PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kendi Kendine Gizli Sabotajı 10 Adımda Bulun ve Durdurun


kendimedoğru
05-03-2010, 10:16
Kendi Kendine Gizli Sabotajı 10 Adımda Bulun ve Durdurun


Yazar: Guy Finley

Az bilinen ve çoğu zaman inkar edilen bir gerçek var ki insanlar size sizin gizlice istediğiniz biçimde davranırlar.

Başkalarının size nasıl davranacağını belirleyen sessiz talebiniz, karşılaştığınız herkesi kapsar ve herkes tarafından algılanır.

İçinizdeki görünmeyen yaşam nedir?

Herhangi bir insan ya da olay ile karşılaştığınızda, görünmeye çalıştığınız şeklin tersine, esas hissettiklerinizdir.

Başka bir deyişle, içinizdeki görünmeyen yaşam, gerçek içsel durumunuzdur.

Herhangi bir sözcük alışverişi olmadan çok önce, başkalarıyla iletişim kuran iç halinizdir.

Sizinle karşılaşan biri, önce iç benliğinizden gelen bu sessiz işaretleri algılar.

Bu noktadan itibaren, söz konusu işaretlerin okunmasıyla, ilişkinin temeli oluşur.

Ne zaman iki insan karşılaşsa perde arkasında süren bu görünmez diyalog, genel olarak “birbirini tartmak” olarak algılanır.

Genellikle, önümüzde bir güç olarak duran ve başkalarını da etkilemeye çalışan, keşfedilmemiş bir zayıflık tarafından kendimize karşı davranmaya zorlanırız.

Bu, kendi kendine gizli sabotajdır.

Bir torpilin, vurduğu gemiyi harap etmesi gibi, bu sabotaj da kişisel ve iş ilişkilerimizde dibe vurmamıza neden olur.

Kontrol etme ya da baskın çıkma ihtiyacı duyduğunuz, böylece “istediğiniz” biçimde muamele göreceğinizi umduğunuz herhangi bir kişi, her zaman sizi kontrol edecek ve size davranışları buna göre olacaktır.

Neden?

Çünkü, herhangi bir istekte bulunduğunuz bir kişi, psikolojik açıdan düşünürsek, her zaman gizlice sizi kontrol eder.

Hiç kimse durup dururken bir başkasına göre daha güçlü ya da üstün olma isteği duymaz.

Ancak içinde diğer kişiye göre daha zayıf ya da yetersiz olduğunu gizliden gizliye hisseden bir ruhsal karakter varsa, bu olabilir.

Başka bir kişinin önünde güçlü görünmek için yaptığımız her hareket, aslında o kişi tarafından bir zayıflık olarak algılanır.

Bu tespitten şüphe duyuyorsanız, kendi ilişkilerinize ait eski etkileşim ve sonuçları gözden geçirin.

Genel kural şudur; başkalarının saygısını kazanmak için ne kadar çok uğraşırsanız, kazanma şansınız o kadar azalır.

Öyleyse, iş başındaymış gibi görünmek amacıyla davranış kalıp ya da tekniklerini öğrenerek başkalarının size karşı muamelelerini değiştirmeye çalışmanın bir anlamı yoktur.

Güçlü olmaya çalışmaktan vazgeçin.

Bunun yerine, kendinizi zayıf davranmak üzereyken yakalayın.

Bu garip talimata çok şaşırmayın.

Kısa bir açıklama, bu önerinin akılcı yanını ortaya çıkaracaktır.

Aşağıda, başkalarıyla ilişkilerinizi güçlendirdiğinizi sanarak yanılgıya düştüğünüz ve büyük ihtimalle kendinizi gizlice sabote ettiğiniz durumlara 10 örnek sıralanıyor:

1. Bir kimsenin gözüne girmek için ona yaltaklanmak

2. Birinin iyiliği için zoraki ilgi göstermek

3. Ortamı yumuşatmak için önemsiz şeyler söylemek

4. Birinin sözünden çıkmamak

5. Birinin onayını almaya çalışmak

6. Birinin size kızgın olup olmadığını sormak

7. Nazik bir sözcük aramak

8. Birini etkilemeye çalışmak

9. Dedikodu yapmak

10. Başkalarına kendiniz hakkında açıklama yapmak

Bir dahaki sefer yukarıdaki davranışlardan herhangi birine teslim olmak üzere olduğunuzu hissettiğinizde, kendinize hızlı ve basit bir iç test uygulayın.

Bu test, kendinizi sabote etmenize neden olabilecek, keşfedilmemiş zayıflıkları arayıp bulmanıza ve yok etmenize yardımcı olacaktır.

Ne yapmalısınız? Bir baskı kontrolü yapın.

Nasıl yapacaksınız?

Uyanık davranın ve yapmak üzere olduğunuz açıklamanın ya da size sorulmadan vermek üzere olduğunuz yanıtın gerçekten istediğiniz şey olup olmadığını anlamak için, kendi içinizde ruh halinizi hızla gözden geçirin.

Yapmazsanız oluşabilecek açıklanmamış bir sonuçtan korktuğunuz için mi konuşmaya yeltendiniz?

İçten içe bir baskı hissettiğinizi bilmek, şu gerçeğin kanıtıdır:

Açıklamanın, yaltaklanmanın, etkilemenin, gevezeliğin ya da içsel baskıyla yapmaya zorlandığınız ve kendi kendini sabote etmeye yönelik herhangi bir hareketin temelinde siz değil, bir tür korku vardır.

Kendinizi kapıp koyvermenizi salık veren bu baskıyı hissettiğiniz her an, onun taleplerine teslim olarak baskıyı ortadan kaldırmayı, kibarca ama kararlı bir biçimde reddedin.

Siz kanıp fırsat vermedikçe korkunun hiçbir söz hakkı olmadığını bilirseniz, başarıya daha çabuk ulaşabilirsiniz.

Dolayısıyla, sessiz kalın. Bilinçli sessizliğiniz, kendi kendine sabotajı durdurur.

Özel Özet: Yaşamınızın her anında, ya kendinizi yönetirsiniz ya da yönetilirsiniz.

jaunty
05-03-2010, 11:18
Çok güzel bir yazı teşekkürederiz paylaşımın için.
Ben bu sabotajın (ya da kontrol etmenin) sadece kişilerle ilişkilerle değil, herşey de olduğunu düşünüyorum..
Paranın,statünün, mesleğin konumun, yerin, sigaranın yiyeceklerin vs. bir çok şeyin bizi sabote etmesine(kontrol etmesine) biz kendimiz sebep oluyoruz.O şeyi sabotajcı kılan biziz yani..O nesneleri veya şeyleri kişileştiriyoruz bir nevi sanki canlı birer varlıklarmış gibi bizi kontrol etmelerini sağlıyoruz..
Mesela ancak paramız olunca mutlu olabileceğimize inanıyoruz.Ve mevcut olan bütcemiz bizi sabote etmiş oluyor..
Yani az paraya bir nevi öfke duyuyor ve çok paraya bize bir türlü gelmediğinden bir türlü sahip olamadığızdan dolayı bunları yaşatan biri gibi bakabiliyoruz..
Mesela konum ve yer konusunda, ancak başka bir yerde yaşayınca sorunlardan kurtulabileceğimize inanıyoruz ve bulunduğumuz şehri bizi sabote eder hale sokuyoruz.Bulunduğumuz şehir, içinde yaşayan herşeyi ile bazen düşmanımız olabiliyor.Şehir bizi kontrol ediyor..
Bunlar konunun iyice genişletilmiş boyutu tabi ki.
Kontrol etme veya sabote etme konusunu en iyi ve kolay anlayabilmek için ilişkilere bakmak yeterlidir..En net etkileri ilişkilerde ortaya çıkar..Diğerleri daha sinsidir.
sevgilerimle

kendimedoğru
05-03-2010, 11:29
Çok güzel bir yazı teşekkürederiz paylaşımın için.
Ben bu sabotajın (ya da kontrol etmenin) sadece kişilerle ilişkilerle değil, herşey de olduğunu düşünüyorum..
Paranın,statünün, mesleğin konumun, yerin, sigaranın yiyeceklerin vs. bir çok şeyin bizi sabote etmesine(kontrol etmesine) biz kendimiz sebep oluyoruz.O şeyi sabotajcı kılan biziz yani..O nesneleri veya şeyleri kişileştiriyoruz bir nevi sanki canlı birer varlıklarmış gibi bizi kontrol etmelerini sağlıyoruz..
Mesela ancak paramız olunca mutlu olabileceğimize inanıyoruz.Ve mevcut olan bütcemiz bizi sabote etmiş oluyor..
Yani az paraya bir nevi öfke duyuyor ve çok paraya bize bir türlü gelmediğinden bir türlü sahip olamadığızdan dolayı bunları yaşatan biri gibi bakabiliyoruz..
Mesela konum ve yer konusunda, ancak başka bir yerde yaşayınca sorunlardan kurtulabileceğimize inanıyoruz ve bulunduğumuz şehri bizi sabote eder hale sokuyoruz.Bulunduğumuz şehir, içinde yaşayan herşeyi ile bazen düşmanımız olabiliyor.Şehir bizi kontrol ediyor..
Bunlar konunun iyice genişletilmiş boyutu tabi ki.
Kontrol etme veya sabote etme konusunu en iyi ve kolay anlayabilmek için ilişkilere bakmak yeterlidir..En net etkileri ilişkilerde ortaya çıkar..Diğerleri daha sinsidir.
sevgilerimle
alkisalkisalkisalkisalkisalkisalkis

Minel
05-03-2010, 11:48
güzel bir yazıydı hepinize ayrı ayrı tşkler
gelelim çözümlere
yazıda belirtildiği gibi maddelere dikkat etmek dışında önerisi olan varmı ?
uygulamalı neler yapılabilir ?
kişiye özel bir çözümler üretilmeli düşüncesiyle yaklaşsamda genel huy ve davranışlarımıza ışık tutacak yorumlar yapabiliriz.

hepinize sevgiler

kendimedoğru
05-03-2010, 12:02
Çünkü, herhangi bir istekte bulunduğunuz bir kişi, psikolojik açıdan düşünürsek, her zaman gizlice sizi kontrol eder.



Ben , şahsen, naçizane, ehemm. kem küm :ç~~m
Konunun en can alıcı cümlesi olarak gördüğüm bu cümle karşısında birden "Ne istersen Rabbinden iste!" emrini hatırladım.

Mademki ilişkilerde insanlardan bir şey isteyince böyle oluyor ve onlar tarafından kontrol ediliyoruz.
Şu "ya olmazsa korkumuz" yüzünden, onlara güç, kendimize güçsüzlük yüklüyoruz.
O zaman isterken Yaradan'dan istemek ve karşımızdakinin sadece bir vasıta olduğunu bilmek sorunu çözmez mi acaba?
Ne dersiniz?
:LL

hayalayaz
05-03-2010, 12:52
yaradanın çok cömert olduğunu, ve ne istiyorsanız tüm detayları ile söyleyerek istediğimizde aynısıyla gerçekleştirmemize yardımcı olduğunuda hatırlayalım,

ben içimde ACABALAR ürettiğimde hemen aklıma evimi getiriyorum.. 120-125 m2 oturma odası olarak kullanabileceğim büyük mutfaklı, giriş katında ve denize yakın bir ev istemiştim.. bunu çekim yasasını başlatırken tüm detayları ile kağıda allahım ben böyle bir ev istiyorum ve cebimdeki paranın tadilatta yapabileceğim şekilde artmasını istiyorum demiştim.. ondan sonrada bırakmıştım.. tüm emlakçılar bu paraya o evi bulamazsın diyerek ümitsizlik tohumları ekselerde..yaradanın; yaradan vaadinden asla vazgeçmez söylemine uygun bir şekilde ben istediğim evi buldum.. yaradan bize istediğimiz her şeyi vereceğini vaad etmiş.. bunuda aklımızdan çıkarmayalım.. sevgiler..

Aprilrose
05-03-2010, 14:41
Çok güzel bir paylaşım kendimedoğru teşekkürler.

Beni 10 yıl öncesine götürdün.

Çalıştığım yere ilk başladığım yıldı. 3 tane birbirinden zor patronum vardı ve ben biriyle birebir çalışmak zorundaydım. (en zor olanıyla)

Galiba "zor" kelimesi yetersizdi onun için. İnsanlar devamlı etrafında yalakalık yapıyorlar ve o hiç bir şeyi beğenmiyordu. Hani bir laf vardır ya, ağzınla kuş tutsan yaranamazsın diye. Tabiri caizse aynen durum buydu. Ağzınızla kuş tutsanız beğenmiyor bir kulp buluyor ve bağırıyordu.

Beni de korkunç eleştiriyor ve her yaptığıma bir kulp buluyordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Her olmadı deyip sesini yükselttiğinde (aslında olmayan bişeyde yoktu ortada, problem kendisiydi.) nasıl davranacağımı şaşırıyor ve paniğe kapılıyordum.

Bir süre diğer insanları gözlemledim, personel ortak bir karar almışcasına, onun gözüne girmek ve ondan taltif almak için olmadık yalakalıklara baş vuruyordu. Sonuç değişmiyordu gene de... O yine yapacağını yapıyordu. Benim yapıma çok tersti yalakalık. Evet olması gerektiği kadar güleryüzlü ve tatlı dilliydim ama sadece olması gerektiği kadar...

Aradan bir kaç sene geçti ben de sürü psikolojisne uymuştum maalesef...

Yalakalık şeklinde değil ama, sırf bana sesini yükseltmesin ve yaptıklarıma kulp bulmasın, tatsızlık çıkmasın diye, olması gerektiğinden biraz daha güleryüzlü ve sevimli davranmaya başlamıştım ister istemez....

Sonuç mu ? Çok daha feci olmaya başlamıştı, daha çok üzerime geliyor, mobbingin şiddetini üç kat daha artırıyordu ! Dayanılır gibi değildi....

Artık ya ayrılacaktım... ya da ayrılacaktım ! Ruhsal durumum gözle görülür şekilde bozuldu. Kendime olan güvenimi yavaş yavaş kaybetmeye başladım.

Sonra düşündüm ve bu adamı yola getirmenin mutlaka bir yolu olmalıydı !

Herkes bu adama karşı aynı şekilde davranıyordu.. Tüm personelin (50 kişi) yaptığının tam tersini yapmak, acaba nasıl bir sonuç doğururdu ? Ben (yazıda anlatıldığı gibi) yaptığım bu fazla iyi niyet gösterileriyle aslında kendimi kendimi sabote ettiğimi anladım....

Artık madem çıkmayı planlıyordum, herşeyi göze almıştım. B planına geçmemde hiç bir sakınca yoktu !

Evet :) B planına hemen geçtim.. hemde ertesi gün erkenden.

Sabah ilk ortak çalışmamız benim son derece soğuk - mesafeli ve kendine güvenen bir ses tonuyla "günaydın" dememle başladı. Çalışırken bir kaç kez sesini yükseltmeye çalıştı, ben gözlerimi onun gözlerine dikerek kararlı - soğuk, kendine güvenir ve mesafeli bir şekilde tüm çıkışlarına bir yanıt verdim !

Hem de hiç korkmadan, ondan hiç bir çekincem olmadığını tüm benliğimle ona hissettirerek...

Bu tavrım uzun süre devam etti, çünkü artık kararımı vermiştim. Ya o düzelecekti ya da ben bu iş yerinden ayrılacaktım.

Diğerlerine değil ama, bana karşı gözle görülür şekilde değişti. Sesini artık yükseltmiyordu. Ses tonunu daha dikkatli kullanıyordu bana karşı. Hatta bir süre sonra yaptığım hataları bile mazur görmeye başladı.. değişim hızla devam etti.

Ben bir takım korkularımdan ötürü kendimi zayıf davranırken yakalamış ve çeki düzen vermiştim ve bunun üzerine o da hızla değişmişti. Ne de olsa karşısında ona yalakalık yapmayan, kendine güvenen bir personel vardı !

Ve sonuç artık aramız çok iyi....

Özel Özet: Yaşamınızın her anında, ya kendinizi yönetirsiniz ya da yönetilirsiniz.

Evet ben sürü psikolojisinden kurtulup, kendimi yönetmeyi seçmiştim......

Sevgiler,

Tekrar teşekkürler kendimedoğru....

isobel
05-03-2010, 18:46
harika bir paylaşım daha.
Ben de naçizane bir şey eklemek istiyorum genelde yazılanlara
Aslında bir şey istediğimz zaman bilinçaltımıza "buna sahip değilim" mesajını iletiyoruz. Belki de hatamız burada.
Sadece "her zaman benim ve tümün için en hayırlısını" istemek ve olanlar için daima şükretmek iyi bir çözüm diye düşünüyorum

hayalayaz
05-03-2010, 19:24
harika bir paylaşım daha.
Ben de naçizane bir şey eklemek istiyorum genelde yazılanlara
Aslında bir şey istediğimz zaman bilinçaltımıza "buna sahip değilim" mesajını iletiyoruz. Belki de hatamız burada.
Sadece "her zaman benim ve tümün için en hayırlısını" istemek ve olanlar için daima şükretmek iyi bir çözüm diye düşünüyorum

valla ben, bende dahil olmak üzere, hayırlı olana razı olanı görmedim.. hayırlı olan çoğu zaman bizim istediğimiz gibi olmuyor, ve mızıldanmayı sürdürüyoruz..dilekleri noktası virgülüne kadar yazıyorum..bu ve daha iyisi OLsun diyorum.. ve tabiii şükür etmeyi hiç bir zaman ihmal etmiyorum.. hatta bazen durduk yerde iç geçirir gibi nefes alırız ya bunu yaptığım zaman bile çok şükür derim..şükür kelimesine kendimizi alıştırmak çok faydalarıda beraberinde getiriyor..

sibel80
06-03-2010, 00:40
kendime doğru cok teşekkürler.paylaşımların çok güzel.iyice düşüneceğim ilişkilerimde bu konuyu...

hülyaa
09-03-2010, 22:29
bencede çok güzel bir paylaşım olmuş..ellerine sağlık kendimedoğru:)
maaşallah yine her zamanki gibi harikalar yaratmışsınız..birçok soruma yanıt buldum diyebilirim..son günlerde boşluk doldurmaca oynuyorum sanki.. yada bilinçaltı boşluklarımı dolduruyorum..daha çok öğrenme ihtiyacı içindeyim ve belkide bu yüzden bildiklerimi anlatma potansiyelimi askıya aldım/mışım..akışa bıraktım bende siz paylaşın ben öğreneyim:)

kendimedoğru
10-03-2010, 10:14
bencede çok güzel bir paylaşım olmuş..ellerine sağlık kendimedoğru:)
maaşallah yine her zamanki gibi harikalar yaratmışsınız..birçok soruma yanıt buldum diyebilirim..son günlerde boşluk doldurmaca oynuyorum sanki.. yada bilinçaltı boşluklarımı dolduruyorum..daha çok öğrenme ihtiyacı içindeyim ve belkide bu yüzden bildiklerimi anlatma potansiyelimi askıya aldım/mışım..akışa bıraktım bende siz paylaşın ben öğreneyim:)

Estağfirullah. Benim yaptığım sadece başkalarının yazdığı makaleleri burada sizlerle paylaşmak ve birlikte yol almak. :sirinAncak insanın kendi deneyim ve bilgisini aktardığı yazılar çok daha fazla değerlidir bence... Çünkü birebir yaşanmışlığı barındırır ve alabildiğine gerçektir. O yüzden Hülyacığım , lütfen rica ediyorum bizleri güzel bilgilerinden mahrum etmeyesin...:sirin

maviş
10-03-2010, 13:27
sevgili kendimedoğru
yüreğine sağlık çok güzel bir paylaşım olmuş.:73e4317106059nd:

gksl
11-09-2010, 23:31
Birinden bir şey istediğimde gizlice beni kontrol ettiği kousunda çok haklı buluyorum istemek demek ihtiyaç duymakla aynı şey ihtiyaçduyduğumda istek doğar ama sadece yaradandan istersem ve ona yakın olabilirsem kimseden gelmediğni bilirsem ihtiyaçlarımın bizim sadece vesile olduğumuzu anlarsam eminim kontrol biter ne kontrol ederim nede kontrol edilirim diye düşünüyorum