hayat kadere inat
29-05-2010, 18:50
[Only Registered Users Can See Links] BİRİNCİ KURALI
Eyleme Geç! Doğru Şeyi Yaptıkça Para Gelecektir
İlk Kural insanlarca kabul edilmesi en zor olandır ve aynı zamanda da çoğu sıkıntının kaynağıdır.
Bunun kişisel tavsiye diline en açık çevirisi “devam et ve ne istiyosan onu yap” tır. Yapabilme kabiliyetinden veya yeterliliğinden endişe et ama kesinlikle para için endişe etme.
Size böylesi tavsiyelerin son derece başarılı olduğu, kendi deneyimlerimden örnekler vereyim.
Kitap Fuarı, Birinci Uluslararası San Fransisco Kitap Fuarı organize edilmekteydi.
Ve daha ilk toplantıda toplayacağımız giriş ücretinin sergi salonunun kirasını ve diğer masrafları karşılayıp karşılayamacağı konusunda batağa saplanmıştık. Bu öyle bir durumdu ki, sıradışı insanlar göze çarpan fikirleri ve muazzam enerjileri ile biraraya gelmiş çalışırlarken, birdenbire bütçe hesabında ki potensiyel ızdıraplardan dolayı batağa saplanmışlardı.
Çok şükür ki ben “Parayı dert etmeyin; onu ben dert ederim” diyebilecek durumdaydım. Böyle dediğimde herkes dönüp bana baktı, ve geçmiş deneyimlerime dayandırarak bunu kabul ettiler.
O noktadan sonra para, grup tarafından ancak formalite icabı tartışıldı, ve enerjiler uygun yönlere kanalize edildiğinden Kitap Fuarı yüksek bir başarı ile sonuçlandı.
Tamamen doğru tahmin ettiğim gibi, ne öncesinde ne de fuar süresince para bir problem olmadı. Bu olağanüstü iyi bir fikir olduğundan para tek kelimeyle oluk gibi aktı. Elimizde gerektiğinden daha fazlası vardı.
Şimdiye dek bir sürü grubu takip ettim, pek çok toplantıya gittim ve pek çok farklı tartışma dinledim. Bu gruplar para hakkında fikir yürütüp planlar yapıyor ve para kazanmaya başlıyor, fakat varlıklarını uzun süre sürdüremiyorlardı. Pek çok teşebbüsün temel meselesi buydu.
Kısa süre içinde parasal olarak çıkmaza girip kendi proje ve hedeflerini ihmal etmek.
Bir zamanlar Salli Rasberry’e bağımsız bir okul açma konusunda danışmanlık yapıyordum.
İlk toplantıya katılacak insanların para konusundan özellikle kaçınmaları gerektiğini, eğer öğretmenlerin ücretinin ya da binaların masrafının ne kadar olacağı gibi konuları tartışarak başlarlarsa büyük ihtimalle projenin daha başlangıçta kötü bir kadere sahip olacağını söyledim.
Tavsiye ettiğim kural “eyleme geç” ve para aksın, olarak tercüme edilebilirdi. İlk toplantı problemini ve parayla ilgili genel meseleyi çözmenin yolu, bir kişi ya da grubu parayla ilgilenmek üzere tayin edip, geri kalan insanların enerjilerinin dağılmasını önlemektir.
Bana bir keresinde ilginç bir organizasyon kurmayı planlayan iki kişi gelmişti.
Bir bina almak için bir miktar para istiyorlardı. Onlara bir bina almak için adım atmadan önce, böyle bir organizasyonla ilgilendiğine dair imza atabilecek olan yaklaşık otuz kişiye ihtiyaçları olduğunu söyledim. Bu iki kişi bana tekrar geldiklerinde organizasyonlarında 250 den fazla üyeleri vardı.
Altı ay içinde astonomik boyutlara ulaşmışlardı. Bundan sonra ise her fırsatta parayla ilgili konuşmak üzere geldiler. Gerçek şu ki, o sayıda üye ve o şekildeki enerjiye sahip olarak, grubun istediği herhangi bir şeyi gerçekleştirebilecek durumdaydılar, ve para burada ikinci sırada gelmekteydi.
Verdiğim örneklerde, danışmanlık yaptığım gruplara zihinlerini paradan uzaklaştırarak başlangıç yapmalarını sağlıyordum.
Burada ki esas görüş, esas tavsiye şudur ki eğer bir fikir yeterince iyiyse ve bunun peşindeki insanlar onun gerçekleşmesini yeterince istiyorsa, kendi zamanlarını ve kişisel enerjilerini ortaya koymaya başlayacaklardır ve fikir kısa sürede kendi ödülünü alacaktır.
Para kendi kendine kimsenin hedefini gerçekleştiremez; bunu sadece insanlar kendi kendine yapabilir. Belki bu kuralın biraz soyut bir yorumu, ama kesinlikle büyük miktarda tecrübenin sonucudur.
Bu görüşü açıkladığım insanlardan sadece birkaçı, eğer projeleri üzerinde yeterince çok çalışırlarsa paranın da akacağını anladılar.
İnsanlar genellikle bana “Gelecek ay ne yapacağım? Bu şey başlayana kadar nasıl geçineceğim?” gibi sorular sordular. Onlara anlatmaya çalıştığım şey ise şuydu; başlayın, ilerleyin birşeyler yapın.
Gelecek ay ki paranız ile ilgili zaten endişeleneceksiniz, bu sizin kişisel probleminiz. Üzerinde çalıştığınız projeyi kendi geçim sorununuzdan ayırmaya çalışın.
Eğer projenin varoluşunu, gelecek ay konforlu olma ihtiyacınıza dayandıracaksanız, zaten projeyi çoktan kötü kadere mahkum etmişsiniz demektir. Öncelikle kişisel olarak nasıl geçineceksiniz bunu hesaplayın, ve sonra, ayrı olarak, projenin sizin için ne kadar önemli olduğuna karar verin.
Kendinizi geçindirmeye devam edeceksiniz nasıl olsa. Proje üzerinde çalışmanız ise bunun üstüne eklenen bir yüktür. Ama eğer projenin ihtiyaçları ile kendi yaşam ihtiyaçlarınızı birleştirirseniz projenin başarısı kendiliğinden ve ciddi şekilde riske atılmış olur.
Bir arkadaşım, bu tavsiyeyi duyduktan sonra, projesinin son derece önemli olduğuna karar verdi. İki ay içinde onun üzerinde yeterince gelişme sağlayabileceğine inanıp, tüm kitaplarını satarak bu iki ay boyunca geliri olmadan yaşadı.
Şimdi kararı ile ilgili herhangi pişmanlık taşımıyor. Projesi onun için yeterince büyük bir ödül oldu.
(Paranın Yedi Kuralı, Michael Phillips, sayfa 1-3)
Çeviren: Fatih Keçelioğlu
[Only Registered Users Can See Links]
Eyleme Geç! Doğru Şeyi Yaptıkça Para Gelecektir
İlk Kural insanlarca kabul edilmesi en zor olandır ve aynı zamanda da çoğu sıkıntının kaynağıdır.
Bunun kişisel tavsiye diline en açık çevirisi “devam et ve ne istiyosan onu yap” tır. Yapabilme kabiliyetinden veya yeterliliğinden endişe et ama kesinlikle para için endişe etme.
Size böylesi tavsiyelerin son derece başarılı olduğu, kendi deneyimlerimden örnekler vereyim.
Kitap Fuarı, Birinci Uluslararası San Fransisco Kitap Fuarı organize edilmekteydi.
Ve daha ilk toplantıda toplayacağımız giriş ücretinin sergi salonunun kirasını ve diğer masrafları karşılayıp karşılayamacağı konusunda batağa saplanmıştık. Bu öyle bir durumdu ki, sıradışı insanlar göze çarpan fikirleri ve muazzam enerjileri ile biraraya gelmiş çalışırlarken, birdenbire bütçe hesabında ki potensiyel ızdıraplardan dolayı batağa saplanmışlardı.
Çok şükür ki ben “Parayı dert etmeyin; onu ben dert ederim” diyebilecek durumdaydım. Böyle dediğimde herkes dönüp bana baktı, ve geçmiş deneyimlerime dayandırarak bunu kabul ettiler.
O noktadan sonra para, grup tarafından ancak formalite icabı tartışıldı, ve enerjiler uygun yönlere kanalize edildiğinden Kitap Fuarı yüksek bir başarı ile sonuçlandı.
Tamamen doğru tahmin ettiğim gibi, ne öncesinde ne de fuar süresince para bir problem olmadı. Bu olağanüstü iyi bir fikir olduğundan para tek kelimeyle oluk gibi aktı. Elimizde gerektiğinden daha fazlası vardı.
Şimdiye dek bir sürü grubu takip ettim, pek çok toplantıya gittim ve pek çok farklı tartışma dinledim. Bu gruplar para hakkında fikir yürütüp planlar yapıyor ve para kazanmaya başlıyor, fakat varlıklarını uzun süre sürdüremiyorlardı. Pek çok teşebbüsün temel meselesi buydu.
Kısa süre içinde parasal olarak çıkmaza girip kendi proje ve hedeflerini ihmal etmek.
Bir zamanlar Salli Rasberry’e bağımsız bir okul açma konusunda danışmanlık yapıyordum.
İlk toplantıya katılacak insanların para konusundan özellikle kaçınmaları gerektiğini, eğer öğretmenlerin ücretinin ya da binaların masrafının ne kadar olacağı gibi konuları tartışarak başlarlarsa büyük ihtimalle projenin daha başlangıçta kötü bir kadere sahip olacağını söyledim.
Tavsiye ettiğim kural “eyleme geç” ve para aksın, olarak tercüme edilebilirdi. İlk toplantı problemini ve parayla ilgili genel meseleyi çözmenin yolu, bir kişi ya da grubu parayla ilgilenmek üzere tayin edip, geri kalan insanların enerjilerinin dağılmasını önlemektir.
Bana bir keresinde ilginç bir organizasyon kurmayı planlayan iki kişi gelmişti.
Bir bina almak için bir miktar para istiyorlardı. Onlara bir bina almak için adım atmadan önce, böyle bir organizasyonla ilgilendiğine dair imza atabilecek olan yaklaşık otuz kişiye ihtiyaçları olduğunu söyledim. Bu iki kişi bana tekrar geldiklerinde organizasyonlarında 250 den fazla üyeleri vardı.
Altı ay içinde astonomik boyutlara ulaşmışlardı. Bundan sonra ise her fırsatta parayla ilgili konuşmak üzere geldiler. Gerçek şu ki, o sayıda üye ve o şekildeki enerjiye sahip olarak, grubun istediği herhangi bir şeyi gerçekleştirebilecek durumdaydılar, ve para burada ikinci sırada gelmekteydi.
Verdiğim örneklerde, danışmanlık yaptığım gruplara zihinlerini paradan uzaklaştırarak başlangıç yapmalarını sağlıyordum.
Burada ki esas görüş, esas tavsiye şudur ki eğer bir fikir yeterince iyiyse ve bunun peşindeki insanlar onun gerçekleşmesini yeterince istiyorsa, kendi zamanlarını ve kişisel enerjilerini ortaya koymaya başlayacaklardır ve fikir kısa sürede kendi ödülünü alacaktır.
Para kendi kendine kimsenin hedefini gerçekleştiremez; bunu sadece insanlar kendi kendine yapabilir. Belki bu kuralın biraz soyut bir yorumu, ama kesinlikle büyük miktarda tecrübenin sonucudur.
Bu görüşü açıkladığım insanlardan sadece birkaçı, eğer projeleri üzerinde yeterince çok çalışırlarsa paranın da akacağını anladılar.
İnsanlar genellikle bana “Gelecek ay ne yapacağım? Bu şey başlayana kadar nasıl geçineceğim?” gibi sorular sordular. Onlara anlatmaya çalıştığım şey ise şuydu; başlayın, ilerleyin birşeyler yapın.
Gelecek ay ki paranız ile ilgili zaten endişeleneceksiniz, bu sizin kişisel probleminiz. Üzerinde çalıştığınız projeyi kendi geçim sorununuzdan ayırmaya çalışın.
Eğer projenin varoluşunu, gelecek ay konforlu olma ihtiyacınıza dayandıracaksanız, zaten projeyi çoktan kötü kadere mahkum etmişsiniz demektir. Öncelikle kişisel olarak nasıl geçineceksiniz bunu hesaplayın, ve sonra, ayrı olarak, projenin sizin için ne kadar önemli olduğuna karar verin.
Kendinizi geçindirmeye devam edeceksiniz nasıl olsa. Proje üzerinde çalışmanız ise bunun üstüne eklenen bir yüktür. Ama eğer projenin ihtiyaçları ile kendi yaşam ihtiyaçlarınızı birleştirirseniz projenin başarısı kendiliğinden ve ciddi şekilde riske atılmış olur.
Bir arkadaşım, bu tavsiyeyi duyduktan sonra, projesinin son derece önemli olduğuna karar verdi. İki ay içinde onun üzerinde yeterince gelişme sağlayabileceğine inanıp, tüm kitaplarını satarak bu iki ay boyunca geliri olmadan yaşadı.
Şimdi kararı ile ilgili herhangi pişmanlık taşımıyor. Projesi onun için yeterince büyük bir ödül oldu.
(Paranın Yedi Kuralı, Michael Phillips, sayfa 1-3)
Çeviren: Fatih Keçelioğlu
[Only Registered Users Can See Links]