Orijinalini görmek için tıklayınız : eft'ye başladım yardıma ihtiyacım var :)
Küfkedisi
05-07-2010, 17:33
Hayal ablacım ve değerli arkadaşlarım,
Şimdi benim bir sorunum var ve üzerinde eft yapmaya karar verdim.Sorun şu ki bu yaşıma kadar (ki 28)yetiştiriliş tarzımdam dolayı , bir bayan olmama rağmen dişiliğimle ilgili sıkıntıdayım...bunu içimde hissetmeme rağmen dışıma yansıtamıyorum çoğunlukla...kendimi güzel,hoş,alımlı bulurum buna rağmen fazla yiğitlik,dobralık,yüreklilik var.erkek gibi hakkımıda ararım ,korumacılık huyum çok gelişmiş vs. ama gelin görünki bu 2 li ilişkilerde problem oluyor olduda.neçok dişi olmak iyi,ne de çok erkeksi tavırlar ,yiğitlik ıııı olmuyor ...ben bunu düzeltmek istiyorum ve eril-dişil enerji dengelemesi yapıyorum bir süredir ve iyi geldiğini hissediyorum.eft ile ilgili çoğu şeyi de okudum burda ,izledim videoları.artık eft'yide uygulamak ve bu sorunu kökten halletmek istiyorum :klo
kendimce bir cümle kurmaya çalıştım burda okuduklarımdan örnekle şöyle ki :
kendimi etrafıma ,insanlara(özellikle karşı cinse) kendimi bir dişi gibi göstermekten çekinmekten ve korkmaktan ,utanmaktan dolayı kendime, beni böyle erkek gibi yetiştirip şimdi de benden bir dişi gibi davranmamı beklediği için babama öfke duyuyorum,bunu başaramadığım için kendimi yenilmiş hissediyorum (ki kendimi dinlediğimde bu sonuca ulaştım ),buna rağmen kendimi derinden kabul ediyorum ,onaylıyorum ve seviyorum...kendimi yumuşak başlı,kendinden emin,gözleri sevgiyle bakan tam anlamıyla bir dişi olmaya dönüştürmeyi seçiyorum.
Öncelikle nasıl olmuş fikrinize ihtiyacım var,kusura bakmayın uzun yazdım ama burda kendimi doğru kelimelerle ve rahat ifade etmeye de başladığımı hissediyorum...lütfen olumlu yada olumsuz yazın. artık bu işe bir son vermek istiyorum :trrrt
Sevgiler.
hayalayaz
05-07-2010, 21:37
kendimi etrafıma ,insanlara(özellikle karşı cinse) kendimi bir dişi gibi göstermekten çekinmekten ve korkmaktan ,utanmaktan dolayı kendime, beni böyle erkek gibi yetiştirip şimdi de benden bir dişi gibi davranmamı beklediği için babama öfke duyuyorum,bunu başaramadığım için kendimi yenilmiş hissediyorum (ki kendimi dinlediğimde bu sonuca ulaştım ),buna rağmen kendimi derinden kabul ediyorum ,onaylıyorum ve seviyorum...kendimi yumuşak başlı,kendinden emin,gözleri sevgiyle bakan tam anlamıyla bir dişi olmaya dönüştürmeyi seçiyorum.
:trrrt Sevgiler.
ablam korku/ utanç/ çekingenlikbu duyguların hepsini tek tek çalış... olumlama güzel olmuş...
bir şey daha kaçan balık büyük olur... özellikle ilgi duyduğun insan her an seni kaybedebileceği duygusunu ver..asla kendinden emin olamasın..
Küfkedisi
06-07-2010, 00:16
ablam korku/ utanç/ çekingenlikbu duyguların hepsini tek tek çalış... olumlama güzel olmuş...
bir şey daha kaçan balık büyük olur... özellikle ilgi duyduğun insan her an seni kaybedebileceği duygusunu ver..asla kendinden emin olamasın..
tamam hayal ablacım tektek çalışıcam hayırlısıyla başlıcam :) şimdi benim karıştırdığım bişey var .bu paragrafı başlarken tepe noktasında mı söylüyoruz yoksa" işte dişiliğimi göstermekten utanıyorum"deyip noktaları mı bitirip .en son hassas noktada mı paragrafı söylemeliyim .kusuruma bakmayın araştırken karışmışım ben ya :(
hayalayaz
06-07-2010, 00:30
bu linki okudunmu, belki sana faydalı olabilir,
[Only Registered Users Can See Links]
ablam ben her vuruş noktasında ergenekon destanı yazdığım olumlamalarımı 3 kere söylerim..işim biraz uzun sürer, ama eft bittiği zaman gerçekten bitmiş olur.. sevgiler..
Küfkedisi
06-07-2010, 12:00
bu linki okudunmu, belki sana faydalı olabilir,
[Only Registered Users Can See Links]
ablam ben her vuruş noktasında ergenekon destanı yazdığım olumlamalarımı 3 kere söylerim..işim biraz uzun sürer, ama eft bittiği zaman gerçekten bitmiş olur.. sevgiler..
okumuştum ama tekrar okuyum hayal ablacım :) sağolasın :dellek şu işibi kıvırayım ben yaaahaha bir de kaçan balık olayım her ne kadar karşımdaki bay N balık olsada burcu bakalım :butterfilles
Küfkedisi
07-12-2010, 21:57
eveeeet nihayet korkuma uygun bir olumlama oluşturdum az önce hemde .ya bu ara neye ihtiyacım olsa yoğunlaşsam karşılaşıyorum ve çözüyorum şükür :) şimdi burda sevgili hayal ablamın eft günlüğü ve sevgili aprilrosecuğumun bir cümlesi ampül yaktı bende ,yardımıma koştular sağolsunlar varolsunlar ,şükranlarımı sunuyorum :)
"korkularıma rağmen ...... bilincimde ve bilinçaltımda yaradanımın sevgisi ve koruyuculuğu sayesinde ,hayata ,olaylara ve insanlara karşı güven içindeyim" nasıl sınavı geçer mi bu olumlamaaaa :) bi taraftanda başım sıkıştı,boğazımda acı duyuyorum çalış yavrum çalış boş oturmaaa niiillllll :D
hayalayaz
07-12-2010, 22:29
eveeeet nihayet korkuma uygun bir olumlama oluşturdum az önce hemde .ya bu ara neye ihtiyacım olsa yoğunlaşsam karşılaşıyorum ve çözüyorum şükür :) şimdi burda sevgili hayal ablamın eft günlüğü ve sevgili aprilrosecuğumun bir cümlesi ampül yaktı bende ,yardımıma koştular sağolsunlar varolsunlar ,şükranlarımı sunuyorum :)
"korkularıma rağmen ...... bilincimde ve bilinçaltımda yaradanımın sevgisi ve koruyuculuğu sayesinde ,hayata ,olaylara ve insanlara karşı güven içindeyim" nasıl sınavı geçer mi bu olumlamaaaa :) bi taraftanda başım sıkıştı,boğazımda acı duyuyorum çalış yavrum çalış boş oturmaaa niiillllll :D
şöyle söylesen nasıl olur..sen dişiliğini öne çıkarmak istiyordun değilmi.. alışıldık bir eft olumlaması değil ama hoş.. ve en önemlisi sana hitap ediyor...
korkularıma rağmen bilincimde ve bilinçaltımda yaratanımın sevgisi ve koruyuculuğu sayesinde hayata, olaylara, ve insanlara karşı güven içindeyim...dişi yönümü kabul ediyorum ve dişiliğimi çok zarif bir şekilde sergilemek için kendime izin veriyorum..
korkularıma rağmen
Küfkedisi
07-12-2010, 22:31
ablacım 22.30 daki (geç bile kaldım amanınnnn ) çalışmayı yapim hemen yazıcam mesajına :)
Küfkedisi
07-12-2010, 22:45
şöyle söylesen nasıl olur..sen dişiliğini öne çıkarmak istiyordun değilmi.. alışıldık bir eft olumlaması değil ama hoş.. ve en önemlisi sana hitap ediyor...
korkularıma rağmen bilincimde ve bilinçaltımda yaratanımın sevgisi ve koruyuculuğu sayesinde hayata, olaylara, ve insanlara karşı güven içindeyim...dişi yönümü kabul ediyorum ve dişiliğimi çok zarif bir şekilde sergilemek için kendime izin veriyorum..
korkularıma rağmen
Harika ablacım harika olmuş emeğine sağlık bu olumlamayı seve seve çalışcam hemen hemde.dişiliğimle ilgili güzel aşamalar katettim :D
ben ifademde eksiklik yapmışım ve seni de uğraştırmışım üzgünüm .... şimdi kafamı boğan ciddi konu hani benim obsesyonlarım var demiştim ya onlar derinleşip korkuyu meydana getiriyor ,sürekli istem dışı zihnimde dönüp duruyor ve geçmişle alakalı bunlar .bende tek tek başlamadan önce genel korku ve kaygılarıma yapmak istedim ama bodoslama yazınca tabi dişiliğin devamı gibi olmuş mesajım :)
***şöyle bir yukarıya göz ucuyla baktımda :) ne kadar yol almışım ben ürkekliğim,yabancılığım belli oluyor resmen :D
Hayal ablacım ve değerli arkadaşlarım,
neçok dişi olmak iyi,ne de çok erkeksi tavırlar ,yiğitlik ıııı olmuyor...ben bunu düzeltmek istiyorum ve eril-dişil enerji dengelemesi yapıyorum bir süredir ve iyi geldiğini hissediyorum.eft ile ilgili çoğu şeyi de okudum burda ,izledim videoları.artık eft'yide uygulamak ve bu sorunu kökten halletmek istiyorum
kendimce bir cümle kurmaya çalıştım burda okuduklarımdan örnekle şöyle ki :
kendimi etrafıma ,insanlara(özellikle karşı cinse) kendimi bir dişi gibi göstermekten çekinmekten ve korkmaktan ,utanmaktan dolayı kendime, beni böyle erkek gibi yetiştirip şimdi de benden bir dişi gibi davranmamı beklediği için babama öfke duyuyorum,bunu başaramadığım için kendimi yenilmiş hissediyorum (ki kendimi dinlediğimde bu sonuca ulaştım ),buna rağmen kendimi derinden kabul ediyorum ,onaylıyorum ve seviyorum...kendimi yumuşak başlı,kendinden emin,gözleri sevgiyle bakan tam anlamıyla bir dişi olmaya dönüştürmeyi seçiyorum.
Öncelikle nasıl olmuş fikrinize ihtiyacım var,kusura bakmayın uzun yazdım ama burda kendimi doğru kelimelerle ve rahat ifade etmeye de başladığımı hissediyorum...lütfen olumlu yada olumsuz yazın. artık bu işe bir son vermek istiyorum :trrrt
Sevgiler.
Parmak kaldırıyorum. :)
Özür dilerim yanılıyor olabilirim,
tam anlamıyla dişi mi? dengeli bir dişilik erillik mi?
Dişilik yönümüzü kabul ederken eril olan yönümüzü dışlamamaya dikkat eedersek daha kolay sonuca ulaşırız diye düşünüyorum.
Küfkedisi
07-12-2010, 23:07
parmak kaldırdım cevap veriyorum sürem başladı :D jauntycim dengeli olması tercihim :) şöyle ki dişilikte var erillikte ama biri biraz kantarı kaçırmış bende ipi efeliğe vardırmış ,yoksa dişilimizde var allaha şükür hehe işte ben o dişiliği biraz daha ön plana ,erilliğide geri plana almak istedim.umarım derdimi anlatabildim :)
hayalayaz
07-12-2010, 23:18
dişiliği dengeleyelim biz, gariban o kadar uzun süre geri planda kalmış ki biraz öne çıksa eril yön hiç bir şekilde bastırılmaz..anladığım kadarı ile küfkedisinin eril yönü bana benziyor.. ben çok kibar ve zarifim ama...heyyyyt dediğimde .. eril yön... amman bre maaşallah dedirtiyor kendine... bu yüzden geri planda kalmaz diye güveniyorum..olsa olsa hadi bizimde gönlümüz olsun diye sesini kısar... yinede siz bilersiniz diyerekten orta yolu bulayım ben..:güzlkz ama küfkedisi bööle çıtkırıldım bi kız gibi görünse..olsa...hiçte fena olmaz..bunnar her istediklerini gözlerinden okuturlar..ve sölemeden yaptırırlar... ne dersin küfkedisi... utangaç gülümsemeler..kaçamak bakışlar... pek bi yakışır...tabi hiç kimse içinden yükselecek heeyyyt sözünü beklemediği için...duyduklarında çok şaşırır dumura uğrar ve çok eğlenceli olur böylesi bir deneyim..ben şimdiden neşelendim seni öyle hayal edince...:smile592os: :firsat
Küfkedisi
07-12-2010, 23:29
dişiliği dengeleyelim biz, gariban o kadar uzun süre geri planda kalmış ki biraz öne çıksa eril yön hiç bir şekilde bastırılmaz..anladığım kadarı ile küfkedisinin eril yönü bana benziyor.. ben çok kibar ve zarifim ama...heyyyyt dediğimde .. eril yön... amman bre maaşallah dedirtiyor kendine... bu yüzden geri planda kalmaz diye güveniyorum..olsa olsa hadi bizimde gönlümüz olsun diye sesini kısar... yinede siz bilersiniz diyerekten orta yolu bulayım ben..:güzlkz ama küfkedisi bööle çıtkırıldım bi kız gibi görünse..olsa...hiçte fena olmaz..bunnar her istediklerini gözlerinden okuturlar..ve sölemeden yaptırırlar... ne dersin küfkedisi... utangaç gülümsemeler..kaçamak bakışlar... pek bi yakışır...tabi hiç kimse içinden yükselecek heeyyyt sözünü beklemediği için...duyduklarında çok şaşırır dumura uğrar ve çok eğlenceli olur böylesi bir deneyim..ben şimdiden neşelendim seni öyle hayal edince...:smile592os: :firsat
Canım Hayal ablacım beni görsen bu efeliği konduramazsın bana :) dışardan gören ne kibar,ne narin,ne zarif diyor ama sol kaşım havaya kalktımı da biliryorlar dağılacaklarını,bu zarif görüntüme rağmen birkaç erkek hırpalamışlığım vardı (ama artık değil :) hemde kalabalık,sokak ortası demeden (kan beynime çıktı mı haksızlığa, hele hele edepsizliğe göz yumamam) hehe annem ipek eldiven içinde demir yumruksun der ayıptır söylemesi :D korumacılık desen devasa boyuttaydı ,sanane arkadaşıma olur ben korurum,karşıdan geleni 100 metreden alırım kokusunu annemi hemen yön değiştittiririm vs. ohoooo hikaye bitmez bende hehe
çıtkırıldım bi kız gibi görünse..olsa...hiçte fena olmaz..bunnar her istediklerini gözlerinden okuturlar..ve sölemeden yaptırırlar... ne dersin küfkedisi... utangaç gülümsemeler..kaçamak bakışlar... pek bi yakışır...tabi hiç kimse içinden yükselecek heeyyyt sözünü beklemediği için...duyduklarında çok şaşırır dumura uğrar ve çok eğlenceli olur böylesi bir deneyim..ben şimdiden neşelendim seni öyle hayal edince...
allah derim hayal abla görünüşümle benzer hareket eder hale geliyim de.laf aramızda dişilik üstüne çalışırken uyguladım ben bu bikaç maddeyi bakalım işe yarıcak mı diye ohoooo hem de nasıl :P içeceğim hemen geldi ,iltifatlar vs. ne fenayıııım ne fenaaaa :P iş sadece benim parçam olmaya kaldı işte o da var da dışarı nasıl çıkıcak bilmiyor :) uufff amma anlattım kendimi yahu :D
dişiliği dengeleyelim biz, gariban o kadar uzun süre geri planda kalmış ki biraz öne çıksa eril yön hiç bir şekilde bastırılmaz..anladığım kadarı ile küfkedisinin eril yönü bana benziyor.. ben çok kibar ve zarifim ama...heyyyyt dediğimde .. eril yön... amman bre maaşallah dedirtiyor kendine... bu yüzden geri planda kalmaz diye güveniyorum..olsa olsa hadi bizimde gönlümüz olsun diye sesini kısar... yinede siz bilersiniz diyerekten orta yolu bulayım ben..:güzlkz ama küfkedisi bööle çıtkırıldım bi kız gibi görünse..olsa...hiçte fena olmaz..bunnar her istediklerini gözlerinden okuturlar..ve sölemeden yaptırırlar... ne dersin küfkedisi... utangaç gülümsemeler..kaçamak bakışlar... pek bi yakışır...tabi hiç kimse içinden yükselecek heeyyyt sözünü beklemediği için...duyduklarında çok şaşırır dumura uğrar ve çok eğlenceli olur böylesi bir deneyim..ben şimdiden neşelendim seni öyle hayal edince...:smile592os: :firsat
Anladım.Dengelenirken dişiliğe ağırlık verilirip erillik zaten sahip olunduğu haliyle idealmiş gibi kabul ediliyor.
Dişilik erile yetişince denge olacak.
Hatta aşsa da sorun yok genel olarak ikisi erilin çıkıntı halleriyle o dengelenir zaten.
Ağır antibiyotik içiyorum kaç gündür ondan heralde bana olay kimya denklemi gibi geldi..:smile592os:
Bir de bir yerde bişey okumustum bulursam detaylı paylaşırım.
Dişilik almayı, erillik vermeyi temsil ediyormuş.
Biz bayanlar kendi aramızda bize bir iyilik yapanı iyilik şelalesinde boğarız.
Kırk dereden su getirir detaylı açıklamalarla sürekli özrümüzü mahcubiyetimizi dile getiririz.Sonra aynı muhabbeti erkeklerlede sürdürmeye kalınca sıkılır zavallıcıklar.
Mesela dişilik yönü aşırı baskın bayanlarda benim sevmediğim şey, diğer bayan arkadaşlara erkekmiş gibi muamele etmeleridir hep ısrarlı şekilde istemeleridir ve veren taraf sürekli siz olursunuz,dolayısıyla alan da hep o taraf olur.Alma yönü ağır ya.Vur dedin mi öldürenler de var yani.
Bu yüzden eril dişi yönümün dengeli olmasını istemişimdir ben hep.Almak ve vermek denge işidir.
Küfkedicim ailende annen mi baskın? Baban anneye göre biraz daha mı pasif? Anne fazlasıyla özverili mi hep veriyor mu? hatta babaya düşen sorumlulukların bir kısmını da anne mi yapıyor?
Yoksa alakası yok mu?
Alakası varsa anne ve baban ile ilgili çalışmaya da yer vermeni tavsiye edicektim kem küm.
sevgiler:çiçek
merhaba,
benim de bir iki önerim var. ben eft yaparken en çok Bülent uran'ın tarzını beğendim. karate noktasına niyeti söylemek, örneğin karate noktasına diğer elin 4 parmağı ile vururken, ben içimden dişilik enerjimi yaymamama rağmen kendimi olduğum gibi kabul ediyor, onaylıyor ve seviyorum. sonra da taç çakradan başlayarak tüm meridyen noktalara vururken kısaca şeyler söylemek, örneğin yaşamadığım dişilik, seksi değilim... kısa kısa söylerken pat diye bir şey çıkıveriyor ortaya ve hiç aklınızda olmayan bir şey...
eft'yi başka kısa çalışmalarla destekleyebilirsiniz. bizim emir cümlelerimiz gibi
şimdi, şu anda içimde tam bir dişil-eril enerji dengesine sahip olmayı emrediyorum. hemen şimdi...
çözüm olmak kitabından alıntı olarak..
önce ol: dişi, seksi, kadınsı, kadın kadın...
yap: makyaj, etek giymek
sahip ol: bir iki güzel giysi, makyaj malzemeleri
burada yapılması gereken her gün 3x10 dakika imgelemek... kendinizi bir dişi olarak hayal edin, makyajlı, etek giymiş, hoş bir şekilde oturmuş, erkekten gelen jestleri kabul ederken, vs... biz çok erkek gibi davranıyoruz (ben de öyleyim), çok iş hayatının içindeyiz, kadınlığımızı, narinliğimizi kaybettik. örneğin ben iki gün sonra bodrumdan 4 tane lastiği tek başıma taşıyıp, arabaya yükleyip kış lastiklerini taktırmaya arabayı götüreceğim, sonra arabayı muayeneye götüreceğim. eh hal böyle olunca, dişiliğin topu kaçıyor tabii. :-)
sedona çok güzel bir yöntem: kendinize bir dişi gibi davranmak, kadın olmak ve bunu hissetmek için izin verir misiniz?
bir dişi olmaya karşı olan direnci bırakabilir misiniz? ne zaman?
sizin böyle hissetmeniz, bir dişi olmak istemeniz aslında sizin enerjinizin değişmesinin bir sonucu, bunu farketmeniz ancak böyle olur. ben de son zamanlarda bir erkek gibi davranan kadınlardan hiç haz etmiyorum, beni irite ediyorlar. benim de enerjim yükseldi.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.. kolay gelsin.
Küfkedisi
07-12-2010, 23:58
Anladım.Dengelenirken dişiliğe ağırlık verilirip erillik zaten sahip olunduğu haliyle idealmiş gibi kabul ediliyor.
Dişilik erile yetişince denge olacak.
Hatta aşsa da sorun yok genel olarak ikisi erilin çıkıntı halleriyle o dengelenir zaten.
Ağır antibiyotik içiyorum kaç gündür ondan heralde bana olay kimya denklemi gibi geldi..:smile592os:
Bir de bir yerde bişey okumustum bulursam detaylı paylaşırım.
Dişilik almayı, erillik vermeyi temsil ediyormuş.
Biz bayanlar kendi aramızda bize bir iyilik yapanı iyilik şelalesinde boğarız.
Kırk dereden su getirir detaylı açıklamalarla sürekli özrümüzü mahcubiyetimizi dile getiririz.Sonra aynı muhabbeti erkeklerlede sürdürmeye kalınca sıkılır zavallıcıklar.
Mesela dişilik yönü aşırı baskın bayanlarda benim sevmediğim şey, diğer bayan arkadaşlara erkekmiş gibi muamele etmeleridir hep ısrarlı şekilde istemeleridir ve veren taraf sürekli siz olursunuz,dolayısıyla alan da hep o olur.Alma yönü ağır ya.Vur dedin mi öldürenler de var yani.
Bu yüzden eril dişi yönümün dengeli olmasını istemişimdir ben hep.Almak ve vermek denge işidir.
Küfkedicim ailende annen mi baskın? Baban anneye göre biraz daha mı pasif? Anne fazlasıyla özverili mi hep veriyor mu? hatta babaya düşen sorumlulukların bir kısmını da anne mi yapıyor?
Yoksa alakası yok mu?
Alakası varsa anne ve baban ile ilgili çalışmaya da yer vermeni tavsiye edicektim kem küm.
sevgiler:çiçek
Okuduğun şeyi merak ettim doğrusu jauntycim :) umarım bulursun :)
ailede annem daha baskındır ama babama karşı bariz faaliyet göstermez çoğu zaman pasif eylemcidir (ben öyle derim anneme ) belki korumacı yönüm bundan hep annemi koruma isteğim.babamda ne kadar efe durursa dursun daha pasiftir mesela evde priz bozulur annem yapar,boya olacaktır atıyorum annem yapar.babam alır gazetesini okur.annem şikayet eder ama yinede yapmaktan geri durmaz.kızarım bende anneme.Annem hep özverilidir,aktiftir.küçüklüğümüzde babam yoğun çalıştığı için annem etkili oldu ve benim korumacılığım ordan geldi tahmin ediyorum...ergenliğin o önemli taşlarının oturtulduğu zamanlarda da babam baskın oldu bende.karşı cinse karşı ılımlı büyümedim , şu yaşımda arkadaşlarımda ve bir zamanlar hayatıma girmiş özel insanında söylediği şudur "hep bi yarış bi rekabet içindesin benimle konuşurken ,hep bi üste çıkma çaban var" üzülerek söylüyorum ki doğru ,aynı şeyi babamla da yaşarım,sanki hırsımı alıyordum...zayıf erkeğe tahammülüm yok...aslında bende çok hassas bi yapıda olmama rağmen sanırım kendimi maskeleyip dominant oluyorum. bu yapım değişti biraz çok şükür...ama ...aması var işte...ne biliyim
Küfkedisi
08-12-2010, 00:06
merhaba,
benim de bir iki önerim var. ben eft yaparken en çok Bülent uran'ın tarzını beğendim. karate noktasına niyeti söylemek, örneğin karate noktasına diğer elin 4 parmağı ile vururken, ben içimden dişilik enerjimi yaymamama rağmen kendimi olduğum gibi kabul ediyor, onaylıyor ve seviyorum. sonra da taç çakradan başlayarak tüm meridyen noktalara vururken kısaca şeyler söylemek, örneğin yaşamadığım dişilik, seksi değilim... kısa kısa söylerken pat diye bir şey çıkıveriyor ortaya ve hiç aklınızda olmayan bir şey...
eft'yi başka kısa çalışmalarla destekleyebilirsiniz. bizim emir cümlelerimiz gibi
şimdi, şu anda içimde tam bir dişil-eril enerji dengesine sahip olmayı emrediyorum. hemen şimdi...
çözüm olmak kitabından alıntı olarak..
önce ol: dişi, seksi, kadınsı, kadın kadın...
yap: makyaj, etek giymek
sahip ol: bir iki güzel giysi, makyaj malzemeleri
burada yapılması gereken her gün 3x10 dakika imgelemek... kendinizi bir dişi olarak hayal edin, makyajlı, etek giymiş, hoş bir şekilde oturmuş, erkekten gelen jestleri kabul ederken, vs... biz çok erkek gibi davranıyoruz (ben de öyleyim), çok iş hayatının içindeyiz, kadınlığımızı, narinliğimizi kaybettik. örneğin ben iki gün sonra bodrumdan 4 tane lastiği tek başıma taşıyıp, arabaya yükleyip kış lastiklerini taktırmaya arabayı götüreceğim, sonra arabayı muayeneye götüreceğim. eh hal böyle olunca, dişiliğin topu kaçıyor tabii. :-)
sedona çok güzel bir yöntem: kendinize bir dişi gibi davranmak, kadın olmak ve bunu hissetmek için izin verir misiniz?
bir dişi olmaya karşı olan direnci bırakabilir misiniz? ne zaman?
sizin böyle hissetmeniz, bir dişi olmak istemeniz aslında sizin enerjinizin değişmesinin bir sonucu, bunu farketmeniz ancak böyle olur. ben de son zamanlarda bir erkek gibi davranan kadınlardan hiç haz etmiyorum, beni irite ediyorlar. benim de enerjim yükseldi.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.. kolay gelsin.
çok teşekkür sevgili Conki yazdıkların ve tavsiyelerin için :) dediğin çok doğru iş hayatıda biraz böyle olmaya zorluyor çünkü yumuşak yüzlü olursan kendini bilmez çok var...işte iyi ayarlamak lazım...yoksa benim mesleğim icabı müzisyen ve sahne insanı olduğum için dozajında dekoltemi de giyiyorum,makyajımıda yaparım,günlük hayatta da severim giyerim süslenirim püslenirim....ama...ikili ilişkilerde de böyle sert olunca problem oluyor ayarlamam gereken nokta bu...başarıcam başarıcam :D tekrar teşekkürler ,sevgiler...
hayalayaz
08-12-2010, 00:49
başardın bile..
Okuduğun şeyi merak ettim doğrusu jauntycim :) umarım bulursun :)
ailede annem daha baskındır ama babama karşı bariz faaliyet göstermez çoğu zaman pasif eylemcidir (ben öyle derim anneme ) belki korumacı yönüm bundan hep annemi koruma isteğim.babamda ne kadar efe durursa dursun daha pasiftir mesela evde priz bozulur annem yapar,boya olacaktır atıyorum annem yapar.babam alır gazetesini okur.annem şikayet eder ama yinede yapmaktan geri durmaz.kızarım bende anneme.Annem hep özverilidir,aktiftir.küçüklüğümüzde babam yoğun çalıştığı için annem etkili oldu ve benim korumacılığım ordan geldi tahmin ediyorum...ergenliğin o önemli taşlarının oturtulduğu zamanlarda da babam baskın oldu bende.karşı cinse karşı ılımlı büyümedim , şu yaşımda arkadaşlarımda ve bir zamanlar hayatıma girmiş özel insanında söylediği şudur "hep bi yarış bi rekabet içindesin benimle konuşurken ,hep bi üste çıkma çaban var" üzülerek söylüyorum ki doğru ,aynı şeyi babamla da yaşarım,sanki hırsımı alıyordum...zayıf erkeğe tahammülüm yok...aslında bende çok hassas bi yapıda olmama rağmen sanırım kendimi maskeleyip dominant oluyorum. bu yapım değişti biraz çok şükür...ama ...aması var işte...ne biliyim
Burada kilit nokta annenin her işin üstesinden gelme becerisi olması.Ve erkeğin de gayet normal olarak üstleniyor nasıl olsa hanımım benim yerime diye tüm işleri ona devreder hale gelmesi.Ve bunun için halühazırda bir sürü bahaneyi kolayca bulması..(çok çalışır zaman bulamaz stresli iş ortamı vardır vs vs.)
Dişil yönü ağır basan bayanlarda baba modelini imkanınız varsa inceleyin.Baba bir şeyler vermeyi sever annede almayı sever.Anne haddinden biraz daha fazla duygusal ve beceriksizdir.
ve en önemlisi anne mükemmeliyetci değildir.(belkide en normali budur) :)
Zaten çok da beceremediğinden ve becermekle pekle bir derdi olmadığından eşinin yaptığı herşeyi sadece onaylar ve gittikçe eş daha fazla sorumluluk almaya başlar.Evin beyi artık Ev işlerine el atar hale gelir çünki işler yetişmiyordur.Çocukların ihtiyacları disiplini sevgisi ve eğitimiyle daha çok babaları ilgilenir.Hem baba hem biraz annedir yani evin beyi.
Karı koca yaklaşık böyle bir dengede sorumluluklarını üstelenerek hayatlarını sürdürürler.
Efelik, aşırı taşfırınlık tek başına erkekliği temsil edemezler.
Sonuçta alan taraf hep taşfırın erkeğiniz ise burada denge gene yoktur..Nerde kaldı efelik? Böyle efelik mi olur?
Bence bu tavırlar efelik vs. ilk çağdaki atalarımızdan kalma hayatta kalma içgüdüsel davranışlarla ilgili olsa gerek :)
Almak ve vermek kadın ve erkeğin fiziklerine bakınca da ,nasıl dünyaya geldiğimiz düşünülünce de rahatca anlaşılacak bir düzendir ve dengedir.
Hiç mi vermeyeceğiz elbetteki vereceğiz..Ama ilişki söz konusu olduğunda denge içinde bir ağırlığı olan yön vardır. kadında almak ağır basar erkekte vermek ve ayrıca kendi iç dengemizin dışında ilişki dengesi denen erkek ve kadın arası ayrı bir denge daha kurulmuş olur.
Kız çocuk ise annenin hep baba tarafından desteklendiği böyle bir ortamda büyüdüğünden istemesini çok iyi bilir almasını çok iyi bilir.Anneyi model alır..Vermesini pek bilmez.
Çünki erkekler ağırlıklı olarak vermek için yaradılmıştır.Kadınlar almak için...Doğamız budur.
Neden erkek hemen kolayca vermekten vazgeçer hale gelebilir? Evlat olma anneye bağımlı anne koruması altında olma özlemi yüzünden.
Ve kadın neden kolayca almaktan vazgecer? Annelik iç güdüsü yüzünden.
Sonuçta her iki cinsinde kendi kimliklerine paralel ve uyumlu bir dengede davrandıklarında en mutlu oldukları gerçektir.
Yani erkek verebildiği zaman kadın alabildiği zaman en mutlu halini deneyimler.
Haa çok mu kolay kolaysa sen yap diyeceksiniz?
Bence hiç kolay değil. :)
Çünki o itilim çok güçlü annelik iç güdümüz aynı zamanda en zayıf yönümüz, ve erkeklerinde evlat oluverme iç güdüsü (bakıma muhtaç yaştaki bir evlat önce(ağılıklı olarak evlattır, önce erkek değildir...- çok derin konu bu.)Ve Türkiye'de ve bu tarz ülkelerde daha bir yaygın.
Şu parantez içindeki cümleyi ve detaylarını azıcık bilseler nasıl davranırlardı ve ne bahaneler üretirlerdi acaba.belki de bişeycik yapmaz tepki vermezlerdi.
**Küfkedicim lafın özü en azından farkında olmadan anneyi model aldığını şimdi biliyoruz.Çünki üste çıkma çabam var diyorsun.Yani ben bu sonuca vardım.
Geriden kalan anneni yeniden yaşayıp üste çıkarma güdüsünde olabilirsin.(iyi niyet taşıyan amaçlar için geçmişi tekrar tekrar yaşarız, yineleriz, takılırız bozuk plak gibi yaşarız)
Oysa o iyi niyet gibi görünen şey sadece bizim yerimizde saymamızı sağlar.
Çünki geçmiş geçmiştir.
Biz An'dayız.Ama hala geçmişte olmaya gayretliyiz.Yani hiç olmayan bir yerde.
Ve bunun tarihi tekerrür ettireceğini tam bilmiyoruz.Annen zaten üstte idi ve böyle olduğu için hep veren taraf o olmuştu.
Yani sen fakında olmadan onların ilişkisini işte böyle model alıyorsun.
Ve annene kızmakla dolayısıyla babana da kızmış oluyorsun ve böylecede olaya bir güzel enerjiler yüklemiş oluyorsun.
Onları anlayıp ilişkilerini anlayıp bu konuda da onları affedip sevmen lazım.
Sedonada anne baba ilişkisi üzerine çalışmalardan faydalanabilir her adımında bulduğun tespitlere tek tek eft ile devam edebilirsin.Ya da serbest bırakabilirsin..Hopo yapabilirsin.
Bu yazdığın satırlar ve tespitler bence çok önemli adımlar.
Sevgili Conkinin 3x10 luk çalışması da süper.Ben de teşekkür ederim conkiye hayal ablama ve sana..ardındanda öyle bir imaginasyon yapabilirsin.
Çünki bende bir ara aynılarını yapıcam.
Yani yalnız değilsin küfkedisi.. Senin bu duygularının çok benzerlerini yaşayan, Ben de dahil bir sürü insan var.Farkına varmak en güzeli.Ve en önemli adım.
Diğer çalışmalarının yanına bunu da iliştirip en az bir ay üzerine eğil derim ben.Günde 10 dk yeter.Sonra ihtiyacına göre, ara ara ayda bir, iki ayda bir kısa tekrarlar yaparsın..Benim gibi..
Çenem düştü.
Sevgilerimle..
güzel güzel yazmışsınız arkadaşlar bende konunun içinde buluverdim kendimi
her durum herkesde farklıdır elbet
benimde annem çok baskın bir karakterdi inanılmaz hemde
nevarki ben tam tersii heyerimden dişilik akıyor azıcık eril tarafımı ortaya çıkarmak isterdim açıkcası
sevgiler
off off konu tam benlik okumam lazım bir ara uzun uzun. konuları okuyamadım. ama bizde hep veren annem, alan da babam olmuştur. hep alan taraf olmam yapı itibariyle mümkün değil, ben daha çok vermeye odaklanmışım. ama aslında hem alayım hem vereyim istiyorum.
ama evlilikle ilgili korkularımdan bir tanesi de tam olarak bu. dengeyi tutturamamak. hatta cimri olduğumu düşünmeye başladım bu korkuyla bilikte. para konusu da sitede bolca dönüyor bu aralar. demekki neymiş. bu korkunun çözülme zamanı gelmiş.
benim annem hiç baskın bir karakter değil görünüşte, ancak babamın hep erkek evlat isteği vardı ve bir nefes seansında beni de erkek olarak beklediğini ve hayal kırıklığını hissettim. sanırım benim erkeksi davranışlarım ve kendimi dişiliğe kapamamdaki etkenlerden biri de bu, babam tarafından sevilme isteği...
aslında her kişide değişik nedenler vardır, ama birbirimizi aydınlatıyoruz, tam bir beyin fırtınası... süpersiniz vallahi...
kendi adıma da teşekkür ederim.
güzel güzel yazmışsınız arkadaşlar bende konunun içinde buluverdim kendimi
her durum herkesde farklıdır elbet
benimde annem çok baskın bir karakterdi inanılmaz hemde
nevarki ben tam tersii heyerimden dişilik akıyor azıcık eril tarafımı ortaya çıkarmak isterdim açıkcası
sevgiler
Minel gülümsettin beni.
Demek ki tam tersi de olabiliyormuş.
Önce Ailemize detaylı bakmak lazım anneyle baba- babayla ben- anneyle ben- her ikisiyle de ben nasıldık?Onların bana bakışı benin onlara bakışım nasıldı?
İçimize dönüp bakmak lazım birşeye karşı mıydık? tepkili miydik? model mi aldık? direndik mi? kaçındık mı? aynını yaşamak istemedik mi? bu sorulara az çok cevap bulur çalışırsak dengeli olana en yakın hale geliriz diye düşünüyorum.
Ebevynlerden birinin düşünceleri bize yansımış da olabilir.
Yani bazı anne veya babalar bilinç düzeyini değiştirip çocuğu ''ben .... durumdan çok çektim evladım benim gibi olmasın diye farklı yetiştirebiliyor.'' Bunun üzerine birde bizim kendi düşüncelerimiz karakterimiz ve tepkilerimiz eklenebiliyor.
Farkına varabilidiğimiz kadarı kardır.
Sevgiler
benim annem hiç baskın bir karakter değil görünüşte, ancak babamın hep erkek evlat isteği vardı ve bir nefes seansında beni de erkek olarak beklediğini ve hayal kırıklığını hissettim. sanırım benim erkeksi davranışlarım ve kendimi dişiliğe kapamamdaki etkenlerden biri de bu, babam tarafından sevilme isteği...
aslında her kişide değişik nedenler vardır, ama birbirimizi aydınlatıyoruz, tam bir beyin fırtınası... süpersiniz vallahi...
kendi adıma da teşekkür ederim.
Herşey annede bitmeyebilir babaya da biraz bakın anneye karşı nasıldı,
Baskın olup olmamak tek kıstas değil.
Size karşı nasıldı? Siz her ikisine nasıl bakardınız ne hissederdiniz? Her ikisi size nasıl yaklaşırdı? Arkadaşlarınız arasında çocukluğunuz da nasıl biriydiniz? Nasıl olmak isterdiniz? Çok renkli...
Ve dediğin gibi conki erkek evlat ilgili tüm kombinasyonlar çok önemli ayrı bir etken.Hatta buna hiç dünyaya gelmeden mecburen operasyona alınan kardeşler de dahildir.
Hayatınıza bakın kadın-erkek, tüm ilişkiler konusunda neleri tekrar ediyorsunuz? Neleri benzer yaşıyorsunuz?
Yaşadığınız ve karşınıza çıkan hikayelerin ortak yönleri var mı?
Bunlar ipucu verir.
Tekrar edilen deneyimleri iyi niyetle tekrar ederiz.Ama farkında değilsek bu iyi niyet bozuk plak gibi çalar ve hep kaybettirir ve anlayıp dur denilene kadar da bir şey kazandırmaz.
Ben hep evin büyük kızı olarak sorumlulukları üstlendim. Babamı kaybettikten sonra da tüm sorumluluk üstüme kalmıştı. Bu yüzden bende de eril taraf baskın sanırım. Aslında bizi tanıyanlar yorumlasa daha iyi olur.
hayalayaz
08-12-2010, 14:57
babacım benim hep erkek çocuk olarak doğacağımı ümit etmiş, ismim bile hazırmış.. ben kız doğunca e, biz şimdi bunun adını ne koyacağız diye anneme sormuş..şaşkın, şaşkın, oda sen çok hayal kurdun erkek çocuk için hayal koyalım demiş.. sigaraya içkiye ben babcığımın erkek çocuk özlemiyle başladım..
dolayısı ile eril yönüm ağır basar/dı.. birde buna boşandıktan sonra konfeksiyon dünyasında kadının durumunu ekleyin..erkek gibi kadın olmak çok önemli.. yoksa düşünemeyeceğimiz adamlar bile kendini erkekten sayıp bıyık buruyorlar karşımızda...
bu devrede dişi yönümü tamamen reddettim... hara çakramı hep şifalarla dengelemeye çalıştım..daha yeni geçmişte kendimi önüme alıp.. kızım sen salakmısın...dişi yönünü kabul ettiğinde adamlar evinin önünde sıraya girmeyecek ki.. otur şuraya kabul et şu dişi yönünü çakraları dengeleyeceğim, dengede tutacağım diye debelenmenin alemi yok dedim..
tumturaklı bir ritüel yapıp dengeledim kendimi.. ohhh be dedim.. yine çıtkırıldım bir kadın değilim..sadece bu konudaki suçluluklarımdan, utançlarımdan ve korkularımdan arındım... izmirin tüm burma bıyıklıları da sıraya girmedi ayrıca..ah babacım ah.. seni seviyorum nur gölünde dinlen emi...
Küfkedisi
08-12-2010, 22:45
Ne kadar güzel kıslar harikasınız valla :) herkese teşekkür ederim okudukça farkındallığım artıyor ve evet bende de öyle diyorum yolum aydınlanıyor şükür yüreğinize sağlık :)
küfkedisi, bak tam cuk oturacak bir astroloji yazısı,Serpil Doğançay'ın kaleminden...
Sevgili Arkadaşlar,
Güneş 22 Kasım’da Yay burcuna girdi ve 21 Aralık 2010 tarihine kadar devam edecek Yay dönemi başladı. Bu sene Yay burcundan çıkarak Oğlak burcuna girişimiz ayrıca çok önemli, çünkü 21 Aralık günü İkizler burcunun son derecelerinde Ay tutulması gerçekleşecek.
Tutulma etkisini göstermeye başladı yavaş yavaş…Şu anda tetiklenmiş ve kaynamakta olan bir şeyler varsa hayatlarımızda onların döngüleri ve eski bilgileri, kayıtları kapanmaktadır belki de…
Tutulma öncesinde, Oğlak burcunda ilerlemekte olan Pluton bireysel ve kitlesel korkularımızı yansıtmaya başladı bir süredir. Bu güne kadar çözemediklerimiz ve derinlerimizde kalmış olanlar yüzeye çıkmaya başlıyor kendini fark ettirmek ve temizlenmek için.
Daha da önemlisi kalıplarımız çıkıyor ortaya…hala ne çok kalıbımız varmış tutunduğumuz…hala ne çok tanımlamalar varmış içinde sıkıştığımız…
Hepsi yavaş yavaş eteklerimizden çekiştirmeye başladı …Tutulma çok önemli döngüleri sonlandırıyor çünkü. Tutunduğumuz kalıplarımız olmadan nasıl var olacağız diye endişelerimiz var, adlandıramasak da.
Atalarımız Adem ve Havva’dan yansımakta olan bilgilerdeyiz. Havva, Bilgi Ağacı’nın meyvesini ısırdığında 4. boyuttan düştü insanlık, iyiyi ve kötüyü öğrenme yolculuğuna çıktı…Dualiteyi anlama yolculuğuydu bu diğer bir deyişle. Öncelikle tüm partnerlik ilişkilerini etkileyen suçluluklar ve kalıplar vardı bu yolculukta.
Kadınlar ve erkekler Ay’ın karanlık yüzü olarak ifade edilen Lilith ile tanıştılar. Lilith ilk dişi arketip, Havva’dan önce var olan. Erkeğin egemenliğini kabul etmediği için cennetten ayrılmak zorunda bırakılan. Kadınların utanıp içlerinde sakladıkları, erkeklerin ise çok hoşlandıkları halde eşlerinde görmek istemedikleri tutkulu dişi Lilith…Havva ise anaç, sevgi dolu, kabulde olan tarafı olarak görülmüş kadınların ve tercih edilen dişi olmuş…Her kadının içinde hem Havva hem Lilith varken, Lilith ve Havva zaten aslında “bütün”ken, biri bastırılmış, diğeri alkışlanmış. Daha çok anne olan, daha çok anaç olan, cinselliği unutan kadınlara dönüşmüş çoğunluk. Lilith olmamak için.
Cennetten düştüğünden beri insanlık, cinsel enerji en zorlayıcı ve en ayartıcı rolünü üstlenmiş. Bunun tüm bedeli ise Lilith yönüne yüklenmiş dişiliğin…
Oysa her kadının içinde hem anaç ve şevkatli Havva, hem de tutkulu bir aşık olan Lilith var. Oysa Lilith ve Havva aslında “bütün”ler. Dualitenin kurbanı ve yaşamımızı derinden etkileyen bu arketipler artık çözülüyorlar.
Dualite sonlanıyorsa eğer Cennete geri dönüş yolculuğumuzda, kadınların Havva ve Lilith’lerini birleştirme, erkeklerin ise kadının her iki yönüne de saygı duyma zamanı da geliyor.
Yay dönemi gerçeklerimizi aydınlatıyor ve gitmekte olduğunuz dönemin önemli gerçeklerinden biri de bu Arkadaşlar. Satürn’ün Terazi transiti koşulsuz sevgide olabilecek, cennete birlikte yürüyebilecek partnerlikleri açığa çıkartıyor. Bunun için de hem Havva hem Lilith yönümüzün kabul edilmesi ve onurlandırılması gerekiyor.
Lilith yönümüzü bastırmak içim ne yaptık?
Bastırmadıysak eğer suçluluk duyduk mu?
Havva olmak için ne yaptık? Çok fazla anaç olmaya mecbur mu bıraktık kendimizi?
Bedenimize eziyet ettik mi?
Gerçeğimiz ne???
Bu ay, bu konuyla ilgili bilinçaltı çözülmeleri, rüyalar, geçmiş yaşam kayıtları farkındalığımıza yükselebilir. Venüs Akrep burcunda ilerleyerek bu konuda bize destek veriyor.
İçimizdeki ateşi çok daha güçlü olarak elimize alıyoruz bu ay. Yay meşalesiyle karanlıkları aydınlatır. Yay dönemi yılın en karanlık dönemidir çünkü.
Yay dönemi karanlık bir dönem olduğu için pek çok ışık bayramı var dinlerde, ancak her şeyden önce içimizdeki ışığı,içimizdeki ateşi ve o ateşin aydınlattığı “gerçeğimizi” görelim bu ay.
Aileden, soydan, atalardan gelen kalıplardan ve aile aurasındaki enerjilerden özgürleşme etkisi var bu ay. Evet onlarlayız ve bu bize onur veriyor ancak bize uymayan kıyafetleri giyemeyeceğimiz bir döneme gidiyoruz 2011’de. Bugüne kadar giydik, bağlılığımızı gösterdik bilerek ya da bilmeden, bundan sonra “kendimiz” olma yolundayız. İşte tüm o eski kalıpların giysilerini tek tek çıkartmak zorluyor bizi bu günlerde.
Yay enerjisi bu anlamda yola çıkmaya cesaretle tetikliyor bizi. Çünkü Yay kendimize ve bilgiye, bilgeliğe yolculuk yapmaktır. Tutamazsınız onu…kısıtlayamazsınız. Eğer kısıtlarsak Yay enerjimiz kendimize ve başkalarına yönelik yargılara dönüşür…
Düşünme biçimlerimiz değişiyor, bilgi değişiyor.
Ancak, zihin kontrolları altına girip girmediğimize dikkat edelim bu günlerde.
Ne kadar kendimiz olarak, ne kadar başkaları olarak hareket ediyoruz ve düşünüyoruz?
Güç tamamen bizde ve zihnimizin kontrolu da aynı şekilde.
Gücümüze ne kadar sahibiz?
Gerçeğimiz ne?
Bir öğretiye, bir guruya, bir inanca, bir kehanete ya da fala gücümüzü veriyor muyuz?
Aile enerjisine, geçmiş yaşam kayıtlarımın zor olduğunu bilmenin ataletine, gezegen enerjilerinin çoook zor olduğunu bilmenin ataletine?
ya da bir rehbere, bir hocaya, bir meleğe, bir gezegene, uzaylı dostlara?
ya da medyaya, olumsuz haberlere, hastalık korkularına, parasız kalma ve işini kaybetme endişelerine?
Oysa sistem gerçek güç kendi içinde, ilk kez onu” tam” olarak eline al diyor bize.
“Sana verilen her bilgiyi önce kendi süzgeçinden geçir. Güven artık kendine!”
Dışarıdan gelen veya söylenen her zaman bizden daha iyi bilir diye mi bakıyoruz?
Yoksa tüm bilgileri alıp, içselleştirip, kendi sentezimizden geçirebilme gücünü ve cesaretini elimizde tutabiliyor muyuz? Bunu yapabiliyorsak Yay enerjimizi harekete geçiriyoruz demektir.
8 Aralık, sosyal çevremizle ilgili gerçeğimizi bize gösterebilir. Bugüne kadar karşılıklı olarak nasıl beslendik ve nasıl beslenmeye devam edelim?
Bu ay tutulmalara hazırlanıyoruz, önemli çözülmeler deneyimleyebiliriz. Güçlü rehberlik alıyoruz. Dengeye getirmeye ihtiyacımız olan alanlar bizi biraz zorlasa da, Yay’ın bilgeliğiyle ve evrensel sistemin bilgisine kendimizi açarak ilerleyebiliriz.
Bu ay Santor takım yıldızıyla bağlantılı olan Şiron’un (Yay burcunun simgesinde yarı insan yarı at olarak resmedilir) yardımı ve şifası var. 11 Aralık bu şifa günlerinden biri. 11 Aralık’ı 12 Aralık’a bağlayan gece içsel şifamızı,; her anlamda ruhsal ve bedensel şifamızı kendi elimize almayı özellikle seçebiliriz bu yardımın ışığında.
13 Aralık’ta, saat 16:00 gibi Balık burcunda, büyüyen Ay var. Uranüs ve Yay burcunun bolluk-bereket-rehber gezegeni Jupiter ile birleşiyor büyüyen Ay. Güçlü bir etkisi var. Enerjileri, dilekleri, farkındalıkları büyütebilecek bir enerji. Ancak! Jupiter biz hayata nasıl bakıyorsak onu büyütüyor. Lütfen unutmayalım. Gerçeğimizde kalarak ama olumlu bir bakışla, sevgiyle, inançla, bütüne yönelik, tüm insanlığa ve şifaya yönelik olarak yollayalım enerjimizi evrene. Yeni partnerliklere yönelik bir etkisi de var.
Ayın 7 si ile 18’i arasında Mars ve Pluton kavuşumu etki ediyor. Biraz gerilimli olabilir. Ancak unutmayalım ki enerjilerin her iki yönü de geçerli. Bu etki derin dönüşümlere zorlamadan vesile olsun, buna niyet edelim. Yoga, meditasyon gibi bize iyi gelecek ve enerjimizi yükseltecek aktivitelerde bulunalım. 14 Aralık’ta Pluton ve Mars’ın tam kavuşumu var. Keskin bir enerji. Yine aile, soy, köklerle bağlantılı derin dönüşümlere vesile olabilir. Kimlik ve kişiliğimizle ilgili neyi dönüştürme yolundaysak, bu enerjiden faydalanabiliriz.
Bu ay iç ve dış yolculuklardayız. Yay yolculuktur. Bilgiye, farkındalığa, kendimizle iletişime, uyanışa olsun yolculuklarımız ve keskin enerjileri yolculuklarımızın bizi dönüştürmesine yönlendirelim. Gökyüzü bizi zorlamak istemiyor:J) Bizim durduğumuz basamak hangisiyse, oradan iletişime geçiyoruz bu enerjilerle. Farkında olsak da, olmasak da kumanda kendi ellerimizde!
18 Aralık, bedene, sağlığa, bolluk ve berekete yönelik güvensizliğimiz varsa fark edeceğimiz bir gün. Tutulma öncesinde yine eski bilgilerimiz bize kendini gösterebilir. Fark edelim ve özgürleşmeyi seçelim. Tüm eski bilgilerin değiştiği bir döneme gidiyoruz.
21 Aralık oldukça önemli bir tarih. Sabah 10:18 gibi İkizler burcunun son derecelerinde ve Yengeç burcuna geçişte yılın son tutulması ve güçlü bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulmayı ayrı bir yazı ile kısa bir süre içinde paylaşacağım:J
Aynı gün, gündönümü ve akşam saatlerinde Oğlak burcu başlıyor. Yılın en karanlık döneminin ardından, en uzun gece ve en kısa gün Kış gündönümü ile Oğlak burcu başlar ve o günden itibaren biz fark etmesek de günler uzamaya, ışık artmaya yelken açar. Tanrıların giriş kapısı açılır. 21 Mart’da Ekinoks’da tohum alan Tanrıça bu en uzun gecede Işığa doğum yapar bir anlamda. Yeni bir BİLİNÇ’in doğumudır bu…. O yüzden 21 Aralık tutulması son derece önemli arkadaşlar. Bu sene yeni bilinç doğumu öncesinde eski bir döngü sonlanıyor!
İç dünyamıza ve dış dünyamıza, benliğimizin en derinliklerine, ailemize, toplumumuza, kariyerimize, kimlik ve kişiliğimize, ilişkilerimize yönelik yeni bir dönemin başlangıcını haber veriyor bu enerjiler.
Güneşin Oğlağa geçmesiyle eski sistemden özgür yeni bir sistemin aydınlanması da başlıyor. 4 Ocak 2011’de Oğlak burcunda gerçekleşecek olan Güneş tutulması da bunu turbo etkiyle destekliyor. 2011 bugüne kadar deneyimlediklerimizden çok farklı ve kendi gerçek içsel sistemimizle buluşacağımız bir yıl gibi gözüküyor:J)
24 Aralık ve 25 Aralık öğlene kadar, içimizdeki İsa bilincinin, koşulsuz kabülün, sevginin, şifanın aktığı ve bunun için boyutlar arası kapının açıldığı, ışıkla buluştuğumuz bir gün.
Bu ay bedensel ve ruhsal çözülmeler deneyimleyebiliriz. Eski enerji, eski kalıplar kişisel enerji alanımızdan ayrılmak üzere harekete geçmeye başladı. Bir farkındalık ya da rüya boyutunda aldığımız bilgi sonrasında bedenlerimizde ani hareketlenmeler, sancılar, omurgada zorlanmalar, kol ağrıları, bacak ağrıları, yumurtalık sancıları, bağırsak ağrıları, öksürük krizleri ve ardından kısa süre ses kısılmaları gibi semptomlar olabilir. Tabii ki ihtiyaç duyduğumuzda tıbbi yardımı asla göz ardı etmeyelim ancak gereksiz endişelere de girmeyelim.
Bu ay yılın son Merkür retrosu gerçekleşiyor. Merkür 10-18 Aralık arasında önce Oğlak burcunda geriliyor. Her zamanki gibi iç iletişim artar ancak dünyasal iletişimde aksaklıklar olabilir. Özellikle çalışmalara yönelik daha dikkatli olmakta fayda var. Toplumsal korkuların içine girmemeye de dikkat edelim. Ardından, 19-30 Aralık arasında ise Merkür Yay burcunda geriliyor. Geri giden Merkür tutulma sırasında bizi içselleştirerek geçmiş kayıtlardan çıkmamıza destek verecek. Tutulma sonrasındaki günlerde yine retro etkisine karşı günlük hayatımızda farkındalık içinde olalım.
Bu ay içsel gücümüzün sadece kendi elimizde olduğunu kendimize hatırlatalım.
“Geçiş” dediğimiz, kendimize yaptığımız “yolculukta” bilincimizin yükselmesi ve kendimizi sahiplenmemizden başka ne olabilir?
Bu ay kendi gerçeğimizi daha fazla sahiplenmemizi ve Havva-Lilith arketiplerinin bize verdikleri mesajı kendi gerçeğimizle görebilmemizi diliyorum.
21 Aralık tutulma enerjileriyle bir sonraki paylaşımda buluşmak üzere,
Sevgi ve ışıkla,
Serpil Doğançay
Küfkedisi
08-12-2010, 23:16
Bugün evden çıkmadan mesajların bi kısmını okudum çıktım ve kafamda bazı şimşekler çaktı :) bazıları şunlar :
annemle ,babamın diyalaoglarına müdahele etmemeye ve karışmamaya bi süre önce karar verdim ve anneme de dedim lütfen hakkını savun annecim çünkü böyle ben öfkeleniyorum ve hep seni korumak mecburiyetini duyuyorum diye.ne çekiyorsam bu koruma huyumdan çekiyorum zaten bir tanıdığım demişti babama "bu kız küçük yaşta evin korumacılığını üstlenmiş "diye daha nolsundu ki :)
ikincisi hep babamın onayını almakta ki bitmez tükenmez tutkumdu...ne yaparsam yapayım ama .bir erkeğin karşısında ki efeliğimle gurur duyması olsun efendime söyliyim ,sesimi takdir etmesi için deli gibi çalışmam vs. her konuda daha birçok şey.
Ve şu var yok öyle bir şey derler ne kadar doğru ne kadar yalan bilemiyorum ama : küçüklüğümden beri babamın bir akrabası sen kız doğduğunda baban üzülmüştü gibisinden saçma sapan şaka yapardı babamda yok öyle bir şey der dururdu ve babamın benim doğumumda annemin yanında olmadığı işte olduğu içinde buruğumdur.eskiden takılmazdım ama geçen gün can alıcı bir cümleyle babama bunu ima ettim ve pişmanlığını yüzünden okudum…içim acımasına rağmen öfkeliydim ona annemi hep manevi olarak yalnız bırakmıştı ta ki 15 sene öncesine kadar.
Bende belki en lazım olan zamanlarda bir kız olarak babama omzumu yaslayamadığım için (ki 14 yaşıma kadar) her şeyi tek başıma göğüslüyorum ,bir erkekten yardım beklemiyorum,babamdan bile ,istesemde de toz kondurmuyorum belli etmiyorum,güvenmiyorum,sana ihtiyacım yok havasını taşıyorum…belki bu yüzden yürümüyor güzel başlayan bir şey…
Oooffff daha neler çıkar ,yavaş yavaş başlıyayım ben en iyisi çıktıkça da ekliyim çalışmalara,duygusallaştım yazdıkça, anlatmaya ihtiyacım varmış :(
hayalayaz
08-12-2010, 23:18
conkiii sana zahmet bu yazının mealini veriver kuzum. :bitik.benim beynim döndü bi şey annamadım..:mshareketliifade268 bu günü kaçırdıkta..:mshareketliifade268.21 aralıkta nolcek..:dusunceli1eb:
Küfkedisi
08-12-2010, 23:22
Anaaaammmm ben terazi burcuyum yaaa hehe
Küfkedisi
08-12-2010, 23:41
küfkedisi, bak tam cuk oturacak bir astroloji yazısı,Serpil Doğançay'ın kaleminden...
Sevgili Arkadaşlar,
Güneş 22 Kasım’da Yay burcuna girdi ve 21 Aralık 2010 tarihine kadar devam edecek Yay dönemi başladı. Bu sene Yay burcundan çıkarak Oğlak burcuna girişimiz ayrıca çok önemli, çünkü 21 Aralık günü İkizler burcunun son derecelerinde Ay tutulması gerçekleşecek.
Tutulma etkisini göstermeye başladı yavaş yavaş…Şu anda tetiklenmiş ve kaynamakta olan bir şeyler varsa hayatlarımızda onların döngüleri ve eski bilgileri, kayıtları kapanmaktadır belki de…
Tutulma öncesinde, Oğlak burcunda ilerlemekte olan Pluton bireysel ve kitlesel korkularımızı yansıtmaya başladı bir süredir. Bu güne kadar çözemediklerimiz ve derinlerimizde kalmış olanlar yüzeye çıkmaya başlıyor kendini fark ettirmek ve temizlenmek için.
Daha da önemlisi kalıplarımız çıkıyor ortaya…hala ne çok kalıbımız varmış tutunduğumuz…hala ne çok tanımlamalar varmış içinde sıkıştığımız…
Hepsi yavaş yavaş eteklerimizden çekiştirmeye başladı …Tutulma çok önemli döngüleri sonlandırıyor çünkü. Tutunduğumuz kalıplarımız olmadan nasıl var olacağız diye endişelerimiz var, adlandıramasak da.
Atalarımız Adem ve Havva’dan yansımakta olan bilgilerdeyiz. Havva, Bilgi Ağacı’nın meyvesini ısırdığında 4. boyuttan düştü insanlık, iyiyi ve kötüyü öğrenme yolculuğuna çıktı…Dualiteyi anlama yolculuğuydu bu diğer bir deyişle. Öncelikle tüm partnerlik ilişkilerini etkileyen suçluluklar ve kalıplar vardı bu yolculukta.
Kadınlar ve erkekler Ay’ın karanlık yüzü olarak ifade edilen Lilith ile tanıştılar. Lilith ilk dişi arketip, Havva’dan önce var olan. Erkeğin egemenliğini kabul etmediği için cennetten ayrılmak zorunda bırakılan. Kadınların utanıp içlerinde sakladıkları, erkeklerin ise çok hoşlandıkları halde eşlerinde görmek istemedikleri tutkulu dişi Lilith…Havva ise anaç, sevgi dolu, kabulde olan tarafı olarak görülmüş kadınların ve tercih edilen dişi olmuş…Her kadının içinde hem Havva hem Lilith varken, Lilith ve Havva zaten aslında “bütün”ken, biri bastırılmış, diğeri alkışlanmış. Daha çok anne olan, daha çok anaç olan, cinselliği unutan kadınlara dönüşmüş çoğunluk. Lilith olmamak için.
Cennetten düştüğünden beri insanlık, cinsel enerji en zorlayıcı ve en ayartıcı rolünü üstlenmiş. Bunun tüm bedeli ise Lilith yönüne yüklenmiş dişiliğin…
Oysa her kadının içinde hem anaç ve şevkatli Havva, hem de tutkulu bir aşık olan Lilith var. Oysa Lilith ve Havva aslında “bütün”ler. Dualitenin kurbanı ve yaşamımızı derinden etkileyen bu arketipler artık çözülüyorlar.
Dualite sonlanıyorsa eğer Cennete geri dönüş yolculuğumuzda, kadınların Havva ve Lilith’lerini birleştirme, erkeklerin ise kadının her iki yönüne de saygı duyma zamanı da geliyor.
Yay dönemi gerçeklerimizi aydınlatıyor ve gitmekte olduğunuz dönemin önemli gerçeklerinden biri de bu Arkadaşlar. Satürn’ün Terazi transiti koşulsuz sevgide olabilecek, cennete birlikte yürüyebilecek partnerlikleri açığa çıkartıyor. Bunun için de hem Havva hem Lilith yönümüzün kabul edilmesi ve onurlandırılması gerekiyor.
Lilith yönümüzü bastırmak içim ne yaptık?
Bastırmadıysak eğer suçluluk duyduk mu?
Havva olmak için ne yaptık? Çok fazla anaç olmaya mecbur mu bıraktık kendimizi?
Bedenimize eziyet ettik mi?
Gerçeğimiz ne???
Bu ay, bu konuyla ilgili bilinçaltı çözülmeleri, rüyalar, geçmiş yaşam kayıtları farkındalığımıza yükselebilir. Venüs Akrep burcunda ilerleyerek bu konuda bize destek veriyor.
İçimizdeki ateşi çok daha güçlü olarak elimize alıyoruz bu ay. Yay meşalesiyle karanlıkları aydınlatır. Yay dönemi yılın en karanlık dönemidir çünkü.
Yay dönemi karanlık bir dönem olduğu için pek çok ışık bayramı var dinlerde, ancak her şeyden önce içimizdeki ışığı,içimizdeki ateşi ve o ateşin aydınlattığı “gerçeğimizi” görelim bu ay.
Aileden, soydan, atalardan gelen kalıplardan ve aile aurasındaki enerjilerden özgürleşme etkisi var bu ay. Evet onlarlayız ve bu bize onur veriyor ancak bize uymayan kıyafetleri giyemeyeceğimiz bir döneme gidiyoruz 2011’de. Bugüne kadar giydik, bağlılığımızı gösterdik bilerek ya da bilmeden, bundan sonra “kendimiz” olma yolundayız. İşte tüm o eski kalıpların giysilerini tek tek çıkartmak zorluyor bizi bu günlerde.
Yay enerjisi bu anlamda yola çıkmaya cesaretle tetikliyor bizi. Çünkü Yay kendimize ve bilgiye, bilgeliğe yolculuk yapmaktır. Tutamazsınız onu…kısıtlayamazsınız. Eğer kısıtlarsak Yay enerjimiz kendimize ve başkalarına yönelik yargılara dönüşür…
Düşünme biçimlerimiz değişiyor, bilgi değişiyor.
Ancak, zihin kontrolları altına girip girmediğimize dikkat edelim bu günlerde.
Ne kadar kendimiz olarak, ne kadar başkaları olarak hareket ediyoruz ve düşünüyoruz?
Güç tamamen bizde ve zihnimizin kontrolu da aynı şekilde.
Gücümüze ne kadar sahibiz?
Gerçeğimiz ne?
Bir öğretiye, bir guruya, bir inanca, bir kehanete ya da fala gücümüzü veriyor muyuz?
Aile enerjisine, geçmiş yaşam kayıtlarımın zor olduğunu bilmenin ataletine, gezegen enerjilerinin çoook zor olduğunu bilmenin ataletine?
ya da bir rehbere, bir hocaya, bir meleğe, bir gezegene, uzaylı dostlara?
ya da medyaya, olumsuz haberlere, hastalık korkularına, parasız kalma ve işini kaybetme endişelerine?
Oysa sistem gerçek güç kendi içinde, ilk kez onu” tam” olarak eline al diyor bize.
“Sana verilen her bilgiyi önce kendi süzgeçinden geçir. Güven artık kendine!”
Dışarıdan gelen veya söylenen her zaman bizden daha iyi bilir diye mi bakıyoruz?
Yoksa tüm bilgileri alıp, içselleştirip, kendi sentezimizden geçirebilme gücünü ve cesaretini elimizde tutabiliyor muyuz? Bunu yapabiliyorsak Yay enerjimizi harekete geçiriyoruz demektir.
8 Aralık, sosyal çevremizle ilgili gerçeğimizi bize gösterebilir. Bugüne kadar karşılıklı olarak nasıl beslendik ve nasıl beslenmeye devam edelim?
Bu ay tutulmalara hazırlanıyoruz, önemli çözülmeler deneyimleyebiliriz. Güçlü rehberlik alıyoruz. Dengeye getirmeye ihtiyacımız olan alanlar bizi biraz zorlasa da, Yay’ın bilgeliğiyle ve evrensel sistemin bilgisine kendimizi açarak ilerleyebiliriz.
Bu ay Santor takım yıldızıyla bağlantılı olan Şiron’un (Yay burcunun simgesinde yarı insan yarı at olarak resmedilir) yardımı ve şifası var. 11 Aralık bu şifa günlerinden biri. 11 Aralık’ı 12 Aralık’a bağlayan gece içsel şifamızı,; her anlamda ruhsal ve bedensel şifamızı kendi elimize almayı özellikle seçebiliriz bu yardımın ışığında.
13 Aralık’ta, saat 16:00 gibi Balık burcunda, büyüyen Ay var. Uranüs ve Yay burcunun bolluk-bereket-rehber gezegeni Jupiter ile birleşiyor büyüyen Ay. Güçlü bir etkisi var. Enerjileri, dilekleri, farkındalıkları büyütebilecek bir enerji. Ancak! Jupiter biz hayata nasıl bakıyorsak onu büyütüyor. Lütfen unutmayalım. Gerçeğimizde kalarak ama olumlu bir bakışla, sevgiyle, inançla, bütüne yönelik, tüm insanlığa ve şifaya yönelik olarak yollayalım enerjimizi evrene. Yeni partnerliklere yönelik bir etkisi de var.
Ayın 7 si ile 18’i arasında Mars ve Pluton kavuşumu etki ediyor. Biraz gerilimli olabilir. Ancak unutmayalım ki enerjilerin her iki yönü de geçerli. Bu etki derin dönüşümlere zorlamadan vesile olsun, buna niyet edelim. Yoga, meditasyon gibi bize iyi gelecek ve enerjimizi yükseltecek aktivitelerde bulunalım. 14 Aralık’ta Pluton ve Mars’ın tam kavuşumu var. Keskin bir enerji. Yine aile, soy, köklerle bağlantılı derin dönüşümlere vesile olabilir. Kimlik ve kişiliğimizle ilgili neyi dönüştürme yolundaysak, bu enerjiden faydalanabiliriz.
Bu ay iç ve dış yolculuklardayız. Yay yolculuktur. Bilgiye, farkındalığa, kendimizle iletişime, uyanışa olsun yolculuklarımız ve keskin enerjileri yolculuklarımızın bizi dönüştürmesine yönlendirelim. Gökyüzü bizi zorlamak istemiyor:J) Bizim durduğumuz basamak hangisiyse, oradan iletişime geçiyoruz bu enerjilerle. Farkında olsak da, olmasak da kumanda kendi ellerimizde!
18 Aralık, bedene, sağlığa, bolluk ve berekete yönelik güvensizliğimiz varsa fark edeceğimiz bir gün. Tutulma öncesinde yine eski bilgilerimiz bize kendini gösterebilir. Fark edelim ve özgürleşmeyi seçelim. Tüm eski bilgilerin değiştiği bir döneme gidiyoruz.
21 Aralık oldukça önemli bir tarih. Sabah 10:18 gibi İkizler burcunun son derecelerinde ve Yengeç burcuna geçişte yılın son tutulması ve güçlü bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulmayı ayrı bir yazı ile kısa bir süre içinde paylaşacağım:J
Aynı gün, gündönümü ve akşam saatlerinde Oğlak burcu başlıyor. Yılın en karanlık döneminin ardından, en uzun gece ve en kısa gün Kış gündönümü ile Oğlak burcu başlar ve o günden itibaren biz fark etmesek de günler uzamaya, ışık artmaya yelken açar. Tanrıların giriş kapısı açılır. 21 Mart’da Ekinoks’da tohum alan Tanrıça bu en uzun gecede Işığa doğum yapar bir anlamda. Yeni bir BİLİNÇ’in doğumudır bu…. O yüzden 21 Aralık tutulması son derece önemli arkadaşlar. Bu sene yeni bilinç doğumu öncesinde eski bir döngü sonlanıyor!
İç dünyamıza ve dış dünyamıza, benliğimizin en derinliklerine, ailemize, toplumumuza, kariyerimize, kimlik ve kişiliğimize, ilişkilerimize yönelik yeni bir dönemin başlangıcını haber veriyor bu enerjiler.
Güneşin Oğlağa geçmesiyle eski sistemden özgür yeni bir sistemin aydınlanması da başlıyor. 4 Ocak 2011’de Oğlak burcunda gerçekleşecek olan Güneş tutulması da bunu turbo etkiyle destekliyor. 2011 bugüne kadar deneyimlediklerimizden çok farklı ve kendi gerçek içsel sistemimizle buluşacağımız bir yıl gibi gözüküyor:J)
24 Aralık ve 25 Aralık öğlene kadar, içimizdeki İsa bilincinin, koşulsuz kabülün, sevginin, şifanın aktığı ve bunun için boyutlar arası kapının açıldığı, ışıkla buluştuğumuz bir gün.
Bu ay bedensel ve ruhsal çözülmeler deneyimleyebiliriz. Eski enerji, eski kalıplar kişisel enerji alanımızdan ayrılmak üzere harekete geçmeye başladı. Bir farkındalık ya da rüya boyutunda aldığımız bilgi sonrasında bedenlerimizde ani hareketlenmeler, sancılar, omurgada zorlanmalar, kol ağrıları, bacak ağrıları, yumurtalık sancıları, bağırsak ağrıları, öksürük krizleri ve ardından kısa süre ses kısılmaları gibi semptomlar olabilir. Tabii ki ihtiyaç duyduğumuzda tıbbi yardımı asla göz ardı etmeyelim ancak gereksiz endişelere de girmeyelim.
Bu ay yılın son Merkür retrosu gerçekleşiyor. Merkür 10-18 Aralık arasında önce Oğlak burcunda geriliyor. Her zamanki gibi iç iletişim artar ancak dünyasal iletişimde aksaklıklar olabilir. Özellikle çalışmalara yönelik daha dikkatli olmakta fayda var. Toplumsal korkuların içine girmemeye de dikkat edelim. Ardından, 19-30 Aralık arasında ise Merkür Yay burcunda geriliyor. Geri giden Merkür tutulma sırasında bizi içselleştirerek geçmiş kayıtlardan çıkmamıza destek verecek. Tutulma sonrasındaki günlerde yine retro etkisine karşı günlük hayatımızda farkındalık içinde olalım.
Bu ay içsel gücümüzün sadece kendi elimizde olduğunu kendimize hatırlatalım.
“Geçiş” dediğimiz, kendimize yaptığımız “yolculukta” bilincimizin yükselmesi ve kendimizi sahiplenmemizden başka ne olabilir?
Bu ay kendi gerçeğimizi daha fazla sahiplenmemizi ve Havva-Lilith arketiplerinin bize verdikleri mesajı kendi gerçeğimizle görebilmemizi diliyorum.
21 Aralık tutulma enerjileriyle bir sonraki paylaşımda buluşmak üzere,
Sevgi ve ışıkla,
Serpil Doğançay
Conki çok teşekkür ederim bu güzel yazı için bi hopo cümlemede ilham oldu :)
dişiliğimi rahatça ifade edemememe,baskılamama,kısıtlamama,toplumun kurallarıyla belirlediği kıyafetin içinde kendimle buluşmama engel olan,ailemden ,soyumdan ve atalarımdan gelen kalıplara,korkulara içimde her ne sebep olduysa bunun için senden özür dilerim,seni seviyorum,tüm sorumluluğumu üstleniyorum ve arınmayı seçiyorum,lütfen beni affet ,teşekkür ederim ...lütfen beni affet,özür dilerim,seni seviyorum,teşekkür ederim...
***eee ben eft bölümünde hopo yapmışım yeni dank etti hehe ama olsun dimi arınmaya vesile ne zaman geleceği belli olmuyor işte :)
aileyi içeren tüm konulara bir iki yıl öncesine kadar çok üzülürdüm kafama takar dert ederdim ne olacak ne olmalı napacağız hep böylee derdim.
sonrasında anladım ki onların kendi hayat yolları kendilerine öz kalmalı ve benim hayat yolum onlardan mutlaka farklı olacaktır ve beni etkilemelerine izin vermemeliyim
bunu nasıl başardığımı bilmiyorum hayal ablanın şu sözü düşüncemdeki son noktayı koymama etkili oldu onlar kendi hayatını yaşıyor sen onlara yardım etsen bile yardımına cevap vermeyebilirler
artık ben onlar yardım istediklerinde yanlarındayım kendi hayat yollarını kendi istekleriyle yönlendiriyorlar.
bizede geçmişten sadece kalıplarımız kalıyor bunları çözmek de bizim hayat yolumuzu oluşturacak
herkezi affettim herkesin hayatında başarılar
Küfkedisi
09-12-2010, 12:43
aileyi içeren tüm konulara bir iki yıl öncesine kadar çok üzülürdüm kafama takar dert ederdim ne olacak ne olmalı napacağız hep böylee derdim.
sonrasında anladım ki onların kendi hayat yolları kendilerine öz kalmalı ve benim hayat yolum onlardan mutlaka farklı olacaktır ve beni etkilemelerine izin vermemeliyim
bunu nasıl başardığımı bilmiyorum hayal ablanın şu sözü düşüncemdeki son noktayı koymama etkili oldu onlar kendi hayatını yaşıyor sen onlara yardım etsen bile yardımına cevap vermeyebilirler
artık ben onlar yardım istediklerinde yanlarındayım kendi hayat yollarını kendi istekleriyle yönlendiriyorlar.
bizede geçmişten sadece kalıplarımız kalıyor bunları çözmek de bizim hayat yolumuzu oluşturacak
herkezi affettim herkesin hayatında başarılar
evet Minel haklısın bende bir süre önce mümkün olduğunca müdahele etmeme kararı aldım...koskoca insanlar nihayetinde :) hatta ara ara diyorum "ya beni evlilikten soğuttuyorsunuz böyle" diye şakayla karışık :) hayal ablanın o cümlesini bende birine yazdığında okumuştum ve beynime kazınmıştı ve de çok doğru(hem bu sayede empatim artık kolay kolay sempatiye de dönüşmüyor ) herkes hayatında ne yaşaması gerekiyorsa onu yaşıyor ,farkındalığı varsa ona göre değişiyor yoksa ha babam tekrarlar devam.sonuçta anne -babamın evlilik modeli benim modelim olmamalı ,ben kendimi böyle kodlamamalıyım (ki çokta hırgür yoktur evimizde şükür ama benim hassaslığım,koruma içgüdüm farklı algılatıyor kendimce heralde) velhasıl bana da düşen affetmek,kendi yolumu aydınlatmak ve sevgiyle donatmak ...sevgiler Minelcim...
Küfkedisi
04-11-2011, 23:54
İlişkiler konusunda çalıştığım şu günlerde eski yazılarıma yönelip kendime bakmam sanırım rastlantı olamaz ! okudukçada seviniyorum yol alıyorum diye yaaa :) burdayken de benim şimşekler çakıyormuş :D
salim kafayla ,,yaptığım bu konuyla ilgili eft çalışmalarımı ve gelişmeleri bildirmeye devam edicim efenim ,görüşmek üzere :)
aa nasıl olmuşta ben ben bu sayfayı gözden kaçırmışım :$ benimde en büyük sorunum dişiliğimi ön plana çıkarmak.Hatta dişiliğini ön plana çıkaran kadınlara sinir olduğumda var.Yahu ne aptal saptal hareketler bunlar deyip kızın saçını başını yolasım geliyor.:D
Yazının üstünden de bayağı zaman geçmiş sendeki değişimleri çok merak edyorum küfkedisi
Küfkedisi
05-11-2011, 14:28
aa nasıl olmuşta ben ben bu sayfayı gözden kaçırmışım :$ benimde en büyük sorunum dişiliğimi ön plana çıkarmak.Hatta dişiliğini ön plana çıkaran kadınlara sinir olduğumda var.Yahu ne aptal saptal hareketler bunlar deyip kızın saçını başını yolasım geliyor.:D
Yazının üstünden de bayağı zaman geçmiş sendeki değişimleri çok merak edyorum küfkedisi
mesajını görünce şaşırdım nemesis resmen seni çağırmışım :) neden diceksin dün gece matrixe hükmedin 1 isimli bölümü okuyordum senin enerji hep dikkatimi çekti ama baktım uzun zamandır da yoksun msjına şaşırdım :)
eveeet değişimlerime gelirsek sevgili arkadaşım ; nerden başlıyım bilemedim ama du bakalım bismillah :)
öncelikle farkındalığımı çoğunlukla uyanık tuttum,eskisi gibi davrandığımı farkettiğimde ooofff demedim olsun dedim ortamına göre bu da lazım,ama hep tetikte oldum oluyorum.
sonra kıyafetlerimde hep elbiseler ağırlıkta olmaya başladı,hal tavırlarım konuşmalarım,el hareketlerim bile daha bir esnek,hoş artık,sanırım birde yaşında etkisi var 30 a girdim (dolu dolu 29 amaaa :) ) kendimi daha bir olgun ,hoş,etkileyici,güçlü (dişilik anlamında tabi),kendinden emin hissediyorum.dışarı çıkmasam bile kendim için parfümler sıkıyorum,hafiften makyaj yapıyorum kendimi iyi hissediyorum.
İkili ilişkilerde ise daha esnek olabilmeye başladım diyebilirim.Hala değiştireceğim çok şey var gibi geliyor ama olsun .Bir de ben kendimi koruma içgüdüsüyle eril davrandığımı fark ettim ! yani kendimden uzaklaştırmak anlamına da geliyor bu biraz ama ,,istemediğin biri için tamam da istediğin biri içinböyle eril olduğunda ki fark etmeden yapıyorsun o biraz sıkıntılı işte :) bunu ‘bir şimşek çaktı’ adlı eft bölümündeki mesajımda açıkladım sebeplerini sana da faydalı olur umarım.
Şu barbi bebek gibi çıtkırıldım davranan kızlara bende sinir olurdum ,o konuşmalar tavırlar vs. ama okuduğum kitap sayesinde anlıyorum ki yargılamayı bırakıp aşırıya kaçmadan o dişiliğin bi kısmını kendime entegre edebilirim,aynalık olumsuz olduğu gibi olumlu da olabiliyor. Gözlemliyorum bir de nemesis dediğim gibi aslında olmak istediğimbir özellikse o kendime katmaya çalışıyorum haa işe de yarıyor hani.bu annem ,arkadaşım,iş arkadaşım,hayranı olduğum bir aktrist vs. herhangi biri olabilir.
Mesela örneklersem diyelim ki sokakta bir çift görüyorsun kız da böyle yumuşak başlı falan diyelim. aslında kızıyoruz ama kabul etmek istemediğimiz yumuşak başlılığımız o bizim diye düşünüyorum ve onu inkar etmektense kabul etmeyi seçiyorum.
Böyle böyle değiştim .şimdi ne babam bana eskisi gibi delikanlı kızım benim tavrı yapıyor ne de başkası ! aksine çok şeker ,muhabbeti çok hoş,çok güzel biri olarak bana iltifat ediyorlar,arkadaşlığımın, benimle sohbet etmenin onlara keyif verdiğini vs. sayıyorlar da sayıyorlar :D e bu da benim hoşuma gitmiyor mu gidiyor tabi.Eskiden bana ters gelen bir şey oldu mu öyle bodoslama konuşurdum ki ,yada surat asardım(aslında korkumu maskeliyormuşum) iletişimi keserdim.sağını solunu düşünmeden.şimdi ise öyle güzel dişiliğimle birleştiriyorum ki tavırlarımı ters köşe oluyorlar ama diyaloğum kesilmiyor ,aksine bana nasıl yaklaşmaları gerektiğini öğreniyorlar.
Ama bunu bende kendimde hissediyorum yani dişiliğimi büyük oranda seviyorum ,kabul ettim.çok hoşuma gidiyor dişi olmak,endamım,özelliklerim…farkında oluyorsun çekiciliğinin ,zerafetinin.o yansıyor işte dışarıya da .eskiden şikayet ederdim keşke erkek olsaymışım diye ama dikkat ediyorum ne zamandır ağzımdan bu cümle dökülmedi bile.
Haaa eril tarafım durmuyor mu tabiî ki de duruyor ama yeri geldiğinde ben buradayım diyor onuda seviyorum yani her ikisinle de mutluyum...
İşte böyle canım aklıma gelenleri yazdım uzun oldu ama durum bu ,aklıma geldikçe yine yazıcam :)
hayalayaz
05-11-2011, 14:54
nemesis, senin saçların yeter..deermişim...yavrum saçının her bir telinden dişilik akıyor..bunu sadece sen fark etmiyorsun... veya kabul edemiyorsun..( biz istanbulda buluştuk nemesisle)..
Küfkedisi
05-11-2011, 15:10
Eminim oyledir hayal abla cunku banada senin bu dediklerini diyorlardi ben disiligimi kabul etmeden once .cunku icerde buna ikna olmaya engel olan biseyler var.eminim nemesiste zaten varolan disiligine ikna olucak :)
Gelişmelerin çok iyi küfkedisi aman maaşallah diyelim :0526:Ben dişilik için hiç eft yapmadım.Ama bu hafta artık buna da bir el atayım diyorum.Bende geçmişte babamla alakalı olayları düşündüm.Babam canım benim tontişim baskıcı bir baba hiç olmadı.Küçükken de kendisini karşı cinsten çok fena kıskanırmışım.Ne bakıyorsunuz babama diye kadınlara laf bile atmışlığım var bacak kadar boyumla :=) Ben böyle gelen gidene laf çıkan kızan köpüren bir çocukmuşum.Babam o halimi anlatır anlatır güler.Eril tarafımın aşırı olması belkide babama yaranma istediğinden de olabilir.Tam olarak adlandıramıyorum.
Neyse akşam bir düşüneyim bakalım elbet çıkar birşey.
nemesis, senin saçların yeter..deermişim...yavrum saçının her bir telinden dişilik akıyor..bunu sadece sen fark etmiyorsun... veya kabul edemiyorsun..( biz istanbulda buluştuk nemesisle)..
Ayyy hayal abla sen beni hatırlıyo musun :ci Bir kere gördün belki unutmuşsundur diye düşündüm.Saol ablacım böyle düşündüğünü bilmiyordum :sirin
hayalayaz
05-11-2011, 15:52
Ayyy hayal abla sen beni hatırlıyo musun :ci Bir kere gördün belki unutmuşsundur diye düşündüm.Saol ablacım böyle düşündüğünü bilmiyordum :sirin
kıvırcık saçlar hala gözümün önünde kuzum. haa birde buluşacağımız durağın bir ucunda sen diğer ucunda ben durup. zar zor buluştuğumuzu da unutmadım haha haha ..ayrıca bende fil gibi hafıza vardır.. haha haha haha
ooo ciddi hafızan süper ablacım herşeyi çok net hatırlıyorsun :=)) 2009 un son ayları falandı sanırım.
Küfkedisi
13-11-2011, 19:52
Gelişmelerin çok iyi küfkedisi aman maaşallah diyelim :0526:Ben dişilik için hiç eft yapmadım.Ama bu hafta artık buna da bir el atayım diyorum.Bende geçmişte babamla alakalı olayları düşündüm.Babam canım benim tontişim baskıcı bir baba hiç olmadı.Küçükken de kendisini karşı cinsten çok fena kıskanırmışım.Ne bakıyorsunuz babama diye kadınlara laf bile atmışlığım var bacak kadar boyumla :=) Ben böyle gelen gidene laf çıkan kızan köpüren bir çocukmuşum.Babam o halimi anlatır anlatır güler.Eril tarafımın aşırı olması belkide babama yaranma istediğinden de olabilir.Tam olarak adlandıramıyorum.
Neyse akşam bir düşüneyim bakalım elbet çıkar birşey.
teşekkür ederim nemesisçim :) süpersin sen de yaaa :D
bende babamı kıskanırdım ya,istemezdim başka bir çocuğu sevsin,başka bir kadın ona baksın,hatta küçükken hiç unutmuyorum babamın bir arkadşaının evine gitmiştik ev sahibinin bir kızı vardı o kızı kucağına alıp karamuk diye sevmişti nasıl uyuz olmuştum,daha düne kadar aklıma geldiğinde bu görüntü ağlar gibi olurdum,sinirlenirdim , içsel çalışmalar yaptığımda da ilk gelen görüntü bu olay olmuştu babamla ilgili ! paylaşım yoksunluğu var bende sanırım,bana duyulan sevgi özel olsun istiyorum bencilmiyim neyim üü;
gelişmelerini merakla bekliyorum...sevgiler canım...
Küfkedisi
10-01-2012, 20:09
eft zamanı gelmiş işte gördün mü :)
şimdiiii...malum sebepten dolayı briaz rahatsısız bikaç gündür...sevgili hayal ablayla konuştuğumda dediği gibi 'suçluluk hissediyorum' .... haklıda dönüp dolaşıp oraya geliyorum bu da egomun mu oyunu
şöyle yapsaydım olmazdı böyle ,aman sallama yok şöyleydi böyleydi ööff be derim en sonunda.dünden beri düşünüyorumda hopoda yapıyorum buna.
küçükken de ben böyleydim öfkemdende,duygusallığımdan da suçluluk duyardım.hele 2 li ilişkilerde yahu senin hiç mi değerin yok :breakeverything9xc:
3 yıl önce bunu en dip yaşamıştım,büyük bir aşk yani benim boyutum buydu :) bişeye sinirlenip ifade edip öfkemi belirtmiştim ,ben biraz sertim napim öyle mıymıy olamadım hiç ifadem de öyle olurdu o zamanlar şimdi biraz daha ılımlıyım.her duygum yoğundur ifadem de neyse.ve tahmin edilen üzere o gece evime döndüğümde ilişkim bitmişti ve işittiğim sözlerde cabası olmuştu...çektiğim azabı anlatamam o zamanlar...yatağa sığınmıştım resmen ,yok olmuştum ,nasıl olur hafızam almamıştı,atlatmıştım ama uzun sürmüştü. veee birgün babamın bi tartışmamızda bana 'kendin kaybettin onu' gibibişey demesiyle deliye dönmüştüm .
belki bu yaşadığım da bu eski kalıbın temizlenmesi içindir kimbilir.
yine aynı duygunun kırıntısını yaşıyorum ölçüsü çok değil ama yokluyor beni eft yapmam lazım bi cümle oluşturdum ama olumlamasında takıldım ne yapmam lazım bilemedim
e ile aramızda oluşan bu olumsuz durumdan tamamen kendimi suçlu hissetmeme rağmen kendimi tamamen kabul ediyorum seviyorum ve onaylıyorum,şimdi ve burada bu kalıbı kırıyorum ve ................................. (işte burda duruyorum) fikirlerinizi bekliyorum 'kırıyorum' kelimesi zihnime ne güzel geldi :)
eft zamanı gelmiş işte gördün mü :)
şimdiiii...malum sebepten dolayı briaz rahatsısız bikaç gündür...sevgili hayal ablayla konuştuğumda dediği gibi suçluluk hissediyorum ben .hata bende olsun olmasın.
şöyle yapsaydım olmazdı böyle ,aman sallama yok şöyleydi böyleydi ööff be derim en sonunda.dünden beri düşünüyorumda hopoda yapıyorum buna.
küçükken de ben böyleydim öfkemdende,duygusallığımdan da suçluluk duyardım.hele 2 li ilişkilerde yahu senin hiç mi değerin yok :breakeverything9xc:
3 yıl önce bunu en dip yaşamıştım,büyük bir aşk yani benim boyutum buydu :) bişeye sinirlenip ifade edip öfkemi belirtmiştim ,ben biraz sertim napim öyle mıymıy olamadım hiç ifadem de öyle olurdu o zamanlar şimdi biraz daha ılımlıyım.her duygum yoğundur ifadem de neyse.ve tahmin edilen üzere o gece evime döndüğümde ilişkim bitmişti ve işittiğim sözlerde cabası olmuştu...çektiğim azabı anlatamam o zamanlar...yatağa sığınmıştım resmen ,yok olmuştum ,nasıl olur hafızam almamıştı,atlatmıştım ama uzun sürmüştü. veee birgün babamın bi tartışmamızda bana 'kendin kaybettin onu' gibibişey demesiyle deliye dönmüştüm .belki bu yaşadığım da bu eski kalıbın temizlenmesi içindir kimbilir.
yine aynı duygunun kırıntısını yaşıyorum ölçüsü çok değil ama yokluyor beni eft yapmam lazım bi cümle oluşturdum ama olumlamasında takıldım ne yapmam lazım bilemedim
e ile aramızda oluşan bu olumsuz durumdan tamamen kendimi suçlu hissetmeme rağmen kendimi tamamen kabul ediyorum seviyorum ve onaylıyorum,şimdi ve burada bu kalıbı iptal ediyorum ve ................................. (işte burda duruyorum) fikirlerinizi bekliyorum
canım anladığım kadarı ile 3 yıl önceki ilişkinin yaşattığı duygulardan arınmaya çalışıyorsun mesela en kısa ve net ''kendimi tamamen özgür bırakmayı seçiyorum''diyebilirsin
Küfkedisi
10-01-2012, 20:27
canım anladığım kadarı ile 3 yıl önceki ilişkinin yaşattığı duygulardan arınmaya çalışıyorsun mesela en kısa ve net ''kendimi tamamen özgür bırakmayı seçiyorum''diyebilirsin
sanemcim yanlış yazdım galiba ben :) hızlı hızlı unutmadan yazıyım derken anlam karmaşası yaratıyorum sanırım...
bugünlerde yaşadığım yeni bir olayın hissettirdiği bu suçluluk duygusu (yani benim yüzümden oldu kalıbı ) benim içimde eski duyguyuda meydana çıkardı.onu o zamanlar bastırmışım sanırım.şimdi bu yeni olayla eski ilişkimde yaşadığım kalıpta çıktı yani 'zaten hep öyle oluyor ben ellerimle mahvediyorum,o zamanda böyle olmuştu 'gibi en yalın haliyle
anlatabilmişimdir umarım :):1274
sanemcim yanlış yazdım galiba ben :) hızlı hızlı unutmadan yazıyım derken anlam karmaşası yaratıyorum sanırım...
bugünlerde yaşadığım yeni bir olayın hissettirdiği bu suçluluk duygusu (yani benim yüzümden oldu kalıbı ) benim içimde eski duyguyuda meydana çıkardı.onu o zamanlar bastırmışım sanırım.şimdi bu yeni olayla eski ilişkimde yaşadığım kalıpta çıktı yani 'zaten hep öyle oluyor ben ellerimle mahvediyorum,o zamanda böyle olmuştu 'gibi en yalın haliyle
anlatabilmişimdir umarım :):1274
Bendeki, kendini bu tarz kalıplardan arındırma uygulamaları bulunan bir kitaptaki(hopopono ve zero-point ın birlikte kullanılması ile yapıyor)temizlemeyi örnek alırsak şöyle bir cümle ''bu kalıbın bağlı olduğu tüm nedenlerin(hepsini bilmemizin imkanı olmadığı için böyle deniyor) bedenime,ruhuma ,zihnime,kalbime hissettirdiklerini tümüyle silip sevgiye dönüştürmeyi seçiyorum''sonra 4 cümleyi tekrar ediyoruz .
noktalı yerlere bu cümleyi koyuyorsun ben kitaba göre bu şekilde yapıyorum
Küfkedisi
10-01-2012, 20:53
Bendeki, kendini bu tarz kalıplardan arındırma uygulamaları bulunan bir kitaptaki(hopopono ve zero-point ın birlikte kullanılması ile yapıyor)temizlemeyi örnek alırsak şöyle bir cümle ''bu kalıbın bağlı olduğu tüm nedenlerin(hepsini bilmemizin imkanı olmadığı için böyle deniyor) bedenime,ruhuma ,zihnime,kalbime hissettirdiklerini tümüyle silip sevgiye dönüştürmeyi seçiyorum''sonra 4 cümleyi tekrar ediyoruz .
süpermiş ya çok teşekkür ederim saneeem :çiçek çok mutlu oldum şu an yaaaa :smile592os:
işine yarayacagına eminim canım denenmiştir tarafımdan defalarca:)
Küfkedisi
10-01-2012, 21:03
işine yarayacagına eminim canım denenmiştir tarafımdan defalarca:)
bi nevi benimki eft-hopo kardeşliği olucak :oku tekrar teşekkür ederim sanemcim :)
güle güle kullan tatlım:mshareketliifade108
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2006-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.