hayat kadere inat
20-11-2009, 19:09
Çok uzun yıllar önce, dört tane yüksek dağın ortasında, dünyada eşi benzeri bulunmayan çok güzel bir ülke varmış. Bu ülkenin adı DEĞERLER ÜLKESİ'ymiş. Değerler Ülkesi'nin havası çok güzel ve temizmiş. Toprakları da çok verimliymiş. Ülkenin tam ortasında bir göl varmış. Dört tane dağdan akan nehirler bu göle dökülürmüş. Gölde bin bir çeşit balık yaşarmış. Dağların eteklerindeki ormanlar bin bir çeşit hayvanı barındırırmış.
.....Bu ülkede insanlar çok mutlu yaşarlarmış. Hiç kimse kötülük yapmaz yalan söylemezmiş. Herkes üstüne düşen görevi tam olarak yapar, çok çalışırmış. Tatil günlerinde de bir araya gelip eğlenirlermiş. Bu ülkede hiç bir evin, hatta sarayın bile kapısında kilit yokmuş. Zamanla ülkenin halkı kötülük kelimesinin anlamını bile unutmuş.
.....Değerler Ülkesi'nin kralı ve kraliçesi ülkeyi yönetirken herkese eşit davranmaya, adil olmaya çok dikkat ederlermiş. Ancak uzun yıllar boyunca ülkeyi başarıyla yönettikten sonra iyice yaşlanmışlar. Ülkenin en bilgili kişilerini toplamışlar. Üç gün, üç gece hiç durmadan çalışmışlar. Sonunda kızları Billur Prenses'in ülkeyi yönetmesine karar vermişler. Ancak Billur Prenses'in ülkeyi yönetmeye başlamadan önce öğrenmesi gereken pek çok bilgi varmış.
.....Bilge kişiler hemen çalışmaya başlamışlar. Her biri Billur Prenses'e kendi bildiklerini öğretmiş. Billur Prenses de kendisine anlatılan dersleri büyük bir istekle çalışıyor, her geçen gün daha bilgili bir insan oluyormuş. Bir gün bilge kişiler toplanıp krala gitmişler. Kendilerinin bildikleri her şeyi Billur Prenses'e öğrettiklerini, artık görevlerinin sona erdiğini söylemişler.
.......Kral onlara teşekkür etmiş. Sonra kraliçeye dönüp "Artık sıra bize geldi" demiş.
.......Kraliçe de "Haklısınız. Bundan sonra ben Billur Prenses'e tarih kitaplarını verip, bu güzel ülkemizde geçmişte olanları öğreteceğim" diye cevap vermiş.
.......Kral "Daha sonra ben de taşların sırrını öğreteceğim" diye eklemiş.
.......Ertesi gün kraliçe, Billur Prenses'i odasına çağırmış. Ona ülkenin tarihini öğreteceğini, ancak bu bilgilerin çok gizli olduğunu anlatmış. Daha sonra odasının duvarındaki büyük aynanın önünde durmuş. Aynanın çerçevesi rengarenk değerli taşlarla kaplıymış. En üstte duran yeşil renkli büyük zümrütü yerinden çıkarmış. Ayna sessizce yana doğru kaymış. Aynanın arkasında bir kapı varmış. Kraliçe cebinden bir anahtar çıkarmış. Billur Prenses merakla anahtara bakmış. Zira ülkede hiç bir kapı kilitlenmediği için daha önce hiç anahtar görmemiş.
......Kraliçe Billur Prenses'e "Şaşırdığını biliyorum. Bu bir anahtardır. Eğer bir kapının açılmasını istemiyorsan onu anahtarla kilitlersin. Böylece anahtarı olmayan hiç kimse o kapıdan içeri giremez" demiş.
.......Billur Prenses "Fakat hiç kimse izin almadan bir kapıyı açmaz" demiş.
......Kraliçe "Benimle gel. Birazdan her şeyi anlayacaksın" diyerek anahtarla kapıyı açmış. Birlikte içeri girmişler. Kapıyı kapatınca ayna arkalarından sessizce eski yerine dönmüş. Kapının arkasındaki koridordan geçmişler. Karşılarına iki tane kapı çıkmış. Kraliçe bir başka anahtar çıkarıp soldaki kapıyı açmış. İçeri girince Billur Prenses buranın büyük bir kütüphane olduğunu görmüş.
.......Kraliçe anlatmaya başlamış. "Sen doğmadan uzun zaman önce Değerler Ülkesi bugün olduğu gibi güzel bir yer değildi. İnsanlar da mutlu değillerdi. Buradaki kitaplardan o günlerde ülkemizde olan olayları ve bunların nasıl değiştiğini öğreneceksin" demiş.
.......Billur Prenses'e büyük bir kitap vermiş. Prenses kitabı okumaya başlamış. Bir kaç sayfa okuduktan sonra Kraliçe'ye "Burada yazanları anlayamıyorum. Bu kitapta kötülük, hırsızlık, yalan gibi pek çok anlamadığım kelime var" demiş.
.....Kraliçe ona bir sözlük vermiş. "Bilmediğin kelimelerin anlamını bu sözlükten öğrenebilirsin" demiş. Billur Prenses okurken anlamadığı kelimeleri sözlükten bakmaya başlamış. Bütün günü kitap okuyarak geçirmiş. Akşama doğru Kraliçe "Bu günlük bu kadar yeter. Yarın okumaya devam edersin" demiş. Billur Prenses kitabi odasına götürüp okumaya devam etmek istemiş. Fakat Kraliçe buna izin vermemiş. "Hiç kimse bu kitapları görmemeli. İnsanların artık unutulmuş kötülükleri hatırlamasını istemeyiz" demiş. Billur Prenses Kraliçe'ye hak vermiş. "İnsanların birbirlerine zarar vermeleri, hırsızlık yapmaları, çalışmaktan kaçınmaları anlaşılır gibi değil" diye düşünmüş.
......O günden sonra bütün vaktini bu kütüphanede geçirmiş. Bütün kitapları okumuş. Eski günlerde ülkesinde olan bütün kötü olayları öğrenmiş. Fakat kitapların hiç birinde kötülüklerin nasıl sona erdiği yazmıyormuş. Bunu Kraliçe'ye sorduğunda, Kraliçe ona "Yarın Kral baban sana bunu açıklayacak" demiş.
.......Ertesi gün Kral, Billur Prenses'i Kraliçe'nin odasında bekliyormuş. Kraliçe aynanın üstündeki zümrütü alıp kapıyı açmış. Kral ve Billur Prenses kapıdan geçmişler. Bu kez Kraliçe onlarla gelmemiş. Koridorun sonunda Kral bir anahtar çıkarıp sağdaki kapıyı açmış. Büyük bir salona girmişler. Salonda tam ortada duran büyük bir masa ve iki tane sandalyeden başka hiç bir eşya yokmuş. Masanın üzerinde altın bir kutu ve yanında da eski bir kitap duruyormuş. Kral, Billur Prenses'e kitabı okumasını söylemiş. Kitapta, geçmişte bu ülkenin adının kötülüklerden dolayı "Karanlık Ülke" olduğu yazılıymış.
.............Kral, Billur Prenses'e "Sevgili kızım, yüksek sesle oku da ben de son bir kez dinleyeyim. Artık gözlerim iyi görmüyor" demiş. Billur Prenses okumuş, Kral dinlemiş. Kitapta herkesin mutlu olduğu bir ülkeden gelen gezginin hikayesi anlatılıyormuş.
...........Bu gezginin yolu bir gün Karanlık Ülke'ye düşmüş. Karanlık Ülke'de bulunduğu sürece hiç kimse ona iyi davranmamış. Oysa gezgin herkese iyi davranıyor, yardım etmeye çalışıyormuş. İnsanlar gezginle alay etmişler. Hırsızlar yolunu kesip bütün parasını çalmışlar. Gezgin bir gece uyurken bir başkası bütün yiyeceğini çalmış. Gezgin günlerce aç susuz yürümüş. Yolunun üzerine pek çok köy çıkmış. Ancak köylüler gezgine ne yiyecek ne de yatacak yer vermemişler. Sonunda uzaktan kralın sarayı görünmüş. Gezgin saraya gidip kralla konuşmaya karar vermiş. Fakat tam o sırada hırsızlar yolunu kesmişler. Çalınacak hiç bir şeyi olmadığını görünce gezgini dövmüşler. Elbiselerini paramparça etmişler. Gezgin son bir gayretle saraya gelmiş. Nöbetçiler onu dilenci zannederek içeri almak istememişler. Fakat gezgin çok ısrar etmiş. Sonunda Kral'la görüşmeyi başarmış.
............Kral ülkedeki tüm kötülüklere rağmen içindeki iyilik duygularını tamamen kaybetmemiş. Gezgine yiyecek ve yeni giysiler verilmesini emretmiş. Böylece gezgin sarayda kalmaya başlamış. Kral'a kendi ülkesini ve gezdiği diğer ülkeleri anlatmış. Şimdiye kadar Karanlık Ülke gibi kötülüklerle dolu bir yer görmediğini söylemekten de çekinmemiş. Kral günlerce gezginin anlattıklarını düşünmüş. Kendi ülkesinin de gezginin geldiği ülke gibi güzel bir yer olmasını ve insanların mutlu yaşamalarını istiyormuş. Bu isteğini gezgine anlatmış.
.........Gezgin, Kral'ın isteğinin gerçekleşebileceğini, ancak çok çalışmaları gerektiğini söylemiş. Kral'dan beş tane büyük altın kase istemiş. Kaseleri alıp Kral'la birlikte sarayın hazine odasına gitmişler. Hazine odasında pek çok değerli taş varmış.
..........Gezgin altın kaseleri suyla doldurmuş. Yere bir yıldız çizip, yıldızın her ucuna bir kase yerleştirmiş. Birinci kaseyi kırmızı renkli yakutlarla doldurmuş. İkinci kaseye iri yeşil zümrütler koymuş. En büyük elmasları seçip üçüncü kaseye koymuş. Dördüncü kaseyi koyu mavi renkte safir taşlarla doldurmuş. Beşinci kaseye de yumurta şeklindeki sarı opal taşlardan koymuş. Cebinden bir şişe çıkartmış. Her bir altın kaseye bu şişedeki sudan birer damla damlatmış. Hazine odasını kilitleyip oradan ayrılmışlar.
............Ertesi gün gezgin ve Kral hazine odasına gitmişler. Kral kaselerin içindeki değerli taşların yosunlandığını, kirli değersiz taşlara dönüştüğünü görerek çok şaşırmış. Gezgin kaselerdeki taşları çıkarıp ayrı bir yere koymuş. Taşlar sudan çıkar çıkmaz eski hallerine dönüp pırıl pırıl parlamaya başlamışlar. Gezgin altın kaseleri yine değerli taşlarla doldurmuş. Fakat ertesi gün yine suyun içindeki taşlar yosunlanıp değersiz taşlara dönüşmüşler. Bu durum günlerce devam etmiş. Gezgin her sabah kaselerin içindeki taşlara bakıp hala istediği sonuca ulaşamadığı için üzülüyormuş.
.........Günler sonra Kral ve gezgin, kaselerden birinin içindeki büyük bir zümrütün bozulmadığını, pırıl pırıl parladığını görmüşler. Gezgin Kral'a "İşte, aradığım buydu" demiş. Zümrütü kasenin içinde bırakıp bozulmuş olan taşları kaseden çıkarmış. Bütün kaseleri tekrar değerli taşlarla doldurmuş. Gezgin hazine odasındaki bütün değerli taşları birer gece suyun içinde bırakmış. Sonunda her bir altın kasenin içinde birer tane bozulmayan değerli taş kalmış. Sadece zümrütlerin bulunduğu kasede iki tane zümrüt varmış.
........Gezgin Kral'dan altın bir kutu ve uzun bir altın zincir istemiş. Farklı renkteki beş tane değerli taşı sudan çıkarmış. Onları altın zincirle birbirlerine bağlamış. Altın kutunun içerisine yıldız şekli yaparak değerli taşları yerleştirmiş. Kasede kalan ikinci zümrütü alarak krala vermiş. Bir ayna yaptırarak bu zümrütü aynanın üzerine koymasını söylemiş.
.......Kral "Bütün bunların anlamı nedir?" diye sormuş.
.......Gezgin "Şimdi taşların sırrını anlatacağım" demiş.
.......Yeşil renkli zümrütü göstermiş. "Zümrüt kötülükleri uzak tutar, iyilik ve sevgi verir" demiş.
........Kırmızı renkli yakutu göstermiş. "Yakut ülkene ve insanlarına güzellik verir" demiş.
.........Parlak elması göstermiş. "Elmas ülkene zenginlik ve bereket verir" demiş.
..........Koyu mavi safiri göstermiş. "Safir adalet ve dürüstlük verir" demiş.
.........Yumurta şeklindeki sari opali göstermiş. "Bu sarı opal insanlara sağlık verir" demiş.
.........Altın kutunun kapağını kapatmışlar. Gezgin "Aslında bu güçler insanlarda da vardır. Ama önemli olan güçlerini doğru kullanmaktır" demiş.
........Kral "Başlangıçta kaselere birer damla su damlattığını hatırlıyorum. O su sihirli miydi?" diye sormuş.
........Gezgin "O şişedeki su değildi. Sadece iyi kalpli bir insanın gözyaşlarıydı" diye cevap vermiş.
.........Gezgin bir süre daha sarayda kalmış. Zamanla her şey düzelmiş. Kötülükler unutulmuş. İnsanlar mutlu yaşamaya başlamışlar. Ülkenin adını "Değerler Ülkesi" olarak değiştirmişler. Bir gün gezgin Kral'a "Artık gitme zamanı geldi" demiş. Taşların sırrını sadece ülkeyi yönetecek kişilerin bilmesi gerektiğini söylemiş. Gezgini bir daha ne bir gören olmuş, ne de bir haber gelmiş.
...........Billur Prenses kitabı kapatıp babası Kral'a bakmış. Kral "Bu hikayede anlatılan kral, benim büyükbabamın büyükbabasıydı" demiş. Prenses yavaşça kitabın yanında duran altın kutuyu açmış. Hikayede anlatılan taşlar orada duruyorlarmış.
..........Kral "Büyükbabamın büyükbabası, gezgin gittikten sonra bu iki odayı yaptırmış. Kütüphaneye kötü günlerin anlatıldığı kitapları kaldırmış. Çünkü insanların o kötü günleri hatırlamasını istemiyormuş. Taşların sırrını da bu odaya saklamış. İkinci zümrüt taş da bu odaları gizleyen aynanın üzerinde duruyor. Ülkeyi yöneten kral ve kraliçenin yüreklerindeki iyiliği koruyor" demiş.
.........Sonra "Bir gün evleneceksin. O zaman seninle birlikte ülkeyi yönetecek olan krala bu sırları anlatmak senin görevindir" diye eklemiş.
..........Billur Prenses "Bu sırları kötü amaçlı biri öğrenirse ne olur?" diye sormuş.
........Babası Kral "Güçler iyiye kullanıldığı gibi kötüye de kullanılabilir. O zaman ülkemiz yine eski karanlık günlere döner" diye cevap vermiş.
........Kral bilge kişileri toplayıp Billur Prenses'in artık ülkeyi yönetmek için gereken tüm bilgileri öğrendiğini açıklamış. Düzenlenen bir törenle Kral ve Kraliçe, Değerler Ülkesi'nin yönetimini Billur Prenses'e bırakmışlar. Ülkenin dört bir yanında şenlikler yapılmış. Ülkede yaşayan herkes Billur Prenses'i ziyaret edip kutlamış. Komşu ülkelerden de Prenses'i görüp kutlamak üzere pek çok ziyaretçi gelmiş.
.....Bu ülkede insanlar çok mutlu yaşarlarmış. Hiç kimse kötülük yapmaz yalan söylemezmiş. Herkes üstüne düşen görevi tam olarak yapar, çok çalışırmış. Tatil günlerinde de bir araya gelip eğlenirlermiş. Bu ülkede hiç bir evin, hatta sarayın bile kapısında kilit yokmuş. Zamanla ülkenin halkı kötülük kelimesinin anlamını bile unutmuş.
.....Değerler Ülkesi'nin kralı ve kraliçesi ülkeyi yönetirken herkese eşit davranmaya, adil olmaya çok dikkat ederlermiş. Ancak uzun yıllar boyunca ülkeyi başarıyla yönettikten sonra iyice yaşlanmışlar. Ülkenin en bilgili kişilerini toplamışlar. Üç gün, üç gece hiç durmadan çalışmışlar. Sonunda kızları Billur Prenses'in ülkeyi yönetmesine karar vermişler. Ancak Billur Prenses'in ülkeyi yönetmeye başlamadan önce öğrenmesi gereken pek çok bilgi varmış.
.....Bilge kişiler hemen çalışmaya başlamışlar. Her biri Billur Prenses'e kendi bildiklerini öğretmiş. Billur Prenses de kendisine anlatılan dersleri büyük bir istekle çalışıyor, her geçen gün daha bilgili bir insan oluyormuş. Bir gün bilge kişiler toplanıp krala gitmişler. Kendilerinin bildikleri her şeyi Billur Prenses'e öğrettiklerini, artık görevlerinin sona erdiğini söylemişler.
.......Kral onlara teşekkür etmiş. Sonra kraliçeye dönüp "Artık sıra bize geldi" demiş.
.......Kraliçe de "Haklısınız. Bundan sonra ben Billur Prenses'e tarih kitaplarını verip, bu güzel ülkemizde geçmişte olanları öğreteceğim" diye cevap vermiş.
.......Kral "Daha sonra ben de taşların sırrını öğreteceğim" diye eklemiş.
.......Ertesi gün kraliçe, Billur Prenses'i odasına çağırmış. Ona ülkenin tarihini öğreteceğini, ancak bu bilgilerin çok gizli olduğunu anlatmış. Daha sonra odasının duvarındaki büyük aynanın önünde durmuş. Aynanın çerçevesi rengarenk değerli taşlarla kaplıymış. En üstte duran yeşil renkli büyük zümrütü yerinden çıkarmış. Ayna sessizce yana doğru kaymış. Aynanın arkasında bir kapı varmış. Kraliçe cebinden bir anahtar çıkarmış. Billur Prenses merakla anahtara bakmış. Zira ülkede hiç bir kapı kilitlenmediği için daha önce hiç anahtar görmemiş.
......Kraliçe Billur Prenses'e "Şaşırdığını biliyorum. Bu bir anahtardır. Eğer bir kapının açılmasını istemiyorsan onu anahtarla kilitlersin. Böylece anahtarı olmayan hiç kimse o kapıdan içeri giremez" demiş.
.......Billur Prenses "Fakat hiç kimse izin almadan bir kapıyı açmaz" demiş.
......Kraliçe "Benimle gel. Birazdan her şeyi anlayacaksın" diyerek anahtarla kapıyı açmış. Birlikte içeri girmişler. Kapıyı kapatınca ayna arkalarından sessizce eski yerine dönmüş. Kapının arkasındaki koridordan geçmişler. Karşılarına iki tane kapı çıkmış. Kraliçe bir başka anahtar çıkarıp soldaki kapıyı açmış. İçeri girince Billur Prenses buranın büyük bir kütüphane olduğunu görmüş.
.......Kraliçe anlatmaya başlamış. "Sen doğmadan uzun zaman önce Değerler Ülkesi bugün olduğu gibi güzel bir yer değildi. İnsanlar da mutlu değillerdi. Buradaki kitaplardan o günlerde ülkemizde olan olayları ve bunların nasıl değiştiğini öğreneceksin" demiş.
.......Billur Prenses'e büyük bir kitap vermiş. Prenses kitabı okumaya başlamış. Bir kaç sayfa okuduktan sonra Kraliçe'ye "Burada yazanları anlayamıyorum. Bu kitapta kötülük, hırsızlık, yalan gibi pek çok anlamadığım kelime var" demiş.
.....Kraliçe ona bir sözlük vermiş. "Bilmediğin kelimelerin anlamını bu sözlükten öğrenebilirsin" demiş. Billur Prenses okurken anlamadığı kelimeleri sözlükten bakmaya başlamış. Bütün günü kitap okuyarak geçirmiş. Akşama doğru Kraliçe "Bu günlük bu kadar yeter. Yarın okumaya devam edersin" demiş. Billur Prenses kitabi odasına götürüp okumaya devam etmek istemiş. Fakat Kraliçe buna izin vermemiş. "Hiç kimse bu kitapları görmemeli. İnsanların artık unutulmuş kötülükleri hatırlamasını istemeyiz" demiş. Billur Prenses Kraliçe'ye hak vermiş. "İnsanların birbirlerine zarar vermeleri, hırsızlık yapmaları, çalışmaktan kaçınmaları anlaşılır gibi değil" diye düşünmüş.
......O günden sonra bütün vaktini bu kütüphanede geçirmiş. Bütün kitapları okumuş. Eski günlerde ülkesinde olan bütün kötü olayları öğrenmiş. Fakat kitapların hiç birinde kötülüklerin nasıl sona erdiği yazmıyormuş. Bunu Kraliçe'ye sorduğunda, Kraliçe ona "Yarın Kral baban sana bunu açıklayacak" demiş.
.......Ertesi gün Kral, Billur Prenses'i Kraliçe'nin odasında bekliyormuş. Kraliçe aynanın üstündeki zümrütü alıp kapıyı açmış. Kral ve Billur Prenses kapıdan geçmişler. Bu kez Kraliçe onlarla gelmemiş. Koridorun sonunda Kral bir anahtar çıkarıp sağdaki kapıyı açmış. Büyük bir salona girmişler. Salonda tam ortada duran büyük bir masa ve iki tane sandalyeden başka hiç bir eşya yokmuş. Masanın üzerinde altın bir kutu ve yanında da eski bir kitap duruyormuş. Kral, Billur Prenses'e kitabı okumasını söylemiş. Kitapta, geçmişte bu ülkenin adının kötülüklerden dolayı "Karanlık Ülke" olduğu yazılıymış.
.............Kral, Billur Prenses'e "Sevgili kızım, yüksek sesle oku da ben de son bir kez dinleyeyim. Artık gözlerim iyi görmüyor" demiş. Billur Prenses okumuş, Kral dinlemiş. Kitapta herkesin mutlu olduğu bir ülkeden gelen gezginin hikayesi anlatılıyormuş.
...........Bu gezginin yolu bir gün Karanlık Ülke'ye düşmüş. Karanlık Ülke'de bulunduğu sürece hiç kimse ona iyi davranmamış. Oysa gezgin herkese iyi davranıyor, yardım etmeye çalışıyormuş. İnsanlar gezginle alay etmişler. Hırsızlar yolunu kesip bütün parasını çalmışlar. Gezgin bir gece uyurken bir başkası bütün yiyeceğini çalmış. Gezgin günlerce aç susuz yürümüş. Yolunun üzerine pek çok köy çıkmış. Ancak köylüler gezgine ne yiyecek ne de yatacak yer vermemişler. Sonunda uzaktan kralın sarayı görünmüş. Gezgin saraya gidip kralla konuşmaya karar vermiş. Fakat tam o sırada hırsızlar yolunu kesmişler. Çalınacak hiç bir şeyi olmadığını görünce gezgini dövmüşler. Elbiselerini paramparça etmişler. Gezgin son bir gayretle saraya gelmiş. Nöbetçiler onu dilenci zannederek içeri almak istememişler. Fakat gezgin çok ısrar etmiş. Sonunda Kral'la görüşmeyi başarmış.
............Kral ülkedeki tüm kötülüklere rağmen içindeki iyilik duygularını tamamen kaybetmemiş. Gezgine yiyecek ve yeni giysiler verilmesini emretmiş. Böylece gezgin sarayda kalmaya başlamış. Kral'a kendi ülkesini ve gezdiği diğer ülkeleri anlatmış. Şimdiye kadar Karanlık Ülke gibi kötülüklerle dolu bir yer görmediğini söylemekten de çekinmemiş. Kral günlerce gezginin anlattıklarını düşünmüş. Kendi ülkesinin de gezginin geldiği ülke gibi güzel bir yer olmasını ve insanların mutlu yaşamalarını istiyormuş. Bu isteğini gezgine anlatmış.
.........Gezgin, Kral'ın isteğinin gerçekleşebileceğini, ancak çok çalışmaları gerektiğini söylemiş. Kral'dan beş tane büyük altın kase istemiş. Kaseleri alıp Kral'la birlikte sarayın hazine odasına gitmişler. Hazine odasında pek çok değerli taş varmış.
..........Gezgin altın kaseleri suyla doldurmuş. Yere bir yıldız çizip, yıldızın her ucuna bir kase yerleştirmiş. Birinci kaseyi kırmızı renkli yakutlarla doldurmuş. İkinci kaseye iri yeşil zümrütler koymuş. En büyük elmasları seçip üçüncü kaseye koymuş. Dördüncü kaseyi koyu mavi renkte safir taşlarla doldurmuş. Beşinci kaseye de yumurta şeklindeki sarı opal taşlardan koymuş. Cebinden bir şişe çıkartmış. Her bir altın kaseye bu şişedeki sudan birer damla damlatmış. Hazine odasını kilitleyip oradan ayrılmışlar.
............Ertesi gün gezgin ve Kral hazine odasına gitmişler. Kral kaselerin içindeki değerli taşların yosunlandığını, kirli değersiz taşlara dönüştüğünü görerek çok şaşırmış. Gezgin kaselerdeki taşları çıkarıp ayrı bir yere koymuş. Taşlar sudan çıkar çıkmaz eski hallerine dönüp pırıl pırıl parlamaya başlamışlar. Gezgin altın kaseleri yine değerli taşlarla doldurmuş. Fakat ertesi gün yine suyun içindeki taşlar yosunlanıp değersiz taşlara dönüşmüşler. Bu durum günlerce devam etmiş. Gezgin her sabah kaselerin içindeki taşlara bakıp hala istediği sonuca ulaşamadığı için üzülüyormuş.
.........Günler sonra Kral ve gezgin, kaselerden birinin içindeki büyük bir zümrütün bozulmadığını, pırıl pırıl parladığını görmüşler. Gezgin Kral'a "İşte, aradığım buydu" demiş. Zümrütü kasenin içinde bırakıp bozulmuş olan taşları kaseden çıkarmış. Bütün kaseleri tekrar değerli taşlarla doldurmuş. Gezgin hazine odasındaki bütün değerli taşları birer gece suyun içinde bırakmış. Sonunda her bir altın kasenin içinde birer tane bozulmayan değerli taş kalmış. Sadece zümrütlerin bulunduğu kasede iki tane zümrüt varmış.
........Gezgin Kral'dan altın bir kutu ve uzun bir altın zincir istemiş. Farklı renkteki beş tane değerli taşı sudan çıkarmış. Onları altın zincirle birbirlerine bağlamış. Altın kutunun içerisine yıldız şekli yaparak değerli taşları yerleştirmiş. Kasede kalan ikinci zümrütü alarak krala vermiş. Bir ayna yaptırarak bu zümrütü aynanın üzerine koymasını söylemiş.
.......Kral "Bütün bunların anlamı nedir?" diye sormuş.
.......Gezgin "Şimdi taşların sırrını anlatacağım" demiş.
.......Yeşil renkli zümrütü göstermiş. "Zümrüt kötülükleri uzak tutar, iyilik ve sevgi verir" demiş.
........Kırmızı renkli yakutu göstermiş. "Yakut ülkene ve insanlarına güzellik verir" demiş.
.........Parlak elması göstermiş. "Elmas ülkene zenginlik ve bereket verir" demiş.
..........Koyu mavi safiri göstermiş. "Safir adalet ve dürüstlük verir" demiş.
.........Yumurta şeklindeki sari opali göstermiş. "Bu sarı opal insanlara sağlık verir" demiş.
.........Altın kutunun kapağını kapatmışlar. Gezgin "Aslında bu güçler insanlarda da vardır. Ama önemli olan güçlerini doğru kullanmaktır" demiş.
........Kral "Başlangıçta kaselere birer damla su damlattığını hatırlıyorum. O su sihirli miydi?" diye sormuş.
........Gezgin "O şişedeki su değildi. Sadece iyi kalpli bir insanın gözyaşlarıydı" diye cevap vermiş.
.........Gezgin bir süre daha sarayda kalmış. Zamanla her şey düzelmiş. Kötülükler unutulmuş. İnsanlar mutlu yaşamaya başlamışlar. Ülkenin adını "Değerler Ülkesi" olarak değiştirmişler. Bir gün gezgin Kral'a "Artık gitme zamanı geldi" demiş. Taşların sırrını sadece ülkeyi yönetecek kişilerin bilmesi gerektiğini söylemiş. Gezgini bir daha ne bir gören olmuş, ne de bir haber gelmiş.
...........Billur Prenses kitabı kapatıp babası Kral'a bakmış. Kral "Bu hikayede anlatılan kral, benim büyükbabamın büyükbabasıydı" demiş. Prenses yavaşça kitabın yanında duran altın kutuyu açmış. Hikayede anlatılan taşlar orada duruyorlarmış.
..........Kral "Büyükbabamın büyükbabası, gezgin gittikten sonra bu iki odayı yaptırmış. Kütüphaneye kötü günlerin anlatıldığı kitapları kaldırmış. Çünkü insanların o kötü günleri hatırlamasını istemiyormuş. Taşların sırrını da bu odaya saklamış. İkinci zümrüt taş da bu odaları gizleyen aynanın üzerinde duruyor. Ülkeyi yöneten kral ve kraliçenin yüreklerindeki iyiliği koruyor" demiş.
.........Sonra "Bir gün evleneceksin. O zaman seninle birlikte ülkeyi yönetecek olan krala bu sırları anlatmak senin görevindir" diye eklemiş.
..........Billur Prenses "Bu sırları kötü amaçlı biri öğrenirse ne olur?" diye sormuş.
........Babası Kral "Güçler iyiye kullanıldığı gibi kötüye de kullanılabilir. O zaman ülkemiz yine eski karanlık günlere döner" diye cevap vermiş.
........Kral bilge kişileri toplayıp Billur Prenses'in artık ülkeyi yönetmek için gereken tüm bilgileri öğrendiğini açıklamış. Düzenlenen bir törenle Kral ve Kraliçe, Değerler Ülkesi'nin yönetimini Billur Prenses'e bırakmışlar. Ülkenin dört bir yanında şenlikler yapılmış. Ülkede yaşayan herkes Billur Prenses'i ziyaret edip kutlamış. Komşu ülkelerden de Prenses'i görüp kutlamak üzere pek çok ziyaretçi gelmiş.