dnzege
13-10-2010, 17:23
Aşağıdaki yazıyı zaman zaman önerdiğim Aykut Oğut'un Evrenden Torpilim Var kitabından aldım. Bir işi yaparken onu ana hatlarıyla nasıl programlayabileceğinizi, boyunuzu aşan kısımlarını da evrene havale ederek onunla işbirliği içinde nasıl çalışabileceğinizi anlatıyor.Bu konular üzerinde çalışırken yazıp çizmeyi, yani daha elle tutulur egzersizleri seviyorsanız, işte tam size göre bir tane. Bu egzersizi iki ayrı kaynaktan öğrendim. Hocam Mike Dooley “piramit” şeklinde verir genelde bu egzersizi ve Abraham Hicks doğrudan “işleri asistanınıza” yüklemekten bahseder. Ben de piramitle asistanı birleştirerek veriyorum.
Diyelim olmasını istediğiniz bir hayaliniz var. İlişki, iş, para, öğrenmek istediğiniz bir şey. Her ne ise, ama şu anki imkânlarınızla nasıl altından kalkacağınızı bilmiyorsunuz. Bir şekilde kendinizi KISITLANMIŞ hissediyorsunuz. Hemen işlerin bir kısmını asistanınıza, Evren’e yükleyin.
Bu egzersizle son derece kısa sürede harika sonuçlar elde ettim. Hatta en iyisi size kendi örneğimi verip, uygulamasını öyle göstereyim.
Bir sene kadar Önce bir web sitesi kurmaya karar verdim. Daha Önce size interaktif sitelerin ilgimi çekmeye başladığını söylemiştim. Facebook gibi bir şey kurmak istiyordum. İnsanların üye olabilecekleri, ama bizim kafamızda insanların üye olabilecekleri yani futbol geyiklerinin yapılmayacağı, milletin birbirine terbiyesizlik yapmaktan çekineceği bir site vardı aklımda.
Elimde var olan bütün imkânları ortaya koydum. Bu siteyi başarılı bir şekilde oluşturmak için gerekenler şunlardı:
- Bir isim.
- Bir internet adresi.
- Siteyi oluşturabilecek programlama dilini yazma yetisi.
- Sitenin içinde yer alacak, yaşam koçluğu ile ilgili malzemelerin üretilmesi.
- Bu sitenin bakımı ve güncellemesini yapabilecek biri.
- Üyeler.
İsim zaten vardı. Esra ile birlikte AYRA organizasyonu daha önce kurmuştuk. Siteye, AYRA ŞEHRİ demeye karar verdik. Hem Türkçe, hem İngilizce iki internet adresini de satın aldım. Tıkanıklığım başlamıştı. Elimde ayrasehri.com ve ayratown.com vardı, ama o kadar. Benim web sitesi bilgim, üye kabul eden bir site yapabilmekten çok uzaktı. Bu kısmı bir süre için göz ardı etmeye karar verdim. Hemen diğer adımlara geçtim.
Sitenin içine konulacaklar:
Kafamda hep bu anlattıklarımı görselleştirme fikri vardı. Ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Bilgisayarda animasyonlar yapmak çok hoşuma gidiyordu. Yapabildiğim için değil, sadece yapabilmek fikri çok hoşuma gidiyordu. Bunu da bir kenara koydum.
Internet üzerinden haftada iki saatlik bir radyo yayını yapmayı düşündüm. Uzun yıllar radyoculuk yapmıştım, evde ses kayıt stüdyom da vardı; ne kadar zor olabilirdi ki?
Araştırmalarım sonucunda, sağlıklı bir internet-radyo yayını için aylık yüklü bir miktar para harcamam gerektiğini fark ettim. Para kazanmayı bırakın, daha üyesi bile olmayan bir site için şu an o kadar para harcamak çok da akıllıca bir yatırım olmazdı. O fikri de kenara koydum.
Site üyeleri için haftalık newsletter ve makaleler yazmaya karar verdim. Şu an bu kitabı yazıyor olduğum için, o da rafa kalktı. Başkalarını bilemiyorum, ama ben aynı anda hem bir kitap hem de aynı konuyla ilgili makaleler yazmayı beceremiyorum. Sitenin bakımı ve güncellemesini yapacak birini bulmak için önce sitenin içinde bakılacak ve güncellenecek bir malzeme olmalıydı. Kime sorduysam, bana doğal olarak, “Günde kaç saat sürer? Kaç üyeniz var?” gibi sorular sordular.
- Henüz hiç üyem yok. Hatta ortada site bile yok!
Üye bulma konusuna gelmiyorum bile. Şu an kim ve neden üye olsun? Kara kaşım yeşil gözüm için üye olacak değiller ya. “Tamam” dedim. Bazı işleri, “asistanım Evren’e” yüklemenin tam zamanı. İşte bu noktada Mike’ın piramidi ve Abraham’ın asistanı birleşti.
Önce boş bir kâğıt alıyorsunuz elinize ve kocaman bir piramit çiziyorsunuz. Tam ortadan, eşit bir şekilde ikiye bölüyorsunuz. Üst kısmına hedefinizin, gerçekleşmesini istediğinizin, ne olduğunu koyun. Piramitin tabanının altına, bu konuyla ilgili ne istediğinizi yazın. Sağ tarafa, kendi yapabileceklerinizi yazıyorsunuz. Sol tarafa ise, asistanınızın, yani Evren’in halletmesini istediğiniz işleri koyun.
[Only Registered Users Can See Links]
Gördüğünüz gibi, benim kolayca yapabileceğim işleri kendi tarafıma koydum. Tıkandığımı hissettiğim kısımları ise Evren’in tarafına attım. İşi ne? Halletsin!
Bu arada Evren ilk adımları attı. Site yazılımıyla ilgili birini bulmadım, ama daha bile iyisi oldu.
Bir gün Mike Dooley ile konuşurken, kısa bir süre önce başlattığı bir projesinden bahsetti. Kendi web sitesinde bir çeşit üyelik başlatmıştı ve üyeler aynı zamanda profillerini oluşturabiliyorlardı. Aynı şeyi benim de yapmak istediğimi, ama yeterli bilgim olmadığını söyledim. O da bana bir-iki web sitesinin adresini verdi ve “Bu amaca uygun satılan paket programlar var. Değişiklikler yapabiliyor ve kendi isteğine göre bir site kurabiliyorsun,” dedi. Hemen siteleri ziyaret ettim ve kendime uygun bir tanesini seçip, üzerinde çalışmaya başladım. Benim web sitelerle ilgili, sınırlı bilgi kapasitem, bir-iki arkadaşımın tecrübesiyle birleşince, tam istediğim gibi bir site oluşturmaya başlamış oldum. Savul Facebook, ben geliyorum.
Bir yandan sitenin içini doldurmak için çalışırken - ki bu benim görevimdi - Evren karşıma birisini çıkardı. Hani size, parayla ilgili kısımda anlattığım, “kendi animasyon filmini hazırlamış ve sesimi kullanmak isteyen yönetmen, Kerem” vardı ya, o da fikrime bayıldı ve bana her türlü yardımı seve seve yapacağını, hatta bana basit çaplı animasyonların nasıl yapılacağını dahi öğretebileceğini söyledi. Evren’e bayılıyorum. Harika bir asistan. Maaşına zam yapacağım yakında. Hatta SGK’lı bile yapabilirim.
Yaklaşık yedi aydır bu proje üzerinde çalışıyorum. 1000 tane üyeye ulaştım mı? Hiç alakası yok. Su an sadece dört tane üye var. Bin benim, diğer üçü benim yarattığım sahte üyeler. Ama siteyi tamamladım. Bana bu noktadan sonra gerekecek herkesi etrafıma çektim. Şimdi iş, sitenin içini doldurmakta. Sonra gelsin 1000 üye.
Aman yanlış anlamayın. Bu örneği kitaba koymamın nedeni bedavadan sitenin reklamını yapıp sizlerin üye olmasını istemek değil.
Bu örneği sizlerle paylaştım, çünkü bu egzersizin nasıl çalıştığını birebir gözlemleyebilirsiniz. Sitenin nasıl yokluklar içinde başladığını anlattım. Bakalım site nereye varacak?
Birlikte gözlemleyelim. 2009 yılı başındayız ve hâlâ dört üyem var. Arada bir ziyaret edin bakalım üye sayısı kaça çıkıyor.
Aradan ne kadar süre geçtiği hiç önemli değil. Bir anda ne kadar başarılı olup olmadığım da. “Kaç üye bir anda geldi? Kaçı aktif? Kaçı bloglarını dolduruyor?” o kadar önemsiz ki. Önemli olan, benim sadece hedefimi belirlemiş ve o noktaya doğru tam gaz gittiğimi hissetmem. Listeye tekrar bir göz atarsanız, 1000 üye getirmek Evren’in işi. Şu ana kadar işini iyi yaptı. Eminim böyle de devam edecektir.
Nasıl olacağı, benim değil, Evren’in problemi. Evren’e neyin nasıl olmasını gerektiğini söylemeyi çok uzun zaman önce bıraktım. Size de bırakmanızı tavsiye ederim.
Bu kitabı okuma fırsatı bulamayan arkadaşlarımız için güzel bir paylaşım olacağına inanıyorum.Bu pramiti ben denedim ve gerçekten işime yaradı umarım sizde faydalanırsınız arkadaşlar.
Diyelim olmasını istediğiniz bir hayaliniz var. İlişki, iş, para, öğrenmek istediğiniz bir şey. Her ne ise, ama şu anki imkânlarınızla nasıl altından kalkacağınızı bilmiyorsunuz. Bir şekilde kendinizi KISITLANMIŞ hissediyorsunuz. Hemen işlerin bir kısmını asistanınıza, Evren’e yükleyin.
Bu egzersizle son derece kısa sürede harika sonuçlar elde ettim. Hatta en iyisi size kendi örneğimi verip, uygulamasını öyle göstereyim.
Bir sene kadar Önce bir web sitesi kurmaya karar verdim. Daha Önce size interaktif sitelerin ilgimi çekmeye başladığını söylemiştim. Facebook gibi bir şey kurmak istiyordum. İnsanların üye olabilecekleri, ama bizim kafamızda insanların üye olabilecekleri yani futbol geyiklerinin yapılmayacağı, milletin birbirine terbiyesizlik yapmaktan çekineceği bir site vardı aklımda.
Elimde var olan bütün imkânları ortaya koydum. Bu siteyi başarılı bir şekilde oluşturmak için gerekenler şunlardı:
- Bir isim.
- Bir internet adresi.
- Siteyi oluşturabilecek programlama dilini yazma yetisi.
- Sitenin içinde yer alacak, yaşam koçluğu ile ilgili malzemelerin üretilmesi.
- Bu sitenin bakımı ve güncellemesini yapabilecek biri.
- Üyeler.
İsim zaten vardı. Esra ile birlikte AYRA organizasyonu daha önce kurmuştuk. Siteye, AYRA ŞEHRİ demeye karar verdik. Hem Türkçe, hem İngilizce iki internet adresini de satın aldım. Tıkanıklığım başlamıştı. Elimde ayrasehri.com ve ayratown.com vardı, ama o kadar. Benim web sitesi bilgim, üye kabul eden bir site yapabilmekten çok uzaktı. Bu kısmı bir süre için göz ardı etmeye karar verdim. Hemen diğer adımlara geçtim.
Sitenin içine konulacaklar:
Kafamda hep bu anlattıklarımı görselleştirme fikri vardı. Ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Bilgisayarda animasyonlar yapmak çok hoşuma gidiyordu. Yapabildiğim için değil, sadece yapabilmek fikri çok hoşuma gidiyordu. Bunu da bir kenara koydum.
Internet üzerinden haftada iki saatlik bir radyo yayını yapmayı düşündüm. Uzun yıllar radyoculuk yapmıştım, evde ses kayıt stüdyom da vardı; ne kadar zor olabilirdi ki?
Araştırmalarım sonucunda, sağlıklı bir internet-radyo yayını için aylık yüklü bir miktar para harcamam gerektiğini fark ettim. Para kazanmayı bırakın, daha üyesi bile olmayan bir site için şu an o kadar para harcamak çok da akıllıca bir yatırım olmazdı. O fikri de kenara koydum.
Site üyeleri için haftalık newsletter ve makaleler yazmaya karar verdim. Şu an bu kitabı yazıyor olduğum için, o da rafa kalktı. Başkalarını bilemiyorum, ama ben aynı anda hem bir kitap hem de aynı konuyla ilgili makaleler yazmayı beceremiyorum. Sitenin bakımı ve güncellemesini yapacak birini bulmak için önce sitenin içinde bakılacak ve güncellenecek bir malzeme olmalıydı. Kime sorduysam, bana doğal olarak, “Günde kaç saat sürer? Kaç üyeniz var?” gibi sorular sordular.
- Henüz hiç üyem yok. Hatta ortada site bile yok!
Üye bulma konusuna gelmiyorum bile. Şu an kim ve neden üye olsun? Kara kaşım yeşil gözüm için üye olacak değiller ya. “Tamam” dedim. Bazı işleri, “asistanım Evren’e” yüklemenin tam zamanı. İşte bu noktada Mike’ın piramidi ve Abraham’ın asistanı birleşti.
Önce boş bir kâğıt alıyorsunuz elinize ve kocaman bir piramit çiziyorsunuz. Tam ortadan, eşit bir şekilde ikiye bölüyorsunuz. Üst kısmına hedefinizin, gerçekleşmesini istediğinizin, ne olduğunu koyun. Piramitin tabanının altına, bu konuyla ilgili ne istediğinizi yazın. Sağ tarafa, kendi yapabileceklerinizi yazıyorsunuz. Sol tarafa ise, asistanınızın, yani Evren’in halletmesini istediğiniz işleri koyun.
[Only Registered Users Can See Links]
Gördüğünüz gibi, benim kolayca yapabileceğim işleri kendi tarafıma koydum. Tıkandığımı hissettiğim kısımları ise Evren’in tarafına attım. İşi ne? Halletsin!
Bu arada Evren ilk adımları attı. Site yazılımıyla ilgili birini bulmadım, ama daha bile iyisi oldu.
Bir gün Mike Dooley ile konuşurken, kısa bir süre önce başlattığı bir projesinden bahsetti. Kendi web sitesinde bir çeşit üyelik başlatmıştı ve üyeler aynı zamanda profillerini oluşturabiliyorlardı. Aynı şeyi benim de yapmak istediğimi, ama yeterli bilgim olmadığını söyledim. O da bana bir-iki web sitesinin adresini verdi ve “Bu amaca uygun satılan paket programlar var. Değişiklikler yapabiliyor ve kendi isteğine göre bir site kurabiliyorsun,” dedi. Hemen siteleri ziyaret ettim ve kendime uygun bir tanesini seçip, üzerinde çalışmaya başladım. Benim web sitelerle ilgili, sınırlı bilgi kapasitem, bir-iki arkadaşımın tecrübesiyle birleşince, tam istediğim gibi bir site oluşturmaya başlamış oldum. Savul Facebook, ben geliyorum.
Bir yandan sitenin içini doldurmak için çalışırken - ki bu benim görevimdi - Evren karşıma birisini çıkardı. Hani size, parayla ilgili kısımda anlattığım, “kendi animasyon filmini hazırlamış ve sesimi kullanmak isteyen yönetmen, Kerem” vardı ya, o da fikrime bayıldı ve bana her türlü yardımı seve seve yapacağını, hatta bana basit çaplı animasyonların nasıl yapılacağını dahi öğretebileceğini söyledi. Evren’e bayılıyorum. Harika bir asistan. Maaşına zam yapacağım yakında. Hatta SGK’lı bile yapabilirim.
Yaklaşık yedi aydır bu proje üzerinde çalışıyorum. 1000 tane üyeye ulaştım mı? Hiç alakası yok. Su an sadece dört tane üye var. Bin benim, diğer üçü benim yarattığım sahte üyeler. Ama siteyi tamamladım. Bana bu noktadan sonra gerekecek herkesi etrafıma çektim. Şimdi iş, sitenin içini doldurmakta. Sonra gelsin 1000 üye.
Aman yanlış anlamayın. Bu örneği kitaba koymamın nedeni bedavadan sitenin reklamını yapıp sizlerin üye olmasını istemek değil.
Bu örneği sizlerle paylaştım, çünkü bu egzersizin nasıl çalıştığını birebir gözlemleyebilirsiniz. Sitenin nasıl yokluklar içinde başladığını anlattım. Bakalım site nereye varacak?
Birlikte gözlemleyelim. 2009 yılı başındayız ve hâlâ dört üyem var. Arada bir ziyaret edin bakalım üye sayısı kaça çıkıyor.
Aradan ne kadar süre geçtiği hiç önemli değil. Bir anda ne kadar başarılı olup olmadığım da. “Kaç üye bir anda geldi? Kaçı aktif? Kaçı bloglarını dolduruyor?” o kadar önemsiz ki. Önemli olan, benim sadece hedefimi belirlemiş ve o noktaya doğru tam gaz gittiğimi hissetmem. Listeye tekrar bir göz atarsanız, 1000 üye getirmek Evren’in işi. Şu ana kadar işini iyi yaptı. Eminim böyle de devam edecektir.
Nasıl olacağı, benim değil, Evren’in problemi. Evren’e neyin nasıl olmasını gerektiğini söylemeyi çok uzun zaman önce bıraktım. Size de bırakmanızı tavsiye ederim.
Bu kitabı okuma fırsatı bulamayan arkadaşlarımız için güzel bir paylaşım olacağına inanıyorum.Bu pramiti ben denedim ve gerçekten işime yaradı umarım sizde faydalanırsınız arkadaşlar.