Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuantum düşünce nedir
hayalayaz
10-03-2009, 14:10
KUANTUM DÜŞÜNCE NEDİR?
Düşüncelerin gerisindeki ilk düşünceye… Hayatınızdaki tekrar eden kalıpların gerisindeki anlama… Sözlerinizin gerisindeki karara... Bireyselliğinizin gerisindeki Öze, oradan evrensel bilince ulaşmak!.. Böylece artık yeni düşünceler, yeni inançlar, yeni davranışlar göstermek.. Bütün bunlar için uyguladığımız metod Kuantum Düşüncenin içeriğidir.
Bu tekniği uyguladığınızda sağlıklı bir bedene kavuşabilir. Kendi yaratıcılığınızı ve yeteneklerinizi kullanarak başarılı olacağınız işinize kavuşabilir… Mutlu ve sevgi dolu bir beraberlik yaşayacağınız özel insana ulaşabilir. Hayatınıza daha çok bolluk, bereket ve neşe katabilirsiniz. KDT bir hatırlama eylemidir. Kendi yaratıcılığımızı, iç potansiyelimizi ve evrenin kaynaklarını harekete geçirme eylemidir.
KDT bilmekten çok yapmaya, yapmaktan öte olmaya, değişmekten çok öze ulaşmaya yönelik bir çalışmadır. Öz benliğiniz aktive edilip harekete geçirildiğinde, çevreniz sizin üstün mutluluğunuz ve gelişmeniz için uygun araçları sunmaya başlar. KDT herkes tarafından uygulanabilir. Bir kez kavrandığında kaybedilmez bir yeterlilik sağlar. Hakkınız olan mutluluğu, dengeyi, bolluğu,sevgiyi ve hayrı almanızı sağlar.Bütün bunların insanın doğal bir pozisyonu olduğunu kabul eder. KDT sözcüklerin, imgelerin ve kodlanmış davranışların olağanüstü gücünü kullanarak insanlara ihtiyaçları olan şeyleri elde etme tekniği sunar. KDT tekniğiyle kişi, tüm kaynakların oluştuğu ortak zeka alanıyla uyumlanır. Böylelikle kişinin gelişimi için ihtiyacı olan her şey zorlamasız bir çabayla hayat alanına akmaya başlar.
kaynak: [Only Registered Users Can See Links]
Stubborn
11-03-2009, 09:10
Herşey düşünme ile baslar gerçekten ..hatta bu konuya sölede denebılır nasıl bakarsan oyle gorursun..pozıtıf dusun pozıtıf olsun..ve yuzunden gulumsemeyı eksık etme....:D:D
R.Şanalın Kuantum düşünce tekniği kitabını okuyunca benim kendimde çözemediğim veya sonucu nerelere vacağını bilmediğim bir çok soruya cevap buldum ve bende çok güzel değişikliklere sebep oldu .Bu kitap kütüphanemde epeydir duruyordu ve ben göz ardı ediyordum .Ben kişsel gelişim kitabı okumayı pek sevmiyorum ya benim içim çok dolu bitürlü kabul etmiyor yada dil çevirileri yüzünden pek sevemiyorum .Ancak bu kitabın her sayfasını çok beğenerek okudum ve kendi içimde çözemediğim bir çok konunun nasıl çözülmesi gerktiği konusunda bilgilendim .
R.Şanalın Kuantum düşünce tekniği kitabını.
Bende tam bu kitabı okumayı planlıyordum,işleri bi hafifliyeyimde ilk işim bu kitabı okumak olucak :)
Çok güzel kitaptır,benim Kuantumla ilgili okududuğum ilk kitaptı ve baya etkilemişti...Baya detaylı ve güzel anlatmış...Tavisye edderim gerçekten...
Kuantum düşünceyi iyi kavradığınız zaman,konuşmalarınıza,hatta düşündüğünüz şeylere bile çok dikkat etmeye başlıyorsunuz...
kuantum konusunun özü bilmediğimiz birşey değil aslında..ama biraz daha inceleyelim bakalım..
Kuantum Düşünce Tekniği Nedir?
Kuantum Düşünce üst nitelikli bir düşünme biçimidir. Sıradan düşünce biçimleri kendisini tekrar eden, etkisiz ve sınırlı enerjilerdir. Değiştirme ve oluşturma güçleri yoktur. Daha çok vehim, kuruntu, başıboş hayaller biçiminde akar. Oysa Kuantum Düşünce derin düzeyde, atom altı alanda etkili olabilecek tarzda bir yaratıcı düşünme biçimidir.
Özel bir bilinç düzeyine girerek, özel olarak kurgulanmış sözel ve imgesel oluşumları içerir.
Bu düzeyde insan, kendi hayatının efendisi durumuna geçer.
Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız.
O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.
Bu Teknik Pratik Olarak Hayatımıza Ne Gibi Yararlar Sağlar?
Bizim gelişmemiz için gereken bütün araçlar: uygun iş, eş, yaşam alanı,ev, bedenimizin sağlığı bu yüksek frekanslı enerjiden nasibini alır.
Siz, sınırlayıcı, engelleyici düşünce kalıplarınızı fark edip bunların yerine güçlendirici inançlarınızı koyduğunuzda hayatınız bu yeni inançlarınız doğrultusunda değişmeye başlayacaktır. Sizin için en uygun kişi, en uygun imkan,en uygun zamanda karşınıza çıkacaktır. Yapmanız gereken şey uzanıp onu almaktır.
Doğuştan doğal olarak hakkınız olan mutluluğu, bereketi, bolluğu ve sevinci yaşamanıza imkan tanımış olursunuz.
Kuantum Düşünce, sağlıklı ve güçlü bir beden için de uygun bir zemin hazırlar. Bizim düşünce ve kabullenişlerimiz direkt olarak bedene etki yapar. Bedenimiz aslında bir enerji okyanusundan başka bir şey değildir. Korku,kaygı,öfke, suçluluk duyguları bütün hücrelerimizin beslendiği enerjide azalmalar yol açar.
Kuantum Düşünce Tekniği; kendimizi tanımaya, başkalarını anlamaya, evrensel sistemin işleyişini fark etmekten doğan bilgeliğe ulaştırarak beden enerjimizi de düzene sokar. Kişiler daha güçlü canlı ve güzel olurlar. Hayat misyonumuzu fark etmek ve ona adım adım ulaşmak yönündeki çabalarımızı destekler. Kendi içsel kodlamanızdaki yapmanız gereken işinizle ilgili ipuçlarını yakaladıkça adımlarınız hızlanır.
Kuantum Düşünce kişiler arası iletişimin enderin boyutunu sunar bize. Ortak İnsanlık alanında gerçekleşen bu iletişim, derin ve etkili bir uzlaşma sağlar. Beden dili ve sözel iletişimden daha da öte Kuantum sal İletişimle düşüncelerimizin direkt muhataba ulaştığı bir yöntem geliştiririz.
Kuantum Düşünce hayatımıza daha çok bolluk ve bereket çekmemizi de sağlar. Kendimizle ilgili derin içsel vizyonumuzu değiştirdikçe daha çok bolluk hayatımıza akmaya başlar. Genel anlamda zenginlik; sahip olduğumuz şeylerle ruhsal varlığımıza kattığımız değerler arasındaki dengeyi anlatır. Çok paraya sahip olmak tek başına zenginlik işareti olmayabilir. Önemli olan bu parayla ne yaptığınızdır. Daha çok kahkaha, daha çok dostluk, daha çok sevgi,
daha çok deneyim ve daha çok hayır üretebiliyorsanız o zaman zenginsiniz demektir.
Özetle Kuantum Düşünce Tekniği, yaşamın temel amacı olan sevinç duygusunu yüreğimizde hissetmemiz için bize imkanlar sunar.
Kuantum Fiziğiyle Bu Düşünme Tekniğinin Bağlantısı Nedir?
Kuantum fiziği, klasik anlamdaki fiziksel maddenin enerjiye dönüştüğü bir alana sokar bizi. O alanda artık atom altı parçacıklar, hızla hareket eden enerji parçacıklarından başka bir şey değildir.
Daha da ötesi bu parçacıklar insan düşüncesinin yaydığı enerjiye yanıt verirler. Bu alanı gözlemleyen kişi ile gözlemlediği parçanın birbirinden bağımsız, kopuk şeyler olmadığı çıkar meydana. Düşünceyle enerji, gözlemleyenle gözlenen, iç ile dış, burası ve ötesi arasındaki ayırımlar kalkar.
Heisenberg’ in belirsizlik alanı dediği bu alanı, gönderdiğimiz düşünce paketçikleri varlık katar. Belli hale getirir. Kuantum alanının bir noktasına yaptığımız etki bütünü etkiler aynı zamanda. Siz bir şey düşündüğünüzde bundan tüm alan etkilenir. Kuantum Fiziği, fizikle fizikötesinin birbirine karıştığı bir noktanın adıdır.
Bu Teknikten Yararlanarak Hayatlarında Değişiklikler Yaratan Kişilerden Örnekler Verebilir Misiniz?
Tabii ! Pek çok var. Çünkü kural hiç şaşmaz: Düşünceler hayatımızı oluşturur.
En yakın bir örnek bir mimar hanımla ilgili. İşinde hiç memnun olmadığını söylemişti. Ona nasıl bir işte çalışırsa mutlu olacağını sordum, anlatmaya başladı. Bunları bir bir yazdık. Ciddi bir firmanın araştırma ve geliştirme departmanında çalışmak istiyordu. İmgesel olarak bilinçaltına kodladık. Ertesi hafta telefonla müjdeyi verdi. Tam da istediği bölümde iyi bir şirkette hafta başında işe başlıyordu.
Buna benzer yüzlerce örnek var. Burada sorun sistemle ilgili değil. Kendilerine yüzde yüz yararlı olacak bu sistemi uygulamak için katılımcıları ikna etmekle ilgili. Belki de bu işe keyifli bir ikna çalışması diyebiliriz. Bir başka çarpıcı örnek de bir öğrenciyle ilgili. Üniversiteye hazırlık yapan bu gencin sınavla ilgili korku dolu düşünceleri vardı. Onunla bir çalışma yaptık. Binlerce kişi arasında o bir yıldız gibi parlıyordu. O kalabalık arasında fark edilmemesi mümkün değildi. Hayalinde sınavı kazanmış hatta üniversite diplomasını alıyor görmesini sağladık. Bu sınavın hayatının bir çok önemli günlerinden sadece biri olduğunu ama tek belirleyici olay olmadığını tespit ettik. Bütün bunlar zihin özel bir algılama düzeyindeyken gerçekleştirildi. Bu genç üçüncü kez sınava giriyordu ve artık dördüncü bir şansı yok gibi gözüküyordu. Tabii ki daha sonra onun sınavı kazandığına dair telefon aldım.
Yine başka ilginç örnek tıp fakültesinde okuyan bir öğrenciyle ilgili. Arkadaşlarının ve rektörünün okulda yaptığı klüp çalışmalarını yeteri kadar desteklemediğinden şikayet etmişti yana yakıla. Ona göre okul rektörü tuhaf biriydi. Bir konuda görüş almak için odasına girdiğinde onun hiç yüzüne bakmıyor, tersliyor ve isteklerini görmezden geliyordu. Sonra bu gençle bir seminer programında özel bir çalışma yaptık. Bir hafta geçmeden yüzünde güller açarak beni ziyarete geldi. Kız arkadaşıyla sinemaya gitmişlerdi oradan geliyorlardı. Tuhaf şeyler olmuştu doğrusu. Rektör birden huy değiştirmişti. Karşılıklı oturup konuşmuşlar ve çok sıcak bir iletişim kurmuşlardı. Daha önce bir türlü yerine getirilmeyen okulun bilgisayar kulübüyle ilgili bir isteği daha o söylemeden rektör tarafından karşılanmıştı.
Bu süreç nasıl işliyor?Yani nasıl oluyor da sizin yaptığınız bu çalışmadan Rektörün ve kız arkadaşın haberi oluyor?
Güzel bir soru. Bizim bilinçaltı düzeyde oluşturduğumuz yeni bir program Birleşik Alanında bir etki yapar. Bu düzeyde zaman ve mekan farklı bir biçimde işler. Bu alanda her şey Şimdi ve Burada durumunu yansıtır. O yüzden düşünceler mucizevi sonuçlar doğurur. Alan bir tür bilgi okyanusu gibidir. Okyanusun bir damlasındaki değişim diğer tüm damlaları uyarır.
Seminerler katılımcılarda kalıcı bir etki yaratıyor mu?
Bu biraz da kişilerin konuya verdikleri önemle ilgili bir şey. Ama alışkanlık haline gelmiş, içselleştirilmiş bir davranış tabii ki kalıcı oluyor. Kuantum düşünce öğrenmeden çok yapmaya, bilmeden de ileri olmaya yönelik bir çalışmadır. İçsel olarak yaratılmış değişimler kalıcı olacaktır kuşkusuz. Kişi düşünceleri ve seçimleri ile hayatı arasındaki ilişkiyi gördükçe farkındalığını artırır. Böylece bilerek yaşamaya başlar. Böylece kendi hayatının efendisi olur.
Kaynak:
[Only Registered Users Can See Links]
İmgesel olarak bilinçaltına kodladık.
Burada sorun sistemle ilgili değil. Kendilerine yüzde yüz yararlı olacak bu sistemi uygulamak için katılımcıları ikna etmekle ilgili. Belki de bu işe keyifli bir ikna çalışması diyebiliriz
Hayalinde sınavı kazanmış hatta üniversite diplomasını alıyor görmesini sağladık. Bu sınavın hayatının bir çok önemli günlerinden sadece biri olduğunu ama tek belirleyici olay olmadığını tespit ettik.
Sonra bu gençle bir seminer programında özel bir çalışma yaptık.
kırmızıyla alıntı yaptığım cümleler yukardaki yazının içinden alınmıştır..
kuantum hakkında az çok hepimiz bir bilgiye zaten sahibiz..imgeleme ve düşüncenin gücünün yaşamımıza neler katabileceğini ve neleri değiştirebileceğini de biliyoruz..
başından beri benim kuantumla ve kuantum koçluğu hakkında öğrenmek istediğim şeyler aslında yukarda ki cümlelerin açılımlarıydı..
yani yöntem nedir?
bilinçaltına yapılan kodlama hipnozla mı yapılıyor?
hipnoz yapıldıktan sonra çıkan duruma göre daha doğrusu anladığım kadarıyle durum analiz ediliyor..ve asıl kök sıkıntı yada adı herneyse o ortaya çıkıyor..daha sonra ki hipnozlarda bunun aksi beyne telkinle iletiliyor..bir nevi bizim teta ve delta boyutunda veya uykuya dalmadan önceki o dingin zihin hali dediğimiz durumlarda oluşturduğumuz olumlu düşünceler gibi..ve o an ona imgeleme yoluyla verdiğimiz koku,renk,boyut,tat gibi duygularla birleştirdiğimiz çalışmalarda ki gibi yapılıyor..tabii bunlar benim anladıklarım..
ek olarak bizim bilgimiz dışında uygulanılan yöntem sanırım sadece hipnoz..o konuda fazla bilgiye sahip değilim..
ancak arkadaşım NLP uzmanı olduğu için bu konuda ondan çok şey duydum ve gördüm..aslında oda bilmediğimiz birşey değil..yapılanların hepsi sonuçta düşünceyle başlıyor ve düşünceyle noktalanıyor..imgeleme işi inandırıcı yöntemlerle uygulandığı için daha kalıcı sonuçlar verebiliyor..
çünkü hipnoz yöntemiyle bilinçaltına tıpkı telkinlerde olduğu gibi direk etki edebiliyor..
ve yukarda ki yazıdan da anlaşılacağı gibi bu tekniktede inanç çok önemli..kişi kabul etmeden hiç bir fayda da sağlamıyor...
o halde ben kuantum yaşam koçu olmak istersem bana öğretilecek şey hipnoz olmalı..ve bunu da zaten nlp uzmanı olan herkes bilebiliyor..
koçluk,tüm kişisel gelişimde öğrendiklerimizi içine alıyor..yani içinde herşey var..her teknik var..sanırım isim farklılığı dışında ek olarak öğrenebileceğimiz fazlaca birşey yok..
ancak bu işi bir eğitmen olarak yapmak istiyorsak o zaman bunun için bir eğitim almamız gerekecek..
aslında bir çok sorumun cevabını kendim araştırarak da buldum..kuantum düşünce,kuantum enerji,kuantum imgeleme,kuantum evren v.s..ler..başında kuantum olan herşey artık bende yaratma eğilimi göstermeye başladı son günlerde..
KUANTUM+İMGELEME+OLUMLU DÜŞÜNCE hepsi birbirlerine zincir gibi bağlı..ayrılmaz bir bütün gibi..ve bunları kullanmayı başarabilen herkes bence hayatta olmasını istediği herşeyide yaratmayı başarabilir..
asıl sorun şurda başlıyor..bunları teknik olarak nasıl daha kolay ve anlaşılır yapabiliriz..formülü var mı?değişik bilmediğimiz basit bir formül var mı?
yoksa bizim bildiğimiz şekilde uygulamak yeterli mi?
şayet bildiğimiz yöntemler yeterli ise o halde bunları bilen herkes yaşam koçu olabilir yada sayılabilir..değilse neden bu kadar uçuk fiyatlarla eğitim veriliyor..emeğe saygı sonsuz..tabii bana katacağı bilgi buna değerse..
özden sevgilerimle:)
Paylaşım için teşekkürler. İşin para kısmı bence çok önemli değil çünkü kazanılan disiplin ve sistematik zaten bu parayı yüzlerce kez katlayacak fırsatlar ortaya çıkarıyor. Bence kuantum disiplininin başlangıç noktası ve devamı için planlama biraz zayıf. Kimse nerden başlayıp hangi yollardan geçip neye ulaşacağını az da olsa göremiyor. Bunu belki koçluk hizmeti aldığında görüyorsun ama büyük şehirlerde değilsen ve koçluk alıp seminerlere katılamıyorsan vay haline... forumda sayfadan sayfaya savruluyorsun... fayda mutlaka görüyorsun ama sistemsiz fayda unutuluyor ve eski alışkanlıklara dönülüyor gibi...
fallenangel
29-05-2011, 13:37
bu kuantum hakkında bazen kafamı karıstırıyorlar benim off :( bu yontemle herşey mümkünmü yani imkansız gibi görünenler de?
mesela dün bir arkadasımla konusuyorduk bunları anlatınca bana güldü, ben brad pitt e acayip benzemek istiyorum ( kendisinin bradla uzaktan yakından alakası yok fiziksel olarak) şimdi ben şu halimle bradi kendim gibi imgeleyip inanınca brad e benziycem oylemi yada en iyisi ben gideyim paris hiltonla da sevgili olayım dedi, senin adaletli dedigin evren brad i brad yapmış angelinayı koluna takmış da beni niye bole yapmış senin evrene de adaletine de hayran kaldım şimdi dedi ve saatlerce güldü,
birde dogustan sakat doganlara ne diyorsun peki dedi, sence hiçbişeyden haberi olmayan bir bebek nasıl sakatlıgı cekmiştir, sakın bana reenkarnasyon falan deme ole bişey olmadıgını biliorsun dedi ki bende reenkarnasyona inanmam :/ nasıl anlatacagımı bilemedim cıkamadım işin içinden haklı mı acaba :mshareketliifade268 canımı cok sıktı kafamı allak bullak etti biranda inandıgım herseye donup bakmak zorunda kaldım :dusunceli1eb:
İnsanların sadece beyin gücü ile birine benzemeleri, ya da sakatlıktan kurtulmaları öğretilseydi (şahsi fikrim bu mümkün) sanırım bu soruyu sormazdın . Böyle bir dünya thomas moore un ütopyasından daha ütopik ama bunu iki şeyle açıklarım, ya yaratan bilmemizi istemiyor ya da günümüz insanı olarak çok yolumuz var (atlantis ve mu da buna ulaşılmış olabilir).
fallenangel
29-05-2011, 15:34
paralel evren konusuna cok vakıf değilim ama tv de bir yaşam koçu, kuantumu anlatırken, birleşik alan ve paralel evrende "herseyin ama herseyin" mümkün oldugunu kuantum la da bu alanlara ulasmaya calıstıgımız tarzı şeyler soylemişti.
madem hersey mümkün bunlarda mumkun olmalı? insanlar kanser gibi hastalıklardan kurtulabiliyorsa birbirlerine neden benzeyemiyor yada sakatlık henuz bilinci olusmamıs bir bebege dogustan gelebiliyor veya kurtulmak ogrenilemiyor?
oyleyse bu kuantum abarttıkları gibi birsey degil, gerceklesen mucizeleri de tesadufe baglayalım...
iki ucu da sonsuz ihtimallere dogru akıyor bu konunun boyle olunca..
buarada ben kuantuma inanmayan biri degilim ama sadece bazı sorular yanıtsız kalıyor gibi sanki
Gülçin Şen
29-05-2011, 15:44
Bütün bu kavramları,soruların cevabını Atlantis ve Mu'da yaşayan insanlar biliyordu.....
Kimseler kalmadı bilgileri aktaracak..Bilmemizi istemediler demek ki...
Şimdi akan bilgiler o zamana göre yine de ne kadar yetersiz değil mi?
İnsan ne kadar az şey bildiğini öğrendikçe anlarmış... bence öğrenmekten yılma ve kuantuma olan ilgini kaybetme...sonunda güzel bir yerlere getirecektir. Başkalarını düşünmeden kendi gerçeğine odaklan, dünyadaki problemli şeyleri yorumlamak zaman kaybettirebilir. Bu bencillik değildir.
"Evrenden ve hayattan alabileceklerimiz konusunda inanılmaz düşük beklentilerimiz vardır"... bu alıntı belki işe yarar.
fallenangel
29-05-2011, 16:00
bilmemizi istememiş olmaları dogal suanki insanlık eger o bilgileri kullansaydı neler olurdu dusunemiyorum, malesef kendi dogasından kendi özünden uzaklaştı şimdiki insanlar hersey karmasık ve komplex hale geldi sevgili vodoo :)
haklısın omerm, ogrendikçe eksikler daha cok kafa kurcalıyor, kuskusuzluk onemli ama yeni seyler ogrendikcede bunu kaybediyoruz, dedigin dogru kendi gerceklegimize odaklanmalıyız, mucizelerin hikayeleri cok, bu dunyada babasız cocuk dünyaya gelebildiyse, denizler ortadan ikiye ayrılabildiyse olmayacak hiçbirşey yoktur sanırım :)
victoria
29-05-2011, 17:55
sevgili fallenangel
sorduğun sorularla ilgili şunu demek isterim;büyük kızım doğduğunda esmerdi büyüdükçe esmerlikten nefret ettiğini söylemeye başladı ilk önce üstünde durmadım çocukça birşey diye düşündüm ama zaman geçtikçe bunu sorun yaptığını fark ettim sonra ona sen hiçde esmer değilsin görmüyormusun tenin ne kadar açık demeye başladım daha sonra bana diğer aile üyeleride katıldı,biz böyle ona cümbür cemaat sen beyazsın dedikçe çocukluğununda verdiği saflıkla inandı şimdi kızım 24 yaşında onu tarif edenler açık kumral diyorlar:)
sakat çocukla ilgilide şunu diyebilirim;aynı dönemlerde evlendiğimiz arkadaşımızın sakat bir çocuğu oldu ,çocuk beyin özürlüydü,gerek ailesi gerekse bizler onu çok seviyorduk birgün arkadaşımla sohbet ederken bana ne dedi biliyormusun?ben çocuk hiç sevmem eşim istedi diye doğurdum keşke allah isteyene sağlıklı bir çocuk verseydi de bana hiç vermeseydi.bana göre çocuğun sakat doğmasına onun düşünce yapısı neden olmuştu.belkide sakat doğanların nedeni anne baba da gizlidir ya da çok iyi bilgi sahibi değilim ama karma yasasında geçerli olan ne ekersen onu biçersin,ya da dedenin yaptığı yanlış torununda çıkarmış sözlerinide düşünmek lazım.bu arada arkadaşın gerçekten o oyuncuyamı benzemek istiyor yoksa angelina gibi bir sevgilisimi olsun istiyor :)?bir sor bakalım.
sevgiyle
fallenangel
29-05-2011, 18:08
teşekkür ederim sevgili victoria :) sen böyle deyince benimde aklıma bir hikaye geldi, benim lisede bir arkadasım vardı ve cocugun kulakları dogustan düzdü, sekil itibariyle yani kulagının üst kıvrımı yoktu, aynı sekilde ablasının da oyleydi, bir gün bir muhabbet sırasında babasının onlar dogmadan cok önce bir arkadasının aynı onlarınki gibi olan kulaklarıyla dalga gectigini söyledi, büyük ihtimalle babam adamla dalga gectigi için bizim kulaklar böle mr spak gibi olmus diyordu :) haklı olabilirsin uzmanlarda hep aşk çocuklarının daha basarılı ve mutlu bireyler olduklarını soylerler demekki anne babanın dusunceleri de bebek uzerinde etkili ama buda adalet konusunu acıklıga kavusturmaz heralde cunku bebek anne babadan bagımsız baska bir birey biryerde, anne babanın gunahını cekmesi ne kadar dogru bilemedim :)
arkadasıma gelince, angelina gibi bir sevgili isteme sorunu oldugunu sanmıorum o an onu örnek verdi onun asıl takıntısı kendi fiziği olmuştur hep, o da esmer biri ve esmerliginden hoslanmaz, bir de boyunu kısa bulur, brad pitt ve kıvanc tatlıtuğ gibi isimlere takıntısı var kendisinin :)
Gülçin Şen
29-05-2011, 20:14
Karma arkadaşlar karma çocukların yaşadıkları...
Bütün bu kavramları,soruların cevabını Atlantis ve Mu'da yaşayan insanlar biliyordu.....
Kimseler kalmadı bilgileri aktaracak..Bilmemizi istemediler demek ki...
Şimdi akan bilgiler o zamana göre yine de ne kadar yetersiz değil mi?
Hermes (İdris/ Toth/ uhnuh/ Hanok) in bu bilgileri aktarmak için mısır piramitlerine imaje ettiği söylenir.
(Bknz: Ergun Candan : Antik Mısır ve Sırları: LÜTFEN ÖM İLE İSTEĞİNİZİ BİLDİRİN SİZE E KİTAP LİNKİNİ VEREYİM )
Not: Eğer e-kitap paylaşmak yasak ise moderatörü uğraştırmış olacağım bu sebeple ilk kez öğreneceğim yasaksa paylaşmadan önce izin alacağım. İlk defası için aff ile..
Saygılarımla.
hayalayaz
29-05-2011, 21:49
hadi bu seferlik affettim seni savaşcı... e-kitap kategorisini toptan kaldırdık.. ama paylaşmak istediğinde aynı matrix'e hükmedin kitabında yaptığımız gibi yapabilirsin..kitap bölümünde hangi e- kitabı paylaşmak istediğini duyur, isteyen olursa linki özelden gönder..olurmu..sevgiler
hadi bu seferlik affettim seni savaşcı... e-kitap kategorisini toptan kaldırdık.. ama paylaşmak istediğinde aynı matrix'e hükmedin kitabında yaptığımız gibi yapabilirsin..kitap bölümünde hangi e- kitabı paylaşmak istediğini duyur, isteyen olursa linki özelden gönder..olurmu..sevgiler
Linki kaldırdım şimdi kitap bölümüne duyuru yapacağım.
Uyarınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla
hayalayaz
30-05-2011, 00:03
ben teşekkür ederim ablam..
dileklara
17-06-2011, 14:52
Bütün bu kavramları,soruların cevabını Atlantis ve Mu'da yaşayan insanlar biliyordu.....
Kimseler kalmadı bilgileri aktaracak..Bilmemizi istemediler demek ki...
Şimdi akan bilgiler o zamana göre yine de ne kadar yetersiz değil mi?
kesinlikle katılıyorum....MU hakkında epeyce kitap okuyup araştırma yapmıştım,...kesinlikle bildiklerini düşünüyorum...hatta okuduğum kitaplardan birinde reiki MU da öğrenilmesi zorunlu olan dersler arasındaymış...ilk ve orta okulda reiki 1, lisede reiki 2, mezun ve öğretmen konumundaki kişilerinde reiki 3 öğrenme zorunluluğu varmış...düşünsenize eğitim sistemini...düşünsenize yaşam biçimlerini....MU da yaşamyı çok isterdim doğrusu..kimbilir belki yaşamışımdır...yukarıdaki yazıları yazarken...
-mış -muş değil -dı -di kullanasım geldi...belki bu da bir işarettir kimbilir :)
sonuç olarak kolay elde etmemişlerdir...ve o seviyeye gelmek için geçirdikleri evreler...sahip oldukları gücü yaşamlarına bu denli sokmaları belirli çabaların sonuçlarıdır...o yüzden değerlidir onlar için...
belki onlardan sonra yaşayacaklarında buna sahip olmak için bazı yollardan geçip öz benliklerini keşfetmelerini istemişlerdir kesin gülçinciğim...
kesinlikle katılıyorum....MU hakkında epeyce kitap okuyup araştırma yapmıştım,...kesinlikle bildiklerini düşünüyorum...hatta okuduğum kitaplardan birinde reiki MU da öğrenilmesi zorunlu olan dersler arasındaymış...ilk ve orta okulda reiki 1, lisede reiki 2, mezun ve öğretmen konumundaki kişilerinde reiki 3 öğrenme zorunluluğu varmış...düşünsenize eğitim sistemini...düşünsenize yaşam biçimlerini....MU da yaşamyı çok isterdim doğrusu..kimbilir belki yaşamışımdır...yukarıdaki yazıları yazarken...
-mış -muş değil -dı -di kullanasım geldi...belki bu da bir işarettir kimbilir :)
sonuç olarak kolay elde etmemişlerdir...ve o seviyeye gelmek için geçirdikleri evreler...sahip oldukları gücü yaşamlarına bu denli sokmaları belirli çabaların sonuçlarıdır...o yüzden değerlidir onlar için...
belki onlardan sonra yaşayacaklarında buna sahip olmak için bazı yollardan geçip öz benliklerini keşfetmelerini istemişlerdir kesin gülçinciğim...
Evrende hiç bir bilgi ve enerji yok olmaz. Sadece biçim değiştirir. Eğer kendini hazır hissederse yeniden bedenlenip insanoğlunun aklında yine zuhur eder. Görülüyorki çağımızda epeyi bir yol katedilmiş.
Ablam ellerine, yüreğine sağlık bu kadar kısa ve öz anlatılabilirdi. Teşekkürler.
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2006-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.