Orijinalini görmek için tıklayınız : Mutluluğun sırrını veriyorum hem de bedavaya!
Aprilrose
21-06-2010, 14:48
Mutluluğun sırrını veriyorum hem de bedavaya!
Bazı insanlar vardır suratında anlamsız bir gülümsemeyle dolaşırlar, o insanlardan biriyseniz bu yazıyı okumanıza gerek yok. "Peki nasıl mutlu olacağız? Anlat bakalım" derseniz buyrun...
İşini sevmeyenler, ayrılık acısı çekenler, sevgilisinin eski sevgilisine kafayı takmış olanlar, patronunu bir kaşık suda boğmak isteyenler, sabah erken uyanmaktan nefret edenler, sevgilisinin giydiği kareli gömleğe sinir olanlar, sürekli şikayet edenler…
Toplanın toplanın!!!
Bugün size mutluluğun sırrını vereceğim! Öyle parayla satın alacağınız birşey değil; rüşvet vermeye kalkmayın bana herkese yetecek kadar var.
"Sen çok mu mutlusun, bize de dağıtmak istiyorsun?" diyenler olacaktır. Heidi gibi kırlarda koşup, koyun otlatıp, çobanla aşk yaşayacak kadar olmasa da mutluyum!
Zaten o da şizofrenik bir mutluluk hali... Azı karar çoğu zarar!
Peki nasıl mutluyum?
"Pozitif olarak."
Şimdi bazılarınız yazıyı okumayı kesecek. "Aman yine mi pozitif enerji, evren, galaksi, çiçek böcek " diyecek…
Gelin kaçmayın! Öyle bir şey değil. Sadece az biraz kendinizi düşünmeye davet ediyorum sizi.
Şu "pozitif düşün evren sana istediğini verir" olayına saçmalık diye bakanlardandım.
Taaa ki geçtiğimiz hafta çok sevdiğim biri bana bir kitap hediye edene kadar. Kitabın ismi "Evrenden torpilim var." Daha önce defalarca raflarda gördüğüm ancak kişisel gelişim kitaplarına olan gıcıklığım dolayısıyla almadığım kitabı beğenmiş gibi yaptım; teşekkür ettim!
Eve dönerken vapurda sıkıntıdan karıştırmaya başladığım kitabı iki günde bitirdim. Neredeyse her sözcüğün altını çizdim. Kitap o kadar samimi yazılmıştı ki okurken yazarın tavrına, sözlerine gülmekten kendinizi alamıyor, ara sıra sizi fırçaladığında "Tamam, söz bir daha yapmıycam böyle, kızma!" demek istiyorsunuz.
Kitabı okuduktan sonra çok düşündüm. 24 yıllık hayatım boyunca başıma gelen kötü şeylerin hepsini ben çağırmışım. Ne zaman kendime inanıp çevreme daha pozitif bakmaya başlamışım, işte o zaman şansım dönmüş…
Gelelim mutluluğun sırrına!
Kendinize inanın!
İnanın içinizde inanç ve biraz da cesaret varsa kazanamayacağınız savaş yok! Sevgilinizden mi ayrıldınız? Başkasını bulursunuz. İşinizi sevmiyor musunuz? Seveceğiniz bir iş bulursunuz. Patronunuz çok mu asabi? Görmezden gelirsiniz hatta gülümsersiniz. Kazandığınız para yetmiyor mu? Bir gün yetecek! Bunların hepsine inanın.
Ha bir de çevrenizde negatif enerji saçan insanlardan uzak durun. Sürekli mutsuz, sıkıntılı, kaygılı, ne yapacağını bilmeyen insanlar sizi de dibe çeker.
Boş konuşuyorum gibi mi geliyor? Ya da "Söylemesi kolay, peki ya uygulamak" mı diyorsunuz?
Uygulamaya başlamadan nerden bilebilirsiniz?
Hadi şimdi şu asık suratı azıcık gülümsetin. Ben de gidip Heidi izleyeceğim bundan sonra idolüm o elma yanak. Bir de çıplak ayaklı Peter gibi sevgili buldum mu tamamdır.
Al sana sonsuz mutluluk!
- Alıntı -
Küfkedisi
22-06-2010, 02:07
Mutluluğun sırrını veriyorum hem de bedavaya!
Bazı insanlar vardır suratında anlamsız bir gülümsemeyle dolaşırlar, o insanlardan biriyseniz bu yazıyı okumanıza gerek yok. "Peki nasıl mutlu olacağız? Anlat bakalım" derseniz buyrun...
İşini sevmeyenler, ayrılık acısı çekenler, sevgilisinin eski sevgilisine kafayı takmış olanlar, patronunu bir kaşık suda boğmak isteyenler, sabah erken uyanmaktan nefret edenler, sevgilisinin giydiği kareli gömleğe sinir olanlar, sürekli şikayet edenler…
Toplanın toplanın!!!
Bugün size mutluluğun sırrını vereceğim! Öyle parayla satın alacağınız birşey değil; rüşvet vermeye kalkmayın bana herkese yetecek kadar var.
"Sen çok mu mutlusun, bize de dağıtmak istiyorsun?" diyenler olacaktır. Heidi gibi kırlarda koşup, koyun otlatıp, çobanla aşk yaşayacak kadar olmasa da mutluyum!
Zaten o da şizofrenik bir mutluluk hali... Azı karar çoğu zarar!
Peki nasıl mutluyum?
"Pozitif olarak."
Şimdi bazılarınız yazıyı okumayı kesecek. "Aman yine mi pozitif enerji, evren, galaksi, çiçek böcek " diyecek…
Gelin kaçmayın! Öyle bir şey değil. Sadece az biraz kendinizi düşünmeye davet ediyorum sizi.
Şu "pozitif düşün evren sana istediğini verir" olayına saçmalık diye bakanlardandım.
Taaa ki geçtiğimiz hafta çok sevdiğim biri bana bir kitap hediye edene kadar. Kitabın ismi "Evrenden torpilim var." Daha önce defalarca raflarda gördüğüm ancak kişisel gelişim kitaplarına olan gıcıklığım dolayısıyla almadığım kitabı beğenmiş gibi yaptım; teşekkür ettim!
Eve dönerken vapurda sıkıntıdan karıştırmaya başladığım kitabı iki günde bitirdim. Neredeyse her sözcüğün altını çizdim. Kitap o kadar samimi yazılmıştı ki okurken yazarın tavrına, sözlerine gülmekten kendinizi alamıyor, ara sıra sizi fırçaladığında "Tamam, söz bir daha yapmıycam böyle, kızma!" demek istiyorsunuz.
Kitabı okuduktan sonra çok düşündüm. 24 yıllık hayatım boyunca başıma gelen kötü şeylerin hepsini ben çağırmışım. Ne zaman kendime inanıp çevreme daha pozitif bakmaya başlamışım, işte o zaman şansım dönmüş…
Gelelim mutluluğun sırrına!
Kendinize inanın!
İnanın içinizde inanç ve biraz da cesaret varsa kazanamayacağınız savaş yok! Sevgilinizden mi ayrıldınız? Başkasını bulursunuz. İşinizi sevmiyor musunuz? Seveceğiniz bir iş bulursunuz. Patronunuz çok mu asabi? Görmezden gelirsiniz hatta gülümsersiniz. Kazandığınız para yetmiyor mu? Bir gün yetecek! Bunların hepsine inanın.
Ha bir de çevrenizde negatif enerji saçan insanlardan uzak durun. Sürekli mutsuz, sıkıntılı, kaygılı, ne yapacağını bilmeyen insanlar sizi de dibe çeker.
Boş konuşuyorum gibi mi geliyor? Ya da "Söylemesi kolay, peki ya uygulamak" mı diyorsunuz?
Uygulamaya başlamadan nerden bilebilirsiniz?
Hadi şimdi şu asık suratı azıcık gülümsetin. Ben de gidip Heidi izleyeceğim bundan sonra idolüm o elma yanak. Bir de çıplak ayaklı Peter gibi sevgili buldum mu tamamdır.
Al sana sonsuz mutluluk!
- Alıntı -
süpermiş...herşey iyi güzel fakat benim takıldığım nokta şu negatif enerji yayan insanlar ! benim en yakınım babamda var bu .ben neşeli bile olsam beni çökertiyor arkadaş :) nasıl bir negatiflik geçiyor bana anlatamam.diceksiniz ki belki "takma" "görmezden gel" " he de geç" ama yok olmuyor belki bir müddet yapabiliyorum bunları .sonrası yine isyanlardayım hehe o anda nasıl bir çalışma uygulamam lazım benim acaba arkadaşlar etkiyi en aza indirmek için en azından ?
Aprilrose
22-06-2010, 08:32
süpermiş...herşey iyi güzel fakat benim takıldığım nokta şu negatif enerji yayan insanlar ! benim en yakınım babamda var bu .ben neşeli bile olsam beni çökertiyor arkadaş :) nasıl bir negatiflik geçiyor bana anlatamam.diceksiniz ki belki "takma" "görmezden gel" " he de geç" ama yok olmuyor belki bir müddet yapabiliyorum bunları .sonrası yine isyanlardayım hehe o anda nasıl bir çalışma uygulamam lazım benim acaba arkadaşlar etkiyi en aza indirmek için en azından ?
Önce kendi enerjilerini değiştirerek işe başlamanı öneririm canım. Aynalık olayını iyi oku ve anla... Hatırlaman için aşağıya bir yazı kopyalıyorum....
Günlük yaşamımızda “tesadüf” olarak nitelediğimiz birçok küçük olay, aslında görmek istemediğimiz ve görmekten kaçındığımız işaretlerin birer yansımasıdır.
Bizim dışımızdaki her şey, bizi bize yansıtan aynalarımızdır.
Bu, sizin için yeni, karmaşık ve anlaşılması zor bir bilgi olabilir. Nedir aynalar? Temeli nedir?
Pozitif enerji pozitifi, negatif enerji de negatif enerjiyi çekmektedir. Negatif düşünmeye başladığınız an, sanki bir zinciri tutmuşsunuz gibi zincirin diğer başka negatif halkalarına yani negatif düşüncelere de yakalanırsınız. Ve düşünce tarzınız gereği doğal bir sonuç olarak ta etrafınıza negatif enerjili insanları ve olayları çekersiniz.
Bunu asla unutmayın, her şeyi DÜŞÜNCE yaratır, yani sizin düşünceleriniz. Ve siz bu olay ve insanları, kendinizin size çektiğinin farkında bile olmazsınız. Çünkü orada olmayı seçtiğiniz negatif düşünce platformu, bu olaylar ve insanlarla doludur.
Pozitif düşündüğünüz zaman; beraberindeki zincirle pozitif düşünceleri de kendinize çekersiniz. Bu düşünce platformunda pozitif olay ve insanları da… Öyleyse; sizin dışınızdaki insanlar ya da olaylar; sizler için artık terk etmemiz ve eskide kalmış olması gereken bir inanç olan “tesadüf” değil; farkındalığı daha yüksek olma halini seçmiş olan insanın; kendi düşünce boyutu ile kendine çektiği olay ve insanlardır.
Yani çevrenizdeki insanlar tesadüf sonucu yakınınıza gelmiş kişiler değil; düşünce boyutunuz ile aynı frekansta olup size doğru çekilen kişilerdir. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” deyişi bu açıdan önemlidir.
Etrafınızdaki insanların nelerinden şikâyet ediyorsunuz? Nelerini sevmiyorsunuz? Biraz düşünün. Aslında şikâyete hiç hakkınız yok. Aslında onlar sizin aynalarınız. Çünkü onlar, size kendinizle ilgili kabul edemediğiniz şeyleri yansıtmakta oldukları için umursuyorsunuz, yoksa umurunuzda bile olmazdı. İşte bu yüzden etrafınızdaki bazı insanlara kızıyor ve sinir oluyorsunuz.
Etrafınızdakilerden şikâyet etmek, insanların size hangi özelliklerinizi yansıttığını görememek demektir. Şikâyet etmek, sorumluluktan kaçma; kendi algılama boyutlarınızın ötesine geçememek, farkındalığa varamamak, iç dünyanızı bilememek demektir.
Size değersiz bir insanmışsınız gibi davranan bir insanı düşünün. Bu insan sizin hayatınızda tesadüf sonucu olarak mı var? Yoksa… Onun, hayatınızda tesadüf sonucu olmadığını ona kızmanızdan anlayın. Bu insan tesadüf sonucu olmayan bir düzenleme ile sizin hayatınıza girerek, farkında olmadan size vermek istediği ve sizin de ondan almanız gereken bir dersi vermeye çalışıyor.
Eğer siz bunun farkında olmazsanız; o insanı hayatınızdan çıkarsanız bile o insanın özelliklerine sahip başka bir insan ya da olaylar zinciri, sizin hayatınıza girip aynı sıkıntıları size yaşatacak demektir. Bundan kaçmanıza asla imkan olmayacağını da iyi biliniz.
Tesadüf asla yoktur; sadece siz olgun bir insan olarak farkında olamadığınız olaylara “tesadüf” etiketi yükleyerek kolaycılığı seçmektesiniz. Burada önemli olan nokta; olaylardaki işaretlerin farkına varabilmek ve bu farkındalık ile kendinizi bir üst platforma yükseltebilmektir. Sizin aynanız olan bu insan, siz kendinize değer vermediğiniz için sizin hayatınızda.
Çünkü size bunu göstermek için var, gerçekte sizi değersiz kılmak için değil. Bunu fark ettiğiniz anda farkındalık sürecine girersiniz. İşte “ayna” dediğimiz şey, çıkmaz gibi görünen labirentin duvarlarında gizlenmiş geçiş kapısıdır.
Hayatınızdaki her kez ve her olay sizi size yansıtan aynalarınızdır. Tesadüfler yoktur ama fark edilmeyen işaretler vardır. İşte bu işaretler aynalardır… Aynalar sizin dışınızdaki her şeydir ve siz bu aynaların merkezindesiniz.
Alıntı..
Küfkedisi
22-06-2010, 13:53
Önce kendi enerjilerini değiştirerek işe başlamanı öneririm canım. Aynalık olayını iyi oku ve anla... Hatırlaman için aşağıya bir yazı kopyalıyorum....
Günlük yaşamımızda “tesadüf” olarak nitelediğimiz birçok küçük olay, aslında görmek istemediğimiz ve görmekten kaçındığımız işaretlerin birer yansımasıdır.
Bizim dışımızdaki her şey, bizi bize yansıtan aynalarımızdır.
Bu, sizin için yeni, karmaşık ve anlaşılması zor bir bilgi olabilir. Nedir aynalar? Temeli nedir?
Pozitif enerji pozitifi, negatif enerji de negatif enerjiyi çekmektedir. Negatif düşünmeye başladığınız an, sanki bir zinciri tutmuşsunuz gibi zincirin diğer başka negatif halkalarına yani negatif düşüncelere de yakalanırsınız. Ve düşünce tarzınız gereği doğal bir sonuç olarak ta etrafınıza negatif enerjili insanları ve olayları çekersiniz.
Bunu asla unutmayın, her şeyi DÜŞÜNCE yaratır, yani sizin düşünceleriniz. Ve siz bu olay ve insanları, kendinizin size çektiğinin farkında bile olmazsınız. Çünkü orada olmayı seçtiğiniz negatif düşünce platformu, bu olaylar ve insanlarla doludur.
Pozitif düşündüğünüz zaman; beraberindeki zincirle pozitif düşünceleri de kendinize çekersiniz. Bu düşünce platformunda pozitif olay ve insanları da… Öyleyse; sizin dışınızdaki insanlar ya da olaylar; sizler için artık terk etmemiz ve eskide kalmış olması gereken bir inanç olan “tesadüf” değil; farkındalığı daha yüksek olma halini seçmiş olan insanın; kendi düşünce boyutu ile kendine çektiği olay ve insanlardır.
Yani çevrenizdeki insanlar tesadüf sonucu yakınınıza gelmiş kişiler değil; düşünce boyutunuz ile aynı frekansta olup size doğru çekilen kişilerdir. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” deyişi bu açıdan önemlidir.
Etrafınızdaki insanların nelerinden şikâyet ediyorsunuz? Nelerini sevmiyorsunuz? Biraz düşünün. Aslında şikâyete hiç hakkınız yok. Aslında onlar sizin aynalarınız. Çünkü onlar, size kendinizle ilgili kabul edemediğiniz şeyleri yansıtmakta oldukları için umursuyorsunuz, yoksa umurunuzda bile olmazdı. İşte bu yüzden etrafınızdaki bazı insanlara kızıyor ve sinir oluyorsunuz.
Etrafınızdakilerden şikâyet etmek, insanların size hangi özelliklerinizi yansıttığını görememek demektir. Şikâyet etmek, sorumluluktan kaçma; kendi algılama boyutlarınızın ötesine geçememek, farkındalığa varamamak, iç dünyanızı bilememek demektir.
Size değersiz bir insanmışsınız gibi davranan bir insanı düşünün. Bu insan sizin hayatınızda tesadüf sonucu olarak mı var? Yoksa… Onun, hayatınızda tesadüf sonucu olmadığını ona kızmanızdan anlayın. Bu insan tesadüf sonucu olmayan bir düzenleme ile sizin hayatınıza girerek, farkında olmadan size vermek istediği ve sizin de ondan almanız gereken bir dersi vermeye çalışıyor.
Eğer siz bunun farkında olmazsanız; o insanı hayatınızdan çıkarsanız bile o insanın özelliklerine sahip başka bir insan ya da olaylar zinciri, sizin hayatınıza girip aynı sıkıntıları size yaşatacak demektir. Bundan kaçmanıza asla imkan olmayacağını da iyi biliniz.
Tesadüf asla yoktur; sadece siz olgun bir insan olarak farkında olamadığınız olaylara “tesadüf” etiketi yükleyerek kolaycılığı seçmektesiniz. Burada önemli olan nokta; olaylardaki işaretlerin farkına varabilmek ve bu farkındalık ile kendinizi bir üst platforma yükseltebilmektir. Sizin aynanız olan bu insan, siz kendinize değer vermediğiniz için sizin hayatınızda.
Çünkü size bunu göstermek için var, gerçekte sizi değersiz kılmak için değil. Bunu fark ettiğiniz anda farkındalık sürecine girersiniz. İşte “ayna” dediğimiz şey, çıkmaz gibi görünen labirentin duvarlarında gizlenmiş geçiş kapısıdır.
Hayatınızdaki her kez ve her olay sizi size yansıtan aynalarınızdır. Tesadüfler yoktur ama fark edilmeyen işaretler vardır. İşte bu işaretler aynalardır… Aynalar sizin dışınızdaki her şeydir ve siz bu aynaların merkezindesiniz.
Alıntı..
Çok teşekkür ederim Aprilrose bu yazı için bana ışık tuttun :) ben geneli göremiyorum sadece duyguya öfkeye takılıp kalıyorum anladım bunu.öfkeye tutunup kalıyorum inat ediyorum en kısa sürede halletmem lazım bunu :butterfilles
hayalayaz
22-06-2010, 14:46
küfkedisi hiç babana o, en suratsız olduğu zamanda sımsıkı sarılıp, yanağına şappadanak koskocaman bir öpücük konndurarak... babacığım seni çok seviyorum..iyiki varsın, iyiki benim babamsın.. dedinmi? eğer bunu yaptıysan daha sık yap ablam.. çünkü babalarımızı/erkeklerimizi kendimize bağımlı etmek için elimizden geldiğince yanlış yetiştirip, onlara gülmeyi memnun olmayı öğretmiyoruz... duygularını ifade etmeyi yasaklıyoruz... ve onlar bu yüzden surat asıyor, yüzleri gülmüyor...hatta son zamanlarda buradan bıkıp, koşar adımlarla öte aleme geçiveriyorlar... erkeklerimizin kıymetinide bilelim... bunu yaptığımız zaman hem enerjetik olarak..hem söylemde. hemde eylemde kendi enerjimiz değişeceğinden..baban ilk iki üç öpücükte bunun kafasına saksı düştü herhal desede, sonradan cicikleri gevşeyecek ve olumlu ruh hali geliverecek üzerine..babacığına en parlak ışıkları gönderiyorum..sevgiler
Küfkedisi
22-06-2010, 14:59
küfkedisi hiç babana o, en suratsız olduğu zamanda sımsıkı sarılıp, yanağına şappadanak koskocaman bir öpücük konndurarak... babacığım seni çok seviyorum..iyiki varsın, iyiki benim babamsın.. dedinmi? eğer bunu yaptıysan daha sık yap ablam.. çünkü babalarımızı/erkeklerimizi kendimize bağımlı etmek için elimizden geldiğince yanlış yetiştirip, onlara gülmeyi memnun olmayı öğretmiyoruz... duygularını ifade etmeyi yasaklıyoruz... ve onlar bu yüzden surat asıyor, yüzleri gülmüyor...hatta son zamanlarda buradan bıkıp, koşar adımlarla öte aleme geçiveriyorlar... erkeklerimizin kıymetinide bilelim... bunu yaptığımız zaman hem enerjetik olarak..hem söylemde. hemde eylemde kendi enerjimiz değişeceğinden..baban ilk iki üç öpücükte bunun kafasına saksı düştü herhal desede, sonradan cicikleri gevşeyecek ve olumlu ruh hali geliverecek üzerine..babacığına en parlak ışıkları gönderiyorum..sevgiler
aaaah çok teşekkür ederim Hayal ablacımmm çok müteşekkirim sana :) eskiden yapardım ablacım gidip sarılır öperdim beni ne kadar kızdırsada,kırsada olsa özür diledi mi hemen gevşerdim .çünkü ona karşı olan sevgimin gözümde gölgelendiğini gördüğünde babam çok pişman olur,üzülür !bende dayanamazdım zaten onu öyle boynu bükük görünce ama artık yapamıyorum :( kendimi geri çektim ne zamandır babama karşı maalesef o saf sevgimi hissedemiyorum ne yazık ki ben ki her kız gibi babasına aşık biriydim ! sanırım aprilrose'un dediği gibi ayna vazifesi tıkır tıkır işliyor çünkü çok sevgisizleştim ben,pasif öfkem beni esir aldı :( sanırım itiyorum insanları kendimden ben en baştada ailemi :oyyy: böyle ablacımmm
benim babam da iyice hissizleşti bir garip oldu. önceden en azından sinirlenir cevap filan verirdi. şimdiyse evle alakasını tamamen kesti gibi. yemekten yemeğe görüyorum yada mecburi birşey varsa. aylardır hiç bir şey yapmıyoruz birlikte. haftasonu kahvaltıda baba bizi bugün nereye götürüyorsun dedim. verdiği cevap hiçbiryere götürmüyorum oldu. ben de sinirlendim "başka cevap gelse şaşardım" dedim. en ufak bir tepki bile vermedi. cevap bile vermedi. çok garip değil mi?
mutlu olmak için en ufak çaba göstermeyen bir insan daha.....
Aprilrose
22-06-2010, 15:43
benim babam da iyice hissizleşti bir garip oldu. önceden en azından sinirlenir cevap filan verirdi. şimdiyse evle alakasını tamamen kesti gibi. yemekten yemeğe görüyorum yada mecburi birşey varsa. aylardır hiç bir şey yapmıyoruz birlikte. haftasonu kahvaltıda baba bizi bugün nereye götürüyorsun dedim. verdiği cevap hiçbiryere götürmüyorum oldu. ben de sinirlendim "başka cevap gelse şaşardım" dedim. en ufak bir tepki bile vermedi. cevap bile vermedi. çok garip değil mi?
mutlu olmak için en ufak çaba göstermeyen bir insan daha.....
Dönem dönem hepimize oluyor new_way'ciğim sadece babana özgü bir durum değil.
Hayattan zevk almadığın ve hiç bir şey yapmak istemediğin bir dönemi düşün.... Hatırladın mı ? Sen de şu an babanın yakınlarına verdiği tepkileri vermiştin di mi ?
Biraz anlayış, Hayal ablanın dediği gibi biraz yakınlık, içtenlikle çözüleceğinden emin olabilirsin. Zamana bırak biraz canım.
teyteyteytey:008:008:butterfilles:butterfilles:del lek:dellek süpersin yine kuzuuuuuuuuuuu
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2006-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.