PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayal Mühendisliği


Mustaine
17-03-2009, 02:47
[Only Registered Users Can See Links]

Herkesin hayal gücü vardır, tıpkı herkesin kasları olduğu gibi ve tıpkı kaslarımız gibi hayal gücümüz de egzersiz yaptıkça gelişir.

Bu kitap, zihinsel ve duygusal zenginliklerini kullanan bir insanın kendi sağlığını kendisinin yaratmasının nasıl mümkün olduğunu anlatır. Bir insanın, bilinçaltının gücünü kullanıp "hayal mühendisliği" ile yapabileceklerinin hiçbir sınırı yoktur.

Bu kitabın, egemen görüşe karşı çıkan sıra dışı fikirlerle dolu olduğunu kesinlikle kabul ediyorum. Bu fikirlerin bir kısmı egemen tıp anlayışını uygulayan hekimleri muhtemelen çok öfkelendirecektir. Ne ki, bu dürüst bir kitaptır. Burada sözü edilen bütün fikirler şu ya da bu kişi tarafından başarıyla uygulanmıştır. Benim tek amacım, iyileştirme kudretini gerçek sahibine geri vermektir; yani SİZE! Okuyun. Uygulayın. Sağlığınıza kavuşun.

Furina
17-03-2009, 02:55
Hımmm çok ilgimi çekti bu kitap teşekkürler mustaıne..

Mustaine
17-03-2009, 02:58
Çok kitap var okunacak : )

leylla1
26-06-2011, 21:10
Ben bu kitabı aldım ve okuyorum şu sıralar...İçerdiği bilgilere aşinayız belki ama bazen unutabildiğimiz küçücük detayların yaşamımıza ne kadar etki ettiğini farkettiriyor. Henüz bitirdiğim "Olumlama Aracı" ve "Zihinde kısa bir gezinti" bölümlerinde bunu hissettim mesela...Bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum. Hazır olunca hemen buraya ekleyeceğim.

leylla1
28-06-2011, 10:38
“Olumlama Aracı” başlıklı bölümden


İşte size iyi niyetli, upuzun soluklu bir olumlama cümlesine tipik bir örnek:

“Sonsuz ve sınırsız olan Evrenin İyileştirici Gücü bedenimin her parçasına sızarak içimi ışıkla ve huzurla ve sağlıkla dolduruyor. Bunun böyle olduğunu biliyorum ve bana getirdiği büyük mutluluğu ve dirliği kabul edip sonuçta ortaya çıkan mükemmel sağlığın kutsayıcı cömertliği için ona minnettarlık duyuyorum.”

Buna benzer olumlama cümlelerinin sayfalarca sürenlerini de gördüğüm oluyor. Oysa tam tersine, “Artık iyileşiyorum!” gibi basit bir cümleyi tekrar tekrar söylemenin, belki entelektüel anlamda tatmin edici bir yanı olmayabilir ama etkililik açısından çok daha iyi olacağı su götürmezdir.

Olumlama cümleleri en çok, kendinizle ve genel olarak yaşamla ilgili fikirlerinizi değiştirmek için kullandığınızda işe yarar. Ne de olsa, sizi “bulunduğunuz noktaya” getiren, sahip olduğunuz fikirlerdir. Bütün mesele, olumsuz etkiler üretebilecek bir cümle kurduğunuz anda kendinizi yakalayabilmeyi öğrenmenizdir. Diyelim ki kendinizi, şöyle bir şey söylerken yakaladınız: “Bu mevsimde hep hasta olurum.” Hemen durup kendinize “değiştir bunu!” deyin. Ardından da olumsuz cümlenin yerine “Ben hep sağlıklıyımdır” gibi olumlu bir cümle koyun.

Kısa, öz, net ve olumlu olmasının yanı sıra iyi bir olumlama cümlesinin en azından bir parça da olsa inandırıcı olması gerekir. Şayet bir olumlama cümlesi inançlarınıza doğrudan karşıysa olumlu bir sonuç vermesi epey zaman alacaktır; o da sonuç verirse tabii. Mesela çok ciddi bir hastalığınız varsa, etrafta “sağlığım kusursuz” diyerek dolaşmanız pek işe yaramaz çünkü durumunuzda etkili bir değişiklik oluşturamayacak kadar mevcut gerçeğinizden uzakta bir söylemdir. Bilinçaltınız bu söylemi katiyen kabul etmeyecektir. Fakat cümlede küçük bir değişiklik yapıp “sağlığım kusursuz olabilir” dediğinizde cümle çok daha inandırıcı hale gelecek, dolayısıyla da çok daha etkili olacaktır. Öte yandan, sağlığı zaten gayet yerinde olan birinin “sağlığım kusursuz olabilir” demesinin de, şayet kusursuz sağlık derken çok spesifik bir şeyi kastetmiyorsa, hiçbir anlamı olmayacaktır. Böyle bir durumda söz konusu kişinin, “şu anda olduğumdan da daha sağlıklı olabilirim” demesi çok daha anlamlıdır. Her halükarda, pek çok olumlama cümlesindeki sihirli kelime “olabilirim” ya da “yapabilirim” ifadesidir. İstediğiniz şeyi olmanızın ya da yapmanızın mümkün olduğuna inandığınız sürece kurduğunuz cümle işe yarayacaktır; yeter ki bunu alışkanlık haline gelmiş bir düşünce kalıbı olarak benimseyin.

İnsan doğasına dair bilmeniz gereken bir başka gerçek de, eski bir alışkanlıktan vazgeçmenin ancak yerine yenisini koyarak mümkün olduğudur. Sigarayı bırakırken bile yapılması gereken, sigara içme alışkanlığının yerine sigara içmeme alışkanlığını koymaktır. Kullanmayı alışkanlık haline getirdiğiniz kelimelerle cümleler de, düşüncenizi ve eyleminizi ya sınırlandıran ya da iyice abartılı hale getiren sadık pekiştiricilerdir. Olumlama cümlelerinin maksadı, kendi kendinize verdiğiniz bir tür pekiştirici alışkanlığı, bilinçli olarak geliştirmenize yardım etmektir.

ALIŞTIRMA 1: Gün boyunca, çevrenizdeki insanların kendi haklarında kullandıkları kendilerini sınırlandırıcı kelimelere ve cümlelere dikkat edin. Özellikle de “Ben şunu yapamam…Ben asla…Ben hep…” diye başlayan cümlelere kulak kabartın. Çevrenizdeki insanların kendileri hakkında söyledikleri şeylerle yaşadıklarının birbirine paralel olup olmadığını gözlemleyin.

ALIŞTIRMA 2: Bu biraz daha zor bir alıştırma olacak. Gün boyunca, sizi sınırlandıran kendi kelimelerinize ve cümlelerinize dikkat edeceksiniz. Özellikle de hayatınızın zorlandığınız, sıkıntılı olduğunuz alanlarından bahsederken neler söylediğinizi gözlemleyin. Bunları teker teker bir kağıda yazın ve yaşamaktan hiç hoşlanmadığınız bazı şeyleri aslında nasıl da pekiştiriyor olabileceğinizi görün.

ALIŞTIRMA 3: Özellikle kendinizi yorgun ya da hasta hissettiğinizde, bu hissinizi birilerine kaç kez söyleyip durumunuzu nasıl pekiştirdiğinize dikkat edin. Daha sonra, hiç kimseye kendinizi hasta ya da yorgun hissettiğinizi söylemeden bu duyguyu yaşayın ve ardından kendi kendinize, daha iyi olduğunuza ya da olacağınıza dair olumlama cümlesi söyleyin.

ALIŞTIRMA 4: Kendinize ya da hayatınıza dair söylemeyi alışkanlık haline getirdiğiniz en olumsuz cümlenin hangisi olduğunu belirleyin; bunu inandırıcı bir olumlama cümlesiyle değiştirin; daha sonra, bir ay boyunca bu cümleyle birlikte imgeleme, duyguları yönlendirme ve konsantrasyon tekniklerini kullanıp sonuçta ne kadar ilerleme kaydettiğinize bakın.

TAVIRLARLA OLUMLAMAK (devam edecek)

leylla1
05-07-2011, 15:08
Beden dili/ terimini duymuş olmalısınız.

Kendimizle ya da içinde yaşadığımız dünyayla ilgili sadece ne düşündüğümüzü değil, ne hissettiğimizi de farkına varmadan bedenimizle yansıtırız.

Fikirler, davranışları etkiler ve davranışlar da fikirleri etkileyip uyarabilir.

Bedenin duruş biçimi derken, buna, el kol hareketlerini ve çok çeşitli şartlarda bedenimizi tutuş tarzımızı da dahil ediyorum.

Bedenimizin duruşunu olumlayıcı pozisyonda değiştirerek olumlu fikirleri ve duyguları pekiştirebilirsiniz.



Güçlülük, arkadaşlık, canlılık ve özgüven fikirlerini pekiştirmek istediğinizde bedeninizi bu nitelikleri daha fazla hissedecek biçimde dikleştirmeyi deneyebilirsiniz.

Olumlu düşünceler, hiç kuşkunuz olmasın, duruş biçiminizi otomatik olarak değiştirecektir.

Geçenlerde, genç bir kızın kendisiyle ilgili olumlama cümleleri kurarken kelimenin tam anlamıyla bir “dönüşüme” uğradığına tanık olmuştum.

Kendi halinde, gösterişsiz bir kızcağızdı ama kendisini olduğundan çok daha silik, çirkin biri olarak görüyordu.

Ödevi, alıştırmaları yaparken “Ben güzelim” cümlesini defalarca tekrarlamaktı.

İlk söylediğinde, kuyruğunu kıstırmış bir köpek yavrusundan hiçbir farkı yoktu.

Öyle ezik bir hali vardı ki, söylediğine inanmadığı besbelliydi.

Bir süre sonra, cümleyi söylerken farkında olmadan başını kaldırıp omuzlarını dikleştirmeye başladı; sonunda neredeyse yanaklarından kan damlar hale gelmiş, ışıl ışıl bir kız olmuştu.

Sanki sihirli bir değnek değmiş gibi geliyor değil mi?

Oysa sadece bedeni olumlama cümlesine tepki vermişti.



Yalnızca duruş biçimini değiştirmekle iş bitmiyor.

Duruşunuzu değiştirmek harika bir pekiştirici olabilir ama sırf duruşunuzu değiştirmekle fikirlerinizi değiştiremezsiniz.

Bu sizi olsa olsa iyi bir oyuncu yapar.

Olumlama cümlelerini söylerken, buna canı gönülden inandığımız noktada bedenimizin duruşu yeni fikir ve alışkanlıkları daha çabuk edinmemizi sağlayacaktır.



ALIŞTIRMA 1:

Bir boy aynasında kendinize bakıp, yandan ve önden duruşunuzu inceleyin.

Her zaman nasıl duruyorsanız yine öyle durun.

Sizce duruşunuz özgüveni, canlılığı, sağlıklılığı yansıtan bir izlenim bırakıyor mu?

Yoksa ezik, çökmüş, bitkin ve korkak biri gibi mi duruyorsunuz.

Duruşunuzu değiştirip aynaya bir kahraman edasıyla bakın.

Şimdi ne hissediyorsunuz?

Bunun sebeplerini düşünün; kendinizle ilgili hiç yüzleşmediğiniz bazı fikirleriniz su yüzüne çıkabilir.



ALIŞTIRMA 2:

Bir dahaki sefere, dostlarınızla ya da yabancılarla bir araya geldiğinizde, otomatik olarak kollarınızı, ellerinizi ve bacaklarınızı nasıl bir pozisyonda tuttuğunuza dikkat edin.

Ellerinizin, kollarınızın ve bacaklarınızın durumu savunmaya geçmiş biri izlenimi mi veriyor yoksa rahat, açık biri mi?

Duruşunuzu değiştirin; örneğin kollarınızı kavuşturmuşsanız çözün.

Bunu yapınca kendinizi nasıl hissettiniz?

O şekilde durmanızın sebebini düşünün; belki de bu duruş size başka insanlarla ilgili duygularınız hakkında bir şeyler söylüyordur.


ALIŞTIRMA 3:

Kendinizde olmasını istediğiniz bir niteliği belirleyin.

Başlangıç için özgüven gayet iyi bir seçimdir.

Aynanın karşısına geçip gerçekten de özgüveni tam biriymişsiniz gibi hareket edin.

Bir ay boyunca başka insanlarla bir aradayken bu duruşu çalışın.

Ne yaptığınızı kimseye söylemeyin, fazla dramatize de etmeyin.

Prima donna ya da başrol oyuncusu olmaya çalışmıyorsunuz.

Siz sadece otururken, ayakta dururken ya da yürürken kendine güvenerek hareket etmenin nasıl bir şey olduğunu fark edin yeter.

Bakalım başkaları bu yeni duruşunuza nasıl tepki verecekler ve siz kendinizi nasıl hissetmeye başlayacaksınız.