek ve direnç göstermemektir. Kendi geçisim yaklasik 18 aydir sürüyor. Anahtarin kabul oldugunu kesfettim. Bir gün uyanacagim ve tekrar "normal" hissedecegim umudunu muhafaza ediyordum. Bu, bir daha asla ayni hissetmeyecegimi ve yeni yerimde daha rahat hissedebilecegim ve daha iyi basa çikabilecegimi kabul ettigimde idi. Sonra bu yeni durumun macerasini veya pozitif tarafini kesfetmeye baslayabilirsiniz.
Asagida bu geçis krizleri ile bas etmek için bazi tavsiyeler var :
a..Varliginiza olmakta olan sey ile baris içinde olun. Siz Kristal bir varlik oluyorsunuz. Bunun için baska bir deyim "Meshedilmis varlik"tir, bu 9 boyuta ve belki 13 boyuta ful erisebilen çok - boyutlu bir varlik anlamina gelir. Bu noktada benim deneyimim bazi insanlarin sadece 5 nci Boyuta açildigi, digerlerinin 6 nci Boyuta gittigidir. Eger 6 nci boyuta geçebilirseniz , o zaman bu yasamda muhtemelen ful 9 boyut farkindaligina ulasirsiniz, eger çok yakin gelecekte degilse. Ne güzel bir nasip ve kutsama !!
b..Kendinize nazik olun ve kendinizi besleyin. Hatirlayin, bir Kristal varligi olarak "anne" enerjinin ve "baba" enerjinin esit dengesini tasiyorsunuz. Anne, yeni - dogmus bir bebek olarak kendinizi beslemenizi söyler, çünkü gerçekte siz yeni dogmus bir bebeksiniz. Gücünüzde büyümek ve yeni çevrenizin ustaliklarini ögrenmek için zamana gereksiniminiz var. Güven burada çok önemlidir. Ben kendi geçisimi, çok az kaynaklari olan kendi isimde bekar kendini - destekleyen biri olarak yaptim. Fiziksel durumumun hayatta kalmak için yeteri kadar para kazanmami engelleyeceginden çok korktum. Ama yine de süreçten geçtim ve hala kendi evim var ve her zaman yeteri kadarina sahibim..
c..Eger geçisin belirtilerine yardimci olabilirseniz herhangi türde bir ilaç almayin. Açik olarak, sagliginiz için ilaç almaya devam ediyorsaniz, o zaman buna devam etmeye gereksiniminiz var. Ancak her hangi türde eglenceye ait haplar almayin, bunlar islemi kötülestirir/agirlastirir ve daha yüksek boyutlarda "bir yerlerde" kaybolabilirsiniz. Ayrica anti - depressanlar ve sakinlestiriciler kullanmadan basa çikmaya çalisin, yine, eger bunlari kullanmaya devam ediyorsaniz (bu tür bir tedavi görüyorsaniz) tibbi tavsiyeye gereksiniminiz var ve onlari birakmayin. Alinacak en iyi yol homeopatik ve naturopatik ilaçlar almaktir ve Çiçek Özlerinin de çok faydali oldugunu kesfettim.
d..Kalabaliklardan ve kalabalik yerlerden kaçinin. Yorucu ve toksik çevrelerde uzun süre harcamak yerine ihtiyaçlarimi karsilamak için haftada bir saat "siki alisveris" dönemi uyguluyorum. Kademeli olarak bu çevrelere maruz kalmaya daha fazla tolerans gösterebileceksiniz. Burada anahtar, süphesiz, çevreden etkilenmek yerine, kendi huzurunuzu ve uyumunuzu muhafaza etmektir, gerçekte siz çevreyi pozitif sekillerde etkilersiniz. Kristal kisi her zaman pozitif enerjiyi muhafaza eder ve tasir, ancak dengenizi kazandiginizda ve kolayca tekrar insanlarin arasinda hareket edebildiginizde inanilmaz derecede güçlü sekillerde bu enerjiyi kullanmayi ögreneceksiniz.
e..Topraklanmis ve merkezlenmis kalin. Daha yüksek boyuta ait farkindaliga alismakta olanlar için bu çok meydan okuyucu olabilir. Çogu zaman bas dönmesi ve ferahlik hissedeceksiniz. Ancak yasamin fiziksel ve topraklanmis yönlerine ful dikkat göstermeye çalisin. Burada anahtar egzersiz yapmak, yürümek, yemek yapmak ve sanatsal mesguliyetlerdir. TV nin önünde veya bilgisayar oyunlarinin basinda saatler harcamayin. Bunlar sadece topraklanmamis olmaya hizmet eder.
f..Yapabildiginiz kadar çok Dogada zaman geçirin. Taze havada ve günes isiginda zaman harcamanin yeni bedenlerinizi güçlendirdigini göreceksiniz. Ayrica devalar sizin islemlerinizi desteklemek için oradadir.
g.. Basit seyler yeyin ve mümkün oldugu kadar çok taze sebze ve meyve yeyin. Kahverengi pirincin ve sebzelerin bu yeni beden için en iyi gida türü oldugu rehberlerim tarafindan bana söylendi. Mamafih, arzularinizi yerine getirin - caninizin çektigini yeyin. Bu diyet yapma zamani degildir. Bedeniniz içinden geçtiginiz süreclere yakit olmasi için çok miktarda beslenmeye gereksinim duyuyor. Kilo da alabilirsiniz, ama bunun geçisin bir parçasi oldugunu kabul etmeye gereksiniminiz var.

hülyaa
19-08-2009, 12:31
bende iki tane var perilice:)
bu konuyu araştırdıkça şimdi meleklerimi daha iyi anlayabiliyorum..biri 2003 diğeri 2004 doğumlu..bence tüm çocuklar değerli ve özel..tüm insanlar gibi..ancak kristal çocuklar gerçektende biraz tuhaf oluyorlar..tuhaf diyorum çünkü bizim çocukluğumuzla kıyaslandığında onların yaptığı herşey insana biraz garip geliyor..mesela çok akıllılar göstermeden öğrenebiliyorlar,çok zorlanmıyorlar tepkileri daha bastırıcı olabilyor.isteklerini çekinmeden yapıyorlar..hayal dünyaları çok farklı..mesela kızımın hayali bir arkadaşı var,ilk önceleri bana anlattığında korkmuştum..psikolojık birşeyler aramıştım..ancak bunun hayalinin gerçeğe yansıması olarak gördüm..çünkü arkadaşı bir at..beyaz renkte,tepesinde bir boynuzu olan,uçabilen,konuşabilen ve kızımın her çağırdığında yanına gelebilen bir arkadaş:)
onunla konuştuğunda sanki gerçektende orada biri varmış gibi konusuyor,ve durup onu dinliyor..sonra ona yardımcı olmaya çalışıyor..geçenlerde bana anlattı..atının(yani arkadaşının)ayağı kırılmış.kızım onu dr.a götürmek istemiş ama o gitmemiş..sadece sen sar ayağımı o iyileşir demiş..kızımda sarmış..bir müddet kızımın yanına gelememiş..ama ayağı iyileşmiş ve artık geliyormuş:)çocukların hayal dünyası diye gülüyordum kendi kendime..ancak bunun meleğimin üstündeki etkilerini görünce onun üstüne gitmemeye karar verdim..annelerimizin bize öğrettikleri ve onların da kendi annelerinden öğrendikleri bizce gerçek ancak aslında asıl gerçeğin ne olduğunu idrak edemeyen belleğimize ekilen tohumları bende meleklerime ekmek istemediğimden,şuan sadece gözlemliyor ve onlara <bırakın bu saçmalıkları>demiyorum.onların bizce hayal,onlarca gerçek olan yaşamlarına müdahele etmiyorum..belki bizlerinde hayallerine birileri tü kaka dememiş olsaydı,şimdi birçok öğrenimi daha kolay yaşıyor olabilecektik..yada gerçeğin yansımalarının adını hayal olarak adlandırmayacaktık..
meleklerimle (kızım ve oğluma ben meleklerim derim:) )yaptığım konuşmalarda gözlemlediğim şeyler gerçektende öğrenilmesi,anlatılması gereken şeyler diye düşünüyorum..mesela daha kolay inanıyorlar,tereddüt etmiyorlar..çekinmiyorlar,sıkılmıyorlar.isteklerin in mutlaka olacağını biliyorlar..o an olmamışsa bile ümitlerini kaybetmiyorlar..ben şaşırıyorum..bazen yalancı konumunda görünmemek için onlara olmayabilir de dediğimde,meleklerim olmaması için bir nedenin olmayacağını söylüyorlar..hayretle gözlerindeki ışıltıya bakıyorum..
bir ara kızıma şakayla karışık nereden geldiğini sormuştum..hani;anne beni leylekler getirdi falan diyeceğini bekliyordum..şaşırtıcı bir cevap verdi bana:annecim ben ve kardeşim ve daha bir sürü çocuk başka bir yerdeydik..orası burası gibi bir yer değil..orda istediğimiz herşeyi rahatlıkla yapabiliyorduk..ışık gibiydik kayıyorduk..hani şimdi gökyüzüne bakınca orda parlak yıldızlar varya bizim orda onlardan birçok var biz oralara gezmeye gidiyorduk..sonra biri bize hadi hazırlanın ailenizi seçin annenizi babanızı seçin dedi.bizde seçtik..ben ve kardeşim sizi seçtik..dedi..ben ağzım açık şekilde neden biz dedim..kızımsa;sizin çok iyi bir anne_baba olacağınızı düşündük,bize ihtiyacınız var diye,dedi..ve ardından,bizi siz istediniz ve bizde sizi,dedi..ben aman allahım bu çocuk ne diyor böle,daha 4 yaşında bunları çizgifilmlerden mi öğreniyor ne?dedim.ama konuşmaları o kadar garipti ki,ben çocukken evren mevrenden çok oyuncaklarımı ve şekerlerimi düşünürdüm..belkide bu yüzden şaşırıyorum..ama bir garip çocuk olduklarını artık kabullendim..etrafımda bu garip çocuklardan baya var diyebilirim..ama gözlemlediğim kadarıyla bir çok aile çocuklarına yaklaşırken ben gibi şaşırmıyor..çünkü bunları çocukların uydurduğu masallar olarak görüyor ve çocuklara yaklaşırken;saçmalama yok öle bişey ben niye görmüyorum,hayal etmeyi bırak gerçeğe gel yavrucum..bunlar saçma şeyler,bak hayatta böle şeyler olmuyor vs..gibi tutumlarla yaklaşıyorlar..ve sonuçta çocuklar ya kendilerine inanmadıkları için hayallerinden,yada korktukları için gerçeklerinden vazgeçiyorlar..anlatmamayı seçiyorlar..belkide bu yüzden belleklerimiz zamanla kendi gerçeklerinden vazgeçiyor..
kendi adıma konuşmam gerekirse,ben meleklerimin hayal(yada bizce hayal)dünyasına müdahele etmiyorum..en azından saçma olarak değerlendirilse bile kendimce saçma görmüyorum..çünkü ilerki hayatlarında bu hayalleri onların imgeleme yapmalarına çok büyük katkılar sağlayacağını biliyorum..ya da çekim yasasını çalıştırırken onlara nasıl etki edebileceğini biliyorum..
meleklerimde sanki bunların farkındalar..bazen benden daha çok şey bildiklerini bile düşünüyor ve onlara danışıyorum:)inanın verdikleri akıllar o kadar büyük ki anlatamam..boylarından büyük cevaplar veriyorlar..herşeye daha olumlu yaklaşıyorlar..sanki evrende hiçbir olumsuzluk yok.tıpkı polyanlacılık gibi tozpembe bakıyorlar hayata..ancak üstlerine çok fazla gitmeye de gelmiyorlar..bir anda çok agresif bir hale dönüşebiliyorlar..ilgi odağı olmayı çok seviyorlar ve bunu hatırlatmak için kedinin sürtünmesi gibi yanaşıp illaki tenlerini,tene değdiriyorlar..sanki bu iletişimden enerji sağlıyorlar..yada şarj oluyorlar..bir gün denedim..oğlum yanaştıkça bana dokunmaya çalıştıkça kaçtım,öptürmedim okşamadım sevmedim ilgilenmedim..ve o kadar hırçınlaştı ki anlatamam..sonunda oturup ağladı ve büyüklerin konuşması gibi bir konuşma yaptı..en sonunda da,ben geldiğim yere gitmek istiyorum,orada böyle şeyler olmuyor,beni seveceğinizi sölediler ama sen sevmiyorsun,benim tek istediğim sevilmek..dedi..tabi gak guk oldum ben..sarıldım öptüm kokladım..hemende yumuşayıveriyolar..biz gibi kin öfke hırs duyguları yok..anda unutuyorlar..bişey daha;sevgiyi unutmuyorlar,ilgiyi unutmuyorlar..ama kızdığınızı,bağırdığınızı,öfkenizi anda unutuyorlar ve bunu size bir daha hatırlatmıyorlar...sanki belleklerine tek bir duygu hakim,oda sadece SEVGİ VE MUTLULUK....
kısacası onlardan öğreneceğimiz çok şeyler var..bize birşeyleri anlatmaya çalışıyorlar..eğer bir şeyleri örnek edineceksek,oda çocukların davranışları olmalı..oysa ne tuhaftır ki,bizler hep onlara örnek olmaya çalıştık..ve onlarda hep bizleri örnek alarak büyüdüler..belkide artık zamanı gelmiştir..birde biz onları örnek alalım,bakalım neler olacak,ne dersiniz???
inannadan sevgiler:73e4317106059nd:

Perilice
19-08-2009, 12:42
:73e4317106059nd: canım benim harika iki meleğin var ve sen her anne babadan daha bilinçlisin onların gelişiminde katkın olacağına inanıyorum neden sen bildiklerini ona sormuyorsun o sana bir çok katkıda buluna bilir hatta sipariş veriyoz ya biz onlarada öğret onlarda sipariş versin hayal panosu oluşturmalarına yardımcı ol sen çok bilinçli bir annesin belki bizler kristal çocuk olarak doğmadık ama bizimde her çocuk gibi hayellerimiz vardı bizimde önümüzde yol gösteren büyüğümüz olsaydı çok şanslı olacaktık ama gene şanslıyız herşeyin farkındayız sana ne mutlu ki iki tane seninde hitap ettiğin gibi meleklerin var onlardan çok şey öğreneceğine inanıyorum.
:73e4317106059nd:

hülyaa
19-08-2009, 12:51
:73e4317106059nd: canım benim harika iki meleğin var ve sen her anne babadan daha bilinçlisin onların gelişiminde katkın olacağına inanıyorum neden sen bildiklerini ona sormuyorsun o sana bir çok katkıda buluna bilir hatta sipariş veriyoz ya biz onlarada öğret onlarda sipariş versin hayal panosu oluşturmalarına yardımcı ol sen çok bilinçli bir annesin belki bizler kristal çocuk olarak doğmadık ama bizimde her çocuk gibi hayellerimiz vardı bizimde önümüzde yol gösteren büyüğümüz olsaydı çok şanslı olacaktık ama gene şanslıyız herşeyin farkındayız sana ne mutlu ki iki tane seninde hitap ettiğin gibi meleklerin var onlardan çok şey öğreneceğine inanıyorum.
:73e4317106059nd:

evet canım haklısın..onlara hayalpanosu yapmalıyım..bunu hiç düşünmemiştim..hatta siparişleri onlara da okutayım..okutayım derken ben sölerim onlar tekrar ederler henüz okuma bilmiyorlar:)
üstelik bunu severek yapacaklarına eminim..birini mutlu etmeye bayılırlar..düşüncelerimi parlattın canım teşekkür ederim..aslında bu konuda daha çok parlamaya ihtiyacım var..sevgilerimle:73e4317106059nd:

new_way
19-08-2009, 13:07
bana aslında biraz garip geliyor, başka gezegenlerden gelmeler filan. inanmıyorum yani. ama şu da bir gerçek ki yeni nesil çok zeki. bizden farklılar.

diğer bir yandan da kendimle ilgili olarak aşağıdaki maddeler bende var mesela.

Bölünmüs uyku modelleri, çogu zaman gece 3 kez uyanmak veya sadece saat 03 te uyanmak her gece defalarca uyanıyorum ve saat 3 civarı da uyanıyorum çoğunlukla. ama neden saat 3?

Bedende garip elektriksel enerji dalgalari hissetmek bu reikiden sonra oldu. kollarımda çok fazla var. bir ara bilgisayar yanında filan sürekli olurdu.

Bas dönmesi ve "ferahlik" Bunun nedeni sizin bilinçliligin "daha yüksek" durumlarinda olmanizdir. bazen yer kayıyormuş gibi geliyor

Artan istah ve kilo alma Bunun nedeni, bu islemi güçlendirmek için bedenin çok fazla miktarda enerjiye ihtiyaci olmasidir he he bundan kurtulmaya çalışıyorum zaten

ama psişik yetenekler derseniz hiç yok, hiperaktiflik yada uzun saatler boyunca bir şey yapmadan durma derseniz bu da yok. ama konsantrasyon ve unutkanlık sorunu var malesef. aynı anda bir sürü şey yapmaya çalışırım. hemen sıkılabilirim birşeylerden.rüya çok fazla görüyorum ve etkisinde günlerce kalabiliyorum. gerçekle karıştırıyorum gibi geliyor bazen.

Perilice
19-08-2009, 13:20
:923 çogu bendede var çocukluklarda var ama baskı ile köreltiliyormu bilmiyom sanırım çok farklı birşey ama innannında söylediği bir şey varki kin tutmazlar herşeyi anlık yaparlar ben üzüldümmü karşımdaki kişiyi kolay kolay affetmem yani bu kristal çocuklarında olmaya bilir :0511: He bide şu var kristal çocuk veya başka çocuk dilekleri daha çabuk geliyor benim yeğene sayısal lotoda rica etmiştim hatta bak para çıksın sana bisikletle oyuncak alacam demiştim yahu yarım saat geçti teyze hadi didelim bisikletimi alaım demeye çekiliş olmadan :0399: