kendimedoğru
12-03-2010, 10:55
HASTALIK YARARLIDIR
Dr. H. Tudor Edmunds
Teozofik bakış açısından hastalık, içsel insan için yararlı ve ayarlayıcı bir süreçtir; sadece kötü şans veya talihsizlik değil, ruhsal uyum da getirir.
Hayattaki her şey gibi, sağlık da temel karma kurallarına uymaktadır.
İnsanın bu kurallara karşı çıkıp da sonradan bazı yeni şifa yöntemleri veya mucize ilaçlar sayesinde çabucak sağlığına kavuşacağını ve sorunun kökeninde yatan hatalarıyla uğraşmaktan kurtulacağını düşünmesi imkansızdır.
Doğa aldatılamaz veya doğaya rüşvet verilemez; doğa ancak çalışmasına ait bir işbirliğini hoş karşılar.
Kozmik olarak bakıldığında bundan çıkarılacak sonuç, tüm hastalıkların psikosomatik olduğudur; fakat bu her zaman çok açık değildir.
Çünkü insanın yaşam akışının, karmaşık varlığının hangi boyutunda engellendiğini ve belirli bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep olduğunu anlamak bazen çok güçtür.
Buna rağmen, insanın ruhu ile rahatsızlıklarının arasındaki ilişki netleştikçe, geleneksel tıp tarafından psikosomatik olarak tanınan fiziksel rahatsızlıkların listesi de her geçen gün uzamaktadır.
Bu genel şikayetlerin bazılarını sıralamak gerekirse, uzun süreli endişenin sebep olduğu mide ve bağırsak ülserleri, belki de listenin en başında gelir.
Astım ve egzama, genelde yaşamın bir yönü hakkındaki bilinçdışı korkudan kaynaklanır.
İkincil kötü etkileri olan kanama ve felçle birlikte yüksek tansiyon, bilinçli düzeyde uzun süreli endişe nedeniyle oluşur.
Dahası en basitinden obezite bile hayatta eksik olan bir mutluluğu fazla yiyerek telafi etme arayışından kaynaklanır.
Tüm bu vakalarda, şimdiye kadar hep kronik hastalıkları ele aldık.
Akut enfeksiyonlar ise zihinsel kökenin izi bile olmaksızın, açık bir biçimde fiziksel olarak görünür.
Halbuki derinlemesine incelendiğinde aşırı çalışma, aşırı düşkünlük, temiz hava veya egzersiz eksikliği gibi basit sağlık kurallarının sürekli çiğnenmesinin, eninde sonunda sistemde biriken toksik ürünlerin çoğalmasıyla birlikte akut bir hastalığa yol açtığı ortaya çıkar.
Bu tür krizlerde, çeşitli patojenik mikroplar, vücutta biriken artık maddelerle beslenerek aktif rol oynayabilir ve karşılığında kendi toksik maddelerini, toplam zehir yığınına ekleyebilir.
Bu tür vakalarda, çoğunlukla hastalığı yayan bakterileri yok etmeye veya hızlı çoğalmasını durdurmaya dönük ilaçlar, antibiyotikler ve “benzer cevherler” verilerek acil tedavi gerçekleştirilir ve hastanın savunmalarını geliştirene kadar zaman kazanması sağlanır.
Bu şekilde, ciddi bir zatürree, erken aşamalarında penisilin verilmek suretiyle ölümcül bir sona varmadan önlenebilir; fakat penisilinin hastalığı tedavi etmediği gerçeği, hastalık sonrasındaki uzun iyileşme döneminde görülebilir.
Burada sadece hızlı bir zincirleme reaksiyon durdurularak zaman kazanılmıştır.
Dr. H. Tudor Edmunds
Teozofik bakış açısından hastalık, içsel insan için yararlı ve ayarlayıcı bir süreçtir; sadece kötü şans veya talihsizlik değil, ruhsal uyum da getirir.
Hayattaki her şey gibi, sağlık da temel karma kurallarına uymaktadır.
İnsanın bu kurallara karşı çıkıp da sonradan bazı yeni şifa yöntemleri veya mucize ilaçlar sayesinde çabucak sağlığına kavuşacağını ve sorunun kökeninde yatan hatalarıyla uğraşmaktan kurtulacağını düşünmesi imkansızdır.
Doğa aldatılamaz veya doğaya rüşvet verilemez; doğa ancak çalışmasına ait bir işbirliğini hoş karşılar.
Kozmik olarak bakıldığında bundan çıkarılacak sonuç, tüm hastalıkların psikosomatik olduğudur; fakat bu her zaman çok açık değildir.
Çünkü insanın yaşam akışının, karmaşık varlığının hangi boyutunda engellendiğini ve belirli bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep olduğunu anlamak bazen çok güçtür.
Buna rağmen, insanın ruhu ile rahatsızlıklarının arasındaki ilişki netleştikçe, geleneksel tıp tarafından psikosomatik olarak tanınan fiziksel rahatsızlıkların listesi de her geçen gün uzamaktadır.
Bu genel şikayetlerin bazılarını sıralamak gerekirse, uzun süreli endişenin sebep olduğu mide ve bağırsak ülserleri, belki de listenin en başında gelir.
Astım ve egzama, genelde yaşamın bir yönü hakkındaki bilinçdışı korkudan kaynaklanır.
İkincil kötü etkileri olan kanama ve felçle birlikte yüksek tansiyon, bilinçli düzeyde uzun süreli endişe nedeniyle oluşur.
Dahası en basitinden obezite bile hayatta eksik olan bir mutluluğu fazla yiyerek telafi etme arayışından kaynaklanır.
Tüm bu vakalarda, şimdiye kadar hep kronik hastalıkları ele aldık.
Akut enfeksiyonlar ise zihinsel kökenin izi bile olmaksızın, açık bir biçimde fiziksel olarak görünür.
Halbuki derinlemesine incelendiğinde aşırı çalışma, aşırı düşkünlük, temiz hava veya egzersiz eksikliği gibi basit sağlık kurallarının sürekli çiğnenmesinin, eninde sonunda sistemde biriken toksik ürünlerin çoğalmasıyla birlikte akut bir hastalığa yol açtığı ortaya çıkar.
Bu tür krizlerde, çeşitli patojenik mikroplar, vücutta biriken artık maddelerle beslenerek aktif rol oynayabilir ve karşılığında kendi toksik maddelerini, toplam zehir yığınına ekleyebilir.
Bu tür vakalarda, çoğunlukla hastalığı yayan bakterileri yok etmeye veya hızlı çoğalmasını durdurmaya dönük ilaçlar, antibiyotikler ve “benzer cevherler” verilerek acil tedavi gerçekleştirilir ve hastanın savunmalarını geliştirene kadar zaman kazanması sağlanır.
Bu şekilde, ciddi bir zatürree, erken aşamalarında penisilin verilmek suretiyle ölümcül bir sona varmadan önlenebilir; fakat penisilinin hastalığı tedavi etmediği gerçeği, hastalık sonrasındaki uzun iyileşme döneminde görülebilir.
Burada sadece hızlı bir zincirleme reaksiyon durdurularak zaman kazanılmıştır.