PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gelen İç Seslerin Zorlaması


Subconscious
06-10-2010, 17:29
Merhaba arkadaşlar, önemli bir konuya deyinmek istiyorum, bu sorunu yaşayanlara yardımcı olmak için, ve daha önce de bunu yaşayıp sorunu çözenlerde birşeyler eklerse güzel olur

Kendimden örnek vermek istiyorum, birçok kitap okudum deneyimler yaşadım, işin ilginç tarafı bildiğim ve sürekli deneyimlediğim bazı tekniklerde iç sesim hep soru sormaya başlamıştı, ve bu soru her farklı düşüncemde meydana geliyordu, ne nasıl neden, bu nasıl olabilir ki, ve bu sorular benim başardığım şeylere de geliyordu, örneğin ben çekim yasasıyla birşeyler hayatıma geçirince nasıl neden gibi sorular, ve bu sorular sadece gelse iyi illaki net cevap vermeden içinden bu soruda gitmiyor, gitse bile sürekli başka sorular geliyor, bu çok rahatsız ediciydi gerçekten,

bu iç sesleri susturmak için şu yöntemi kullandım,

kendi kendime her soruda şunu söylüyordum, araba kullanan herkes tüm çalışma mekanizmasını bilmez ama onu kullanabilir,

ocağı yakıp yemek pişirebiliriz ama nasıl yandığını,sistemin tam olarak nasıl işlediğini anlamak zorunda değiliz,

bunu tekrarladıkça her soruda, bu sorular gitmeye başladı, bu bende etkili oldu, bunu yaşayan çok kişiylede karşılaştım, herkeste işe yarayan farklı yöntemler var, ben bilinçaltıma tamamen inandırmıştım ve sorular gelmiyordu artık, aslında birçok teknik ve farkındalık yöntemleri var bu konuda ama ben tercih etmemiştim o zamanlar, sizdede bu tarz şeyler oldu ve olmakta mı =)

spestnaz
06-10-2010, 17:40
Bende de oluyor ve öyyle bi şekilde oluyor ki artık kafamı alıp gülle gibi atmak istiyorum :P Başedemiyorum artık.. ama her yerde olmuyor, mesela yolda yürürken, kalabalık içindeyken... Özellikle insanlarla iletişim halindeyken.. Evet evet, bu çok önemli. Ben insanlarla iletişim halindeyken iç sesimle beraber konuşuyoruz. Çok rahatsızım gerçekten, düz yolda sendeliyorum, yürüyemiyorum. Çünkü iç sesim sürekli beni sorguluyor, hareketlerimi yargılıyor. Korkularımla karşı karşıya getirip kendisi de onlara katılıyor. Belki iddialı gelecek ama yaşamaktan zevk alamıyorum :Sss Bu duruma ve giderme yöntemlerine bi kitapta rastladım, kitap şu an elimde var.. Ama her ne kadar iyi olacağımı bilsem de bi boşvermişlik, yorgunluk, bezginlik var ve ben ne kadar değiştirmek istersem isteyeyim, sanki iç sesim beni engelliyor. Hayatımı mahfediyor ve beni asıl üzen bunun kötü bişey olduğunu bilmeme rağmen hiçbir şey yapamamak. Napıcağımı bilmiyorumm :/

hayalayaz
06-10-2010, 17:49
arkadaşlar kullandığınız ve başarılı olduğunu gördüğünüz yöntemler bulduğunuzda, bunu diğer mesajlardan daha koyu renkte hatta renklendirerek yazarsanız..daha faydalı olacağına inanıyorum..

Subconscious
06-10-2010, 17:57
Ve başka kullandığım bir olumlama da vardı aklıma gelmişken yazayım

bilinçaltı ve çekim yasası konusunda zihnimde herşey çok net ve kararlı
tam bir inanç ve farkındalığa sahibim her isteğim gerçekleşiyor

ben bunu subliminal yapmıştım birde, oda etkili olmuştu, sorular kesilmeye başladı ve artık saçma sorular gelmiyor, ama doğal olarak yeni şeyler öğrenince düşünüyoruz, bu doğaldır, mesela yürüdüğümüzü biliyoruz kullanıyoruz, ama nasıl neden gibi saçma sorular gelmez değil mi, ama işte kuantumu tamamen hayat bakışı olarak alanlara ego yaptırıyor bunu, en sonun pes ediyor ama, sabırla bu yolda yürümek lazım diyorum :=)

Subconscious
06-10-2010, 17:59
Bende de oluyor ve öyyle bi şekilde oluyor ki artık kafamı alıp gülle gibi atmak istiyorum :P Başedemiyorum artık.. ama her yerde olmuyor, mesela yolda yürürken, kalabalık içindeyken... Özellikle insanlarla iletişim halindeyken.. Evet evet, bu çok önemli. Ben insanlarla iletişim halindeyken iç sesimle beraber konuşuyoruz. Çok rahatsızım gerçekten, düz yolda sendeliyorum, yürüyemiyorum. Çünkü iç sesim sürekli beni sorguluyor, hareketlerimi yargılıyor. Korkularımla karşı karşıya getirip kendisi de onlara katılıyor. Belki iddialı gelecek ama yaşamaktan zevk alamıyorum :Sss Bu duruma ve giderme yöntemlerine bi kitapta rastladım, kitap şu an elimde var.. Ama her ne kadar iyi olacağımı bilsem de bi boşvermişlik, yorgunluk, bezginlik var ve ben ne kadar değiştirmek istersem isteyeyim, sanki iç sesim beni engelliyor. Hayatımı mahfediyor ve beni asıl üzen bunun kötü bişey olduğunu bilmeme rağmen hiçbir şey yapamamak. Napıcağımı bilmiyorumm :/

neden hiçbirşey yapamayasın ki, herşey elinde, kendine güvensizlikten de olabilir bu, telkinleri dinlemenin faydası kesin olacaktır bence, kendine güven telkinini dinleyip bu konuda fayda görenler oldu,okumuştum çünkü, farklı nedenlerden dolayı çıkabilir durum, ayrıca okuduğun kitabın ismini verebilirmisin

ceylinn
06-10-2010, 21:43
Bende de oluyor ve öyyle bi şekilde oluyor ki artık kafamı alıp gülle gibi atmak istiyorum :P Başedemiyorum artık.. ama her yerde olmuyor, mesela yolda yürürken, kalabalık içindeyken... Özellikle insanlarla iletişim halindeyken.. Evet evet, bu çok önemli. Ben insanlarla iletişim halindeyken iç sesimle beraber konuşuyoruz. Çok rahatsızım gerçekten, düz yolda sendeliyorum, yürüyemiyorum. Çünkü iç sesim sürekli beni sorguluyor, hareketlerimi yargılıyor. Korkularımla karşı karşıya getirip kendisi de onlara katılıyor. Belki iddialı gelecek ama yaşamaktan zevk alamıyorum :Sss Bu duruma ve giderme yöntemlerine bi kitapta rastladım, kitap şu an elimde var.. Ama her ne kadar iyi olacağımı bilsem de bi boşvermişlik, yorgunluk, bezginlik var ve ben ne kadar değiştirmek istersem isteyeyim, sanki iç sesim beni engelliyor. Hayatımı mahfediyor ve beni asıl üzen bunun kötü bişey olduğunu bilmeme rağmen hiçbir şey yapamamak. Napıcağımı bilmiyorumm :/

Sevgili Spestnaz,
aslında hemen hemen yazdığın her cümleye eft yaparak başlayabilirsin...Bu konularda da örnek eft videoları olsa çok iyi olurdu bizler için...Çünkü dediğin gibi her zaman iç konuşmalarımız olumlu olamıyor maalesef...Okuduğun kitabı ben de merak ettim doğrusu...:dusunceli1eb:

spestnaz
07-10-2010, 09:17
Özür dilerim,, kitabın ismini belirtmemişimm :eee Kitabımızın adııııı;;

ÖZGÜVEN... Yazarları Matthew McKay ve Patrick Fanning

Bölümlere ayrılmış. Sanırım 15 16 bölüm vardı,, yaklaşık 350 sayfa ve gerçekten ucuz.. kitapyurdunda 10 tl.. İçinde bir de hipnoz metini varrr hj

Bende herşeyden şikayet ediyorum, yeri geliyor nefret ediyorum küsüyorum kızıyorum değişmek istiyorum diyorum ama değişmek için hiçbir şey yapmıyorum :S artık nokta atışları yapmaya karar verdim. Öyle mız mız muşmula surat ortada gezmek yerine kendi köşemde, kendimle başbaşa bi sonuca uşalmak için çabalayacağımıııımm ve bunu yapacağım. Kendimi seviyor ve kendime güveniyorumm :)) Sevgiyle kalınn...

brf
07-10-2010, 10:11
özgüven eksikliği hissettiğimde hemen "yapanlar benden daha mı akıllı (daha güzel, daha cesur, daha yetenekli mi ?vb...) ben de yapabilirm" diyorum ve yapıyorum...pek çok şeyi bu şekil başardım:mx

Aprilrose
07-10-2010, 11:19
Sevgili arkadaşlarım bu "iç ses" diye bahsetiğiniz sesin, aslında "ego" olduğunu biliyorsunuz değil mi ?

Uzun süredir ego ile ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Sevgili Subconsious'un "Gelen İç Seslerin Zorlaması" adlı yazısından sonra, ego ile ilgili yazımı tamamladım. Umarım faydalı olur...

Sevgiler,


EGONUN OYUNLARI

Latince bir kelime olan Ego, ben, benlik, kendilik demektir.

Ego, egoizm, bencillik, id (ilkel benlik) ve süper ego kelimeleriyle ilişkilidir.

Egonun, bireyi diğerlerinden ayırt eden göreceli, soyut bir varlığı vardır. Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu komplekstir.

Jung'a göre ise ego:

“Psişe içinde bilincin bir örgütüdür. Bilinç düzeyinde algılanan tüm duygu ve düşüncelerden oluşur. Ego psişe içerisinde küçük bir yer tutar.”

Osho ise egoyu şöyle tanımlamaktadır.

“Bir çocuk şöyle yetişir: Önce sizin, ötekinin farkına varır ve sonraysa sizinle, ötekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır. Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır. O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne düşündüğünün farkındadır. Eğer annesi ona gülümserse, onu takdir ederse, "Sen çok güzelsin" derse, onu kucaklayıp öperse çocuk kendisi hakkında iyi şeyler hisseder. İşte şimdi bir ego doğmuştur. Takdir, sevgi, ilgi aracılığıyla iyi olduğunu, değerli olduğunu ve bir önemi olduğunu hisseder. Bir merkez doğar.

"Yalnız bu merkez yansıtılmış bir merkezdir. Onun gerçek varlığı değildir. Kendisinin kim olduğunu bilmez; yalnızca başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü bilir. Ve bu bir egodur; yansıma,, başkalarının ne düşündüğüdür. Şayet herkes onun bir işe yaramaz olduğunu düşünürse, kimse onu takdir etmez, gülümsemez. Böyle bir durumda da bir ego doğar: hastalıklı bir ego; üzgün, reddedilmiş, değersiz ve diğerlerinden aşağıda hissederken kendisini incinmiş. Bu da bir egodur. Bu da bir yansımadır.”

Ego, gündelik yaşantımızı sürdürebilmemiz için içeriden ve dışarıdan gelen uyaranları, bilgileri filtre eder. Aksi halde biz yaşananla yaşanmakta olanı, düş ile gerçeği ayırt edemeyiz.

Bu tanımlardan aslında egonun kötü niyetli olmadığını anlayabiliriz. Sadece bizim ona verdiğimiz emirleri uygulayıp -kendince- bizi korumaya çalışan bir mekanizmadır. Egonun görevi bizi - eskiden - yarattığımız inançların içinde tutmaya çalışmaktır.

Ama şimdi bu emirler bizim işimize gelmediği için, görevini yapan ego’nun cümleleri bize saçma anlamsız ve yararsız gibi görünür.

Bir örnekle açıklamak gerekirse, mesela hayatınız boyunca istediğiniz gibi bir iş bulamayacağınıza veya mutlu olamayacağınıza dair bir inanç taşıyorsunuz. Ego -yapısı gereği- bunu her gün size hatırlatmakla yükümlüdür.

Siz henüz mantığınızın gelişmediği 0-6 yaş arasında, "iş bulmak zor" veya "mutlu olmam imkânsız" gibi bir karar almışsınızdır. Aradan 40 yılda geçse egonuz bu alınan kararı uygulamak ve an be an size buna hatırlatmak zorundadır. Çünkü görevi budur. Kendince bunu size hatırlatarak yine kendince sizi "korumaya" çalışmaktadır.

Diyelim ki etrafınızda bazı insanların çok kolay "iş bulduğunu" veya kolayca "mutlu olduğunu" gözlemeye başladınız. Ego görevi gereği hemen devreye girer (sizin iç ses dediğiniz şeydir işte budur) size der ki "sen hayatta iş sahibi olamazsın, unut" veya "senin mutlu olman mümkün değil, bu örnekler yanlış"....

Evet, ego ile tanıştık. Artık onu tanıyoruz.

Mutlu ve kaliteli bir hayat yaşamak ve doğru kararlar alabilmek için egoyu susturmak gerekli midir?

EVET kesinlikle.

Peki, egoyu nasıl susturabiliriz?

Ego artık bildiğiniz gibi yapısı gereği hiç susmaz, daima konuşur. Egoyu susturmanın en güvenilir yollarından biri şimdi'de yaşamayı öğrenmektir.

Saf bilinç konumunda şimdi'de kalarak, tek gerçek olan bilincimizi izlemek, egoyu susturmanın en güvenilir yollarındandır.

Geçmiş artık bitmiştir. Gelecek de geldiği takdirde nasılsa yaşanacaktır. Bunları düşümek zihinsel olarak kendinizi yormak ve geveze egoyu konuşturmaktan başka bir işe yaramaz.

Şimdi de yaşamanın en kaliteli yollarından biri, nefesimize odaklanmaktır. En azından günde 10-15 dakika sadece nefesinizi izleyerek zaman geçirin. Bu süreyi geçen günler içinde artırırsanız, an'da kaldığınız süreler çoğalacak ve ego yavaş yavaş susmaya başlayacaktır.

Ego sustukça siz de rahat bir nefes almaya başlarsınız. Çünkü kafanızdaki sesler günden güne azalmaya başlar.

Şimdi’de kalmayı kolaylaştırmak ve egonun hilelerini nasıl sona erdireceğiniz ile ilgili okumanızı önereceğim iki güzel kitap var. Michael Langford’un “Rüyadan Uyanmak” ve Eckhart Tolle’nin “Şimdinin Gücü Uygulama Kitabı”.

Evet, bir çocuk doğar ve doğduğunda kendisi hakkında hiçbir bilinci, bilgisi yoktur ve bir çocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı kendisi değil “diğeridir”. Çünkü gözleri dışarıyı görür, elleri diğerlerine dokunur, kulakları başkasını işitir, burnu dışarıyı koklar. Tüm duyuları içe değil, dışa dönüktür. Doğmanın anlamı budur.

Doğum “ego” ile başlar. Ama ego ile sürdürmemek tamamen sizin seçiminiz.
Yazıma Bektaşi ile ilgili anlatılan bir olayla son vermek istiyorum.

Dar bir yolda Bektaşi ile bir kabadayı karşılaşırlar.. kabadayı iri cüssesiyle yolu kapatıp "ben ciğeri beş para etmez adamlara yol vermem" der.. Bekteşa ise "BEN VERİRİM" diyerek kenara çekilir...

Egosuz mutlu ve güzler anlar dilerim.


Sevgilerimle,

A.Nilgün Aktaş

Küfkedisi
07-10-2010, 15:13
Çok teşekkürler arkadaşlar nasıl faydalandım yazılarınızdan .Son günlerde kendimi dinledikçe iç ses ve ego hakkında düşünmeye başlamıştım :) Aprilcııım yine ana noktayı vurmuşsun onikiden çok sağol okurken şunuda sorsam dediğim ne varsa ardı ardına senden açıklama geldi.Allah razı olsun senden ve güzel yüreğinden...sevgiler.:mx

Aprilrose
07-10-2010, 15:21
Çok teşekkürler arkadaşlar nasıl faydalandım yazılarınızdan .Son günlerde kendimi dinledikçe iç ses ve ego hakkında düşünmeye başlamıştım :) Aprilcııım yine ana noktayı vurmuşsun onikiden çok sağol okurken şunuda sorsam dediğim ne varsa ardı ardına senden açıklama geldi.Allah razı olsun senden ve güzel yüreğinden...sevgiler.:mx

Ah canım benim senden de Allah razı olsun bebeğim. Naaptım ki :)
Çok öpüyorum şekercik seni, kendine iyi bak. [Only Registered Users Can See Links]

Küfkedisi
07-10-2010, 15:55
bende öpüyorum bende :mx sende kendine cici bak :mx

spestnaz
07-10-2010, 20:46
Sevgili arkadaşlarım bu "iç ses" diye bahsetiğiniz sesin, aslında "ego" olduğunu biliyorsunuz değil mi ?

Uzun süredir ego ile ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Sevgili Subconsious'un "Gelen İç Seslerin Zorlaması" adlı yazısından sonra, ego ile ilgili yazımı tamamladım. Umarım faydalı olur...

Sevgiler,


EGONUN OYUNLARI

Latince bir kelime olan Ego, ben, benlik, kendilik demektir.

Ego, egoizm, bencillik, id (ilkel benlik) ve süper ego kelimeleriyle ilişkilidir.

Egonun, bireyi diğerlerinden ayırt eden göreceli, soyut bir varlığı vardır. Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu komplekstir.

Jung'a göre ise ego:

“Psişe içinde bilincin bir örgütüdür. Bilinç düzeyinde algılanan tüm duygu ve düşüncelerden oluşur. Ego psişe içerisinde küçük bir yer tutar.”

Osho ise egoyu şöyle tanımlamaktadır.

“Bir çocuk şöyle yetişir: Önce sizin, ötekinin farkına varır ve sonraysa sizinle, ötekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır. Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır. O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne düşündüğünün farkındadır. Eğer annesi ona gülümserse, onu takdir ederse, "Sen çok güzelsin" derse, onu kucaklayıp öperse çocuk kendisi hakkında iyi şeyler hisseder. İşte şimdi bir ego doğmuştur. Takdir, sevgi, ilgi aracılığıyla iyi olduğunu, değerli olduğunu ve bir önemi olduğunu hisseder. Bir merkez doğar.

"Yalnız bu merkez yansıtılmış bir merkezdir. Onun gerçek varlığı değildir. Kendisinin kim olduğunu bilmez; yalnızca başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü bilir. Ve bu bir egodur; yansıma,, başkalarının ne düşündüğüdür. Şayet herkes onun bir işe yaramaz olduğunu düşünürse, kimse onu takdir etmez, gülümsemez. Böyle bir durumda da bir ego doğar: hastalıklı bir ego; üzgün, reddedilmiş, değersiz ve diğerlerinden aşağıda hissederken kendisini incinmiş. Bu da bir egodur. Bu da bir yansımadır.”

Ego, gündelik yaşantımızı sürdürebilmemiz için içeriden ve dışarıdan gelen uyaranları, bilgileri filtre eder. Aksi halde biz yaşananla yaşanmakta olanı, düş ile gerçeği ayırt edemeyiz.

Bu tanımlardan aslında egonun kötü niyetli olmadığını anlayabiliriz. Sadece bizim ona verdiğimiz emirleri uygulayıp -kendince- bizi korumaya çalışan bir mekanizmadır. Egonun görevi bizi - eskiden - yarattığımız inançların içinde tutmaya çalışmaktır.

Ama şimdi bu emirler bizim işimize gelmediği için, görevini yapan ego’nun cümleleri bize saçma anlamsız ve yararsız gibi görünür.

Bir örnekle açıklamak gerekirse, mesela hayatınız boyunca istediğiniz gibi bir iş bulamayacağınıza veya mutlu olamayacağınıza dair bir inanç taşıyorsunuz. Ego -yapısı gereği- bunu her gün size hatırlatmakla yükümlüdür.

Siz henüz mantığınızın gelişmediği 0-6 yaş arasında, "iş bulmak zor" veya "mutlu olmam imkânsız" gibi bir karar almışsınızdır. Aradan 40 yılda geçse egonuz bu alınan kararı uygulamak ve an be an size buna hatırlatmak zorundadır. Çünkü görevi budur. Kendince bunu size hatırlatarak yine kendince sizi "korumaya" çalışmaktadır.

Diyelim ki etrafınızda bazı insanların çok kolay "iş bulduğunu" veya kolayca "mutlu olduğunu" gözlemeye başladınız. Ego görevi gereği hemen devreye girer (sizin iç ses dediğiniz şeydir işte budur) size der ki "sen hayatta iş sahibi olamazsın, unut" veya "senin mutlu olman mümkün değil, bu örnekler yanlış"....

Evet, ego ile tanıştık. Artık onu tanıyoruz.

Mutlu ve kaliteli bir hayat yaşamak ve doğru kararlar alabilmek için egoyu susturmak gerekli midir?

EVET kesinlikle.

Peki, egoyu nasıl susturabiliriz?

Ego artık bildiğiniz gibi yapısı gereği hiç susmaz, daima konuşur. Egoyu susturmanın en güvenilir yollarından biri şimdi'de yaşamayı öğrenmektir.

Saf bilinç konumunda şimdi'de kalarak, tek gerçek olan bilincimizi izlemek, egoyu susturmanın en güvenilir yollarındandır.

Geçmiş artık bitmiştir. Gelecek de geldiği takdirde nasılsa yaşanacaktır. Bunları düşümek zihinsel olarak kendinizi yormak ve geveze egoyu konuşturmaktan başka bir işe yaramaz.

Şimdi de yaşamanın en kaliteli yollarından biri, nefesimize odaklanmaktır. En azından günde 10-15 dakika sadece nefesinizi izleyerek zaman geçirin. Bu süreyi geçen günler içinde artırırsanız, an'da kaldığınız süreler çoğalacak ve ego yavaş yavaş susmaya başlayacaktır.

Ego sustukça siz de rahat bir nefes almaya başlarsınız. Çünkü kafanızdaki sesler günden güne azalmaya başlar.

Şimdi’de kalmayı kolaylaştırmak ve egonun hilelerini nasıl sona erdireceğiniz ile ilgili okumanızı önereceğim iki güzel kitap var. Michael Langford’un “Rüyadan Uyanmak” ve Eckhart Tolle’nin “Şimdinin Gücü Uygulama Kitabı”.

Evet, bir çocuk doğar ve doğduğunda kendisi hakkında hiçbir bilinci, bilgisi yoktur ve bir çocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı kendisi değil “diğeridir”. Çünkü gözleri dışarıyı görür, elleri diğerlerine dokunur, kulakları başkasını işitir, burnu dışarıyı koklar. Tüm duyuları içe değil, dışa dönüktür. Doğmanın anlamı budur.

Doğum “ego” ile başlar. Ama ego ile sürdürmemek tamamen sizin seçiminiz.
Yazıma Bektaşi ile ilgili anlatılan bir olayla son vermek istiyorum.

Dar bir yolda Bektaşi ile bir kabadayı karşılaşırlar.. kabadayı iri cüssesiyle yolu kapatıp "ben ciğeri beş para etmez adamlara yol vermem" der.. Bekteşa ise "BEN VERİRİM" diyerek kenara çekilir...

Egosuz mutlu ve güzler anlar dilerim.


Sevgilerimle,

A.Nilgün Aktaş


Çoooookk teşekkürler,, harika bir yazı :) kazanmamız gereken farkındalık olduğunu hatırlattı bana :D Yüreğinize sağlıkk =)