PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Beyin Haritası veya İletişimin Pusulası


hayalayaz
02-01-2010, 02:23
arkadaşlar bu yazıda beynimizin işleyişi hakkında bir fikir edinebileceğimizi, kendi analizimizi biraz daha kolay yapabileceğimizi düşünüyorum.

Beyin Haritası veya İletişimin Pusulası

Geçen derste Ahenk kurma ile ilgili bir örnekle yüzeysel bir konu işlemiştik.İnsanlarla iletişim kurarken, sözlükte yer alan bir kelimenin, sözlükAnlamı dışında kişinin yaşadıklarının etkisi ile yeni bir anlam kazanırve ya mecazi bir boyut oluşur. Bizler bir kelimenin onun dünyasındaNe anlama geldiğini bilmediğimiz için bizim dünyamızdaki anlamlara göreHareket ederiz. Oğuz SAYGIN’ ın Gaziantep te verdiği bir seminer de bu konu ile alakalı bir anekdot dinlemiştim.. Seminerde dinleyen kişilere soruyor.

Sizce, diyet deyince aklınıza ne geliyor?
Bir adam,
— Tavuk
Bir kadın
— sebze
Bir adam
— doktor
Bir adam,
- diet kola
Bir adam
— Araba
Son cevabı duyunca soruluyor
.— Araba mı, neden?
Adam,
—1 ay içerisinde 5 kilo verirsem karım bana bir araba alacak
—Dediğinde salondakiler şaşırıyor.

Örnekte anlaşıldığı gibi verilen cevaplar herkesin dünyasında başka anlama geldiğini kanıtlar. Aynen bunun gibi hayatın diğer kısımlarında da böyledir. Buna KişiselGelişimciler; Harita Bölgenin kendisi değildir der. YaniBir haritada nasıl ki dereler, dağlar, şehirler aslı ile aynı değilse Aynen bunun gibi kullandığımız kelimelerde gerçek anlamını taşımayabilirler. Kelimelerin anlamı beynimizde yaşamımızın kattığı anlam ile bozulmalaraUğrayabiliyor. Buda demek oluyor ki biri ile anlaşırken onunla ortakBir iletişim dili oluşturulmalı veya onun kelimeleri ile ahenk içinde( içtemsil kelimeleri kullanarak ) iletişim kurmalıyız. İnsanların içtemsillerineAit ipuçlarının bir kısmını sizlere anlatmıştım. Diğer ip uçları daBirazdan huzurlarınızda olacak.

GÖRSEL İÇTEMSİL SİSTEMİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER
Hızlı konuşur, dik yürür, diyaframın üstünden nefes alır, hızlı hareket
Eder, görsel sanatlara ilgisi vardır, sinemaya, sergilere ve görsel.
Şölenlere gider, insanların görünüşlerine çok dikkat eder, renklerleİlgilenir, konuşurken görsel içerikli kelimelerle iletişim kurar vs.

İŞİTSEL İÇTEMSİLİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER
Akıcı konuşurlar,
normal yürürler,
diyaframdan nefes alırlar,
konuşurken kafalarını yanlara doğru eğdirip konuşabilirler,
işitsel sanatlara ilgileri vardır,
genellikle enstürman çalarlar,
konserlere sık, sık giderler,
müzik alanında uğraşıları vardır,
iyi bir pazarlamacı olabilirler,
kelimeleri seçerken işitsel kelimeler bulurlar,
konuşma yetenekleri çok iyidir

KİNESTETİK İÇ TEMSİLİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER:
Yavaş konuşur, yavaş yürür, genelde kafaları aşağıya doğru eğiktir,
Dokunsal yönleri gelişmiştir, genellikle bir elbise alırken elleri ile dokunurlar,
konuşurken duygusal ifadeler önem verirler heyecanlarını veya içsel hislerini yüzündeki renk değişimi ile çabuk belli ederler..
Yukarıda bahsedilen içtemsiller tek başına çok nadiren bulunurlar.
Genellikle işitsel- kinestetik ( kinestetik-işitsel) ve İşitsel-Görsel ( görsel-işitsel) Olarak iki görsel sistem şeklindedirler.
Algı Filtreleri

LİMON SUYUNDAN İÇ DÜNYAYA
Şimdiki dersimizde davranış, yetenek ve benzeri durumların işlevsel yönünü ele alacağız. Hepimizin algı filtreleri vardır ( duyu organları Algılayıcıdır, filtreler ise içtemsillerdir)
Herkes iç temsillerine göre dış dünyadaki sinyalleri algılar.
Görsel içdünyaya sahip biri dış dünyayı algılarken görsel objeler üzerine yoğunlaşır ve görsel objeler üzerine seçicidir. Bir olay karşısında olaya şahit olan biri görsel iç temsil ağırlıklı ve işitsel yönü de çekinik ise, olay beynine kaydedilirken görsel imgelerayırd edilerek süzgeçlerden geçer, yani filitreler görsel imgeleri seçer.
Olay anında gözler aktif kulaklar ikinci plandadır. Olaya şahit olan kişiye olayı anlatması istendiğinde, bilinç hemen çağrışım yapar ve kaydettiği görsel imgeleri anlatım kalıplarına döker bu işi yaparken Göz (sağ elini kullananlar için) sol üst köşeye bakar. Görsel kelimelerdeki eksiklikleri ise kişiye göre değişen baskınlıkta işitsel ve dokunsal yönlerdeki dil kalıpları ile tamamlar. Konuşurken hızlı konuşur ve olaya kendini şahitlik ederken bulur.
Aşağıdaki şekilde bu sistemin nasıl işlediğine dair bilgiler edineceğiz genel olmakla birlikte herkeste aynıdır.
Algılayıcılar: * Görme * işitme * Tat alma
Durum girişi-->* koklama-->Algı Filtrelerimiz-->* Dokunma *Bilinçaltı ve-->Bilinç-->*Değerlendirme sistemi--> Ve çıkış ( Tavır ve davranışlar)

Siz limon yiyen birini gördüğünüz de olay gözümüz tarafından algılanır, seslerini duyarız bu kısım giriş kısmıdır, algı filtremiz buradaki baskınlık derecesine göre görsel olarak ya da işitsel olarak süzgeçlerinden geçirir, bilinç ise bu olay ile ilgili daha önce yaşanmış bir anısını çağrışım yolu ile getirir, değerlendirme de ise yaşadığı olayın kendisine hissettirdiği duyguları da beraberin de getirir.Yani limonun suyu, rengi, tadı eline değen kabuğu ve akan suyu, yediğin zamanki dilinde oluşan ekşi tat, yüzünün buruşması gibi.

En son da çıkış olarak suratımızın buruştuğunu hissederiz, dilimizdeki limon suyunun etkisini, ağzımızın sulandığın dişlerimizdeki tuhaflığı hatta gözümüzün yaşardığını bile hissedebilirsiniz. Defalarca limon yediğinizi hayal edin rengini görmeye çalışın, kokusunu duyun, dişlerinizi limona değdirdiğinizi suyunun dilinize temasını ve ağzınızın sulanmasını hissetmeye çalışın ama defalarca. Ne kadar güzel bir olay değil’ mi? bu olayı bile anlatırken ağzım sulandı. Eminim şimdi sizlerde aynı durumdasınız.

Bu olayı gerçeklik bakımından incelediğimizde gerçek ile hayal arasında hiç bir farkın kalmadığını görürüz. Bilinçaltı olayı gerçekmiş gibi algıladı ve bize gerçekten limon yemişiz hissini verdi. Artık her limon yediğimiz de bilinçaltı aynı rolü yapacaktır bize. Ne zaman yüzümüzü buruşturup ağzımızın sulanmasını istersek detaylı olarak limon yeme hadisesini hayal etmek yeterli olacaktır.Kısaca konuyu ele alırsak

Giriş-->Algı organları ve algı filtresi-->BilinçBilinçaltı ya da çıkış.

Herhangi bir problemle uğraştığımız da eğer çözüme ulaşamazsak, otomatik olarak bilinçaltına havale ederiz. Gün boyu bu problemlerle bilinçaltı ilgilenir. Bilinçaltı aldığı yetkiyle uğraşmaya devam eder veTüm çağrışımlarınızı kullanır. Gece siz uyurken kendi diliyle ( rüya) bize çözümü sunar.
Şayet çözemediyse bile bize problem çıkarmasındiye rüyayı çıkış olarak kullanmaya çalışır. Girdi olarak bilinçaltına ulaşan bir durum mutlaka bir şekilde çıktıya ulaştırılmalıdır. Aksi takdirde can sıkıntısı, stres, baş ağrısı ve buna benzer şekilde kendini dışa vurmaya çalışır.Birçok deneyle ispatlanmıştır ki bazı baş ağrısı olan insanlar. Baş ağrısının olası nedenlerini bir kâğıda yazdığında veya bir doktora anlattığında ağrının hafiflediğini veya tamamen geçtiğini görmüşlerdir. Ağrının geçmesinin nedeni, eskiden uğraştığı bir problemi yarım bıraktığından çıktıya ulaşamayan problemler varlığını vücudumuzun uyarı sistemi olan ağrıyla hissettirir.Ve bizlerde yarım kalmış işleri yazıya döktüğümüzde ya da anlattığımızda Çıktı olarak görsel veya işitsel yolla içimizdeki kısır döngüden kurtarmış Oluruz ve ağrının olması için bir neden kalmaz Yani yine tekrar edecek Olursak yukarıdaki bahsi geçen girdi ve çıktı olayını birçok işlerimizde kullanacağız Şimdi esas konuya gelelim. Madem amacımız çıktıyı değiştirmek, o halde içimizdeki içtemsillerin işleyişini değiştirmekle işe başlayalım.Şimdi konsantre olun ve anlatacaklarımı dikkatle dinleyin.

Sizi mutlu eden bir olay düşünün... Görüntüler durgun ise hareketlendirin... RenkleriniParlaklaştırın... Görüntüyü büyütün... Olayı tekrar baştan bu haliyle izleyin... Renkleri canlandırın... Görüntüyü biraz daha büyütün... Eğer izlediğiniz görüntü sinema perdesi gibi uzak ise kendinizi olayın için de düşünün... Olayı en baştan birde bu haliyle izleyin... Sesleri melodik bir tarzda düşünün... Uzaktan ve zayıf geliyorsa yakından ve güçlü şekilde geldiğini hayal edin... Size dokunan bir nesneVarsa ve hoşunuza gidiyorsa hissetmeye çalışın... Bütün duygularınızı aktif hale getirerek daha da derinleşe bilirsinizBu örneği mutlaka yapın Anlatmak istediğimi o zaman daha iyi anlayacaksınız.Nasıl ama Bu mutluluk verici olay sizi daha da mutlu etti değil mi?Buna benzer yöntemleri gelecek dersler de daha çok uygulayacağız anılarımız işimize yarayacak... Unutmayın onları boşuna yaşamadık.

Mahir Demir
alıntı

Efsun39
21-02-2010, 11:12
Sizi mutlu eden bir olay örneğinin tam tersini de yapabiliyoruz..Yani bizi mutsuz eden bir olay aklımıza geldiğinde zihin gözümüzde o olayın görüntüsünü ve seslerini değiştirip bizi etkilemesini engelleyebiliyoruz. Rekler canlıysa soluklaştırıyor, görüntü net ve büyükse uzaklaştırıp, küçültüp, flulaştırıyoruz.seslerle oynayıp ya melodik ya da inceltip kalınlaştırarak komik bir hale getiriyoruz. Bunu bir kaç defa yaptıktan sonra aynı olayı düşündüğümüzde artık bizi üzmediğini farkediyoruz..
Ben bu yöntemi çok sık kullanıyorum hem eğlenceli hem de çok etkili...:))

Mahir
03-06-2011, 11:40
arkadaşlar bu yazıda beynimizin işleyişi hakkında bir fikir edinebileceğimizi, kendi analizimizi biraz daha kolay yapabileceğimizi düşünüyorum.

Beyin Haritası veya İletişimin Pusulası

Geçen derste Ahenk kurma ile ilgili bir örnekle yüzeysel bir konu işlemiştik.İnsanlarla iletişim kurarken, sözlükte yer alan bir kelimenin, sözlükAnlamı dışında kişinin yaşadıklarının etkisi ile yeni bir anlam kazanırve ya mecazi bir boyut oluşur. Bizler bir kelimenin onun dünyasındaNe anlama geldiğini bilmediğimiz için bizim dünyamızdaki anlamlara göreHareket ederiz. Oğuz SAYGIN’ ın Gaziantep te verdiği bir seminer de bu konu ile alakalı bir anekdot dinlemiştim.. Seminerde dinleyen kişilere soruyor.

Sizce, diyet deyince aklınıza ne geliyor?
Bir adam,
— Tavuk
Bir kadın
— sebze
Bir adam
— doktor
Bir adam,
- diet kola
Bir adam
— Araba
Son cevabı duyunca soruluyor
.— Araba mı, neden?
Adam,
—1 ay içerisinde 5 kilo verirsem karım bana bir araba alacak
—Dediğinde salondakiler şaşırıyor.

Örnekte anlaşıldığı gibi verilen cevaplar herkesin dünyasında başka anlama geldiğini kanıtlar. Aynen bunun gibi hayatın diğer kısımlarında da böyledir. Buna KişiselGelişimciler; Harita Bölgenin kendisi değildir der. YaniBir haritada nasıl ki dereler, dağlar, şehirler aslı ile aynı değilse Aynen bunun gibi kullandığımız kelimelerde gerçek anlamını taşımayabilirler. Kelimelerin anlamı beynimizde yaşamımızın kattığı anlam ile bozulmalaraUğrayabiliyor. Buda demek oluyor ki biri ile anlaşırken onunla ortakBir iletişim dili oluşturulmalı veya onun kelimeleri ile ahenk içinde( içtemsil kelimeleri kullanarak ) iletişim kurmalıyız. İnsanların içtemsillerineAit ipuçlarının bir kısmını sizlere anlatmıştım. Diğer ip uçları daBirazdan huzurlarınızda olacak.

GÖRSEL İÇTEMSİL SİSTEMİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER
Hızlı konuşur, dik yürür, diyaframın üstünden nefes alır, hızlı hareket
Eder, görsel sanatlara ilgisi vardır, sinemaya, sergilere ve görsel.
Şölenlere gider, insanların görünüşlerine çok dikkat eder, renklerleİlgilenir, konuşurken görsel içerikli kelimelerle iletişim kurar vs.

İŞİTSEL İÇTEMSİLİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER
Akıcı konuşurlar,
normal yürürler,
diyaframdan nefes alırlar,
konuşurken kafalarını yanlara doğru eğdirip konuşabilirler,
işitsel sanatlara ilgileri vardır,
genellikle enstürman çalarlar,
konserlere sık, sık giderler,
müzik alanında uğraşıları vardır,
iyi bir pazarlamacı olabilirler,
kelimeleri seçerken işitsel kelimeler bulurlar,
konuşma yetenekleri çok iyidir

KİNESTETİK İÇ TEMSİLİ AĞIRLIKTA OLAN KİŞİLER:
Yavaş konuşur, yavaş yürür, genelde kafaları aşağıya doğru eğiktir,
Dokunsal yönleri gelişmiştir, genellikle bir elbise alırken elleri ile dokunurlar,
konuşurken duygusal ifadeler önem verirler heyecanlarını veya içsel hislerini yüzündeki renk değişimi ile çabuk belli ederler..
Yukarıda bahsedilen içtemsiller tek başına çok nadiren bulunurlar.
Genellikle işitsel- kinestetik ( kinestetik-işitsel) ve İşitsel-Görsel ( görsel-işitsel) Olarak iki görsel sistem şeklindedirler.
Algı Filtreleri

LİMON SUYUNDAN İÇ DÜNYAYA
Şimdiki dersimizde davranış, yetenek ve benzeri durumların işlevsel yönünü ele alacağız. Hepimizin algı filtreleri vardır ( duyu organları Algılayıcıdır, filtreler ise içtemsillerdir)
Herkes iç temsillerine göre dış dünyadaki sinyalleri algılar.
Görsel içdünyaya sahip biri dış dünyayı algılarken görsel objeler üzerine yoğunlaşır ve görsel objeler üzerine seçicidir. Bir olay karşısında olaya şahit olan biri görsel iç temsil ağırlıklı ve işitsel yönü de çekinik ise, olay beynine kaydedilirken görsel imgelerayırd edilerek süzgeçlerden geçer, yani filitreler görsel imgeleri seçer.
Olay anında gözler aktif kulaklar ikinci plandadır. Olaya şahit olan kişiye olayı anlatması istendiğinde, bilinç hemen çağrışım yapar ve kaydettiği görsel imgeleri anlatım kalıplarına döker bu işi yaparken Göz (sağ elini kullananlar için) sol üst köşeye bakar. Görsel kelimelerdeki eksiklikleri ise kişiye göre değişen baskınlıkta işitsel ve dokunsal yönlerdeki dil kalıpları ile tamamlar. Konuşurken hızlı konuşur ve olaya kendini şahitlik ederken bulur.
Aşağıdaki şekilde bu sistemin nasıl işlediğine dair bilgiler edineceğiz genel olmakla birlikte herkeste aynıdır.
Algılayıcılar: * Görme * işitme * Tat alma
Durum girişi-->* koklama-->Algı Filtrelerimiz-->* Dokunma *Bilinçaltı ve-->Bilinç-->*Değerlendirme sistemi--> Ve çıkış ( Tavır ve davranışlar)

Siz limon yiyen birini gördüğünüz de olay gözümüz tarafından algılanır, seslerini duyarız bu kısım giriş kısmıdır, algı filtremiz buradaki baskınlık derecesine göre görsel olarak ya da işitsel olarak süzgeçlerinden geçirir, bilinç ise bu olay ile ilgili daha önce yaşanmış bir anısını çağrışım yolu ile getirir, değerlendirme de ise yaşadığı olayın kendisine hissettirdiği duyguları da beraberin de getirir.Yani limonun suyu, rengi, tadı eline değen kabuğu ve akan suyu, yediğin zamanki dilinde oluşan ekşi tat, yüzünün buruşması gibi.

En son da çıkış olarak suratımızın buruştuğunu hissederiz, dilimizdeki limon suyunun etkisini, ağzımızın sulandığın dişlerimizdeki tuhaflığı hatta gözümüzün yaşardığını bile hissedebilirsiniz. Defalarca limon yediğinizi hayal edin rengini görmeye çalışın, kokusunu duyun, dişlerinizi limona değdirdiğinizi suyunun dilinize temasını ve ağzınızın sulanmasını hissetmeye çalışın ama defalarca. Ne kadar güzel bir olay değil’ mi? bu olayı bile anlatırken ağzım sulandı. Eminim şimdi sizlerde aynı durumdasınız.

Bu olayı gerçeklik bakımından incelediğimizde gerçek ile hayal arasında hiç bir farkın kalmadığını görürüz. Bilinçaltı olayı gerçekmiş gibi algıladı ve bize gerçekten limon yemişiz hissini verdi. Artık her limon yediğimiz de bilinçaltı aynı rolü yapacaktır bize. Ne zaman yüzümüzü buruşturup ağzımızın sulanmasını istersek detaylı olarak limon yeme hadisesini hayal etmek yeterli olacaktır.Kısaca konuyu ele alırsak

Giriş-->Algı organları ve algı filtresi-->BilinçBilinçaltı ya da çıkış.

Herhangi bir problemle uğraştığımız da eğer çözüme ulaşamazsak, otomatik olarak bilinçaltına havale ederiz. Gün boyu bu problemlerle bilinçaltı ilgilenir. Bilinçaltı aldığı yetkiyle uğraşmaya devam eder veTüm çağrışımlarınızı kullanır. Gece siz uyurken kendi diliyle ( rüya) bize çözümü sunar.
Şayet çözemediyse bile bize problem çıkarmasındiye rüyayı çıkış olarak kullanmaya çalışır. Girdi olarak bilinçaltına ulaşan bir durum mutlaka bir şekilde çıktıya ulaştırılmalıdır. Aksi takdirde can sıkıntısı, stres, baş ağrısı ve buna benzer şekilde kendini dışa vurmaya çalışır.Birçok deneyle ispatlanmıştır ki bazı baş ağrısı olan insanlar. Baş ağrısının olası nedenlerini bir kâğıda yazdığında veya bir doktora anlattığında ağrının hafiflediğini veya tamamen geçtiğini görmüşlerdir. Ağrının geçmesinin nedeni, eskiden uğraştığı bir problemi yarım bıraktığından çıktıya ulaşamayan problemler varlığını vücudumuzun uyarı sistemi olan ağrıyla hissettirir.Ve bizlerde yarım kalmış işleri yazıya döktüğümüzde ya da anlattığımızda Çıktı olarak görsel veya işitsel yolla içimizdeki kısır döngüden kurtarmış Oluruz ve ağrının olması için bir neden kalmaz Yani yine tekrar edecek Olursak yukarıdaki bahsi geçen girdi ve çıktı olayını birçok işlerimizde kullanacağız Şimdi esas konuya gelelim. Madem amacımız çıktıyı değiştirmek, o halde içimizdeki içtemsillerin işleyişini değiştirmekle işe başlayalım.Şimdi konsantre olun ve anlatacaklarımı dikkatle dinleyin.

Sizi mutlu eden bir olay düşünün... Görüntüler durgun ise hareketlendirin... RenkleriniParlaklaştırın... Görüntüyü büyütün... Olayı tekrar baştan bu haliyle izleyin... Renkleri canlandırın... Görüntüyü biraz daha büyütün... Eğer izlediğiniz görüntü sinema perdesi gibi uzak ise kendinizi olayın için de düşünün... Olayı en baştan birde bu haliyle izleyin... Sesleri melodik bir tarzda düşünün... Uzaktan ve zayıf geliyorsa yakından ve güçlü şekilde geldiğini hayal edin... Size dokunan bir nesneVarsa ve hoşunuza gidiyorsa hissetmeye çalışın... Bütün duygularınızı aktif hale getirerek daha da derinleşe bilirsinizBu örneği mutlaka yapın Anlatmak istediğimi o zaman daha iyi anlayacaksınız.Nasıl ama Bu mutluluk verici olay sizi daha da mutlu etti değil mi?Buna benzer yöntemleri gelecek dersler de daha çok uygulayacağız anılarımız işimize yarayacak... Unutmayın onları boşuna yaşamadık.

Mahir Demir
alıntı


Ne güzel değil mi yıllar önce yazdığım bir makalenin karşıma bu forumda çıkması.

Bu makaleleri benbigun.com da yazıyordum. Öğrendiğim bilgileri orada paylaşmıştım insanlarla.

Burada da karşılaşmak ağzımı kulaklarıma vardırdı.

Paylaşım için teşekkür ederim Hayal abla
:ççkklp

hayalayaz
03-06-2011, 11:46
evet..insanın hoşuna gidiyor..bende geçen gün bir yazıma rastladım bir sitede, yazıyı eee, valla bravo diye diye okuyorum ama konu yabancı gelmiyor... yazdığımıda unutmuşum.. altınada isim yazmamışlar..sonradan hatırladım.. bu yazı benimdi yahu diye çok gülmüştüm ama altına yazılan yorumlar çok güzeldi... birilerine faydalı olduğunu öğrenmek güzel bir duygu..

Mahir
03-06-2011, 12:16
evet..insanın hoşuna gidiyor..bende geçen gün bir yazıma rastladım bir sitede, yazıyı eee, valla bravo diye diye okuyorum ama konu yabancı gelmiyor... yazdığımıda unutmuşum.. altınada isim yazmamışlar..sonradan hatırladım.. bu yazı benimdi yahu diye çok gülmüştüm ama altına yazılan yorumlar çok güzeldi... birilerine faydalı olduğunu öğrenmek güzel bir duygu..

Beğenilmek te güzel bir duygu. Altında ismimi görmekte öyle. Sağolun emeğe saygı göstermişsiniz.

1998 yılında NLP nin temel kitaplarını okumuştum, Prense Dönüşen kurbağalar, Değişim için beyninizi kullanın, Trans ve Değişim adlı üç kitabı okuyup yazmaya başlamıştım. Bir kaçyıl boyunca yazdığım site kapanınca benbigun.com dan teklif gelmişti. Amatör olarak orada yazmaya devam ettim. Tabi şimdi okuyorumda çok basit geliyor kurduğum cümleler :D

Yazacağım temel konuları bitirip siteye yazı göndermedim. Forumlarda devam ettim bir süre sonra epeyi bir ara vermiştim.

Beni gülümsettiniz, Hayatta sizi gülümsetsin.
Saygılarımla

isobel
03-06-2011, 12:54
ne kadar güzel bir yazı,bence devam etmelisiniz:)

hayalayaz
03-06-2011, 14:13
Mahirciğim ben ve arkadaşlarım yazı bulduğumuzda genelde altında ALINTIDIR yazar... bu sefer yazının başlığını yazarak araştırırız... eğer yazanı bulursak mutlaka ismini altına yazarız.. sadece site linki vermiyoruz..buna oğlum karşı çıkıyor... ben bu akşam onunla bu konuyu tekrar konuşayım hihi oğlum genelde fikirlerime karşı çıkmaz ama nedense bu konuda direniyor..

Mahir
03-06-2011, 14:28
ne kadar güzel bir yazı,bence devam etmelisiniz:)

Bahsettiğim sitede devamı vardı.

ancak Forumda eğer kendimi hazır hissedersem (Tekrar okuduğum kitapları ele almam gerekiyor bilgilerimizi yenileyerek) NLP hakkında yazmaya devam edebilirim.

hayalayaz
03-06-2011, 14:56
Bahsettiğim sitede devamı vardı.

ancak Forumda eğer kendimi hazır hissedersem (Tekrar okuduğum kitapları ele almam gerekiyor bilgilerimizi yenileyerek) NLP hakkında yazmaya devam edebilirim.


çok seviniriz. eft konumuzuda sağolsun eft uzmanı olan bir arkadaş zenginleştirmişti... hem bu aralar NLP ile ilgilenen arkadaşlarımız var onlara tabii bizede çok faydalı olur diye düşünüyorum..

Mahir
03-06-2011, 15:52
çok seviniriz. eft konumuzuda sağolsun eft uzmanı olan bir arkadaş zenginleştirmişti... hem bu aralar NLP ile ilgilenen arkadaşlarımız var onlara tabii bizede çok faydalı olur diye düşünüyorum..

kuantum dokunuş ve çift dokunuş egzersizleri yaparken bir yandan da NLP konuları üzerinde tekrar okumalar yapıp paylaşabilirim.

saygılarımla

hülyaa
03-06-2011, 19:49
çok iyi olur savaşçı_78..çok seviniriz..:)

coşkun
04-06-2011, 09:56
NLP üzerine güncel paylaşımlar olması beni de çok mutlu eder. Bence sürekli canlı kalması gereken bir konu.