isobel
09-01-2011, 15:16
Kuş ve Balık Ölümleri, Doğa Olayları
Amerika'da karaya vuran binlerce balık, gökten düşen kuşlar, fosforlu yeşil akan ve açıklanamayan nehirler... Bu ve bunun gibi doğal yaşamda meydana gelen ani değişiklikleri kıyamet belirtileri olarak yorumlanıp 2012 ile ilişkilendiriliyor. 8 Ocak 2011 Cumartesi günü Gazete HABERTURK'te doğada yaşanan değişimlerle ilgili hazırlanan haber için benim de görüşlerimi aldılar. Konu ile ilgili olarak gazetede özeti yayınlanan görüşlerim aşağıdaki gibidir…
Kuş ve Balık Ölümleri, Seller ve Depremler
Bence bu olanlar en çok Dünya’nın manyetik alanında oluşan değişikliklerle alakalı ve önümüzdeki süreçte buna benzer olaylar yaşanabilir. Göçmen kuş ve hayvanlar beyinlerinde bulunan manyetit kristalleri sayesinde dünyanın manyetik alanı ile irtibat sağlayıp, her sene gidecekleri göç yollarını tayin ediyorlar. Manyetik alandaki bozulma yollarını şaşırmalarına sebep oluyor. Güneş’ten gelen partiküller (güneş rüzgarı) Dünya’nın manyetik alanında bozulmalar yaratıyor, çalkalanmalara sebep oluyor. Eğer bu çalkalanmalar yeterli yüksek şiddette olursa, jeomanyetik fırtına oluşturuyor ve bu da hayvanların yön bulmasını zorlaştırıyor.
Gelelim bunların Astroloji’yle ilişkisine…
Güneş aktiviteleri ve Yer manyetik alanındaki değişimlerin oluşmasında gezegenlerin de rolü var. John Nelson, Jane Blizard, Percy Syemour gibi bazı bilim insanlarının görüşleri de bu tezi desteklemektedir. Dünya’nın manyetik alanındaki değişimler, Güneş’teki manyetik alan değişimlerinden ve gezegenlerin birbirleriyle uyumsuz geometrik açılarda oluşundan kaynaklanıyor. Özellikle Güneş’teki aktiviteler (güneş manyetik alanında değişimler, güneş lekeleri alevlenme, patlama, Taç Kitle Fışkırmaları) Yer manyetik alanını etkiliyor ve küresel iklim değişikliği, aşırı sıcaklık değişimleri, kuraklık, sel baskınları, kasırga ve tornadolar, depremler ve volkan patlamaları, tsunamiler ve sel baskınları gibi sonuçlar doğuruyor.
2011’de Dikkat Çeken Tarihler
Geçtiğimiz yıldan bu yana önemli Güneş aktiviteleri ve jeomanyetik fırtınaların oluşacağı tarihlerin saptanması üzerine çalışıyorum. 2010 yılı Temmuz sonu, Ağustos başı, Ekim sonu, Aralık ayı sonu ve Ocak ayı başlarında oluşması muhtemel etkileri doğru tahmin ettim. Bu konuda Büyük Uyanış 2012 kitabımda bilgi verdim ve kişisel web-sitemde de tarihleri yayınladım. 2011 yılında Güneş aktivitelerinin ve veya jeomanyetik fırtınaların oluşması muhtemel tarihler şunlar:
• 23-24 OCAK 2011***
· 30-31 Ocak 2011***
• 20-22 MART 2011 *
• 2-7 NİSAN 2011***** (özellikle 3-4 Nisan 2011)
• 20-22 NİSAN 2011 *
• 18-19 TEMMUZ 2011 ***
• 25-28 EYLÜL 2011 **
• 15-16 EKİM 2011***
Güneş Aktiviteleri ve Maya Kehanetleri
Biliyorsunuz 2012 konusunu işleyen iki kitabım yayınlandı. Özellikle Büyük Uyanış 2012 kitabımda altını çizdiğim gibi, 2012 sürecinde yaşanacaklar her ne ise, Güneş'in bunda majör rol oynayacağını düşünüyorum. Mayalar ve Hopiler gibi daha eski kültürler, Güneş’teki değişimlerin her şeyi etkilediğinin farkındaydılar ve bu konuda dikkate değer bir kavrayış geliştirmişlerdi. Mayalar’ın 2012 kehaneti Güneş Lekeleri Döngüsü’yle ve Venüs Döngüsü’yle bağlantılı gözüküyor. 6 Haziran 2012’de Venüs’ün bu yüzyıldaki ikinci geçişini yaşayacağız. Bu tarih civarında Güneş aktivitelerinin de maksimumda olacağını biliyoruz.
2011 yılı 12 Mart’ında Uranüs Koç burcuna geçiş yapacak ve Oğlak burcundaki Plüton ile doksan derecelik sert açısı etkinleşmeye başlayacak. Uranüs ve Plüton bir araya geldiklerinde, elektriksel olaylara, büyük kasırgalara, doğanın dengesini değiştirecek olaylara, elektrik yüklü parçacıkların vereceği zararlara sebep olabilirler. Hava olayları garipleşebilir, kasırgalar ve şimşek çakması gibi diğer elektriksel doğa olayları şiddetlenebilir. 2011 yılı 4 Nisan’ında Neptün Balık burcuna geçiş yapacak. Sularla ve denizlerle ilgili büyük sorunlar yaşanabilir.
Bu etkileri yaşamaya başladık ve eğer önlem alınmazsa, çok daha yıkıcı etkilerle karşılaşacağımızı öngörmemiz için astrolog, iklim bilimci veya güneş fizikçisi olmamız gerekmiyor. Bu konu çok önemli bence ve bütün dünya ülkelerinin lider ve hükümetlerinin gündeminde birinci sırada yer almalı.
Biz Ne Yapabiliriz?
Bu konuyla ilgili araştırma yapanlar, çok sayıda insanın bilerek oluşturacağı uyumlu dalga alanının gezegensel enerji ve manyetik enerji alanları ile iletişime geçerek bu alanları etkileyebileceğini ve alan ortamındaki kolektif bilince pozitif etki yaratacağını söylemekteler. Yapılan istatistikler, dünya barışı için yapılan meditasyon ve duaların güneş aktivitesini belli bir oranda (%25-%50) azaltabildiği göstermektedir. Tüm barış meditasyonlarından sonraki gün güneş aktivitesinin azaldığı görülmüş, bu verilerle ilgili istatistik değerlendirme yapılabilmiştir. Bu çalışmalar ve deneyler, bireysel ve kolektif düşünce gücünün bariz ve güçlü etkileri olduğunu, işbirliği yapan yeterli sayıda insanın beraber çalışmasının gerekli durumlarda nasıl işe yarayabileceğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu tema, Mayaların kozmoloji anlayışıyla da örtüşmektedir. Mayalar 21 Aralık 2012’de gireceğimiz periyodu “Bir amaç için bir araya gelme dönemi” olarak nitelendirmişlerdir. Bunu anlayıp, bir an önce hazırlanmamız gerekiyor.
2012 süreci, fiziksel hazırlanmalardan çok, ruhsal bir hazırlık gerektiriyor. Şunu unutmamalıyız ki, her şeyden kaçsak bile, kendimizden kaçamayız. Biz değişmezsek, şartlar değişmeyecek. Geri kazanmamız gereken başlıca şey, yaşamımızın ve üzerinde yaşadığımız dünyanın yaratıcıları olduğumuz anlayışıdır. Hayatımızın kontrolünü yeniden elimize geçirmek, sağlıklı ve mutluluk dolu bir yaşam sürmek bizim elimizde. Bu, Yüce Yaratıcısı tarafından, insanoğluna lütfedilmiş seçme özgürlüğü gereğidir. Ya duygu ve düşüncelerimizi kontrol edecek ve hayatımızı doğru yöneteceğiz, ya da duygu ve düşüncelerimiz bizi yönetecek ve kader bizi nereye çekerse oraya sürükleneceğiz.
Her ne kadar bazı felaketler bu döneme eşlik etse de, 2012 süreci bir felaket değil, bir uyanış sürecidir. İnsanın kendi bilincinde kıyameti yaşaması, gerçeklere uyanması zamanı gelmiş, çatmıştır. Büyük Uyanış, kurtarılmayı bekleyen birer zavallı olmadığımızı, ilahi varlıklar olarak geleceğimizi kendimiz yönlendirebileceğimizi, tam bir Bir’lik içerisinde olan evrendeki gerçek yerimizi, her şeyden öte, bizi sevgisiyle kuşatan Yüce Yaratıcımızla ilişkimizin niteliğini ve yaratılış amacımızı idrak edeceğimiz bir sürecin başlangıcı olacak…
ALINTIDIR-ÖNER DÖŞER
Amerika'da karaya vuran binlerce balık, gökten düşen kuşlar, fosforlu yeşil akan ve açıklanamayan nehirler... Bu ve bunun gibi doğal yaşamda meydana gelen ani değişiklikleri kıyamet belirtileri olarak yorumlanıp 2012 ile ilişkilendiriliyor. 8 Ocak 2011 Cumartesi günü Gazete HABERTURK'te doğada yaşanan değişimlerle ilgili hazırlanan haber için benim de görüşlerimi aldılar. Konu ile ilgili olarak gazetede özeti yayınlanan görüşlerim aşağıdaki gibidir…
Kuş ve Balık Ölümleri, Seller ve Depremler
Bence bu olanlar en çok Dünya’nın manyetik alanında oluşan değişikliklerle alakalı ve önümüzdeki süreçte buna benzer olaylar yaşanabilir. Göçmen kuş ve hayvanlar beyinlerinde bulunan manyetit kristalleri sayesinde dünyanın manyetik alanı ile irtibat sağlayıp, her sene gidecekleri göç yollarını tayin ediyorlar. Manyetik alandaki bozulma yollarını şaşırmalarına sebep oluyor. Güneş’ten gelen partiküller (güneş rüzgarı) Dünya’nın manyetik alanında bozulmalar yaratıyor, çalkalanmalara sebep oluyor. Eğer bu çalkalanmalar yeterli yüksek şiddette olursa, jeomanyetik fırtına oluşturuyor ve bu da hayvanların yön bulmasını zorlaştırıyor.
Gelelim bunların Astroloji’yle ilişkisine…
Güneş aktiviteleri ve Yer manyetik alanındaki değişimlerin oluşmasında gezegenlerin de rolü var. John Nelson, Jane Blizard, Percy Syemour gibi bazı bilim insanlarının görüşleri de bu tezi desteklemektedir. Dünya’nın manyetik alanındaki değişimler, Güneş’teki manyetik alan değişimlerinden ve gezegenlerin birbirleriyle uyumsuz geometrik açılarda oluşundan kaynaklanıyor. Özellikle Güneş’teki aktiviteler (güneş manyetik alanında değişimler, güneş lekeleri alevlenme, patlama, Taç Kitle Fışkırmaları) Yer manyetik alanını etkiliyor ve küresel iklim değişikliği, aşırı sıcaklık değişimleri, kuraklık, sel baskınları, kasırga ve tornadolar, depremler ve volkan patlamaları, tsunamiler ve sel baskınları gibi sonuçlar doğuruyor.
2011’de Dikkat Çeken Tarihler
Geçtiğimiz yıldan bu yana önemli Güneş aktiviteleri ve jeomanyetik fırtınaların oluşacağı tarihlerin saptanması üzerine çalışıyorum. 2010 yılı Temmuz sonu, Ağustos başı, Ekim sonu, Aralık ayı sonu ve Ocak ayı başlarında oluşması muhtemel etkileri doğru tahmin ettim. Bu konuda Büyük Uyanış 2012 kitabımda bilgi verdim ve kişisel web-sitemde de tarihleri yayınladım. 2011 yılında Güneş aktivitelerinin ve veya jeomanyetik fırtınaların oluşması muhtemel tarihler şunlar:
• 23-24 OCAK 2011***
· 30-31 Ocak 2011***
• 20-22 MART 2011 *
• 2-7 NİSAN 2011***** (özellikle 3-4 Nisan 2011)
• 20-22 NİSAN 2011 *
• 18-19 TEMMUZ 2011 ***
• 25-28 EYLÜL 2011 **
• 15-16 EKİM 2011***
Güneş Aktiviteleri ve Maya Kehanetleri
Biliyorsunuz 2012 konusunu işleyen iki kitabım yayınlandı. Özellikle Büyük Uyanış 2012 kitabımda altını çizdiğim gibi, 2012 sürecinde yaşanacaklar her ne ise, Güneş'in bunda majör rol oynayacağını düşünüyorum. Mayalar ve Hopiler gibi daha eski kültürler, Güneş’teki değişimlerin her şeyi etkilediğinin farkındaydılar ve bu konuda dikkate değer bir kavrayış geliştirmişlerdi. Mayalar’ın 2012 kehaneti Güneş Lekeleri Döngüsü’yle ve Venüs Döngüsü’yle bağlantılı gözüküyor. 6 Haziran 2012’de Venüs’ün bu yüzyıldaki ikinci geçişini yaşayacağız. Bu tarih civarında Güneş aktivitelerinin de maksimumda olacağını biliyoruz.
2011 yılı 12 Mart’ında Uranüs Koç burcuna geçiş yapacak ve Oğlak burcundaki Plüton ile doksan derecelik sert açısı etkinleşmeye başlayacak. Uranüs ve Plüton bir araya geldiklerinde, elektriksel olaylara, büyük kasırgalara, doğanın dengesini değiştirecek olaylara, elektrik yüklü parçacıkların vereceği zararlara sebep olabilirler. Hava olayları garipleşebilir, kasırgalar ve şimşek çakması gibi diğer elektriksel doğa olayları şiddetlenebilir. 2011 yılı 4 Nisan’ında Neptün Balık burcuna geçiş yapacak. Sularla ve denizlerle ilgili büyük sorunlar yaşanabilir.
Bu etkileri yaşamaya başladık ve eğer önlem alınmazsa, çok daha yıkıcı etkilerle karşılaşacağımızı öngörmemiz için astrolog, iklim bilimci veya güneş fizikçisi olmamız gerekmiyor. Bu konu çok önemli bence ve bütün dünya ülkelerinin lider ve hükümetlerinin gündeminde birinci sırada yer almalı.
Biz Ne Yapabiliriz?
Bu konuyla ilgili araştırma yapanlar, çok sayıda insanın bilerek oluşturacağı uyumlu dalga alanının gezegensel enerji ve manyetik enerji alanları ile iletişime geçerek bu alanları etkileyebileceğini ve alan ortamındaki kolektif bilince pozitif etki yaratacağını söylemekteler. Yapılan istatistikler, dünya barışı için yapılan meditasyon ve duaların güneş aktivitesini belli bir oranda (%25-%50) azaltabildiği göstermektedir. Tüm barış meditasyonlarından sonraki gün güneş aktivitesinin azaldığı görülmüş, bu verilerle ilgili istatistik değerlendirme yapılabilmiştir. Bu çalışmalar ve deneyler, bireysel ve kolektif düşünce gücünün bariz ve güçlü etkileri olduğunu, işbirliği yapan yeterli sayıda insanın beraber çalışmasının gerekli durumlarda nasıl işe yarayabileceğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu tema, Mayaların kozmoloji anlayışıyla da örtüşmektedir. Mayalar 21 Aralık 2012’de gireceğimiz periyodu “Bir amaç için bir araya gelme dönemi” olarak nitelendirmişlerdir. Bunu anlayıp, bir an önce hazırlanmamız gerekiyor.
2012 süreci, fiziksel hazırlanmalardan çok, ruhsal bir hazırlık gerektiriyor. Şunu unutmamalıyız ki, her şeyden kaçsak bile, kendimizden kaçamayız. Biz değişmezsek, şartlar değişmeyecek. Geri kazanmamız gereken başlıca şey, yaşamımızın ve üzerinde yaşadığımız dünyanın yaratıcıları olduğumuz anlayışıdır. Hayatımızın kontrolünü yeniden elimize geçirmek, sağlıklı ve mutluluk dolu bir yaşam sürmek bizim elimizde. Bu, Yüce Yaratıcısı tarafından, insanoğluna lütfedilmiş seçme özgürlüğü gereğidir. Ya duygu ve düşüncelerimizi kontrol edecek ve hayatımızı doğru yöneteceğiz, ya da duygu ve düşüncelerimiz bizi yönetecek ve kader bizi nereye çekerse oraya sürükleneceğiz.
Her ne kadar bazı felaketler bu döneme eşlik etse de, 2012 süreci bir felaket değil, bir uyanış sürecidir. İnsanın kendi bilincinde kıyameti yaşaması, gerçeklere uyanması zamanı gelmiş, çatmıştır. Büyük Uyanış, kurtarılmayı bekleyen birer zavallı olmadığımızı, ilahi varlıklar olarak geleceğimizi kendimiz yönlendirebileceğimizi, tam bir Bir’lik içerisinde olan evrendeki gerçek yerimizi, her şeyden öte, bizi sevgisiyle kuşatan Yüce Yaratıcımızla ilişkimizin niteliğini ve yaratılış amacımızı idrak edeceğimiz bir sürecin başlangıcı olacak…
ALINTIDIR-ÖNER DÖŞER