Gülçin Şen
16-11-2009, 16:37
(HENRY REED ; Channeling Your Higher Self , "Yüksek Benliginize Kanal Olmak" adli kitabindan) Içimizdeki Iyilestirici Kuvvetlerin Atomik Gücünü Uyandirma
Dogada isleyen Yaratici Güçler ayni zamanda bedenlerimiz boyunca akar. Bu enerji sifa ve yenilenme için kullanilabilir. Bu gücü nasil uyandiracagimizi ögrenebilir ve sifa kanallari olabiliriz.
Edgar Cayce tüm bedenimizde bilinçlilik oldugunu belirtir. Psikologlar, gerçekte, küçük bir egitimle, öznelerin bedenlerindeki bireysel hücrelerle temas kurabilecegini ve hücrelerin fonksiyonunu etkileyebilecegini göstermislerdir. Cayce, bedendeki bu bilinçliligin bireysel hücrelerden daha ince seviyelerde de mevcut oldugunu bildirir. Bedendeki her atom bilinçlilige sahiptir.
Meditasyon yaparken, odaklandigimiz ideal farkindaligimizi sekillendirir. Bilinçliligimizdeki bu degisim bedendeki her hücreye ve her atoma süzülür. Cayce, bir sifa kanali olmak için, ideal olarak Mesih Bilincini seçmenin (Tanri ile Bir’im) önemli oldugunu açiklar.
Kendimizi Tanri ile bir oldugumuzun bilincinin idealine daha çok uyumladikça, bu idealin beden üzerindeki etkisi daha büyük olur. Mesih Bilinçliligi ideali üzerine meditasyon yapmak, endokrin sisteminde Kundalini güçlerinde bir uyanma modeline neden olur. Bedendeki her atomun bilinçliligi Tanri’nin farkindaligi ile dolar. Yaradilisla bir olarak kendinin farkinda olan bu bilinçlilik böylece, yaratma gücünün bir kanali olabilir.
Bu farkindaligin etkisi, Cayce’nin ortaya çikardigi gibi, atomun kalbindeki dönüs kuvvetlerinin kendilerini degistirmesidir. Onun bu dönüs kuvvetlerinden sözetmesi medyumik olarak saglanmistir. Modern fizik atomlarin (ve fotonlarýn) birbirleri ile anlik iletisim kurduklarini ögrenmistir. Ozel olarak, iletisim kurduklarini gördükleri sey, atom içindeki dönüs etkinliginde içerilen bilgidir. Tüm atomlar arasindaki anlik telepatik hat olarak hizmet eden, atomun çekirdegindeki enerjinin dönüsü ile ilgili bir seydir. Böylece, derin meditasyon esnasinda, bedenin atomlari içindeki dönüs kuvvetlerinin, yaradilisin sifa güçlerinin kanalini açmaya etkisi daha derin bir önem kazaniyor.
Bunu bir an için imgelemeye çalisin. Bilinçli zihninizin tüm yasam ile - Tanri ile birliginin farkindaligina emilmesine izin vererek, bedeninizdeki atomlar da bu bilinçlilige uyanirlar. Siz, bilinçli farkindaliginizdan bedeninizin atomlarina kadar yasamin kendisinin temel yaratici enerjisi ile uyum içinde titresirsiniz. Yasam Gücünün bir kanali olursunuz.
Yasam Gücü ile bu baglantinin uyanmasi ile onu yönlendirebiliriz. Cayce bu yasam gücünü ellerimiz ile, dokunarak aktarabilecegimizi belirtir.(Edgar Cayce 1900 lü yillarin basinda yasamistir) Biz ayrica, bunu zihinlerimizle baskalarina dua ederek aktarabiliriz. Cayce, bilinçalti, telepatik etki vasitasi ile diger bireyin bilinçalti zihninin dualarimizdaki modeli alacagini ve bu kisinin bedenindeki atomlarin buna uygun olarak yanit verecegini açiklar. Alicinin bedeninin atomik yapisi kendini daha büyük denge ve uyum yönüne dogru tekrar düzene sokacaktir.
Böylece, bizim kendi meditatif uyumlanmamizda kendini ifade eden iyilestirici gücü transfer ederiz. Tanri ile birligimiz üzerine derin sekilde konsantre olmaya karar vererek içimizde yasayan yasam kuvvetinin atomik gücünü uyandirabilmemizi kavramak dehsetli bir sey. Daha sonra baska bir yasayan canlinin içindeki atomik güçleri etkilemek için kendimizin disina odaklanarak bu gücün kanali olmak yetenegi üzerinde düsünmek daha da müthis. Arastirmalar bunun dogru oldugunu ileri sürüyor.
Kanal Olarak Sifa Uzerine Arastirmalar
Dua ile ve ellerle dokunarak sifanin uzun bir tarihi vardir. Ancak, bilimin bu tür sifayi incelemeye baslamasi sadece son dönemlerdedir. Dokunmanin ve duanin iyilestirici gücünü onaylayan büyüyen miktarda arastirma var.
Ornegin, nükleer fizikçi Elizabeth Rauscher, sifaci Olga Worrell’in, özel laboratuar kaplarinda büyüyen bakterileri etkileme yetenegini test etti. Olga ellerinde bir bakteri kabini tutacak ve bakteriyel büyümeyi ya hizlandiracak ya da geciktirecekti. Dr. Rauscher daha sonra sifacinin yönlendirilmis dokunusunun etkisini tayin etmek için bakteriyel popülasyonu (nüfus) sayacakti. Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in bakteriyel büyümeyi kendi istedigi yönde (hizlandirmak veya geciktirmek) önemli derecede etkiledigini kesfetti. Isi daha da zorlastirmak için, Dr. Rauscher bakterileri biokimyasal bir çevreye koydu; bu bakterilerin büyümesini ya geciktirecek ya da hizlandiracakti, ve Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in dokunusunun bu kimyasal faktörlerin etkisini yok ettigini kesfetti. Ornegin, bakteriyel büyümeyi antibiyotik olan bir çevreye yerlestirme, bakterilerin çogalmasini çok fazla engeller. Ancak, Mrs. Worrell ellerini bakterilerin bulundugu laboratuar tabaklarina koyarak onlara düsman olan çevrede yasama sanslarini önemli derecede gelistirebildi. Bunun tersi olarak, Mrs. Worrell bakterilerin büyümesi için çok elverisli bir çevre içinde bulunan bakterilerin gelismesini geciktirebildi.
St.Joseph Universitesinden Dr. Carroll Nash, sifaci olarak kolej ögrencilerini kullanarak benzer bir çalisma yönetti. O, bu tecrübesiz genç insanlarin ellerini onlarin üzerine koyarak bakterilerin büyüme hizini arttirdigini kesfetti. Daha sonra, Dr. ögrencilerin bakterilerde genetik bir mutasyon yaratabildigini kesfetti !
Daha ender görülen bir deney, ellerle dokunmanin bedenin atomik seviyesinde isleme (çalisma) gücüne sahip oldugu kanitini sagladi . Yenilikçi arastirma organizasyonu olan The Mobius Society’nin baskani Stephen Schwartz, sifacinin dokunusunun suyun atomik yapisi üzerine etkisini test etti. Bu deneyinde, sifacilar ellerini gerçek hastaliklari olan insanlarin üzerine koydu. Bu islemler sirasinda, sifacilar özel eldivenler giydiler, bu eldivenlerin avuç içi kisimlarinda distile suyu tutan torbaciklar vardi. Daha sonra, bir mühendis suyun infrared spectrophotometric analizini yapti. Bu, bir materyalin yansittigi infrared isigin frekansini analiz ederek o materyalin atomik yapisinin modelini belirleyen bir tekniktir. Bu analizin sonuçlari, bu sifacilarin avuçlarindaki suyun, onlarin çalismalari esnasinda atomik olarak degistigini gösteriyor. Iyilestirici enerji su moleküllerindeki oksijen ve hidrojen atomlari arasindaki baglarin dogasini degistirmisti ! Bu çalismasinda Schwartz, hem tecrübeli sifacilarla hem de daha önceden hiç deneyimi olmayan acemilerle çalisti. Sonuçlar tüm katilanlarin su moleküllerini etkileyebildigini gösterdi, ancak en büyük etki tecrübeli uygulayicilar ile yapilan çalismalardan elde edilmisti.
Bu çalismalar, iyilestirici enerjiler için sifacinin direkt temas kanali sagladigi ellerle dokunmayi içeriyordu. Simdi uzaktan, düsünce transferi veya dua ile sifa çalismalarini inceleyelim.
San Francisco General Hospital ‘deki dört yüz kalp hastasi ile yapilan çalisma hastalara dua edilmesinin iyilesmeye yardimci oldugunu ortaya çikarmistir. Tibbi arastirici Randy Byrd tüm A.B.D. deki tüm inançtan insanlari uzaktan dua eden yardimcilar olarak çalistirdi, onlara hastanin ismini, hastaligini ve durumunu bildirdi, ancak nasil dua edeceklerini göstermedi. Hastalarin yarisi için dua edildi (her bir hasta için ortalama 6 kisi dua etti), diger yarisi için dua edilmedi. Dua edilen hastalar, dua edilmeyenlere göre önemli derecede daha az komplikasyonlarla iyilestiler. Bu arastirmanin raporunu gözden geçiren bir çok doktor, sonuçlarin kendi özel fikirlerini onayladigini, kendilerinin de hastalari için dua ettiklerini ve bunun etkili olduguna inandiklarini söyledi.
Zihnin madde üzerinde psikokinetik gücünü içeren baska bir çalismada, Dr. William Braud, bu meslekten olmayan insanlardan baska kisilerin kani üzerinde zihinsel olarak "islem" yapmalarini istedi. Deneyciler bu "islemden" önce hastadan kani çektiler, hastanin zihin çerçevesinin sonuçlara etkisi olmamasi için. Dr. Braud, bu insanlarin kirmizi kan hücrelerinin bozulmasini (hemolysis) zihinsel olarak geciktirdigini kesfetti. Kan sistemi içerisinde, bu etki kan hücrelerinin hastaliga karsi savasma yeteneklerini artirdi.
Hem ellerle dokunarak, hem de düsünce ile yapilan bu tür çalismalar, bu iyilestirici etkilerin alicilarin kendi inanç sistemi ile ilgili olmadigi durumlarda isleyebildigini göstermistir. Biz pozitif düsünce ya da plasebo faktöründen söz etmiyoruz. Bu çalismalarda insanlarin moleküler yapilar üzerinde islem gören iyilestirici enerjilere kanal olabildigini görüyoruz.
Degeri Olan Küçük Seyler
Cayce sifa için kanal olmayi, kisinin bir etki yaratmaya çabaladigi aktif bir gayret olarak tanimlamamistir, bununla birlikte o, kutsama kanallari olmak için yasamda aktif olmaya, gereksinim duyulan yerde yardima hazir olmaya istekli olmamiz gerektiginde israr eder. Daha fazlasi, Cayce, sifaci olmayi ögrenen gruba, uygulamalarini sadece bu meditatif uyumlanmanin özel zamanlari ile sinirlamamalarini belirtmistir. Bir sifa kanali olmayi ögrenmek günlük olarak pozitif ve yapici tarzda davranmayi ögrenmeyi gerektirir. O, önemi olan küçük seylerin degerini tekrar tekrar isaret etmistir.
Bir gülümsemenin degerini hiç fark ettiniz mi ? Gülümseme tüm farki yaratabilen bu küçük seylerden biridir. Cayce’ye göre, bir gülümseme bir dua kadar degerlidir.
Bir el uzatma, birine dokunma, kocaman bir kucaklama - tüm bu küçük eylemler biçimsel sifa hizmetinde elle dokunma kadar degerlidir.
Ogüt vermek yerine dinlemek için zaman ayirmak herhangi bir kimse için bir fark yaratabilen bu küçük seylerden biridir. Dinleme bir kisiye yardimci olmada, tüm bu saydigimiz önerilerden daha etkili olabilir.
Bir sifa kanali olmak için, insanlari onarmanin ya da kurtarmanin bizim isimiz olmadigini anlamamiz önemlidir. Böyle bir tutum diger insanlari ve onlarin sorunlarini yargilamaktir. Cayce, baskalarini yargilamamanin ve düsüncelerimizi pozitif tutmanin önemli oldugunda israr ediyor. Düsüncelerimiz özel degildir, onlar etrafimizdakileri etkiler. Baskalari hakkinda iyi seyler düsünmek, onlara nazik davranmak kadar önemlidir.
Pozitif bir tutumu sürdürmek, bir sifa kanali olmakta oldugu kadar, bizim kisisel sagligimiz için de önemlidir. Cayce, davranislarin ve duygularin endokrin sistemi üzerindeki etkileri ile ilgili bu iliskiyi açiklamistir. Bugün onun perspektifinin degerini anliyoruz. Bugün, sayisiz arastirma çalismalari ile modern holistik tip pozitif tavirin bedenin bagisiklik sistemi üzerinde belirli pozitif etkileri oldugunu onaylamistir.
Bir sifa kanali olmayi ögrenirken, kanal olmanin diger veçhelerinde ögrendigimiz prensipleri uygulayin. Cayce’nin kanal olma modeli (bir ideale uyumlanmak, kendini bir kenara koymak, ve idealin kendisini ifade etmesine izin vermek) özellikle bir sifa kanali olmaya uygulanabilir. Bir grup, Cayce’ye onlarin sifa dualarinin etkili olup olmadigini sordugunda, o onlara dikkatlerini süreç üzerine odaklanmis tutmalarini, sürece iman etmelerini ve sonuçlari Tanri’ya birakmalarini söyleyerek güven verdi.
Hiçbir seye kendinden süphe duyarak ulasilmaz diye açikladi. Kutsama kanallari olmayi ögrenirken, yaptigimiz seyi iyi yapip yapmadigimiz ile ilgili düsünceleri bir kenara birakmaliyiz.
Hepsinin üstünde, kendi yolunuz üzerinde durmayin. Bir kanal olmayi ögrenmenin son sirri hepsinin en zoru, ayrica en basitidir. Bu, kendiniz olmaktir, kendi gerçeginiz, kendi dogrunuz, dogal, öz, gerçek olan bireysel kendiniz, baskalari için kutsama kanali olmanin en iyi yoludur.
(Çeviri ; Saffet Güler)
Dogada isleyen Yaratici Güçler ayni zamanda bedenlerimiz boyunca akar. Bu enerji sifa ve yenilenme için kullanilabilir. Bu gücü nasil uyandiracagimizi ögrenebilir ve sifa kanallari olabiliriz.
Edgar Cayce tüm bedenimizde bilinçlilik oldugunu belirtir. Psikologlar, gerçekte, küçük bir egitimle, öznelerin bedenlerindeki bireysel hücrelerle temas kurabilecegini ve hücrelerin fonksiyonunu etkileyebilecegini göstermislerdir. Cayce, bedendeki bu bilinçliligin bireysel hücrelerden daha ince seviyelerde de mevcut oldugunu bildirir. Bedendeki her atom bilinçlilige sahiptir.
Meditasyon yaparken, odaklandigimiz ideal farkindaligimizi sekillendirir. Bilinçliligimizdeki bu degisim bedendeki her hücreye ve her atoma süzülür. Cayce, bir sifa kanali olmak için, ideal olarak Mesih Bilincini seçmenin (Tanri ile Bir’im) önemli oldugunu açiklar.
Kendimizi Tanri ile bir oldugumuzun bilincinin idealine daha çok uyumladikça, bu idealin beden üzerindeki etkisi daha büyük olur. Mesih Bilinçliligi ideali üzerine meditasyon yapmak, endokrin sisteminde Kundalini güçlerinde bir uyanma modeline neden olur. Bedendeki her atomun bilinçliligi Tanri’nin farkindaligi ile dolar. Yaradilisla bir olarak kendinin farkinda olan bu bilinçlilik böylece, yaratma gücünün bir kanali olabilir.
Bu farkindaligin etkisi, Cayce’nin ortaya çikardigi gibi, atomun kalbindeki dönüs kuvvetlerinin kendilerini degistirmesidir. Onun bu dönüs kuvvetlerinden sözetmesi medyumik olarak saglanmistir. Modern fizik atomlarin (ve fotonlarýn) birbirleri ile anlik iletisim kurduklarini ögrenmistir. Ozel olarak, iletisim kurduklarini gördükleri sey, atom içindeki dönüs etkinliginde içerilen bilgidir. Tüm atomlar arasindaki anlik telepatik hat olarak hizmet eden, atomun çekirdegindeki enerjinin dönüsü ile ilgili bir seydir. Böylece, derin meditasyon esnasinda, bedenin atomlari içindeki dönüs kuvvetlerinin, yaradilisin sifa güçlerinin kanalini açmaya etkisi daha derin bir önem kazaniyor.
Bunu bir an için imgelemeye çalisin. Bilinçli zihninizin tüm yasam ile - Tanri ile birliginin farkindaligina emilmesine izin vererek, bedeninizdeki atomlar da bu bilinçlilige uyanirlar. Siz, bilinçli farkindaliginizdan bedeninizin atomlarina kadar yasamin kendisinin temel yaratici enerjisi ile uyum içinde titresirsiniz. Yasam Gücünün bir kanali olursunuz.
Yasam Gücü ile bu baglantinin uyanmasi ile onu yönlendirebiliriz. Cayce bu yasam gücünü ellerimiz ile, dokunarak aktarabilecegimizi belirtir.(Edgar Cayce 1900 lü yillarin basinda yasamistir) Biz ayrica, bunu zihinlerimizle baskalarina dua ederek aktarabiliriz. Cayce, bilinçalti, telepatik etki vasitasi ile diger bireyin bilinçalti zihninin dualarimizdaki modeli alacagini ve bu kisinin bedenindeki atomlarin buna uygun olarak yanit verecegini açiklar. Alicinin bedeninin atomik yapisi kendini daha büyük denge ve uyum yönüne dogru tekrar düzene sokacaktir.
Böylece, bizim kendi meditatif uyumlanmamizda kendini ifade eden iyilestirici gücü transfer ederiz. Tanri ile birligimiz üzerine derin sekilde konsantre olmaya karar vererek içimizde yasayan yasam kuvvetinin atomik gücünü uyandirabilmemizi kavramak dehsetli bir sey. Daha sonra baska bir yasayan canlinin içindeki atomik güçleri etkilemek için kendimizin disina odaklanarak bu gücün kanali olmak yetenegi üzerinde düsünmek daha da müthis. Arastirmalar bunun dogru oldugunu ileri sürüyor.
Kanal Olarak Sifa Uzerine Arastirmalar
Dua ile ve ellerle dokunarak sifanin uzun bir tarihi vardir. Ancak, bilimin bu tür sifayi incelemeye baslamasi sadece son dönemlerdedir. Dokunmanin ve duanin iyilestirici gücünü onaylayan büyüyen miktarda arastirma var.
Ornegin, nükleer fizikçi Elizabeth Rauscher, sifaci Olga Worrell’in, özel laboratuar kaplarinda büyüyen bakterileri etkileme yetenegini test etti. Olga ellerinde bir bakteri kabini tutacak ve bakteriyel büyümeyi ya hizlandiracak ya da geciktirecekti. Dr. Rauscher daha sonra sifacinin yönlendirilmis dokunusunun etkisini tayin etmek için bakteriyel popülasyonu (nüfus) sayacakti. Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in bakteriyel büyümeyi kendi istedigi yönde (hizlandirmak veya geciktirmek) önemli derecede etkiledigini kesfetti. Isi daha da zorlastirmak için, Dr. Rauscher bakterileri biokimyasal bir çevreye koydu; bu bakterilerin büyümesini ya geciktirecek ya da hizlandiracakti, ve Dr. Rauscher, Mrs. Worrell’in dokunusunun bu kimyasal faktörlerin etkisini yok ettigini kesfetti. Ornegin, bakteriyel büyümeyi antibiyotik olan bir çevreye yerlestirme, bakterilerin çogalmasini çok fazla engeller. Ancak, Mrs. Worrell ellerini bakterilerin bulundugu laboratuar tabaklarina koyarak onlara düsman olan çevrede yasama sanslarini önemli derecede gelistirebildi. Bunun tersi olarak, Mrs. Worrell bakterilerin büyümesi için çok elverisli bir çevre içinde bulunan bakterilerin gelismesini geciktirebildi.
St.Joseph Universitesinden Dr. Carroll Nash, sifaci olarak kolej ögrencilerini kullanarak benzer bir çalisma yönetti. O, bu tecrübesiz genç insanlarin ellerini onlarin üzerine koyarak bakterilerin büyüme hizini arttirdigini kesfetti. Daha sonra, Dr. ögrencilerin bakterilerde genetik bir mutasyon yaratabildigini kesfetti !
Daha ender görülen bir deney, ellerle dokunmanin bedenin atomik seviyesinde isleme (çalisma) gücüne sahip oldugu kanitini sagladi . Yenilikçi arastirma organizasyonu olan The Mobius Society’nin baskani Stephen Schwartz, sifacinin dokunusunun suyun atomik yapisi üzerine etkisini test etti. Bu deneyinde, sifacilar ellerini gerçek hastaliklari olan insanlarin üzerine koydu. Bu islemler sirasinda, sifacilar özel eldivenler giydiler, bu eldivenlerin avuç içi kisimlarinda distile suyu tutan torbaciklar vardi. Daha sonra, bir mühendis suyun infrared spectrophotometric analizini yapti. Bu, bir materyalin yansittigi infrared isigin frekansini analiz ederek o materyalin atomik yapisinin modelini belirleyen bir tekniktir. Bu analizin sonuçlari, bu sifacilarin avuçlarindaki suyun, onlarin çalismalari esnasinda atomik olarak degistigini gösteriyor. Iyilestirici enerji su moleküllerindeki oksijen ve hidrojen atomlari arasindaki baglarin dogasini degistirmisti ! Bu çalismasinda Schwartz, hem tecrübeli sifacilarla hem de daha önceden hiç deneyimi olmayan acemilerle çalisti. Sonuçlar tüm katilanlarin su moleküllerini etkileyebildigini gösterdi, ancak en büyük etki tecrübeli uygulayicilar ile yapilan çalismalardan elde edilmisti.
Bu çalismalar, iyilestirici enerjiler için sifacinin direkt temas kanali sagladigi ellerle dokunmayi içeriyordu. Simdi uzaktan, düsünce transferi veya dua ile sifa çalismalarini inceleyelim.
San Francisco General Hospital ‘deki dört yüz kalp hastasi ile yapilan çalisma hastalara dua edilmesinin iyilesmeye yardimci oldugunu ortaya çikarmistir. Tibbi arastirici Randy Byrd tüm A.B.D. deki tüm inançtan insanlari uzaktan dua eden yardimcilar olarak çalistirdi, onlara hastanin ismini, hastaligini ve durumunu bildirdi, ancak nasil dua edeceklerini göstermedi. Hastalarin yarisi için dua edildi (her bir hasta için ortalama 6 kisi dua etti), diger yarisi için dua edilmedi. Dua edilen hastalar, dua edilmeyenlere göre önemli derecede daha az komplikasyonlarla iyilestiler. Bu arastirmanin raporunu gözden geçiren bir çok doktor, sonuçlarin kendi özel fikirlerini onayladigini, kendilerinin de hastalari için dua ettiklerini ve bunun etkili olduguna inandiklarini söyledi.
Zihnin madde üzerinde psikokinetik gücünü içeren baska bir çalismada, Dr. William Braud, bu meslekten olmayan insanlardan baska kisilerin kani üzerinde zihinsel olarak "islem" yapmalarini istedi. Deneyciler bu "islemden" önce hastadan kani çektiler, hastanin zihin çerçevesinin sonuçlara etkisi olmamasi için. Dr. Braud, bu insanlarin kirmizi kan hücrelerinin bozulmasini (hemolysis) zihinsel olarak geciktirdigini kesfetti. Kan sistemi içerisinde, bu etki kan hücrelerinin hastaliga karsi savasma yeteneklerini artirdi.
Hem ellerle dokunarak, hem de düsünce ile yapilan bu tür çalismalar, bu iyilestirici etkilerin alicilarin kendi inanç sistemi ile ilgili olmadigi durumlarda isleyebildigini göstermistir. Biz pozitif düsünce ya da plasebo faktöründen söz etmiyoruz. Bu çalismalarda insanlarin moleküler yapilar üzerinde islem gören iyilestirici enerjilere kanal olabildigini görüyoruz.
Degeri Olan Küçük Seyler
Cayce sifa için kanal olmayi, kisinin bir etki yaratmaya çabaladigi aktif bir gayret olarak tanimlamamistir, bununla birlikte o, kutsama kanallari olmak için yasamda aktif olmaya, gereksinim duyulan yerde yardima hazir olmaya istekli olmamiz gerektiginde israr eder. Daha fazlasi, Cayce, sifaci olmayi ögrenen gruba, uygulamalarini sadece bu meditatif uyumlanmanin özel zamanlari ile sinirlamamalarini belirtmistir. Bir sifa kanali olmayi ögrenmek günlük olarak pozitif ve yapici tarzda davranmayi ögrenmeyi gerektirir. O, önemi olan küçük seylerin degerini tekrar tekrar isaret etmistir.
Bir gülümsemenin degerini hiç fark ettiniz mi ? Gülümseme tüm farki yaratabilen bu küçük seylerden biridir. Cayce’ye göre, bir gülümseme bir dua kadar degerlidir.
Bir el uzatma, birine dokunma, kocaman bir kucaklama - tüm bu küçük eylemler biçimsel sifa hizmetinde elle dokunma kadar degerlidir.
Ogüt vermek yerine dinlemek için zaman ayirmak herhangi bir kimse için bir fark yaratabilen bu küçük seylerden biridir. Dinleme bir kisiye yardimci olmada, tüm bu saydigimiz önerilerden daha etkili olabilir.
Bir sifa kanali olmak için, insanlari onarmanin ya da kurtarmanin bizim isimiz olmadigini anlamamiz önemlidir. Böyle bir tutum diger insanlari ve onlarin sorunlarini yargilamaktir. Cayce, baskalarini yargilamamanin ve düsüncelerimizi pozitif tutmanin önemli oldugunda israr ediyor. Düsüncelerimiz özel degildir, onlar etrafimizdakileri etkiler. Baskalari hakkinda iyi seyler düsünmek, onlara nazik davranmak kadar önemlidir.
Pozitif bir tutumu sürdürmek, bir sifa kanali olmakta oldugu kadar, bizim kisisel sagligimiz için de önemlidir. Cayce, davranislarin ve duygularin endokrin sistemi üzerindeki etkileri ile ilgili bu iliskiyi açiklamistir. Bugün onun perspektifinin degerini anliyoruz. Bugün, sayisiz arastirma çalismalari ile modern holistik tip pozitif tavirin bedenin bagisiklik sistemi üzerinde belirli pozitif etkileri oldugunu onaylamistir.
Bir sifa kanali olmayi ögrenirken, kanal olmanin diger veçhelerinde ögrendigimiz prensipleri uygulayin. Cayce’nin kanal olma modeli (bir ideale uyumlanmak, kendini bir kenara koymak, ve idealin kendisini ifade etmesine izin vermek) özellikle bir sifa kanali olmaya uygulanabilir. Bir grup, Cayce’ye onlarin sifa dualarinin etkili olup olmadigini sordugunda, o onlara dikkatlerini süreç üzerine odaklanmis tutmalarini, sürece iman etmelerini ve sonuçlari Tanri’ya birakmalarini söyleyerek güven verdi.
Hiçbir seye kendinden süphe duyarak ulasilmaz diye açikladi. Kutsama kanallari olmayi ögrenirken, yaptigimiz seyi iyi yapip yapmadigimiz ile ilgili düsünceleri bir kenara birakmaliyiz.
Hepsinin üstünde, kendi yolunuz üzerinde durmayin. Bir kanal olmayi ögrenmenin son sirri hepsinin en zoru, ayrica en basitidir. Bu, kendiniz olmaktir, kendi gerçeginiz, kendi dogrunuz, dogal, öz, gerçek olan bireysel kendiniz, baskalari için kutsama kanali olmanin en iyi yoludur.
(Çeviri ; Saffet Güler)