PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuantum Kuramı


Perilice
18-03-2009, 12:54
[Only Registered Users Can See Links]

Kuantum Kuramı
Yirminci yüzyılın başlarında geliştirilmiş olan Kuantum kuramına göre gözleyen ve gözlenen birbirinden ayrı ve bağımsız değildir. Biz bir doğa olayını gözlerken ve onun bir matematik modelini yaparak anlamaya çalışırken sadece kendi yorumumuzu sergiliyoruz. Yani, akıl ve mantığımızı kullanarak doğanın kendisini değil, kendimizi, kendi zihnimizi ortaya koymuş oluyoruz.

Örneğin, ışık ile yapacağımız bir tür deney bize ışığın dalgasal bir yapıya sahip olduğunu söylerken, bir diğer farklı deney ise ışığın küçük enerji paketleri olan ve parçacık gibi davranan foton’lardan meydana geldiğini söyler. Şu halde ışık hem dalga özelliğine sahiptir hem de parçacık.

Sadece ışık değil tüm ‘madde’ dediğimiz nesneler dalga ve parçacık özelliği gösterebilirler. Zira her nesne aslında bir enerji türüdür. Enerji türleri ise kesin hudutlarla belirtilemeyen ve sürekli değişim içinde olan yapılardır. Kuantum kuramı maddeyi enerji olarak tanımlar ve maddeler arası etkileşimleri enerji alanlarının etkileşimi olarak görür. Demek ki tüm evreni birtakım enerji alanlarının ortamı olarak görebiliriz. Hareket ise enerji alanları arasında bir çeşit alış-veriş veya dalgalanma olarak açıklanabilir.

Aynı durum insanlar için de söz konusudur. Her insan bir enerji alanıdır. Her insan çevresi ile sürekli enerji alış-verişi yapmaktadır. Beslenmeden tutun da büyümeye, hatta düşünmeye kadar her eylemimizde bir enerji alış-verişi vardır. Fiziksel bedenin çevresinde de göze görünmeyen bir enerji alanı bulunmaktadır. Bu alan da çevredeki diğer enerji alanları ile etkileşir, titreşime girer ve rezonansa ulaşır. Bu olayı aynı titreşen bir diapazonun diğer bir diapazonu da titreştirmesine benzetebiliriz. İki diapazon aynı rezonans frekansına sahipse birine vurduğumuzda diğerinden de ses gelir. İnsanlar da rezonansa girerek birbirlerini etkilerler. Rezonans olduğunda bilgi içselleşir ve sadece bellekte değil, tüm bedende kayıt olur. Buna yaşam bilgisi de diyebiliriz. Yaşam bilgisi tüm hücrelere yayılan holografik bir bilgi türüdür.

Fizik alemde etkileşmelerin zaman farkı ile oluştuğu inancı hakimdir. Kuantum kuramı içinse ‘zaman’ ölçülebilir bir büyüklük değildir. Mutlak zaman diye bir şey yoktur. Zaman her cismin bulunduğu uzay bölgesine ve hızına bağlı olarak değişen göreli bir kavramdır. Önemli olan ‘

an’dır. Her olayın oluştuğu an önemlidir. Bizler sürekli an içinde varlığımızı sürdürürüz. İşte, yaşam bilgisi anında harekete geçebilen ve etkinliğini anında gösteren bilgi türüdür.

[Only Registered Users Can See Links]


An kavramı ise noktaya benzer. Nasıl ki noktanın boyutu yoksa an’ın da boyutu yoktur. Zaman ise bir süre içerdiğinden çizgi gibidir. Nokta boyutsuz olup çizgi tek boyutlu bir yapıdır. Bunlar birbirine indirgenemez. Aynı şekilde zaman da an’a indirgenemez. Fakat an denilen noktasal zamanın sonsuzluğa açılabilen bir özelliği vardır.


İnsan denilen varlığın iki temel özelliği; biri beden ve diğeri de tin yapısıdır. Beden, bizim biyolojik yapımızı ve tin de psiko-sosyal yapımızı ifade eder. Şu halde insan bio-psiko-sosyal bir varlıktır. Hem tin hem beden tüm canlılarda bulunur. Ama insan tini onun edimleri ile ilgili olduğundan diğer canlılara göre çok daha gelişmiş ve karmaşık hale gelmiştir. Hem tin hem beden “cevher” denebilen bir kaynağa bağlıdır. Bu kaynak da sonsuz ve bütünsel “Ruh” olarak tanımlanabilir. Her insan bu sonsuz kaynaktan kendi payına düşen miktar kadar sebeplenir ve yararlanır. Hem tin, hem beden boyutunun kökenine (orijinine) ulaşabilenler bu kaynaktan bilgi aktarabilirler. Kuantum Kuramının şu savı deneysel olarak da kanıtlanmıştır:
Eğer bir yapı başlangıçta bir bütün oluşturmuş ise, o yapıyı parçalasanız dahi parçalar arasında etkileşim yerel olmayan bir biçimde devam eder.
Bu ifadenin anlamı şudur: Bütün parçalarından fazladır. Bütünü oluşturan parçalar, bütünden ayrılsalar dahi bütünle etkileşmeye devam ederler. Parçalar bütünden tamamen bağımsız bir varlık sürdüremezler. Parçalar arası ve bütün ile parçalar arasında yerel olmayan bir etkileşim vardır. Parçalarda hem bütünü hatırlayan (asıl yapıyı unutmayan) özel bir bellek vardır hem de yeni dış etkilerden birbirlerini haberdar etme yeteneği vardır. İnsan da sonsuz ve tümel ruh olan kaynaktan ortaya çıkmış olduğundan onunla olan ilişkisi asla kopmaz. O ilişkiyi kuvvetli tutup kopmasını önlemek her insanın iradesi dahilinde olan bir durumdur.

Nesneler da aynı kaynağa bağlıdırlar. Onların da bir dalgasal boyutları, bir de parçacık boyutları vardır. Bu iki boyut tin-beden boyutları gibi birbirlerine indirgenemeyen, birbirlerinden bağımsız olan özelliklerdir. İşte, bu yüzdendir ki bir deney yapıldığında nesnelerin ya parçacık veya dalga özellikleri ile karşılaşıyoruz. Oysa ki her ikisi bir arada bulunur ve bu ortak özelliğin ortaya çıkışına
“Enerji” adını veriyoruz. Bu enerji evrenseldir ve her var olan nesnenin esas değişmez dokusudur.


İnsan istediği taktirde evrensel enerjiyi harekete geçirip yerel olmayan bir iletişim kurabilir. Buna ‘İstek Yasası’ diyebiliriz. Bu yetenek her insanda vardır, ama istek olmadıkça yetenek harekete geçmez. İnsan kendini beş duyu ile kısıtlamadığı taktirde istek yasasını harekete geçirerek birçok açıklanması zor olan işler başarabilir. Öncelikle an içinde bulunmak ve trans (vecd) haline geçerek zaman kavramından uzaklaşmak gerekir. İnsan istemedikçe kendisine hiçbir ruhsal bilgi aktarılmayacaktır. Duyular ötesi algılama da aynı şekilde istek yasası sayesinde gerçekleşir.

[Only Registered Users Can See Links]


Fakat bu istek determinist yasalarla açıklanamaz. İnsan her istediğini yapabilme yetisine sahip değildir. Bu kanıda olanlar aslında egolarına fazlaca önem verenlerdir. Çünkü, görelilik ve belirsizlik doğanın temel yapısında bulunmaktadır. Kuantum Kuramı “mutlak gerçek” kavramını “muhtemel (olası) gerçek” kavramı ile değiştirmiştir. “Olası gerçek” görüşüne göre: Deney yapıp (karar verip) sonuç ortaya çıkmadıkça gerçek hakkında bilgi sahibi olunamaz.
Olası gerçek kavramına “potansiya”, yani “gerçekleşmesi mümkün olan fakat henüz gerçekleşmemiş olan” olarak da bakabiliriz. Hepimizin bildiği “potansiyel enerji” kavramında gerçekleşmemiş olan iş yapma kapasitesi gizlidir. Bu kavramın en genel şekli olan “potansiya” kavramında “var olma kapasitesi” yatar. Şu halde varlık veya gerçek dediğimiz oluşumu mutlak olarak değil, sadece göreli bir gizli kapasite olarak düşünebiliriz. Bu kapasiteyi harekete geçirmek için, an içinde tüm varlığımızla ve coşku ile olaylara katılmamız, fakat bu katılıma asla bencil çıkarlarımızı dahil etmememiz gerektiğini bilmemizde fayda vardır.

Kuantum kuraminin kendine has bir dunya gorusu vardir. Bu dunya gorusu bizim boyutumuzdan algiladigimiz dunyadan oldukca farklidir. Fakat kavramlari derinligine incelemeye basladigimizda goruruz ki bu iki dunya gorusu bir araya getirilebilir. Hele de guncelik yasamimizda Kuantum dunyasinin kavramlarini uygulamaya koyabilirsek tumuyle farkli bir felsefeye sahip, oldukca genis dusunebilen bir insan olabiliriz.





Sizlere, burada Kuantum felsefesinden soz etmek istiyoruz. Bakalim bu goruslerimi gundelik hayata uygulayabilecek misiniz?

Kuantum dunyasi kesikli bir birliktelik dunyasidir. Her nesne hem dalga hem de parcacik oldugundan bizlerin parcacik olarak tanimladigi enerji paketleri surekli dalgalardan olusmuslardir. Ancak kuantum surekliligi bizim 3-boyutlu klasik sureklilik tanimina benzemez. Kuantum dunyasi hem surekli hem sureksizdir. Yani, her surekli hareket cok kucuk sureksiz hareketin toplamindan olusur. Bu bakimdan temelde sureksizlik olmasina ragmen bir butuncul birlik vardir.


Kuantum dunyasinda kesin sinirlar yoktur. Yukardaki kesikli sureklilik taniminin sonucu olarak kesin sinirlar aradan kalkar. Bir noktada bulunan bir parcacik sureksiz olarak aniden farkli bir noktaya atlama (sicrama) yapabilir. Bu bakimdan kesin ayirimlardan soz edilemez. Her var olan etrafi ile birlikte bir butunluk icinde varligini surdurur. Bagimsiz bir parcacik kavrami sadece bir basit yaklasim olarak anlamlidir. Gercekte salt bagimsizlik diye bir olgu yoktur.


Kuantum kuraminda zaman yerine “an” kavrami vardir. Yani, surekli zaman diye bir sey yoktur. Her olay bir an icinde olusur ve bir diger an farkli bir olaya donusur. “Gercek” ancak o an icin gecerlidir. Surekli ve mutlak gercekten soz edilemez. Her var olanin kendi oz zamani ve kendi oz gercegi vardir. Bu durumu Gorelilik kurami da iddia eder ve kanitlar. Bir varligin gercegi kendine aittir. Evrensel gercek yoktur.


Tek gercek bir enerji aginin var oldugudur. Ancak, bu enerji agi surekli degisim ve donusum icindedir. Her an yeni bir yapida yeni bir yogunlukta titresir ve dagilir. Enerji agini kesin olarak tanimlamak dahi mumkun degildir. Cunku tanimlamak icin onu kesin sinirlar icine hapsetmek, sinirlandirmak ve sabitlemek gerekir. Oysa ki bu ag ne sabitlenebilir ne sinilandirilabilir, ne de tanimlanabilir.

Simdi, bu 4 noktadan hareketle yasamimiza yon vermek istersek diyebiliriz ki:

Her insan bir sonlu-birliktelik varligidir. Kendini bagimsiz ve ayri sanmasi bir yanilgidir. Beden yapisinin yaninda ve esdeger olarak ruhsal bir yapisi vardir. Bu yapi Kuantum dalgasal yapisina benzer. Bu bakimdan insan cevresinden soyutlanamaz. Cevresi ile gorunmez bir bag icindedir. Bu bag enerji agi sayesinde tum evrenle etkilesir.
Insan zaman icinde degil “an” icinde yasar ve yasamalidir. Cogu insan bu yonunu ihmal eder ve zaman icinde (ya gecmiste veya gelecekte) hayal ederek yasar. Oysa ki asil olan an’dir. Her insanin kendi gercegi vardir ve bu gercek paylasilamaz. Bu gercek evrensel degil bireyseldir. Ancak, evrenle surekli etkilesen bir bireyselliktir bu.

ALINTIDIR.... :Ö

polatcan
16-06-2009, 16:43
Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız.
O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.

Bu Teknik Pratik Olarak Hayatımıza Ne Gibi Yararlar Sağlar?

Bizim gelişmemiz için gereken bütün araçlar: uygun iş, eş, yaşam alanı,ev, bedenimizin sağlığı bu yüksek frekanslı enerjiden nasibini alır.
Siz, sınırlayıcı, engelleyici düşünce kalıplarınızı fark edip bunların yerine güçlendirici inançlarınızı koyduğunuzda hayatınız bu yeni inançlarınız doğrultusunda değişmeye başlayacaktır. Sizin için en uygun kişi, en uygun imkan,en uygun zamanda karşınıza çıkacaktır. Yapmanız gereken şey uzanıp onu almaktır.
Doğuştan doğal olarak hakkınız olan mutluluğu, bereketi, bolluğu ve sevinci yaşamanıza imkan tanımış olursunuz.

Kuantum Düşünce, sağlıklı ve güçlü bir beden için de uygun bir zemin hazırlar. Bizim düşünce ve kabullenişlerimiz direkt olarak bedene etki yapar. Bedenimiz aslında bir enerji okyanusundan başka bir şey değildir. Korku,kaygı,öfke, suçluluk duyguları bütün hücrelerimizin beslendiği enerjide azalmalar yol açar.

ALINTIDIR