ESS
14-03-2009, 16:50
Tüm anne babalar umut eder ve onların umudu yüzünden çocuklarını mahvederler. Anne babandan özgürleşmen gerekiyor; tıpkı bir çocuğun annesinin rahminden bir gün dışarı çıkmak zorunda olması gibi. Aksi taktirde rahim ölüm haline gelecektir. Dokuz aydan sonra çocuk rahmin dışına çıkmak zorundadır, anneyi terk etmek zorundadır. Ne kadar acı verici olsa da ve anne ne kadar boş hissetse de çocuğun dışarı çıkması gerekir.
Sonra hayatın içindeki başka bir gün, çocuğun anne babanın beklentilerinin de dışına çıkması gerekir. Yalnızca o zaman ilk defa kendi başına, kendi hakları olan bir varlık haline gelir. O zaman o kendi ayakları üzerinde durur. O zaman o gerçekten özgürleşir. Ve şayet anne babalar, farkında, daha anlayışlı olabilirse onlar, çocukların en kısa sürede ve mümkün olduğunca çok özgür hale gelmesine yardım edecektir. Onlar çocukları kullanışlı olsunlar diye koşullandırmayacaktır. Onlar çocukların sevgili olmasına yardım edeceklerdir.
İnsanların çalışıyor olacağı tamamıyla farklı türden bir dünya doğmayı bekliyor… Marangoz ağacı sevdiği için çalışıyor olacak. Öğretmen öğretmeyi sevdiği için okulda öğretmenlik yapıyor olacak. Ayakkabıcı ayakkabı yapmayı sevdiği için ayakkabı yapmayı sürdürecek. Şimdi çok kafa karıştırıcı bir şey gerçekleşmektedir. Ayakkabıcı bir cerrah haline gelmiştir; cerrah bir ayakkabıcı haline gelmiştir. Her ikisi de öfkelidir. Marangoz, politikacı olmuştur; politikacı marangoz olmuştur.
Her ikisi de kızgındır. Hayatın tümü derin bir öfke içinde gibidir. İnsanlara bir bak ve herkes öfkeli gibi gözüküyor. Herkes olmamaları gereken bir yerdeymiş gibi gözüküyor. Görünen o ki herkes bir uyumsuzdur. Görünen o ki herkes menfaat denen şu kavram yüzünden doyumsuzdur; bu onların peşini hiç bırakmaz.
Çok güzel bir öykü duymuştum:
Bayan Ginsberg, cennete ulaştığında kayıt yapan meleğe utangaç bir şekilde seslendi. “Burada, cennetteki bir kimse ile görüşme yapmam mümkün olabilir miydi, söyler misiniz?”
Kayıt yapan melek, “Aklınızda olan kişi cennette olduğu sürece neden olmasın?” dedi.
“Oh, o aklımda. Bundan eminim,” Bayan Ginsberg. “Aslında ben Meryem Ana’yı görmek istiyorum.”
Melek hafifçe öksürdü, “Ah! Evet. Göründüğü kadarıyla kendisi başka bir bölümde, şayet ısrar ederseniz talebinizi ileteceğim. O yüce bir hanımefendidir ve eski komşularını ziyaret etmeyi arzulayabilir.”
Talep öylesine iletildi. Ve Meryem Ana gerçekten nazikti. Bayan Ginsberg’in Meryem Ana’nın mevcudiyeti ile kutsanması çok sürmedi.
Bayan Ginsberg önündeki ışıltılı figüre uzun uzun baktı ve sonunda “Lütfen merakımı bağışlayın ama her zaman size sormak istemiştim, lütfen bana söyler misiniz, kendisinden sonra yüz milyonlarca insanın bir Tanrı olarak tapınacağı kadar harika bir oğlana sahip olmak nasıl bir his?” diye sordu.
Meryem Ana cevapladı: “Doruyu söylemek gerekirse Bayan Ginsberg, biz onun bir doktor olmasını umut ediyorduk.”
Anne babalar her zaman umut eder ve onların umudu zehirli hale gelir. Sana bir şey söyleyeyim: Çocuklarını sev ama asla onlar aracılığıyla umut besleme. Çocuklarını sevebildiğin kadar sev ve onlara kendileri olduğu için sevildiklerini ve bu sevginin hiçbir şekilde onları kullanmaya hizmet etmeyeceğini hissettir. Çocuklarını muazzam bir şekilde sev ve onlara kendileri olarak kabul edildiklerini hissettir. Onlar hiçbir talebi yerine getirmek zorunda değil. Şunu ya da bunu yapmaları onlara verilmiş olan sevgi için herhangi bir fark yaratmayacaktır. Sevgi koşulsuzdur. Ve o zaman bütünüyle farklı bir dünya yaratılabilir. O zaman insanlar sevdikleri şeylere doğru doğal bir biçimde yönelebilirler. İnsanlar doğal bir şekilde içgüdüsel olarak akmak istedikleri yöne doğru hareket edeceklerdir.
Tatmin olmadığın sürece, sadece profesyonel olduğun için yapmak zorunda olduğun değil, bir meslek, bir zanaat gibi bir şey bulmadığın sürece annen baban hakkında asla memnun hissedemeyeceksin çünkü onlar senin bu mutsuz dünyada olmanın sebebidir. Minnet duyamazsın, minnet duyulacak bir şey yoktur. Bir kez memnun olursan o zaman muazzam bir şükran duyacaksın. Ve senin memnuniyetin sadece bir şey haline gelmezsen mümkündür. Senin kaderin bir kişi haline gelmektir. Senin kaderin kendi özünde bir değer haline gelmektir. Senin kaderin kendi içinde bir amaç haline gelmektir.
alıntı
Sonra hayatın içindeki başka bir gün, çocuğun anne babanın beklentilerinin de dışına çıkması gerekir. Yalnızca o zaman ilk defa kendi başına, kendi hakları olan bir varlık haline gelir. O zaman o kendi ayakları üzerinde durur. O zaman o gerçekten özgürleşir. Ve şayet anne babalar, farkında, daha anlayışlı olabilirse onlar, çocukların en kısa sürede ve mümkün olduğunca çok özgür hale gelmesine yardım edecektir. Onlar çocukları kullanışlı olsunlar diye koşullandırmayacaktır. Onlar çocukların sevgili olmasına yardım edeceklerdir.
İnsanların çalışıyor olacağı tamamıyla farklı türden bir dünya doğmayı bekliyor… Marangoz ağacı sevdiği için çalışıyor olacak. Öğretmen öğretmeyi sevdiği için okulda öğretmenlik yapıyor olacak. Ayakkabıcı ayakkabı yapmayı sevdiği için ayakkabı yapmayı sürdürecek. Şimdi çok kafa karıştırıcı bir şey gerçekleşmektedir. Ayakkabıcı bir cerrah haline gelmiştir; cerrah bir ayakkabıcı haline gelmiştir. Her ikisi de öfkelidir. Marangoz, politikacı olmuştur; politikacı marangoz olmuştur.
Her ikisi de kızgındır. Hayatın tümü derin bir öfke içinde gibidir. İnsanlara bir bak ve herkes öfkeli gibi gözüküyor. Herkes olmamaları gereken bir yerdeymiş gibi gözüküyor. Görünen o ki herkes bir uyumsuzdur. Görünen o ki herkes menfaat denen şu kavram yüzünden doyumsuzdur; bu onların peşini hiç bırakmaz.
Çok güzel bir öykü duymuştum:
Bayan Ginsberg, cennete ulaştığında kayıt yapan meleğe utangaç bir şekilde seslendi. “Burada, cennetteki bir kimse ile görüşme yapmam mümkün olabilir miydi, söyler misiniz?”
Kayıt yapan melek, “Aklınızda olan kişi cennette olduğu sürece neden olmasın?” dedi.
“Oh, o aklımda. Bundan eminim,” Bayan Ginsberg. “Aslında ben Meryem Ana’yı görmek istiyorum.”
Melek hafifçe öksürdü, “Ah! Evet. Göründüğü kadarıyla kendisi başka bir bölümde, şayet ısrar ederseniz talebinizi ileteceğim. O yüce bir hanımefendidir ve eski komşularını ziyaret etmeyi arzulayabilir.”
Talep öylesine iletildi. Ve Meryem Ana gerçekten nazikti. Bayan Ginsberg’in Meryem Ana’nın mevcudiyeti ile kutsanması çok sürmedi.
Bayan Ginsberg önündeki ışıltılı figüre uzun uzun baktı ve sonunda “Lütfen merakımı bağışlayın ama her zaman size sormak istemiştim, lütfen bana söyler misiniz, kendisinden sonra yüz milyonlarca insanın bir Tanrı olarak tapınacağı kadar harika bir oğlana sahip olmak nasıl bir his?” diye sordu.
Meryem Ana cevapladı: “Doruyu söylemek gerekirse Bayan Ginsberg, biz onun bir doktor olmasını umut ediyorduk.”
Anne babalar her zaman umut eder ve onların umudu zehirli hale gelir. Sana bir şey söyleyeyim: Çocuklarını sev ama asla onlar aracılığıyla umut besleme. Çocuklarını sevebildiğin kadar sev ve onlara kendileri olduğu için sevildiklerini ve bu sevginin hiçbir şekilde onları kullanmaya hizmet etmeyeceğini hissettir. Çocuklarını muazzam bir şekilde sev ve onlara kendileri olarak kabul edildiklerini hissettir. Onlar hiçbir talebi yerine getirmek zorunda değil. Şunu ya da bunu yapmaları onlara verilmiş olan sevgi için herhangi bir fark yaratmayacaktır. Sevgi koşulsuzdur. Ve o zaman bütünüyle farklı bir dünya yaratılabilir. O zaman insanlar sevdikleri şeylere doğru doğal bir biçimde yönelebilirler. İnsanlar doğal bir şekilde içgüdüsel olarak akmak istedikleri yöne doğru hareket edeceklerdir.
Tatmin olmadığın sürece, sadece profesyonel olduğun için yapmak zorunda olduğun değil, bir meslek, bir zanaat gibi bir şey bulmadığın sürece annen baban hakkında asla memnun hissedemeyeceksin çünkü onlar senin bu mutsuz dünyada olmanın sebebidir. Minnet duyamazsın, minnet duyulacak bir şey yoktur. Bir kez memnun olursan o zaman muazzam bir şükran duyacaksın. Ve senin memnuniyetin sadece bir şey haline gelmezsen mümkündür. Senin kaderin bir kişi haline gelmektir. Senin kaderin kendi özünde bir değer haline gelmektir. Senin kaderin kendi içinde bir amaç haline gelmektir.
alıntı