PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : geleneklerimiz:Urfa adetleri


hayat kadere inat
25-05-2010, 18:50
ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Şanlıurfa çok eski bir yerleşim merkezidir. Târih boyunca pekçok millet ve medeniyetler bu bölgeye hâkim olmuşlarsa da; 11. asırdan bu yana bu ilde Türk-İslâm kültürü hâkimdir.
EVLİLİK:
[Only Registered Users Can See Links]
Urfa'da eski bir adet olan eşlerin birbirlerini görmeden[Only Registered Users Can See Links] görücü usulü ile evlenmeleri eskisi kadar yaygın olmamakla birlikte[Only Registered Users Can See Links] bugün karşılaşılması muhtemel bir evlenme şeklidir. Bu evlenme şeklini incelediğimizde[Only Registered Users Can See Links] Urfalılar'ın örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını görürüz. Geleneklerine bu derece bağlı olmalarının ise başlıca üç nedeni vardır.
1. Urfalılar'ın çevre illeri ile derin bir ilgisi yoktur. Köklü ve kalabalık ailelerin bulunduğu bir yerleşim birimidir. Daha düne kadar Urfalı[Only Registered Users Can See Links] kızını başka illere gelin vermez ve Urfa delikanlısı dışardan evlenmezdi.Urfa'da yabancılara "Kerıp"[Only Registered Users Can See Links] dışarıdan evlenenlere ise "Kerıpten evlenmiş[Only Registered Users Can See Links] kim bilir kimin nesini almış" denilirdi.
2. Urfa[Only Registered Users Can See Links] büyük ticaret ve sanayi merkezlerine uzak[Only Registered Users Can See Links] bir tarım ve hayvancılık kenti olduğundan büyük yol güzergâhlarının birleştiği noktada bulunmamaktadır.
3. Bir kıyı şehri olmaması nedeniyle yerli ve yabancı turistlerin hemen hemen yok denecek kadar az olması değişmeleri kolay kolay kabul etmemesine neden olmaktadır.
Evlenme yaşına gelen delikanlının doğrudan "Ben evelenecağam" diye anne ve babasına söylemesi ayıp sayıldığından bu durumu uygun bir şekilde yakın arkadaşlarına veya başka bir kimse vasıtasıyla anne ve babasına iletir. Haberi iletecek olan kimse erkek ise oğlanın babasına "Allah ömürlü etsin[Only Registered Users Can See Links] yeğenimiz artık böyüdü[Only Registered Users Can See Links] gözü damlarda duvarlarda" diyerek delikanlının evlenecek yaşa geldiğini ve bir kızın aranmasını söylemek ister. Oğlanın babası ise durumu hanımına açar. Oğlanın annesi ise "Benim de kulağıma degdi[Only Registered Users Can See Links] ben de işin farkındayam" diye cevap verir. Zaten anne bu hayırlı işten daima babadan daha fazla çaba harcar. Evlenecek yaşa gelen delikanlı ise annesinin yaptığı yemekleri[Only Registered Users Can See Links] yıkadığı çamaşırları[Only Registered Users Can See Links] beğenmemeye başlar. Çeşitli huzursuzluklar çıkarır. Annesi ise "Elimden bı kadar geli[Only Registered Users Can See Links] yarın avradi siye bişirir begenırsen" der. Oğlan ise konunun iyice anlaşıldığını ve verilen mesajın yerine iletildiğinin huzuru içerisinde tebessüm eder. Anne o günden sonra gizliden gizliye kız aramaya başlar. Tanıdıklarının tavsiyelerine uyarak gelinlik çağındaki kızların evine bir bahâne ile giderek[Only Registered Users Can See Links] kızın ailesinin yaşantısını kendi görüşüne göre inceler.
Kız İsteme
Evlenme çağına gelen erkeğin anne ve babası veya yakınları oğullarına kız aramaya başlarlar. Anne özellikle yaşlı kadın akrabalarına "Oğlumu everecağam[Only Registered Users Can See Links] acaba münasip bir kız bulabilir miyem?" diye sorar. Hamamda[Only Registered Users Can See Links] düğünlerde[Only Registered Users Can See Links] kır gezintilerinde kızları araştırmaya[Only Registered Users Can See Links] soruşturmaya başlar. Gözüne kestirdiği bir kız olursa[Only Registered Users Can See Links] ilk önce kızın yakın komşularından sormaya başlar. "Acaba bı kız nasıldır[Only Registered Users Can See Links] derdimizi çekermi[Only Registered Users Can See Links] gişi kızı mıdır?" Komşular ise kendilerinden sorulan genç kız tavsiye edilebilir nitelikte biri ise "Mabalı günahı boynuna" diyerek teminat verir. Şayet kızı tavsiye etmiyor ise[Only Registered Users Can See Links] açık açık söylemenin de çevreye göre ayıp[Only Registered Users Can See Links] dini kurallara göre günah sayıldığından "komşumuzdur ama[Only Registered Users Can See Links] pek ilgimiz yoktur" diyerek istenmemesi gerektiğini ima ederler.
Oğlanın annesi daha önceden tesbit edilmiş olan kızın evine ansızın veya haberli olarak yanına yakınlarını da alarak gider. Havadan sudan konuşulduktan sonra oğlanın annesi genç kızdan bir bardak su ister. Su isteme aslında kızın yürüyüşünü[Only Registered Users Can See Links] konuşma tarzını[Only Registered Users Can See Links] becerikliliğini kontrol etmek[Only Registered Users Can See Links] hareketlerini toptan değerlendirmektir. Oğlan tarafı şayet kızı beğendiyse[Only Registered Users Can See Links] kız orada yokken bunu fırsat bilerek kızın annesine "Allah bağışlasın[Only Registered Users Can See Links] sözlüsü[Only Registered Users Can See Links] nişanlısı yok mu?" diye sorarlar. Kızın annesi sorulan sorulara cevap vermezse nişanlısı[Only Registered Users Can See Links] sözlüsü yok demektir.
Daha sonra oğlanın annesi ve yakınları oğullarının özelliklerinden[Only Registered Users Can See Links] huyundan tahsilinden[Only Registered Users Can See Links] mesleğinden bahsederler. Kızın annesi ise oğlan tarafının bu konuşmasını dinledikten sonra "Kimlerdensiniz[Only Registered Users Can See Links] nerede oturisiz[Only Registered Users Can See Links] oğliz neçi?" gibi birkaç soru[Only Registered Users Can See Links] oğlan evine sorar. Oğlanın annesi ise sorulan bu sorulara cevap verdikten sonra[Only Registered Users Can See Links] birkaç gün sonra tekrar bu hususta konuşmak üzere geleceklerini söyleyerek kız evinden ayrılırlar. Oğlan tarafı birkaç gün sonra[Only Registered Users Can See Links] isteme olayını gerçekleştirmek için gelindiğinde[Only Registered Users Can See Links] oğlan tarafının araştırması yapıldığından[Only Registered Users Can See Links] ya "Kızımız daha küçük[Only Registered Users Can See Links] gelin olacak yaşta değil[Only Registered Users Can See Links] daha böyügü duri[Only Registered Users Can See Links] daha mektebe gidi" gibi bahanelerle kızı vermeyeceklerini söyler[Only Registered Users Can See Links] veya "hele babasına sorah[Only Registered Users Can See Links] ne deyi ne demi" diye cevap verirler. Bazı kız istemelerde müsbet cevap alamayan taraflar[Only Registered Users Can See Links] kızın alınmasında ısrar ettikleri takdirde hoş olmayan olaylar meydana gelir.
Evlenme; çevre köylerde başlık denilen büyük bir maddi güce dayandığı için[Only Registered Users Can See Links] köy gençleri bu parayı temin edemediklerinden dolayı büyük sıkıntılara düşerler. Çünkü başlık parası[Only Registered Users Can See Links] kız tarafının insiyatifine kalmıştır. Tamamen kız tarafının erkekleri tarafından takdir edilir ve bu miktar karşı tarafa bildirildikten sonra kolay kolay değiştirilmez. Başlık; bazen nakit olarak[Only Registered Users Can See Links] bazen de canlı hayvan[Only Registered Users Can See Links] binek vasıtası veya bir tarla olarak alınabilir. Çevre köylerde başlık parasına az da olsa bir çözüm getirmek ve kolaylaştırmak amacıyla "Berdel" tabir edilen bir evlenme usulü vardır. Evlenme çağına gelen iki erkeğin yine evlenme çağına gelmiş olan kızkardeşlerini birbirlerine vermek suretiyle evlenmelerine yol açar. (1995 yılında dönemin Şanlıurfa Valisi Sayın T.Ziyaeddin Akbulut[Only Registered Users Can See Links] bir genelgeyle başlık parasını kaldırmıştır.)
Bu usul evlenme[Only Registered Users Can See Links] aile büyüklerinin rızası ile olabileceği gibi[Only Registered Users Can See Links] yalnız damat adaylarının kendi aralarında karar vermesiyle de olur. Taraflar çocuklarını birbirleriyle evlendireceklerine tamamen karar verdikten sonra[Only Registered Users Can See Links] kız tarafından erkek tarafına bir mektup gönderilir. Buna "Kesim Kâğıdı" denir. Bu mektupta kız evinin oğlan evinden istedikleri yazılıdır. Kesim kağıdında yazılı olanlar[Only Registered Users Can See Links] kız evi tarafından kararlaştırılan değerlerdir. Bir kesim kağıdı örneği: "Bismillahirrahmanirrahim. ..... başlık[Only Registered Users Can See Links] altı çift bilezik[Only Registered Users Can See Links] kelepinci[Only Registered Users Can See Links] elmas kolye[Only Registered Users Can See Links] altı adet elbise[Only Registered Users Can See Links] altı çift ayakkabı .... lira hal'et[Only Registered Users Can See Links] misafir odası takımı[Only Registered Users Can See Links] v.s." Hazırlanan kesim kağıdı kız evi tarafından bir işçi kadınla oğlan evine gönderilir. Bu mektubu getiren kadına "İndekçi" denir. Oğlan evi ise bu mektubu getiren indekçiye bahşiş verir. Oğlan evi gelen kesim kağıdındaki şartları aynen kabul ediyorsa[Only Registered Users Can See Links] kağıdın alt tarafına "hepsi kabul" diye yazar ve aynı anda mektubu aynı indekçiyle geriye gönderir. Tamamı kabul edilmiyorsa verebileceklerini yine aynı kağıdın altına yazar ve bir gün sonra başka bir indekçiyle kız evine gönderirler.
Sakal Öpümü
Taraflar anlaştıktan sonra nişan yapılmadan önce oğlan evi[Only Registered Users Can See Links] kız evine "Kızınızı bize verdiğiniz için teşekkür ederiz" anlamına gelen bir ziyaret yaparlar. Buna sakal öpümü veya teşekkür denir. Oğlan evinin yaşlıları sakal öpümüne giderler. Sakal öpümüne gidecek olan oğlan evi kesimde anlaşılan başlığın tamamını veya bir kısmını beraberlerinde kızın babasına veya velisine vermek üzere götürürler. Kesimde anlaşılan başlığı ve ziynet eşyalarından bir kısmını götürmeden de gidilebilir. Bu yine tarafların anlaşmalarına bağlıdır. Oğlan ve kız evinin kadın ve erkekleri ayrı ayrı odalarda otururlar. Birbirleriyle tanışırlar. Kız evi gelen misafirlere çeşitli meyvalar[Only Registered Users Can See Links] çaylar[Only Registered Users Can See Links] kahveler[Only Registered Users Can See Links] çerezler genellikle de yöreye ait çiğköfte ve peynirli kadayıf ikram eder.Nişan gününün tarihi belirlenir[Only Registered Users Can See Links] nişan günü yapılması kararlaştırılan hazırlıklar konuşulur ve gece ziyaret sona erer.

Nişan
Urfa'da yapılan nişan törenleri başka illerimizde yapılan nişan törenlerine benzemez. Kız ve erkek birbirlerini görmeden (çok yakın akrabalıklar istisna) ve konuşmadan nişanlanırlar. Kızın istenmesinden sonra nikâh yapılıncaya kadar[Only Registered Users Can See Links] damat adayının kız evine gidip gelmesi hoş karşılanmaz[Only Registered Users Can See Links] dini nikâh yapılmadığı için birbirlerine görünmeleri[Only Registered Users Can See Links] konuşmaları[Only Registered Users Can See Links] yörenin örf ve adetlerine göre ayıp[Only Registered Users Can See Links] dini kurallara göre haram ve günah sayılır. Nişan merasiminin çevrenin adetlerine göre kız evinde yapılması gerekir. Oğlan evi tarafından birkaç kadın nişandan bir veya iki gün önce nişan şerbetinin hazırlanması için kız evine giderler.
Kız evi nişan için gerekli hazırlıkları tamamlar. Nişan günü hazırlanan şerbetleri genç kızlar misafirlere servis yaparlar. Hazırlanan bu şerbetten damat adayının da içmesi arzulanır. Bir sürahi içerisine şerbet konur[Only Registered Users Can See Links] üzerine beyaz ipek bir mendil örtülür[Only Registered Users Can See Links] mendilin üzerine ise kırmızı bir kurdela ile oğlanın nişan yüzüğü bağlanır. Kız evinin tanıdığı yaşlı bir hanım şerbeti alarak oğlan evine götürür[Only Registered Users Can See Links] oğlan da yüzüğü parmağına takar ve şerbetten içerek nişanlanmış olur. Nişan yapılan kız evinde gelin adayı giyinip hanım misafirlere "Hoş geldiyiz" diyerek misafirlerin yanında oturur.
Kirve kızı tebrik ederek oğlan evinin yaptırdığı yüzüğü onun parmağına takar. Müzik dinlenir[Only Registered Users Can See Links] sohbet edilir. Mevsimine göre yiyecekler[Only Registered Users Can See Links] içecekler ikram edilir[Only Registered Users Can See Links] nişan merasimi bittikten sonra zılgıtlar çalınır[Only Registered Users Can See Links] nikâh ve düğün günü kararlaştırıldıktan sonra misafirler dağılır. Nişandan sonra Pazar ve Perşembe olmak üzere haftada iki gün oğlan evi tarafından kiralanan otomobillerle gelin adayı ve hanım akrabaları şehirde gezdirilir. Bu gezmeler nişan gününden nikâh yapılacak güne kadar fasılalarla devam eder.
Nişanlanan erkek[Only Registered Users Can See Links] kurban bayramında nişanlısına koç gönderir. Boynuzuna kırmızı eşarp ve buna bağlı bir çeyrek altınla süslenmiş olan koç hediye edilir. Buna "Gelin Kurbanı" denir. Nişanlılık devresi yaz aylarına tesadüf ederse ki[Only Registered Users Can See Links] genellikle tesadüf eder[Only Registered Users Can See Links] oğlan nişanlısına bahçelerde özel olarak hazırlanmış bir merkep yükü has (marul) gönderir. Gönderilen hasın üzerine gözü ve ruhu okşayıcı renklerde kumaşlar atılır. Buna da "Gelin Hası" denir.

Nikâh
Nikâhı iki kısımda incelemek mümkündür. Resmi nikâha yörede "Saray Nikâhı" denir. Belediye Sarayı'nda yapıldığından bu şekilde isimlendirilir. Dini nikâha ise "Hoca Nikâhı" denir.
1. Resmi Nikâh: Türk Medeni Kanunu'na göre nasıl yapılacağı tarif edilmiştir. Uygulama yurdumuzun bütün illerinde aynıdır.

2. Dini Nikâh: Dini nikâh yapılmadan birkaç gün önce bütün akraba ve yakınları çağırmak için haber veya davetiye gönderilir. Yörenin adetlerine göre nikâhın kız evinde yapılması gerekir. Kız evinde yapılmayan nikâhlar ayıp[Only Registered Users Can See Links] başkasının evinde oğlanın nikâhının yapılması ise oğlan evine hakaret sayılır. Dini nikâh genellikle Pazar günü erken saatlerde yapılır.
Kız evinde[Only Registered Users Can See Links] oğlan evinin göndermiş olduğu malzemeler şerbet yapılarak hazırlanır. Nikâh yapılacak günün sabahı hoca gelir ve kendisine ayrılan yere oturur. Kız tarafının tanıdığı bir erkek kızın kendisine vermiş olduğu sözlü akit vekâletnamesine dayanarak söz sahibidir. Oğlan tarafından da bir erkek yine nikâh için damat adına nikâhlanma yetkisine sahiptir.
Hoca[Only Registered Users Can See Links] vekillerden hangisinin kızın[Only Registered Users Can See Links] hangisinin erkeğin vekili olduğunu sorar. Daha sonra vekiller hocanın dua ve sorularından sonra "Vekâletim hesabiyle aldım hellallığa kabul ettim" diyerek dini esaslara göre nikâhı kıymış olur. Son zamanlarda Belediye Sarayı'nda her iki nikâhın da yapıldığı görülmektedir.

Düğün
Düğünün tarafların tesbit ettiği gün ve yerde yapılmasına karar verilir. Urfa'da evlenme düğünü denince akla iki düğün gelir.
1. Avrat Düğünü[Only Registered Users Can See Links]
2. Erkek Düğünü.
Gerçekte bu iki düğünü ayrı ayrı incelememizin sebebi[Only Registered Users Can See Links] avrat düğünü; kız evinin hanımları ile oğlan evinin hanımları arasında yapılır. Erkek düğünü ise sadece oğlan tarafının akraba ve tanıdıklarının katılmasıyla yapılır. Kız tarafından bir erkeğin yapılacak düğüne katılması ayıp sayılır.

1. Avrat Düğünü: Düğün gününden bir hafta önce taraflar akraba ve komşulara indekçi aracılığı ile haberler gönderip düğüne davet ederler. Düğün sonbahar veya kışa rastlıyorsa patpat[Only Registered Users Can See Links] kavurga[Only Registered Users Can See Links] ağzıyumuk[Only Registered Users Can See Links] çekçek[Only Registered Users Can See Links] bastık[Only Registered Users Can See Links] kesme[Only Registered Users Can See Links] sucuk[Only Registered Users Can See Links] v.s. yiyecekler götürülür. Gönderilen indekçiler ev ev dolaşarak düğün sahiplerinin yani kız ve oğlan tarafının davetini sözle iletirler. Haberi getiren indekçiye hanımlar bahşiş verirler.Düğünün yapılacağı evin avlusunun büyük olması gerekir. Amaç misafir çokluğu karşısında düğün sahiplerinin mahcup olmamasıdır.
Düğünün yapıldığı gün[Only Registered Users Can See Links] düğün evinde hiçbir erkek bulunmaz[Only Registered Users Can See Links] daha doğrusu bulundurulmaz. Sadece evin dış kapısında bir erkek oturtulur. Bu da dışarıdan gelecek bir haberi içeri kimseyi sokmadan yüksek sesle bağırmak veya bir çocukla haberi hanımlara iletmek görevini üstlenir.Düğünde enstrüman çalanların hiçbirinin gözü görmez. Şayet kör çalgıcı bulunamaz[Only Registered Users Can See Links] gözlü müzisyen getirme zorunda kalınırsa[Only Registered Users Can See Links] hanımları görmemeleri için araya perde çekilip arkasında oturtulur. Yaşlı bir kadın veya çocuk aracılığı ile müzisyenlere isteklerini iletirler. Günümüzde azda olsa bu kural geçerliliğini yitirmek üzeredir. Düğünlerin çoğu artık salonlarda yapılmaktadıDüğünde genellikle "dörtlü mendil"[Only Registered Users Can See Links] lorke gibi mahalli oyunlar oynanır.
Düğün esnasında gelin oynatılır[Only Registered Users Can See Links] gelin oynarken başına para çevrilir. Çevrilen bu paraları düğünde hizmet eden hanımlar nişanlı veya sözlü kızların başına çevirip "Ağbatı siye ola" der ve yakınında bulunanlar da "Amin" diyerek tasdik ederler. Düğüne yemek için getirilen yiyecekler[Only Registered Users Can See Links] düğüne bir süre dinlenmek için ara verildiğinde yenir. Gelenler birbirlerine yiyeceklerinden ikram ederler. Düğün öğlenden sonra başlar[Only Registered Users Can See Links] gecenin geç saatlerine kadar yaklaşık 7-8 saat sürer.
[Only Registered Users Can See Links]
2. Erkek Düğünü: Düğün gününden birkaç gün önceden bütün misafirlere bir erkek işçi tarafından haber gönderilir. Düğün genellikle geniş hayadı (avlusu) olan evlerde yapılır. Düğünde; iki ayak[Only Registered Users Can See Links] abravi[Only Registered Users Can See Links] girani[Only Registered Users Can See Links] derik[Only Registered Users Can See Links] dörtlü degenek gibi mahalli oyunlar oynanır.
Bu oyunlardan dörtlü degenek oyunu oldukça maharet isteyen oyunlar olduğundan düğünün en görkemli bölümünü oluşturur. Erkek düğününün yapıldığı evin çevresinden[Only Registered Users Can See Links] damlardan ve duvarlardan yüzleri bürüklü düğünü izleyen hanımlar ise zılgıt çalarak oyuna ve oyunculara heyecan ve hareket vermek için onları coştururlar.
Bu iki oyun sırasında düğünün daha da coşkulu devam etmesini isteyen düğün sahipleri ise başını yukarıya kaldırarak kadınlara hitaben "Zılgıt çalmıyanın gişisi öle" der. Bunun üzerine bütün kadınlar coşkulu bir şekilde zılgıt çalarlar veya misafirleri biraz kahkaya boğmak için "Zılgıt çalmayanın kaynanası öle" dendiğinde "İnşallah" diyerek zılgıt çalmayanlar olduğu gibi[Only Registered Users Can See Links] kaynanasıyla birlikte düğüne gelenler ise ister ismez zılgıtla katılırlar.
Bir tarafta düğün ve eğlenceler devam ederken diğer tarafta davetliler için yemekler hazırlanır. Yörenin yemeklerini çok sayıda misafire hazırlamak için usta aşçılar ve hizmetçiler tutulur. Düğünün bir anında damadın yakın akraba ve arkadaşlarından birkaç büyük ve çocuklar daha önceden kız evinde hazırlanmış olan damadın çamaşırları[Only Registered Users Can See Links] damatlık elbisesi[Only Registered Users Can See Links] terlik ve pijaması[Only Registered Users Can See Links] çorap ve ayakkabısını almak üzere çalgıcılarla birlikte çala söyleye kız evine giderler. Asbap getirmek için yola çıkan bu grup mahalle aralarında sokaklardan türkü[Only Registered Users Can See Links] mani söyleyerek geçerler.
Kız evi önünde söylenen türkülerden sonra[Only Registered Users Can See Links] damadın elbiselerinin bulunduğu siniyi bir erkek işçi başına alarak mani[Only Registered Users Can See Links] türkü söyleyerek yine aynı şekilde dönüp düğün yapılan eve gelirler. Düğün evinde daha önceden hazırlanmış olan üstünde zeytin dalları ve dallara bağlanmış mumlarla bezenmiş "Güvegi Tahtı"ndaki mumlar yakılır. Uzaktan düğünü seyreden hanımlar ise zılgıt çalarak olayı şenlendirirler.
Damat ise düğün evinde boş bir odaya arkadaşları ile birlikte girer ve getirilen çamaşırları ve elbiseyi giyer. Odadan ceketsiz olarak çıkar ve kendisine ayrılan taht'ın yanına gelir. Küvre ise damadın giymediği ceketini çalgıcılarınrefaketinde müzik eşliğinde giydirir. Bu sırada damadın elbisesinin getirildiği sini içerisinde bulunan şeker ve ****l paralar havaya serpilir[Only Registered Users Can See Links] havai fişekler yakılır[Only Registered Users Can See Links] kadınlar zılgıt çalarak bunu kutlarlar. Bu sırada damadın elbisesinin getirildiği sini içerisinde bulunan şeker ve ****l paralar havaya serpilir[Only Registered Users Can See Links] havai fişekler yakılır[Only Registered Users Can See Links] kadınlar zılgıt çalarak bunu kutlarlar. Düğünde hizmet eden işçiler[Only Registered Users Can See Links] çalgıcılar sıra ile gelerek önce[Only Registered Users Can See Links] tahtın bir yanında damadın yanında oturan küvre'den sonra da damattan bahşişlerini alırlar. Diğer tarafta hazırlanan yemekler servis yapılmak üzere düzenlenir. Misafirler yemeğe davet edilir. "Mırra" denilen acı kahve[Only Registered Users Can See Links] sigara ikram edilir. Bu yemeğe "Asbap Yimeği" denir.

Kına Gecesi-Asbap Gecesi
"Gelin" Perşembe günü gidecekse[Only Registered Users Can See Links] Çarşamba akşamı; Pazar günü gidecekse[Only Registered Users Can See Links] cumartesi akşamı (yani damadın elbise giydiği günün akşamı) yapılır. Kız evinde hanımlar[Only Registered Users Can See Links] oğlan evinde erkekler toplanır. Damadın arkadaşları ve akrabalarının toplantığı yerdeki eğlenceye "Asbab Gecesi" kadınların toplandığı yerdeki eğlenceye ise "Kına Gecesi" denir. İkisi de aynı gece ve aynı saatlerde başlar. Gece saat onbire doğru oğlan evi tarafından kadın[Only Registered Users Can See Links] erkek ve çocuklardan bir grup kına gecesi yapılan eve toplu halde yine türkü mani söyleyerek çalgıcılarla birlikte giderler. Gecenin karanlığında dar sokaklardan[Only Registered Users Can See Links] kadınlar önde[Only Registered Users Can See Links] çocuklar ortada[Only Registered Users Can See Links] erkekler arkada olmak üzere toplu olarak yürürler. Ellerindeki fanıs denilen gaz lambaları yollarını aydınlatır. Bu topluluktan ara sıra geriye kalmış bir hanım olursa[Only Registered Users Can See Links] koruma görevini üstlenen erkeklerden biri "Ayallar öge" diyerek kadının hızlı yürümesini ikaz eder. Gelin ve damadın isimlerine göre;
Portakalı oyarlar
İçine kına koyarlar
Evvel adi Fatma'dı
Şimdi gelin koyarlar
Hala hala heey....
Bahçalarda pırpırım
Yaprağı dilim dilim
Biz Ahmedi everdıh
Hasan'a Allah Kerim
Hala hala heey....
Kına evine iyice yaklaşıldığında ise genellikle[Only Registered Users Can See Links]
Çakmak çakmağa geldıh
Kına yahmağa geldıh
Ayşe Dayze ağlama
Kıziy almağa geldıh
Hala hala heey....
Birkaç gün önceden kız evine gönderilen kına küvrenin hanımı tarafından bir kab içerisinde dua okunmuş süt ile yoğrulur. Gelin ise damadın akrabalarından iki hanım tarafından koluna geçilmek suretiyle getirilerek küvrenin önüne oturtulur. Gelin ağlamaya başlar. Gelin kınaya çıkarken mutlaka ağlaması gerekir[Only Registered Users Can See Links] aksi halde ayıplanır. Bu sırada kapı önünde bekleyen erkekler arasında bulunan çalgıcılardan biri kaval veya keman ile hüzünlü bir taksim yapar. Erkeklerden biri hoyrat okur.
Kah gidelim
Kınayı yak gidelim
Gözele doymak olmaz
Üzüne bak gidelim
Merdivana
Sarıl çık merdivana
Yar sevmah yigit kârı
Ne bilir her divana
Bunun peşinden hanımların hepsi gelinin ağlamasına katılır[Only Registered Users Can See Links] hep birlikte ağlarlar. Oğlan evi tarafı hanımlar ise gelin götürecekleri için sevinçlidirler. Bir yandan ağlama[Only Registered Users Can See Links] bir yandan sevinç gösterisi[Only Registered Users Can See Links] bazen iki aile arasında sözlü atışmaya dönüşür. Küvre[Only Registered Users Can See Links] gelinin avucunun içine bir altın koyarak kınayı yakar. Daha önce gelinin yüzüne örtülen pembe duvak açılarak gelinin kına yakılan eline bağlanır. Çocukların ellerinde tepsilere dikilmiş olan mumlar yakılarak gelinin başına çevrilir.
Kapı önünde bekleyen erkekler hep birlikte
Urfalıyam ezelden
Göynüm geçmez gözelden
Göynümün gözü çıksın
Sevmiyeydim ezelden
Ağam olasan Ömer
Paşam olasan Ömer
Benim olasan Ömer
Yetim kalasan Ömer[Only Registered Users Can See Links] türküsünü söylerler...
Kınası yakılan gelin baba evinden ayrılmadan önce büyüklerinin ellerini[Only Registered Users Can See Links] arkadaşlarının yüzlerini öperek gözyaşları arasında veda ederek ayrılır.
O yanı keçe bı yanı keçe
Kız anasının emegi heçe
Hala hala heey....
Oğlan tarafı gelini alarak kız evinden ayrılırlar.
"Masa üstünde bekmez
Bı bekmez biye yetmez
Şu Urfa'nın kızları
Taksisiz gelin getmez."
"Ay doğar ayazlanır
Gün doğar beyazlanır
Gelin olacah kızlar
Hem gider hem nazlanır" Hala hala heey...
Gelin[Only Registered Users Can See Links] önceden hazırlanmış olan özel bir odada karşılanır. Kadınlar ise zılgıt çalarak gelini kutlamaya devam ederler. Gelin kapıdan girerken kendisine verilen bir "narı" oda kapısının üst tarafına atarak narı kırar. Kırılarak dağılan nar tanelerinin toplanarak evlenecek yaşa gelmiş[Only Registered Users Can See Links] genç kızlara yedirilmesi uğurludur.
"Su koydum su tasına
Gül koydım ortasına
Biz gelini getirdıh
Ağamın odasına"
Sâbahleyin[Only Registered Users Can See Links] gelin ve beraberinde gelenlere özel olarak hazırlanmış kahvaltı sofrası hazırlanır. Öğlenden sonra ise süpha yemeği ikram edilir.

Süpha Yemeği
Gelin[Only Registered Users Can See Links] damat evine getirildiği günün sabahı[Only Registered Users Can See Links] gelin evinden başka bir yerde süpha yemeği merasimi düzenlenir. Süpha; pirinç[Only Registered Users Can See Links] şeker[Only Registered Users Can See Links] et[Only Registered Users Can See Links] çekirdeksiz üzüm[Only Registered Users Can See Links] nohut[Only Registered Users Can See Links] yağ gibi malzemelerle hazırlanır. Yemekte; kuzu içi[Only Registered Users Can See Links] Üzlemeli pilav[Only Registered Users Can See Links] Etli pilav[Only Registered Users Can See Links] tatlı olarak da zerde ikram edilir. Süpha yemeğine istisnasız herkes davet edilir. Oturan gruplar yine gruplar halinde çağrılır. Yemek verme işi devam ederken damadı traş edecek olan berber gelip boş bir odada damadı traş eder. Küvre ve damat berbere ve çırağına bahşiş verirler.
Akşam vakti yaklaştığında damada da bu yemeklerden verilir. Daha sonra "damat" ve arkadaşları "süpha" verilen evden ayrılırlar. Yürüyerek dar sokaklardan geçip "gelinin" bulunduğu kendi evine gelirler. Damat gerdeğe girmeden önce hoca dualar okur ve damat evin kapısından içeri girer. Evin avlusunda baba ve annesinin ellerini öperek zifaf odasına girer.

Güvegi Hamamı
Damat[Only Registered Users Can See Links] evliliğin sabahı erken saatlerde akraba ve arkadaşları tarafından hamama götürülür. Damat[Only Registered Users Can See Links] daha önceden hamamcı haberdar edildiğinden oturması için zeytin dalları ile süslenmiş olan tahta oturtulur.
Hamama davet edilen misafirler yıkanıp çıktıktan sonra damat da yıkanarak yine bu tahtta oturur.
Kutlamaları kabul eder. Damadın arkadaşlarından biri "Hamam yimegini ben yapıyam" diyerek hamama gelen misafirleri yemeğe davet eder. Yemeği yapan kimsenin evinde toplanılır ve yörenin yemeklerinden olan mevsimine göre patlıcanlı[Only Registered Users Can See Links] domatesli[Only Registered Users Can See Links] elmalı[Only Registered Users Can See Links] yoğurtlu kebaplardan yapılır. Üstüne de tatlı olarak yine kadayıf ikram edilir. Yemekten sonra arkadaşları[Only Registered Users Can See Links] yakınları[Only Registered Users Can See Links] damadı evine götürürler. Kendileri de işlerinin başına dönerler. Yanı gün[Only Registered Users Can See Links] "gelin" ise kocası başta olmak üzere kayınbabasına[Only Registered Users Can See Links] kaynanasına[Only Registered Users Can See Links] kaynına[Only Registered Users Can See Links] görümüne çeşitli hediyeler verir. Buna çeyiz günü denir.

Duvak Günü
Evliliğin ikinci günü duvak günüdür. O gün gelinin yakınları[Only Registered Users Can See Links] tanıdıkları gelin evine gelirler. Damat ise duvak yemeğinin hazırlanması için bir koç aldırır. Yemekler hazırlanır[Only Registered Users Can See Links] gelin ise gelinliğini giyinip yüzünü gelin duvağı ile kapatıp gelip misafirlerin yanına oturur. Oğlan evinden 8-10 yaşlarında bir erkek çocuk gelinin duvağını kaçırır ve duvağı damada götürerek damattan bahşiş alır. Kadınlar bu duvak kaçırma anında yine zılgıt çalarak bunu kutlarlar.
Duvak kaçırma sabahleyin yapılır. Duvak gününe gelenler çeşitli hediyeler verirler. Bu hediye verenler genelde çok yakın akraba olanlardır. Duvak akşama kadar devam eder. Yemekler yenir. Duvak gününe gelinin annesinden başka bütün akrabalar katılırlar. Duvak gününün akşamı ise gelinin annesi[Only Registered Users Can See Links] kızını ve damadını "akşam yemeği"ne çağırır. Damat kaynanasının elini öptüğünde ona çeşitli hediyeler verir.

Gelin Hamamı
Evliliğin onbeşinci günü (Cumartesi veya Perşembe) bütün dost ve akrabalar hamama davet edilir. Gelin[Only Registered Users Can See Links] baba evinden çeyiz olarak getirdiği hamam takımlarını bir bohça içerisinde getirir. Bu bohçayı getiren natır ve gelini yıkayan[Only Registered Users Can See Links] bohçasını açan kaymelere hamamdan sonra bol bahşiş verilir.
Genellikle Yıldız Hamamı'na gidilir (bu hamam şimdi yoktur). İnanışa göre Yıldız Hamamı'na giden gelin kocasına parlak[Only Registered Users Can See Links] alımlı[Only Registered Users Can See Links] yıldız gibi görünür veya Cincıklı Hamam'a gidilir ki gelin kocasına cincık gibi görünsün. Hamam o gün ücretli müşteri almaz[Only Registered Users Can See Links] bütün masrafları oğlan evi karşılar.
Hamamda bulunan bir tahtın üstüne halılar[Only Registered Users Can See Links] minderler serilir. Onların üstüne el işlemeli beyaz örtüler yayılır. Hamama davet edilen bütün misafirlere damat tarafından yaptırılan kebaplar ve tatlılar ikram edilir. Ayrıca "damat evi" tarafından evde hedik hazırlanarak hamama getirilir.
Gelin ise güvegi hamamında olduğu gibi misafirlerden sonra yıkanıp kendisi için hazırlanan yerde oturur. Zeytin dalları ile süslenmiş olan tahttaki mumlar yakılır. Gelini kutlayan misafirler hamamdan ayrılırlar.

SÜNNET

Sünnet düğününde yine küvre denilen vekil vardır. Küvre sünnet olacak çocuğu veya çocukları kucağına alarak sünnet ettirir. Sünnet düğününden birkaç gün önce[Only Registered Users Can See Links] gelecek olan misafirlere verilmek üzere yemekler hazırlanır. Sünnet düğününün belli başlı yemeği yörede tirit denilen yemektir.Sünnet düğününden bir gün önce sünnet olacak çocuk at[Only Registered Users Can See Links] atlı araba[Only Registered Users Can See Links] otomobil v.s. binek hayvanı veya vasıtalardan biriyle şehirde gezdirilir. Genellikle Dergâh denilen İbrahim Halil Camii'ne götürülerek buradaki kutsal olduğuna inanılan suyla yüzü yıkanır ve içirilir.
Sünnet yapılacak günün (genelde Pazar) sabahı erken saatlerde misafirler toplanırlar. Sünnet olacak çocuğu küvre kucağına alarak sünnet yapılacak masanın yanındaki yerde oturur. Sünnet anında uyuşturucu iğne yapılmadığından[Only Registered Users Can See Links] sünnet olacak çocuk acıyı duymasın diye sürekli ağzına şeker ve lokum konur. Hazırlanan yatağına yatırılır. Yemeğe misafirler gruplar halinde alınır. Yemekten sonra ise yine acı kahve ve sigara ikram edilir.
Kirvelik
Türk toplumunda kirveliğin yeri ve önemi büyüktür. Urfa'da ise kirvelik çok daha başka anlamlar yüklenir[Only Registered Users Can See Links] derin bağlar kurar. Oğlunu sünnet ettirecek ya da evlendirecek ailenin kirvesi yoksa[Only Registered Users Can See Links] aile reisi çok iyi düşünerek[Only Registered Users Can See Links] ailenin kirveliğini yapacak uygun birisini bulur. Seçilen adaya kirvelik önerilir. Aday genellikle öneriyi kabul eder. Zira[Only Registered Users Can See Links] kirvelik[Only Registered Users Can See Links] bir onur ve itibar meselesidir.
Kirvelik kabul edilmişse[Only Registered Users Can See Links] kirveye uygun bir hediye gönderilir. Bu çocukların sünnetine ya da delikanlılarının evlenmesine işarettir. Kirve hediyesini hoşnutlukla alır. Sünnet sözkonusu ise[Only Registered Users Can See Links] çocukların sünnet elbiselerini yaptırır; evlenme ise[Only Registered Users Can See Links] düğün[Only Registered Users Can See Links] süpha[Only Registered Users Can See Links] hamam yemeği ve diğer törenleri üstlenir. Düğünde damadın elbisesini giydirir. Düğünde damadın yanıbaşında bulunur ve süpha ziyafetinde damat ile beraber tahtta oturur. Aşçıya[Only Registered Users Can See Links] davulcuya[Only Registered Users Can See Links] berbere[Only Registered Users Can See Links] kahveciye ve gereken yerlere damat ile birlikte bol bol bahşiş verir. Damadın gerdeğe konulmasında bulunur. Düğünden sonra[Only Registered Users Can See Links] uygun bir hediye ile evli çifti ziyarete gider.
Kirve[Only Registered Users Can See Links] ailenin kirvesidir. Genellikle kendisine[Only Registered Users Can See Links] "Kirve" diye hitap edilir. Kirve ile kirve olunan aile arasında çok sıkı ilişkiler kurulur. Bu ilişki[Only Registered Users Can See Links] kan bağı kadar yoğun ve güçlüdür. İki aile artık birbirinden kız alıp vermez. Kirvenin saygınlığı ve otoritesi tartışılmaz. Kirvelik[Only Registered Users Can See Links] babadan oğula geçer. Eğer arada çok önemli bir problem çıkmaz ise[Only Registered Users Can See Links] kirvelik bağı asla kopmaz[Only Registered Users Can See Links] devam eder. Beş-on kuşak ötelerden gelen kirvelikler vardır. Kirvenin oğlu olmaz ise[Only Registered Users Can See Links] kendisinden sonra[Only Registered Users Can See Links] kirvelik de noktalanmış olur
Sahaniye
Şanlıurfa'ya özgü bir toplantı ve eğlence biçimidir. Genelde orta yaş arkadaşlar arasında yapılır. Kaç kişi arasında olacağına dair kesin bir kural yoktur. Sahaniye gezecek arkadaşların çok samimi ve akran olması gerekir. Sahaniye'de arkadaşlıklar daha da pekişik ve ilerler. Sahaniye gezmeleri genelde kış aylarında[Only Registered Users Can See Links] özellikle ramazanlarda olur. Belirli bir arkadaş grubu ya belirli bir yerde[Only Registered Users Can See Links] bir odada toplanırlar[Only Registered Users Can See Links] ya da herbirinin evinde sırayla birer gece toplanırlar. Üst üste her gece olabileceği gibi[Only Registered Users Can See Links] gün aşırı ya da haftada 2-3 gece de yapılabilir.
Sahaniyede genel kural[Only Registered Users Can See Links] herkesin evde pişirilen yemekten toplanılacak yere getirmesidir. Sözgelimi[Only Registered Users Can See Links] arkadaş grubu 8 kişiyse o gece sofraya 8 çeşit yemek konulmuş olur. Sahaniyede bazen yemekler ve tatlılar[Only Registered Users Can See Links] arkadaşlar arasında taksim edilir. 8 kişi 2 gruba da ayrılabilir 4 kişi bir gece[Only Registered Users Can See Links] diğer 4 kişi de başka bir gece yapar. Sahaniyede yemek[Only Registered Users Can See Links] genelde yer sofrasında yenilir. Ev sahibi-misafir ayrımı yoktur. Herkes ev sahibi gibi hizmet eder[Only Registered Users Can See Links] sofrayı hazırlar. Sözgelimi çiğköfte yapılacak ise[Only Registered Users Can See Links] köfteyi en iyi yoğurabilen yoğurur. Köfte olunca ayran mutlaka olur. Yemekten sonra da tatlı yenir.
Gerek yemek ve gerekse tatlılar mutlaka evde yapılır. Çarşıda pek yapılmaz ve çarşıda yaptırılan yemek ve tatlıya da sofrada itibar edilmez. Bazı evlerin kendine özgü[Only Registered Users Can See Links] meşhur yemek ve tatlıları vardır. İyi hazırlanmış yemek ve tatlı getiren önce methedilir[Only Registered Users Can See Links] iltifatlar yağdırılır[Only Registered Users Can See Links] gururu okşanır ve sonunda da ödül!) olarak bir ziyafet yüklenir.
Oda Geleneği
Oda[Only Registered Users Can See Links] sıra gecelerine çok benzer. Aynı çevrenin arkadaşları belirli bir yerde bir oda veya bir daire tutar ve sererler. Sergi için gerekli eşya ve malzemeleri ya çarşıdan ortaklaşa alırlar[Only Registered Users Can See Links] ya da herkes evinden birşeyler getirir. Bir de işleri yapacak etrafı temizleyecek bir adam tutarlar. Odanın bütün giderleri ortaklaşa ödenir.
Odada cumartesi öğleden sonra ve Pazar günleri oturulur. Odaya her gece belirli bir saatte gelinir. Orta hizmetini gören adam[Only Registered Users Can See Links] daha evvel gelir. Temizliği yapar[Only Registered Users Can See Links] mangalı ya da sobayı yakıp odayı ısıtır. Acı kahveyi hazırlar. Nargile içenlerin nargilelerini temizler. Odaya[Only Registered Users Can See Links] sahaniye usulü yemek getirilebilindiği gibi harafane de yapılarak çeşitli yemekler ya da çiğköfte yapılır ve yenir. Odadaki yemekleri yemek yapabilenler yapar. Odada oyunlar oynanır[Only Registered Users Can See Links] saz çalınıp türküler ve gazeller söylenir. Sohbet edilir[Only Registered Users Can See Links] hatıralar anlatılır ve kitaplar okunur. Oda genelde her gece açılır. Bilhassa yağmurlu ve soğuk kış günlerinin pazarlarında oda alemleri çok güzeldir. Pazar günleri hava açık ve kıra gitmeye uygunsa oda arkadaşları hep birlikte kıra giderler. Bu bir köy olabileceği gibi[Only Registered Users Can See Links] bahçe de olabilir.
Bağ-Bahçe-Dağ Gezme ve Yatı Geleneği
Bağ[Only Registered Users Can See Links] bahçe dağ gezme ve yatmaları Urfalı'ya özgü bazı özellikler taşır. Kırlara bahar ve yaz aylarında gidilir. Kişi sınırlaması yoktur. 5 ila 20 arkadaş arasında değişir. Yatıya ya devamlı[Only Registered Users Can See Links] ya da bir-iki geceliğine gidilir. Devamlı gidenler[Only Registered Users Can See Links] daha donanımlı giderler[Only Registered Users Can See Links] gedecekleri yere önce halı[Only Registered Users Can See Links] kilim[Only Registered Users Can See Links] keçe ve hasır gibi yere serileceklerle yataklarını götürürler. Geceleri soğuk olacağı gibi kürkler de unutulmaz. Ayrıca[Only Registered Users Can See Links] gerekli mutfak malzemeleri[Only Registered Users Can See Links] mangal[Only Registered Users Can See Links] kebap için şiş ve kömür de götürülür. Yatıda genellikle 1-2 gün kalınabilir. Bir ay ve daha fazla kalan gruplar da olur. Kalma süresi[Only Registered Users Can See Links] arkadaş grubunun durumuna göre değişir.
Cumartesi ve Pazar günleri devamlı kalınır. İş günlerinde[Only Registered Users Can See Links] ise[Only Registered Users Can See Links] sabah erkenden şehre gelinir[Only Registered Users Can See Links] akşamları dönülür. Yemek ya sırayla yapılır[Only Registered Users Can See Links] ya herkes elinden geleni yaparak ortaya koyar[Only Registered Users Can See Links] ya da yemek pişirmesini bilenler devamlı yemek yapmayı üslenirler. Her grup bir adam tutar. Bu adam etrafı temizler[Only Registered Users Can See Links] bulaşıkları yıkar[Only Registered Users Can See Links] ateş yakar ve gerekirse şehre giderek malzeme ve yiyecek satın alır. Ulaşım ve yük taşıma aracı genellikle ya bir merkep[Only Registered Users Can See Links] ya da bir beygirdir.
Geceleri sazlar[Only Registered Users Can See Links] cümbüşler çalar[Only Registered Users Can See Links] Davûdi sesliler gazel ve türküler okur. Bu gazel ve türküler etrafındaki komşu gruplardan duyulur. Duyanlar da[Only Registered Users Can See Links] gazel[Only Registered Users Can See Links] türkü ve hoyratlara cevap verirler. Bu hallerde bazen iddialaşmalar olur. Karşılıklı söylemeler sabaha kadar devam eder. Dağlarda yatıya kalmak çok eski bir gelenektir. Gitmenin[Only Registered Users Can See Links] kalmanın[Only Registered Users Can See Links] yemek hazırlamanın[Only Registered Users Can See Links] yemek yemenin[Only Registered Users Can See Links] oturmanın ve eğlenmenin bir adabı vardır. Adaba uymayanlar[Only Registered Users Can See Links] taşkınlık yapanlar gruptan uzaklaştırılır.
Bir yada iki geceliğine yatıya gidenler ise[Only Registered Users Can See Links] ya Cuma[Only Registered Users Can See Links] ya da cumartesi akşamı gidip Pazar akşamı dönerler. Geçmişte kadınlar da kıra giderlerdi. Çarşamba ve Cumartesi günleri öğleden sonraları genellikle aile fertleri[Only Registered Users Can See Links] komşu ya da akraba aile eşliğinde giderlerdi. Kadınların gittikleri gezi yerleri günümüzde artık iskan sahaları oldu[Only Registered Users Can See Links] gecekondularla kaplandı. Kadınlar genellikle çiğköfte ile giderler[Only Registered Users Can See Links] bazen de evde yaptıkları yemekleri götürürlerdi. Özellikle erkeklerin gittikleri başlıca dağ ve diğer mesire yerleri şunlardır:Bağ evleri[Only Registered Users Can See Links] Kanlı Mağara[Only Registered Users Can See Links] Delikli Mağara[Only Registered Users Can See Links] Şıh Maksut[Only Registered Users Can See Links] İpek Mağarası[Only Registered Users Can See Links] Merkêfe[Only Registered Users Can See Links] Top Dağı[Only Registered Users Can See Links] Dip Karlık[Only Registered Users Can See Links] Karlıklar[Only Registered Users Can See Links] Dev Teşti[Only Registered Users Can See Links] Halepli Bahçesi[Only Registered Users Can See Links] Karaköprü[Only Registered Users Can See Links] Cavsak Suyu ve Zeytinlik.
Harefene
Harefene akran ve samimi arkadaşlar arasında olur. Varlıklılar ve gençler harefeneye pek itibar etmezler. Bu bakımdan harefene daha çok dar gelirliler arasında yapılır. Harefenede yapılan masrafları bölüşmek esastır. Tüm masrafları bir ya da iki kişi yapar. Sonra bölüşülür. Harefene gündüz olabileceği gibi gece eğlencelerinde de olur.
SIRA GECELERİ:
Şanlıurfa folkloru denince; türküleri[Only Registered Users Can See Links] hoyratları[Only Registered Users Can See Links] çiğköftesi ve " sı ra geceleri " akla gelir. Özellikle kış gecelerinde[Only Registered Users Can See Links] yaşları[Only Registered Users Can See Links] işleri ve ekonomik durumları birbirine yakın arkadaş gruplarının[Only Registered Users Can See Links] her hafta bir arkadaşın evinde olmak üzere[Only Registered Users Can See Links] haftada bir akşam[Only Registered Users Can See Links] belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara " Sı ra Gecesi " denmektedir.
Sıraya katılanlar[Only Registered Users Can See Links] sıra gecesinin kurallarına uymak zorundadır. Bu kurallardan bazıları şöyledir: Önceden belirlenen sıraya gelme saatine uyulur[Only Registered Users Can See Links] uymayanlara ceza verilir. Sıraya gelen misafirler veya yaşça büyük olanlar[Only Registered Users Can See Links] saygı ifadesi olarak üst tarafta oturtulur; ev sahibi ise kapıya yakın oturur. Sıra gecesinde müzik makam geleneğine göre icra edilir. Müzik icra icra edilirken konuşmak[Only Registered Users Can See Links] sohbet etmek hoş karşılanmaz. Sıra grubunun seçilen bir başkanı vardır. Başkan[Only Registered Users Can See Links] sıra gecesinin yönetimini üstlenir[Only Registered Users Can See Links] kurallara uymayanlara verilen cezaları uygular.
Sıra gecelerinin en önemli fonksiyonlarından biri sohbettir. Konuşulan konular[Only Registered Users Can See Links] sıra gezenlerin mesleklerine[Only Registered Users Can See Links] kültür ve sanat seviyelerine[Only Registered Users Can See Links] tahsillerine göre değişirse de[Only Registered Users Can See Links] sırada; sağlık[Only Registered Users Can See Links] eğitim[Only Registered Users Can See Links] siyaset[Only Registered Users Can See Links] ekonomi[Only Registered Users Can See Links] sanat[Only Registered Users Can See Links] edebiyat[Only Registered Users Can See Links] dini konular[Only Registered Users Can See Links] Urfa'nın sorunları; Türkiye ve dünya meseleleri gibi hemen her konu konuşulur. Bazı sıra gecelerine[Only Registered Users Can See Links] sıradakilerin merak ettikleri veya ilgi duydukları konunun uzmanı bir misafir özellikle çağrılır ve onun konuşması dinlenir[Only Registered Users Can See Links] ondan istifade edilmeye çalışılır.
Şanlıurfa'da müziğin gelişmesi ve yaşatılmasında[Only Registered Users Can See Links] yeni bestelerin ve sanatçıların ortaya çıkışında en önemli faktör sıra geceleridir. Müziğe yeni başlayanlar[Only Registered Users Can See Links] bu gecelerde ustaları dinleyerek müzik bilgisini alır ve makamları öğrenir.Sı ra gecelerinde gelenlere acı kahve ve daha sonra çay ikram edilir.
Çiğköfte sıra gecelerinin vazgeçilmez ve değişmez yemeğidir. Çiğköfte ikram edildiğinde genellikle herkes tabağındakini bitirir. Çiğköftenin yanında ayran[Only Registered Users Can See Links] nar pekmezli bostana[Only Registered Users Can See Links] salatalık veya maruldan yapılmış cacık[Only Registered Users Can See Links] koruk salatası[Only Registered Users Can See Links] çoban salatası gibi salatalar ikram edilir. Çiğköfteden sonra kadayıf[Only Registered Users Can See Links] şıllık[Only Registered Users Can See Links] katmer[Only Registered Users Can See Links] baklava veya daş ekmeği[Only Registered Users Can See Links] küncülü akıt[Only Registered Users Can See Links] Palıza[Only Registered Users Can See Links] Şıre gibi evde yapılan mahalli tatlılardan herhangi biri ikram edilir. Sıra gecesi[Only Registered Users Can See Links] hoşgörü ve sevgi ortamı olup[Only Registered Users Can See Links] acıyı ve mutluluğu paylaşmaktır[Only Registered Users Can See Links] tanışmaktır ve kaynaşmaktır. Aynı zamanda bir " Halk konservatuarı " dır[Only Registered Users Can See Links] çok yönlü bir dernektir[Only Registered Users Can See Links] siyaset okuludur[Only Registered Users Can See Links] geleneklerin yaşatıldığı gecelerdir[Only Registered Users Can See Links] musiki ve muhabbettir.
YÖRESEL YEMEKLER:

[Only Registered Users Can See Links]
Urfalı lar asırlardan bu yana damak zevkinin en güzel örneklerini veren zengin çeşitte yemeklerle beslenmesini bilmişlerdir. Yöre yemeklerinin l ezzetleri yanı nda besin değerleri de çok yüksektir. Yemek yapma becerisinin yanında yaptıkları yemekleri misafirleriyle paylaşmak geleneği bütün Anadolu insanına mahsus bir özelliktir. Ancak Urfalıların misafir sevme özelliğinin[Only Registered Users Can See Links] hiç bir öğün misafirsiz yemeğe oturmayan Hz. İbrahim (A.S.)'dan geldiği söylenmektedir.
"Halil İbrahim Sofrası" herkesçe bilinen bir deyimdir. Urfalılar bugün de misafir ağırlamak ve onlara çeşitli yemekler ikram etmekten büyük zevk duymaktadırlar. Yemek kültürü oldukça zengin olan Şanl ı urfa'da Ayran Şorbası[Only Registered Users Can See Links] Hamurlu[Only Registered Users Can See Links] Pıt Pıt[Only Registered Users Can See Links] Sarı Şorba[Only Registered Users Can See Links] Çağala Aşı[Only Registered Users Can See Links] Pakla Aşı[Only Registered Users Can See Links] Hıttı Bastırması[Only Registered Users Can See Links] Soğan Tavası[Only Registered Users Can See Links] Su Kabağı[Only Registered Users Can See Links] Bütün Balcan[Only Registered Users Can See Links] Sarımsak Aşı[Only Registered Users Can See Links] Kaburga[Only Registered Users Can See Links] İsot Çömleği[Only Registered Users Can See Links] Bamya Çömleği[Only Registered Users Can See Links] Acır Annaziği[Only Registered Users Can See Links] Tatlı Bamya[Only Registered Users Can See Links] Erik Tavası[Only Registered Users Can See Links] Lolaz Dürmüğü[Only Registered Users Can See Links] Saca Basma[Only Registered Users Can See Links] Döğmeç[Only Registered Users Can See Links] Ekmek Aşı[Only Registered Users Can See Links] Kenger Aşı[Only Registered Users Can See Links] Semsek[Only Registered Users Can See Links] Has (Marul) Dolması[Only Registered Users Can See Links] Mimbar[Only Registered Users Can See Links] Acır Bastırması[Only Registered Users Can See Links] Soğan Tavası[Only Registered Users Can See Links] Ağzı Açık[Only Registered Users Can See Links] Ağzı Yumuk[Only Registered Users Can See Links] Pendirli Ekmek[Only Registered Users Can See Links] Elma Aşı[Only Registered Users Can See Links] Masluka[Only Registered Users Can See Links] Lebeni[Only Registered Users Can See Links] Boranı[Only Registered Users Can See Links] Kuzu Pilav[Only Registered Users Can See Links] Meyhane Pilavı[Only Registered Users Can See Links] Pilavı[Only Registered Users Can See Links] Baklalı Bulgur Köftesi[Only Registered Users Can See Links] Aya Köftesi[Only Registered Users Can See Links] Köfteli Erik[Only Registered Users Can See Links] Tiritli İçi[Only Registered Users Can See Links] Duvaklı Pilav[Only Registered Users Can See Links] Üzlemeli Firikli Pilav[Only Registered Users Can See Links] Ciğerli Bulgur Pilavı[Only Registered Users Can See Links] Mığrıbi Pilav[Only Registered Users Can See Links] Basma Lıklıkı Köfte[Only Registered Users Can See Links] Dolmalı Köfte[Only Registered Users Can See Links] Köfte[Only Registered Users Can See Links] Yuvalak[Only Registered Users Can See Links] Kıyma[Only Registered Users Can See Links] Yumurtalı Köfte[Only Registered Users Can See Links] Mercimekli Köfte[Only Registered Users Can See Links] Frenkli Köfte[Only Registered Users Can See Links] Yağlı Köfte[Only Registered Users Can See Links] Etli Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Kemeli Kebap[Only Registered Users Can See Links] Tike Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Kazan Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Tepsi Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Kemeli Tas Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Balcanlı Kebap[Only Registered Users Can See Links] Soğanlı Kebap[Only Registered Users Can See Links] Müftehi Tas Kebabı[Only Registered Users Can See Links] Frenkli (Domatesli) Kebap[Only Registered Users Can See Links] Kemeli Cacık[Only Registered Users Can See Links] Bostana[Only Registered Users Can See Links] Zeytin Bostanası[Only Registered Users Can See Links] Koruk Salatası[Only Registered Users Can See Links] Pencer Cacığı[Only Registered Users Can See Links] Peynirli Kadayıf[Only Registered Users Can See Links] Katmer[Only Registered Users Can See Links] Daş Ekmeği[Only Registered Users Can See Links] Aşır Aşı[Only Registered Users Can See Links] Palıza[Only Registered Users Can See Links] Haside[Only Registered Users Can See Links] Küncülü Akıt[Only Registered Users Can See Links] Kuymak[Only Registered Users Can See Links] Zingil[Only Registered Users Can See Links] Zerde[Only Registered Users Can See Links] Kadı Beyni[Only Registered Users Can See Links] Peynirli Helva[Only Registered Users Can See Links] Un Bulamacı[Only Registered Users Can See Links] Palıza geleneksel yöresel yemekler arasında sayılabilir.
Ayrıca ÇİĞ KÖFTE[Only Registered Users Can See Links]İSOT[Only Registered Users Can See Links]ŞILLIK[Only Registered Users Can See Links] YAĞI[Only Registered Users Can See Links] en önemlileri arasındadır.
YÖRESEL GİYİM:
KADIN: Kadınlarda başlara yaşmak ve peçe giyilir. Genç kızlar al fes üzerine poşu sararlar. "Köfü" denilen gelin başlıkları altınla süslenir. Uzun etekli entâri giyilir. Kadifeden ceket dize kadar uzanır ve sırmayla işlenir. Entârilere zıbın veya fistan denir. Ceket ve yeleğin üzerine üç etek geçirilir. Bunun üstüne peştemal (önlük) bağlanır. Fistan altına şalvar; ayağa da "kaliç" denilen ayakkabı giyilir.

ERKEK: Erkekler[Only Registered Users Can See Links] önü kapalı göğsü açık entariyle üste ceket giyerler. Kışın keçe abalar[Only Registered Users Can See Links] pamukludan yapılan şalvar[Only Registered Users Can See Links] tercih edilir. Yerli deriden yapılan postal giyilir. Şehirlerde mest lastikle potin ve kundura kullanılır.

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
Şanlıurfa efsâneler[Only Registered Users Can See Links] türküler[Only Registered Users Can See Links] mâniler[Only Registered Users Can See Links] halk oyunları bakımından çok zengindir. Halk musikisi Güneydoğu Anadolu bölgesinin özelliğini taşır. Başlıca halk oyunları: İki ayak[Only Registered Users Can See Links] üç ayak[Only Registered Users Can See Links] beş ayak[Only Registered Users Can See Links] Urfalı[Only Registered Users Can See Links] tekir ve derik halayları[Only Registered Users Can See Links] dörtlük[Only Registered Users Can See Links] kılıçkalkan[Only Registered Users Can See Links] isfahan[Only Registered Users Can See Links] ağır hava[Only Registered Users Can See Links] lorke[Only Registered Users Can See Links] keriboz[Only Registered Users Can See Links] kol oyunu[Only Registered Users Can See Links] mimiteşi[Only Registered Users Can See Links] şeyhanlı ve velyişhâne'dir.

NELERİ İLE ÜNLÜ:
ŞANLIURFA Kalesi[Only Registered Users Can See Links] Urfa Sıra Geceleri[Only Registered Users Can See Links] Halil-ül Rahman Gölü ( Balıklı Göl )[Only Registered Users Can See Links] Harran Harabeleri[Only Registered Users Can See Links] Ceylanpınar Üretme Çiftliği[Only Registered Users Can See Links] Çiğ Köftesi[Only Registered Users Can See Links] Kelaynak Kuşları[Only Registered Users Can See Links] Halfeti Evleri[Only Registered Users Can See Links] Pamuk Üretimi[Only Registered Users Can See Links] Hz.Eyüp Mağarası[Only Registered Users Can See Links] Şuayip Şehri ve Mağarası
[Only Registered Users Can See Links]
İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
Eski adı "Orhoe veya Orhai"dir. Daha sonra Araplar tarafından "R"ya çevrilmiştir.