PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Enerjinin Şifa Gücü


Gülçin Şen
28-06-2010, 20:44
Aslında günlük hayat içinde yapılan çoğu şey bir çeşit enerji alışverişi ile olur:

yürümek isteyince, bu isteği bir dizi uyarı beyne ulaştırır.

Bu ulaştırma sırasında birçok hücre birbirinden bilgi alıp birbirine bilgi verir;

yani birbirinden enerji alır ve verir.

Ve sonunda bacak, diz, ayak ve ayak bilekleri hatta ayak parmakları isteği – emri – itici enerjiyi alır ve insan yürümeye başlar.

Yürümek, aynı zamanda enerji vermek demektir.

Ve bunu destekleyen, bu hareketi sağlayan enerji sadece vücudun içinden değil, etraftan da gelir.

Etrafta ağır bir hava veya koku varsa hareket ağırlaşır, hatta imkansızlaşabilir.

Ancak etrafta hafif bir hava, hatta hoş kokulu esinti varsa, yürümek olağanüstü şifadır denebilir.

Etraftaki enerjilere duyarlı olunması, vücudun etraftaki enerjilere nasıl tepki verdiğinin takip edilmesi uygun olur.

Çünkü mekan ile insan arasındaki enerji alış verişi, doğrudan hisseden ve yaşayan vücuttur.

Örneğin, vücudun iyi hissetmediği, düşük veya karmaşık enerjisi olan mekanlarda

(örneğin - pazarda, alış-veriş merkezlerinde, futbol maçları izlenen yerlerde vs.)

uzun süre bulunulmamalıdır.

Özellikle bedensel veya psikolojik bir rahatsızlık yaşayan insan sağlığı veya birçok şeye çok duyarlı bebek ve çocuk sağlığı için, mekan enerjisine daha çok dikkat edilmelidir.

Evin kokusunun yüksek enerji frekansı taşıyan, evi arındıran kokular taşımasına özen gösterilmelidir.

Bunun için tütsü veya beyaz mum kullanılabilir.

Mumun canlı ateşi odanın, evin frekansını yükseltir ve mekanı temizler.

Böylece hem ortamın, hem de insanların ruhunu canlandırır.

Benzer şekilde tütsü ise içine çekilen havayı arındırıp ferahlığını sağlayarak ortamın enerjisini yükseltir.

Genelde, bir önceki gün giyilen kıyafet, kötü kokmasa da, önceki günün olumlu, olumsuz tüm enerjilerini, yorgunluklarını taşır.

Bu nedenle, unutmak istenen olayların yaşandığı, tekrar enerjisine girmek istenmeyen bir günden sonra kıyafeti yıkamak veya açık havada havalandırmak gerekir.

Aksi takdirde, olumsuz düşünceler önceki güne ait bir leke gibi yakayı bırakmayabilir.

Etraftan alınan enerjinin iyi olması için gayret etmekten daha çok, insan etrafa verdiği enerjinin temizliği için gayret etmelidir.

Çünkü insan ne kadar yüksek frekanslı enerjiler taşıyorsa, ona gelen enerjiler de o kadar yüksek olurlar.

Önceki günden kalan yemek, buzdolabında saklansa da, yine enerji bakımından önceki günün faydasını taşıyamaz.

Çünkü sebze ve meyve dalından koptuktan veya pişirildikten sonra, eğer özel bir işlem görmemişse

(Mor Enerjiyle sarıp korumak gibi),

cansızlaşmaya yani yüksek enerjisini kaybetmeye başlar.

Özellikle gelişim çağındaki çocukların veya hastaların vücutlarında, sürekli bir yenilenme ve gelişme çalışmaları olduğu için, mümkün olduğunca birkaç gün beklemiş yemek yememesi gerekir.

Eğer mecbur kalınmışsa, bu yemeğin enerjisinin yükseltilmesi için, yemeğe sevgi enerjisi gönderilebilir.

Sevgi çok özel bir şifa kaynağıdır.

Sevginin kendi özel bir Şifa Enerjisidir denebilir.

Ruhsal bir insan, Ruhsal Sevgi Enerjisi ile kendine ve etrafındaki birçok insana şifa verebilir.

Tarihin en eski zamanlarından beri, birçok dilde, “Sevgi Gücünün büyüklüğü” ifade edilir.

İnsanoğlunun tanık olduğu en büyük Sevgi Gücü şifacılıktır.

Sevgi, sevgiliyi olduğu gibi, çocuğu da, yaşlıyı da, hastayı da iyileştirebilir.

Şifa gereken herhangi bir konuda, Sevginin yürekten eksik edilmemesi gerekir.

Onun bir damlası bile, binlerce ton su taşıyan denizler kadar arındırıcı ve şifacıdır.

Evdeki çiçeklerin enerjilerini kontrol etmek gerekir.

Evde bulunduğu yerini sevmemiş veya evin içinde olmayı hiç istemeyen bir çiçek, canı acıdığı ve mutsuz olduğu için, etrafa negatif enerjiler saçmaya başlayabilir.

Bu nedenle evdeki çiçeklerin enerjilerini, hallerini takip etmek, evin ve bireylerin genel sağlığını da doğrudan etkiler.

Benzer bir konu, evde beslenen evcil hayvanlar için de geçerlidir.

Özellikle küçük bebeği veya çocuğu veya hastası olan aileler, ya bu dönemde hiç hayvan barındırmamalıdır ya da frekansı ile tam uyuşulabilen bir hayvan barındırmalıdır.

Bir hayvanın frekansı ile tam uyuşabilmenin anlamı, onunla konuşabilmek, ona ait tüm enerjilerin farkında olmak, ona ait tüm bu enerjilerin pozitif olduğundan emin olmak demektir.

Çünkü hayvanın enerjisini kontrol etmek, ondan emin olmak çok mümkün değildir.

Özellikle, bir evde ruhsallık ön plana alınmaya başlanıyorsa, o evin enerjilerinin kontrol edilmesi, enerjilerden emin olunması gerekir.

Ruhsal arınmayı sağlayabilmek için gerekiyorsa ve bu zor olsa da, hayvanları

(özellikle kedileri, akvaryum balıkları, terraryum kaplumbağaları ve çeşitli amfibiya sürüngenleri vs.)

en azından evin içinden uzaklaştırmak gerekir.

Yaşam alanlarının temizliği, güzel ve renkli çiçeklerle, ruhsal tablolarla donatılmış olması doğrudan şifa kaynağıdır.

Özellikle hastanelerde tek düze odaların ve perdelerin yerine, yaşamın renklerini ve Yüce duygularını uyandıran ve canlandıran dekorasyonlar olmalıdır.

Odada, Yücelik taşıyan sadece bir tablo bulunması bile, temizliği ve şifayı tek başına sağlayabilir.

Doğanın renkleri ile uyumlu giyinmek çok önemlidir.

Birinin ölümü zamanında insanların siyah renkte giyinmesi, çok yanlış bir davranıştır.

Siyah renk karanlığı simgelediği için üzücü ve boğucudur.

Oysa bedensel bir ölüm olduğunda, başta ölen kişinin ve onun tanıdıklarının ihtiyacı olan son şey, üzüntüyü artıran renklerdir.

Bir başka değişle, renklerin de şifa enerjileri vardır. Giyimde, dekorasyonda vs…

hangi renk kullanılsa veya sadece hayal edilse, o renge uygun şifa insanı doldurur.

Yeşil renginin Enerjisi, asıl ve gerçek şifa kaynağıdır.

Rahatsızlık zamanlarında yeşilin herhangi bir tonunda giyinmek ve onun temiz ve arındırıcı enerjisini bedenin tüm hücrelerinde hayal etmek çok faydalı olur.

Veya benzer şekilde yeşilliğin, ormanın içinde yürümek de hastalıklara karşı gerçek şifayı sağlayabilir.

Bu nedenle her tipte hastanelerin, sağlık merkezlerinin yeşile, doğaya, ağaca önem vermesi, özenle bakılan kendi bahçesinin olması çok önemlidir.

Pembe rengin Enerjisi, insana sevgi şifası sunar.

Psikolojik sorunlar yaşanan zamanlarda açık pembe veya açık turuncu renkte giyilmesi veya o rengin hayal edilmesi rahatlatıcıdır.

Uzak yerlerde sevgiye ihtiyacı olan herhangi birine, savaşta acı çeken bir çocuğa, yalnızlıktan acı çeken bir sevgiliye, hasta birine, özlem duyulan anneye – babaya ve daha birçok kişiye yoğun sevgi göndermek mümkündür.

Bunun için, o insanı yoğun pembe renkli bir kürenin içinde hayal etmek, içten, yürekten sevgi göndermek, kişinin tam o anda sevgiyi hissetmesini sağlar.

Bu aynı zamanda Sevgi Şifası ve Enerjisi göndermek için güzel bir yoldur.

Çünkü Sevgi Şifası ve Enerjisi ile çözülemeyecek bir sorun yoktur!

Mor rengin Enerjisi, insana ruhsal şifa sağlar.

Özellikle içindeki mavi tonu azaltılmış pembe tonu daha yoğun olan tonda mor rengi, doğrudan insanın ruhunu arındıran ve koruyan özelliğe sahiptir.

Negatif duygu ve düşüncelerden arındırmak ve bu tip olumsuzluklardan korunmak istenen bir mekanda bu renk kullanılabilir.

Mavi rengin Enerjisi, her tonda mavi, ruhsal güç ve özellikle bedensel güç sağlar.

Özellikle hastaların ve çocukların bu rengi kullanması, hayal etmesi çok faydalıdır.

Sarı rengin Enerjisi, insanın Yürek Işığını artırır.

Bir başka değişle, Ruhsal Gücün korunmasını ve artmasını sağlar.

Böylece birçok çeşit olumsuzluğun çözülmesi için genel bir güç ve Ruhsal Bilgelik sağlar.

Beyaz rengin Enerjisi, hemen her insanın tahmin edebileceği gibi, temizlik sağlar.

Hem bedensel, hem de Ruhsal Temizlik sağlamak ve Ruhsal Sevgiyi insanlara ve diğer tüm canlılara dağıtmak için çok uygun bir renktir.

Saflığın, temizliğin ve Ruhsallığın sembolüdür.

Daha birçok rengin, hatta birçok tonun kendi şifası bulunuyor.

Renklerin Ruhlara açık olan bu dünyasını keşfetmek, pratik olarak uygulamak, geliştirmek ve etrafa yaymak çok önemlidir.

Ruhsal Enerjinin Şifa Gücü yüksek ve değerli bir konudur.

Bu nedenle yanlış kullanımlardan korunması gerekir.

Son zamanlarda çakraların enerji dengesi birçok insanın ilgi alanına girmeye başladı.

Çakralar içinde ve etrafında bulunan bu özel enerjiler insan vücudunun, psikolojisinin ve ruhunun dengesini, ahengini sağlıyor.

Bu yaşam enerjilerine, birileri tarafından müdahale edilmesi çok zararlı sonuçlar yaratabilir.

Çakralardaki enerjinin gerçek şifasını, insanın kendi, kendi ruhuyla sağlamalıdır.

Aksi takdirde ne kadar iyi niyetli bir yardım amacı taşısa da, başka bir insanın çakralarındaki enerjiyi ve enerji dengelerini ayarlamaya çalışmak, kesinlikle sağlıksızdır ve kalıcı bir çözüm değildir;

daha kötüsü ise bu tip bir müdahale ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Bu konuda en iyi niyetli yardım, karşıdaki kişinin ruhunu canlandırmaktır ve böylece kişi kendi çakralarının enerji dengesini yine kendi Ruhsal Enerjisi ile sağlayacaktır.

Enerjinin en önemli şifa kanallarından biri Kadınsal Enerjidir ve özellikle bu Yeni Kadın Çağı’nda Kadınsal Enerjinin ortaya koyduğu güçtür.

Evet, Kadınsal Enerji en önemli şifa kaynaklarındandır.

Kadın – Anne, ruhsallaştığı sürece Sonsuz Şifa Kaynağı olabilir.

Erkeği de bu yolda teşvik edip, onun da bu yeteneğini ortaya çıkartmasına yardımcı olabilir.

Çağın taşıdığı bu büyük gücü, bilinçli şekilde toplumun yararı ortaya çıkarmak ve her şeyi olumlu, pozitif, şifalı ve Yüce hale dönüştürmek mümkündür...

Alıntıdır....

isobel
28-06-2010, 20:47
tek noktaya katılmıyorum, evden hayvanların uzaklaştırılması gerektiği konusuna. Benim tanıdığım ruhsal yönden çok gelişmiş insanlardan biri Merve İldenizdir, evinin enerjisi harikadır ve evinde bir yılan,iki köpek ve onlarca kedi var:)

Gülçin Şen
28-06-2010, 20:51
Belki ilk eve geldiğinde, bize adapte olana kadar olan süre bu durumu kapsıyor olabilir...

Çünkü hayvanda sahibide belli bir süreçten geçtikten sonra tam olarak birbirlerine güven duyuyorlar...

isobel
28-06-2010, 20:55
hayvanlar konusunda çok hassasım ya atladım hemen:)
Ev hayvanları bir dahaki enkarnasyonlarında insan olarak dünyaya geliyorlarmış. Onlara bir isim verilip kimlik kazandırıldığı için

SCORPIO70
29-06-2010, 10:33
Sevgili VODO çok çok güzel bir yazı emeğine sağlık. Alışveriş merkezlerinde yarım saat geçirince 10 gündür durmaksızın çalışmış gibi yoruluyorum.Kendimi korumak için ne yapmam gerekli sevgilerimle

Gülçin Şen
29-06-2010, 11:59
Sevgili VODO çok çok güzel bir yazı emeğine sağlık. Alışveriş merkezlerinde yarım saat geçirince 10 gündür durmaksızın çalışmış gibi yoruluyorum.Kendimi korumak için ne yapmam gerekli sevgilerimle


Alışveriş merkezlerinde yoğun bir elektrik akımı var...Haliyle etkileniyoruz..Bir de düşünün yüzlerce ayrı frekansta insanlarla aynı havayı soluyoruz.Kendimizi negatif enerjiden korumak için koruma kalkanını kullanabiliriz.Çıktığımız zamanda topraklanırsak sorun kalmaz diye düşünüyorum....

ayşen
29-06-2010, 15:55
çok güzel bir yazı teşekkürler vodoo..............