PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Serbest Bırakmak Nasıl Olur?


jaunty
07-10-2009, 11:46
Kendi kendimize yarattığımız düş kırıklığı,mutsuzluk, yanlış anlamaların ana nedenlerinden biri de sınırlayıcı düşlere ve hislere ''tutunmak''tır.
Kullandığınız arabanın direksiyonuna tutunmamanızı önerirsem bu talihsiz sonuçlar doğuracaktır.
Ama size hismet etmeyen bir bakış açısına hiç tutunduğunuz oldumu?

Yada bir duyguya hiç bir biçimde düzeltemeyeceğiniz bir duyguya tutunduğunuz?

Gerginlik yada kaygıya huzursuzluğa onu tetikleyen olay çoktan geçmiş olsa bile hala tutunduğunuz hiç oldu mu?
Tutunmanın karşıtı nedir? Serbest bırakmak..Hem serbest bırakma hem tutunma yaşamın doğal sürecinin bir parçasıdır.

Sizin elinizde sımsıkı tuttuğunuz kalem olduğunu düşünün tüm gün onu sımsıkı her yerde elinizde taşıyorsunuz hiç bırakmadan..elinize bir kalem alın ve en azından beş dakika bununla avucunuzda sımsıkı şekilde yaşamayı deneyin..Onu bırakmak tamamen kendi seçiminizdir..
Daha sonra avucunuzu yavaşça açın.
Kalemi fark edin avucunuzda kalemi serbest halde oynatın sallayın..Ve Bırakın yere düşsün..Ne hissettiniz az da olsa bir özgürlük duygusumu rahatlık.
Çünki onu tutyor olmak sizin rahatça haraket etmenize engel oluyordu..
Bu çok basit bir örnektir.Kaleme tutunmanın bile faydası buysa birde duygulara tutunmayı düşünün?
Duygulara nasıl tutunulur?Sanırım burayı algılamakta güçlük çekiyoruz.
Bunu size kalemi bıraktığınız kadar nesnel anlatamam..Bu mümkün değil..
Oysa ki duygu kavramı da aynı kalemi bıraktığımız gibi bırakılıp vazgeçilebilen bir şeydir.
İçimizde geçmişimizden gelen, bilinç altımızda kodlanmış, var olmuş bir inanca bir deneyim gelir dokunur, bizdeki bir inancı destekler tetikler, ateşler. ve duygu üretiriz...Bu olumlu yada olumsuz duyguyu ne kadar sürdüreceğimiz ve bundan sonra da nasıl çok daha kolay ateşlenmesini sağlayacağımız yada hiç ateşlenmemesini sağlayacağımız bize bağlıdır..

Örneğin Geçmişimde yaşadığım örneklerden, gördüğüm deneyimlerden bir inanca sahip oldum diyelim..

''Biri bana aptal derse beni artık sevmiyor demektir'' gibi bir inancım oldu... Aptal kelimesi sevgisiz kalmanın yüzlerce kanıtlarından biri olarak bilinç kütüphaneme yerleşir...
Ve biri geldi bana ''sen aptalsın'' dedi..
Hızlıca biliçaltım örnek arar..Doğrumu söylüyor der?
Kanıt bulmaya haklı çıkarmaya çalışır..Çünki bilinçaltı duyduğu herşeye inanmak ister..Otomatik sözlük gibi direk içinde o kelimeyi tarar..kelimenin geçtiği her anıyı büyük bir ustalıkla döker..Bu dökümü farketmeyiz Çünki çok hızlıdır ve direk duygu üretiriz..

Kalp atışlarımız hızlanır, midemiz karışır, nefesimiz yavaşlar duraklar yada hızlanır..Ve duruma göre kendimizi kötü yada iyi hissetmeye başlarız.

Yöntemde farkına varmamız gereken bu hislerdir işte..
Biz miğdemiz hızlı kalp atışlarımız değiliz.
Bunlar bizden bağımsız kodlanmış bir inancın belirtileridir.

Aşşağıdaki bu vucut tepkilerinin tanımlamalarından herhangi biri yada birilerine o andan itibaren girmiş oluruz..
Yanlız, itilmiş, çaresiz, kederli, ümitsiz, öfkeli, iğneleyici,korkmuş, çapraşık cesur,coşkulu, harika, uyumlu, şevkatli, sevinçli, dingin.vs vs.hissederiz..

İşte tam burada bu sahte hisleri sürdürmek, ona dahil olmak ona tutunmak ona sarılmak, ondan medet ummak,ya da onun meydana gelmesine engel olmak ya da meydana gelmesini seyrekleştirmek, o hislerle başa çıkmak vs. vs. bizim elimizdedir..

Yalnızlık,cesaret,itilmişlik,hüzün şevkat öfke,keder vsvs...Bu saydığım hisler dört temel istek bir ağaç olsa, onun yapraklarıdır..
Ağacın ana gövdesi ve kökleri ise temel istekler diye bahsedilen isteklerdir..

Burada vucudumuzun tepkisi duyguyu yakalamamız için en önemli kanıttır..
Normal hayat akışımızda hızla geçen düşüncelerimizi hislerimizi, vucudumuzu gözlemleyerek yakalayabilir ve bırakabiliriz..

Dağınık bir odayı toplamanın binbir çeşit yolu olduğu gibi..Bu durumla başa çıkmak için nefes egzersizi,kendimize güvenme, iç barış sağlama meditasyonlar, telkinler iç kapasitemizi keşfetmek vs vs. gibi bir çok yol vardır.
ve birde bırakma ve salıverme vardır..

Ben size öfkelenip durmayı bırak
evhamlanıp durmayı bırak
sinirlenmesene
saçma sapan düşünmeyi bırak
haydi neşelen kederlenmeyi bırak
korkmayı bırak
dersem buna örnek vermiş sayılırım..
ama bu hisler sadece yapraklar olduğundan bu hisleri bırakmanın anlamını kavrayamayız.
İşimize gelmez kendimizi o hissin içinde GÜVENde sanırız,
O hisle hayatı KONTROL ediyoruzdur, çünki kendi bildiğimiz yoldan oluyordur,
O hisle ONAYlandığımızı sevildiğimizi hissediyor yada SEVGİ dilenip dışarıda sevgi arıyoruzdur.Bunu belkide yıllarca bilinçsizce böyle yapmışızdır..
Oysaki bunların dışardan sağlanamyacağı gerçeğini göremeyiz..
Bunlara zaten içimizde sahip olduğumuzu bilmeyiz..
Neden kederlendiğimizi, neden öfkelendiğimizi, neden utandığımızı neden cesaretlendiğimizi vs,bilirsek, onun köküne inersek kendimizi anlayıp o hissi düşünceyi bırakabiliriz.
Bu yapraklar kocaman tablonun köşesi gibidir..Köşesine bakınca tabloyu göremeyiz..Yorumlar yapmakla yetiniriz..Tabloyu görebilirsek gerçeği anlarız.

Bırakmak kahkaha atmak gibidir..
Kahkahanızı salıverirsiniz kısıtlamaz tutmazsınız,gülüş kontrolden çıkmıştır,dökülmüştür...Sonrasında ise rahatsınızdır..sevgi dolusunuzdur.
En son kahkaha attığınız anı kafanızda canlandırın..Ne kadar rahat ve akışta olduğunuzu görün..o an bedeninizden çıkan enerjinizi hissetmeye hatırlamaya çalışın.Neresinde? kalbinizde miğdenizde?akışkanmı katı mı tek parçamı rengi varmı? yakalamaya çalışın..

Serbest bırakmak bir süre sonra o kadar uzun cümleleri kurmayı sıralamayı gerektirmiyor.
Hatırlıyor ve o an bırakıveriyorsunuz..Tek sorduğum soru bırakabilirmiydim? oluyor ve bırakıyorum..hatırlamak farkına varmak ve soruyu sormak toplam 5 sn.Duygu yoğunluğuna göre 5 sn- 1 dk kadarda bıraktığın an sürüyor..Anlıyorsun zaten hala o enerji akıyor..Kahkahayı (onun enerjisini)yarım kesebilirmisiniz? Kesseniz de o akmak ister..onun gibi..

Evet arkadaşlar kitapta serbest bırakmak tanımlamasına çok uzun yer ayrılmış.Çünki aslında bu en iyi örneklerlerle anlaşılacak her alıştırmada dahada pekişecek basit ve doğal bir eylemdir...
Nasıl gülünür, nasıl ağlarız, nasıl seveceğim gibi soruların tarifi bitmez ise bu da bitmez.Bu duygusal bir eylemdir.
Ben elimden geldiğince kendi tanımlarımla buraya başlangıç yaptım..

Yapabilir miyim diye endişelenmeden sakince okuyun yapabileceğinizi bilin..Çünki sahiden kolay ve tek bir metodu yok yani tarifi yöntemi, hissi yok, kişiden kişiye değişebilir ya benim ki uymazsa endişesine kapılmayın..Rahat olun...
Bu yöntem İki nokta uygulaması gibi de değildir.Bunu neden söyledim çünki o çalışmada sonuca er yada geç varamaz isen motivasyonun düşebilir beceremedim diyebilirsin..Bu yöntem de oyle bir şey olamaz.Bu yöntem sonuçları,kazandırdıkları,aşamaları ve doğallığı yolu ile ondan farklı..
Bu yazdıklarım giriş aşamasıydı..daha kitaptan alıntılar da yapacağım..
Anlamadığınız yerler varsa lütfen sorun ki bende neye en çok değineceğim yeri tespit edeyim...Biraz anlatabildiysem de bunu benle paylaşırsanız mutlu olurum..ve konuyu bunları göz önünde bulundurarak ele alabilirim..
sevgiler,shy

cibelce
07-10-2009, 12:40
Emeğine sağlık jaunty cim. Bence herşeyi gayet yalın ve anlaşılır bir dille ifade ediyorsun. Tespitler çok doğru, daha evvelde ilgimi çekmişti, biraz araştırdım bu yöntemi ama şimdi senin anlatttıklarınla birlikte daha iyi anlıyabiliyorum yöntemi.

Sabırla devamını bekliyorum. Çok teşekkür ederim :)

ışık
07-10-2009, 13:21
aaa ders başlamış geç kaldım ögretmenim ama geldim:) devamını sabırsızlıkla bekliyoruz:73e4317106059nd:

hülyaa
07-10-2009, 13:33
teşekkürler arkadaşım..çok güzel anlatmışsın..ama benim görselliğe alışık bellekciğime şöyle uygulamalı bir anlatım olsa nasıl olur?

mesela;ben geçmişte yaşadığım ve beni çok etkileyen şu olayı şu şekilde şunları yaparak veya imgeleyerek serbest bıraktım..gibi..ben biraz hazırcıyım galiba..elbette herkezin yoğurt yiyişi farklı..ama yoğurt aynı yoğurt:)azcıkta hani ben gibi çok boyutlu bilgisi olmayanlar açısından anlatımlarımızı tıpkı bir öğretmen edesıyla anlatsak nasıl olur?:)

ayy bu gün ne oluyor bana içimden düşündüğüm şeyleri bir türlü kelimelere dökemiyorum..iç sesim konuşuyor durmadan da ahh birde anlatabilsem..neyse ne demek istediğimi umarım anlayabilen olmuştur..anlatamadıysam şimdiden özürlerimi sunayımhihi


ablaaaaaaaa bana bir el atsan iyi olacak:)

ışık
07-10-2009, 13:37
şimdi ben dogru mu anladım serbest bırakma diğer açtıgın konulardaki gibi kendimize soru soruyoruz bunu misal 9 defa tekrarlıyoruz ve o düşünce serbest mi kalmış oluyor

örnegin deminden beri anneme kırgınlığım var mı hala-içimdeki ses evet dedi
bu kırgınlığımı serbest bırakabilir miyim-ses bu defa bilmiyorum dedim
bunu gerçekten istiyor muyum-ve galiba dedim
enaz 8-9 defa tekrarladım tabi cevaplar kimi zaman değişti

hayalayaz
07-10-2009, 13:55
teşekkürler arkadaşım..çok güzel anlatmışsın..ama benim görselliğe alışık bellekciğime şöyle uygulamalı bir anlatım olsa nasıl olur?

mesela;ben geçmişte yaşadığım ve beni çok etkileyen şu olayı şu şekilde şunları yaparak veya imgeleyerek serbest bıraktım..gibi..ben biraz hazırcıyım galiba..elbette herkezin yoğurt yiyişi farklı..ama yoğurt aynı yoğurt:)azcıkta hani ben gibi çok boyutlu bilgisi olmayanlar açısından anlatımlarımızı tıpkı bir öğretmen edesıyla anlatsak nasıl olur?:)

ayy bu gün ne oluyor bana içimden düşündüğüm şeyleri bir türlü kelimelere dökemiyorum..iç sesim konuşuyor durmadan da ahh birde anlatabilsem..neyse ne demek istediğimi umarım anlayabilen olmuştur..anlatamadıysam şimdiden özürlerimi sunayımhihi


ablaaaaaaaa bana bir el atsan iyi olacak:)

arkadaşlar darılmayın ama, şu anda jaunty'e söylediğiniz şey şu..jauntycim bu kadar zahmet etmişsin ama birde bizim hatırımız için müneccim moku yermisin?..

hepimizin yaşamdaki deneyimleri farklı.. hiçbirimiz diğerinin yaşadıklarını bilmiyor. siz hangi konuda söylem/olumlama/ çalışma geliştirmek istiyorsanız, bunu yazın ve jaunty de fal bakmadan ne lazımsa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak istediğinizi yapsın olurmu..

jaunty
07-10-2009, 13:59
Konu daha çok yeni arkadaşlar detaylara ana başlıklar halinde daha sonra gireceğim..

Her konu birbiriyle girişik ve bütün olduğundan, mesela serbest bırakmanın tanımı her konuda karşınıza başka örneklerle çıkacaktır.Ve bu tanım çok kez yapılacaktır..Bir çok bilgiyi gerek değişik konular için gerek daha iyi kavramak adına tekrar edeceğiz.

Ben de bir an önce hepsini sizlerle paylaşmak istiyorum ama hem konular çok uzun hemde anlamanızı ve içselleştirmenizi de istiyorum..
Hülya arkadaşım için ve merak edenler için konu başlıklarını kısaca yazayı fikriniz olsun..
Korku ve kaygıları bırakmak
Suçluluğu ve utancı bırakmak
Kötü alışkanlıkları ve bağımlıklıkları bırakmak
Zenginlik ücretimiz,para ile ilgili inançları bırakmak.
İlişkiler ve sihri bunlarla ilgili bırakma örnekleri..
Sağlıkla ilgili bırakmalar
Kurumsal özgürlük ve etkili olmak
Dünyamızı desteklemek için bırakmak..

bu başlıklarda kendi özel sorunlarınıza cevap bulabilirsiniz.
ve bu ana başlıkların altında da ayrılan konular bile var arkadaşlar..
İhtiyaç duyduğumuz merak ettiğimiz konulara öncelik vermeye çalışıyorum.
Tespit ettiğime göre ilk öncelikler tanımları yaptıktan sonra sağlık,para,ilişkiler konularını tamamlamak olmalı..

Fakat gördüğünüz gibi mesela ilişkiyi ele alalım deyip geçemiyoruz..
Bunun içinde korkular ve suçluluklar vs. de muhakkak yer alacaktır.
ve birde öncelikle bırakmayı iyice kavramamız da lazımdır..
İşte ilerliyoruz bakalım Allah Kerim.:)
Görüşlerimizi ve ihtiyaçlarımızı paylaşmaya devam edelim..
Sevgiler

Minel
07-10-2009, 14:43
serbest bırakmak ne güzel kulağada hoş geliyor serbestlik

hayata karşı ne kadar serbestsiniz ? gibi bir soru yöneltsem

içine herşey giriyor...
yaklaşık 1 saat önce kardeşimle bunu konuştuk bu bir çekim sanıyorum.Kardeşime herşeyi akışına bırakması için ahkam kestim sonra döndüm baktım söylediklerimi ne kadar yapabiliyorum.Kız kardeşimi henüz buraya getiremiyorum çünkü okumayı sevmeyen bi insan armut piş ağzıma düş olsun diyenlerden neyse...

jaunty benim önceliğim bunlar

Korku ve kaygıları bırakmak
Suçluluğu ve utancı bırakmak
İlişkiler ve sihri bunlarla ilgili bırakma örnekleri

Minel
07-10-2009, 14:59
herşeyi serbest bıraksak

öncelikle geçmişi bıraksak, bütünüyle tüm değer yargılarımızı olumlularla değiştirerek.
kendimizi serbest bıraksak her olaya her duruma karşı
beynimizi serbest bıraksak sadece öğrenmeye odaklı olsa
insanları serbest bıraksak takmasak kafmıza naparlarsa yapsınlar :)
duygularımızı serbest bıraksak yargılamasa bizi bişeyler
hayallerimizi serbest bıraksak sonlu hayal yoktur ki
düşüncelerimizi serbest bıraksak ...............
ruhumuzu serbest bıraksak sonsuz özgürlük kaynağından geldik ve sonsuzluğa gidiyoruz korkacak bişi yok

uzarrr gideeeer

isobel
07-10-2009, 15:21
O kadar güzel anlatıyorsun ki,ellerine sağlık
Takipteyim:73e4317106059nd:

hülyaa
07-10-2009, 20:33
arkadaşlar darılmayın ama, şu anda jaunty'e söylediğiniz şey şu..jauntycim bu kadar zahmet etmişsin ama birde bizim hatırımız için müneccim moku yermisin?..

hepimizin yaşamdaki deneyimleri farklı.. hiçbirimiz diğerinin yaşadıklarını bilmiyor. siz hangi konuda söylem/olumlama/ çalışma geliştirmek istiyorsanız, bunu yazın ve jaunty de fal bakmadan ne lazımsa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak istediğinizi yapsın olurmu..


ee ben demiştim zaten anlatamadım diyehihi
neyse anlatmaya çalışarak daha da dibe inmeyeyim bari:73e4317106059nd:

hayalayaz
07-10-2009, 20:40
ee ben demiştim zaten anlatamadım diyehihi
neyse anlatmaya çalışarak daha da dibe inmeyeyim bari:73e4317106059nd:

aslında yeni çalışma önerini yazdığın mesajında açıklama yapmışsın, son mesajı daha erken yazsaydın ben bunu yazmayacaktım, hihi zamanlama hatası yapmışız..:73e4317106059nd:

hülyaa
07-10-2009, 20:40
Konu daha çok yeni arkadaşlar detaylara ana başlıklar halinde daha sonra gireceğim..

Her konu birbiriyle girişik ve bütün olduğundan, mesela serbest bırakmanın tanımı her konuda karşınıza başka örneklerle çıkacaktır.Ve bu tanım çok kez yapılacaktır..Bir çok bilgiyi gerek değişik konular için gerek daha iyi kavramak adına tekrar edeceğiz.

Ben de bir an önce hepsini sizlerle paylaşmak istiyorum ama hem konular çok uzun hemde anlamanızı ve içselleştirmenizi de istiyorum..
Hülya arkadaşım için ve merak edenler için konu başlıklarını kısaca yazayı fikriniz olsun..
Korku ve kaygıları bırakmak
Suçluluğu ve utancı bırakmak
Kötü alışkanlıkları ve bağımlıklıkları bırakmak
Zenginlik ücretimiz,para ile ilgili inançları bırakmak.
İlişkiler ve sihri bunlarla ilgili bırakma örnekleri..
Sağlıkla ilgili bırakmalar
Kurumsal özgürlük ve etkili olmak
Dünyamızı desteklemek için bırakmak..

bu başlıklarda kendi özel sorunlarınıza cevap bulabilirsiniz.
ve bu ana başlıkların altında da ayrılan konular bile var arkadaşlar..
İhtiyaç duyduğumuz merak ettiğimiz konulara öncelik vermeye çalışıyorum.
Tespit ettiğime göre ilk öncelikler tanımları yaptıktan sonra sağlık,para,ilişkiler konularını tamamlamak olmalı..

Fakat gördüğünüz gibi mesela ilişkiyi ele alalım deyip geçemiyoruz..
Bunun içinde korkular ve suçluluklar vs. de muhakkak yer alacaktır.
ve birde öncelikle bırakmayı iyice kavramamız da lazımdır..
İşte ilerliyoruz bakalım Allah Kerim.:)
Görüşlerimizi ve ihtiyaçlarımızı paylaşmaya devam edelim..
Sevgiler

dereyi görmeden paçaları sıvarsan böyle olur hülyaahihi

teşekkür ederim jauntycim..takipcin olacağım..sevgilerimle:73e4317106059nd:

hülyaa
07-10-2009, 20:44
aslında yeni çalışma önerini yazdığın mesajında açıklama yapmışsın, son mesajı daha erken yazsaydın ben bunu yazmayacaktım, hihi zamanlama hatası yapmışız..:73e4317106059nd:

hihiolsun ablacım..ben niye uzun uzun anlatıyorum sanıyorsun..işte kısa anlatımım böyle oluyor..demek istediğimi tam anlatamıyorum..destan yazınca anlatıyorum ama..ayy ben bu duruma bir el atayım en iyisimi..bak nasıl inançlarım var gördün mü ablacım:0399:

ara ara sende bir el atsan diyorum hanii:73e4317106059nd:

hayalayaz
07-10-2009, 20:56
hihiolsun ablacım..ben niye uzun uzun anlatıyorum sanıyorsun..işte kısa anlatımım böyle oluyor..demek istediğimi tam anlatamıyorum..destan yazınca anlatıyorum ama..ayy ben bu duruma bir el atayım en iyisimi..bak nasıl inançlarım var gördün mü ablacım:0399:

ara ara sende bir el atsan diyorum hanii:73e4317106059nd:

yaz kuzum yaaa..uzun uzun yaz, ben zevkle okuyorum..en azından eksik gedik kalmıyor anlatmak istediklerimiz..benim mesajlara baksana yarım sayfadan daha kısa olanlarla kendimi ifade edemiyorum bende, bu yüzden boş ver sen uzun uzun yaz..biraz önce senin önerini cana aktarırken gel bak oku daha iyi olur dedim.hihi anne sizin destanları okumak çin işkencesi gibi dedi..hihi daha bakmamıştı, mesajını görünce anne sana benzeyenleri nasıl topladın buraya diye hayret etti...hihi e çekim yasasııııı

hülyaa
07-10-2009, 21:37
yaz kuzum yaaa..uzun uzun yaz, ben zevkle okuyorum..en azından eksik gedik kalmıyor anlatmak istediklerimiz..benim mesajlara baksana yarım sayfadan daha kısa olanlarla kendimi ifade edemiyorum bende, bu yüzden boş ver sen uzun uzun yaz..biraz önce senin önerini cana aktarırken gel bak oku daha iyi olur dedim.hihi anne sizin destanları okumak çin işkencesi gibi dedi..hihi daha bakmamıştı, mesajını görünce anne sana benzeyenleri nasıl topladın buraya diye hayret etti...hihi e çekim yasasııııı


:0399: :0399: :0399::73e4317106059nd:

jaunty
08-10-2009, 01:44
Alahım ya
-arkadaşlar darılmayın ama, şu anda jaunty'e söylediğiniz şey şu...jauntycim bu kadar zahmet etmişsin ama birde bizim hatırımız için müneccim moku yermisin?-
hihi
buna ben bir sene gülerim heralde abla..
Müneccim mokuhihi nerden buluyon bu tanımlamalarıhihi
yok estağfirullah olur mu?Ben anlıyorum onların heyecanlarını zaten ben de heyecanlı olduğumdan anlaşıp gidiyoruz..hihi
Müneccimin mokunu bilmem de senin bizler için saçını süpürge eder durumda çalıştığını da görmüyor değiliz ablam..
ben buna motor takıp çalışmak derim..hihi

Birileri elinde çukulata kutusunda şöyyyle şık paketlenmiş müneeccim moku sunuyor gibi hissediyorum..hihisıcacık münneccim mokumuzdan bir parça alırmıydınız der gibi...ay bayılacamhihi
sevgiler,shy

jaunty
09-10-2009, 13:19
İstemek nedir? Bırakmak nasıl bir histir?

İstemek ''ben yoksunum'' demektir.
Bir şeye karşı istek duyarsanız iç sesiniz otomatikman size ''o bende yok'' ya da ''bende yeteri kadar yok'' diyordur.

Onay isterken onaylanmadığınızı sevilmediğinizi,kontrol etmek isterken hayatınızın kontrolüne sahip olmadığınızı,güvence isterken kendinizi güvensizlik içinde hissediyorsunuzdur.
Oysaki içinizde zaten herşeye sahipsiznizdir.
Dışarıdan bir kaynaktan geliyormuş gibi gözüken tüm ihtiyaçlarımız aslında bizim kendi yaratımımızdır.

Özümüzde herşeye sahip olmanın dinginliği ve huzuru hep vardır.
Dolayısıyla bize, bunu keşfetmek,buna izin vermek, buna açık olmak gelişmeyi iyilikleri bolluğu akışı vs.seçmek kalır.

Eğer içimizde istemeye ait ya da yoksun olduğumuza ait bir duygu varsa,bunu
Kendime.......için izin veriyorum.
Kendimi.........ya açıyorum.
Ben.......... ya sahibim.
Ben...........yım/yim.
Şeklinde ifadelerle değiştirirsek gücümüze tekrar sahip çıkmış oluruz.
Zaten sahip olduğumuz nitelikleri görmeye ve evrendeki sonsuz kaynağın bize akışına izin veririz, bunu kabul ederiz.

Biz bazı şeylerden yoksun olduğumuzu düşünmeyi seçersek,o şeylere sımsıkı tutunuruz,ısrarcı oluruz,o şeylere görünmez kelepçelerle kendimizi bağlarız.
Bu bizi ilerlemekten alıkoyan en temel sebeptir.
Bu kelepçeleri kırar,tutunmayı bırakırsak özgürleşiriz.
Buna bu sedona yönteminde serbest bırakmak, salıvermek, özgür bırakmak diyoruz.

Örneğin;Bazen bir tartışmanın ortasında anlık bir serbest bırakma olur.
değer verdiğimiz biriyle ateşli bir tartışma içindeyken,şöyle bir şeyin olduğunu gözünzün önüne getirin:Kendinizi gerçekten tartışmaya kaptırmıştınız.doğru ve haklı olduğunuzdan kesinlikle emindiniz.Ve ansızın karşınızdaki kişinin gözlerini yakalamış ve hiç bir çaba göstermeden onun varlığının derinliklerine bakıvermiştiniz.
Ve onunla o anda sizin için özel olduğu kadar o kişi içinde özel olan bir bağlantı kurmuştunuz.
Bir anda içinizde bir şey gevşemiz ve kendinizi artık haklı çıkarmaktan(onay) vazgeçmiştiniz.Hatta belki anlaşmazlığa onun bakış açısından bakmıştınız.Ve belkide bir an durmuş duruma yeniden bakmış ve sonrada her ikinizin yararına olacak kolay bir çözüm bulmuştunuz.
Bu yöntemde ustalaştıkça sadece kendi bakış açınızı değil daha fazlasını görmeyi öğreneceksiniz.Ve bu sizi her türlü anlaşmazlıktan özgürleştirecektir.

Mesela anahtarınızı gözlüğünüzü kaybedipte evin altını üstüne getirdiğiniz olmuştur.evinizdeki herşeyin içine bakarken belkide çöplüğü bile boşaltırken büyük olasılıkla giderek gerildiğinizi hissettiniz.tekrar tekrar aklınıza başvurdunuz anahtarı nereye koymuş olabileceğinizi sordunuz..Ve sonra birden cebinizi yoklamayı akıl ettiniz ve Ahhhh.
Ferahladınız anahtarların yada gözlüğünüzün zaten hep orada olduğunu keşfettiğinizde gerginliğiniz kaygılarınız yok oldu.Sonra bu kadar işkence çektiğiniz için suçlu aradınız ve dönüp kendinize sövdünüz saydınız.zihniniz daha sakinleşti omuzlar gevşedi işte bu nasıl serbest bıraktığınızın başka bir örneğidir.

Mesela birinin size borcu var ve uzun süre olmuş.Kişi imkanı olmadığını battığını,veremiyeceğini söylüyor..Ve aslında siz de o kadar parayı önemsemez olmuşsunuz ama gene de emeğinizin ve aptal yerine konmak istememenin etkisiyle hala bu borcu istiyorsunuz.Yıllarca istemissiniz..
Ve bir gün bıkıp artık istememeye karar veriyorsunuz.Telefonunu rehberden siliyorsunuz..O andaki hafiflik,özgürlük hissiniz işte bu da nasıl serbest bıraktığınıza örnektir.

Biz bazen birilerine iyilik yaparken onları severken onlar için birşeyler çabalarken bunu ,derinlerde bir yerde, karşılığını almak düşüncesiyle yaparız.Seversek sever,çabalarsak değer kazanırız,ne kadar iyilik edersek değerimiz artar diye düşünürüz.Onları kendimize borçlandırırız..
Ve gün gelir onların, herhangi bir olayda istediğimiz kendimize biçtiğimiz, bu .... kadar sevgiyi, bu .... kadar değeri bize vermediğini hissederiz..

O(.......)ların miktarı, ağırlığı, kütlesi ya da bedeli hiç bir zaman belli olmaz, olamaz..Bitmez ve bitemez..

Bu bizim yoksunluğumuzdur, bu bizim korkumuz ve içimizdeki açlıktır..
Bunu dışardan bir kaynakla doyuramayız..
Bunu ancak, zaten herşeye sahip olduğumuzu, bolluğu seçme ve alma gücümüzün olduğunu kabul ederek sağlarız.
Kendimizi gücümüzü keşfeder ve bunlara gereksinimlerimizi bırakırsak etrafımızın tüm güzelliklerle dolduğunu,taştığını görürüz.
Tüm ihtiyaçlarımız başka birinden, başka yerden,konumdan, statüden, olaydan ve şeylerden gelmez. İçimizde zaten vardır.
O geliyor gibi gözüken herşey tamamen bizim yansımamızdır.

Serbest bırakmanın akışı
Gergin---------Gevşemiş
Mutsuz--------Mutlu
Aklı karışık-----Berrak
Ölü-----------Canlı
Ağır-----------Hafif
Kapalı---------Açık
Kasılmış-------Gevşemiş
Verimsiz-------Verimli
Etkisiz---------Etkili

Serbest bırakmaya alıştıkça bu listenin sol yanından sağ yanına geçmeye başladığımız görürüz.
Bıraktığınız zaman bazen sadece tek bir sınıflandırmada fark görebileceğiniz gibi,başka zamanlarda aynı anda bir kerede bir çok sınıflandırmada fark göreceksiniz.
Zaman zaman kendiniz sağ yana geçmek için zorluyor olabilirsiniz ve bunu belki de zaten yapıyorsunuzdur.
Örneğin,belli bir sorunu düşünmekten vazgeçmek adına,kendinizi bir karar vermeye zorlayabilirsiniz.
Ama bunun adı serbest bırakma olmayacaktır.
Kararı zorladığınızda içinizde huzursuz olabilir, gerginliğinizi arttırabilirsiniz.
Kendinizi zorlayıp ta nasıl hissettiğinizi değiştirmeden direk davranışı değiştirmeye kalktığınızda serbest bırakma yapmıyorsunuz demektir..Bu durumda davranış değisse de bu kez bazı sınıflandırmalarınız sağa bazıları sola kayacaktır.
Peki en pratik serbest bırakmak yöntemleri nasıldır?
Bunu size başka bir bakışla 3 değişik bırakma yöntemi olarak açıklayacağım.
Sevgiler,shy

Devam edecek

jaunty
09-10-2009, 16:40
1.Bırakmayı Seçmek

Tekrar elinize aldığınız kalem yada kağıt parçası örneğine dönüyorum.
Elinize bir kağıt parçası, kalem ya da küçük bir nesne alın..Şimdi onu elinizde sıkısıkı tutun.Bunun sizi sınırlayan hislerden biri olduğunu ve elinizin de cesaretinizi ya da bilncinizi temsil ettiğinizi varsayın.
Nesneyi yeterince uzun tutunca rahatsız olmaya başlayacaksınız ancak bu duygu size tanıdık gelecektir.
Şimdi avucunuzu yavaşça açın ve nesneyi avucunuzda çevirin.Onu tutanın siz olduğunu farkedin.O elinize yapışık değildir.Aynı şey hislerimiz içinde geçerlidir.Bu nesne elinize ne kadar yapışık değilse hislerinizde size o kadar yapışık değildir.
Biz hislerimize tutunur onlara tutunduğumuzu da unuturuz.Onları kendimizin bir parçası sanarız..
Bu bizim dilimize bile yerleşmiştir.
Kızgın hissediyorum, ben üzgün hissediyorum demeyiz Ben kızgınım deriz,ben üzgünüm deriz..
Hiç farketmeden hissin kendisi olduğumuza ilişkin yanlış bir tanımlama yaparız.
Çoğu kezde bu hissin bize tutunduğuna inanırız. Bu gerçek değildir.Kontrol eden her zaman bizizdir.
şimdi o nesneyi bırakın.Ne oldu? nesneyi bıraktınız o yere düştü.Bunu yapmak zor muydu?Tabiki hayır.
İşte bırakmak diye bunu kastediyoruz.
aynı şeyi herhangi bir duyguyla da yapabilir,
-onu bırakmayı seçebilirsiniz.

kendinizi daha iyi hissetmek istediğiniz bir konuya odaklanın ve sonra da şu an ne hissediyorsunuz ona bakın.Bunun güçlü bir his olması gerekmiyor.
Mesela sedona yönteminde bu yazdıklarımla ilgili ne hissettiğinize ve bu okuduklarınızın tümünden ne istediğinize bakabilirsiniz.Gelen hisse kabul verin ve olabildiğince o hissin olmasına izin verin.
Neden hep aynı cümleleri yazıyorum?
bu yönerge basit gibi görünebilir.Ancak çoğumuz ŞUANDA nasıl hissettiğimizin farkında olmak yerine geçmiş yada gelecekle ilgili düşüncelerin görüntülerin içinde yaşarız.
Nasıl hissettiğimizle (iş yada yaşantımızda) ilgili herhangi birşey yapabileceğimiz tek zaman ŞİMDİdir.
Bir hissi bırakmadan önce onun güçlenmesini beklemek zorunda değilsiniz.
Gerçek şu ki kendinizi uyuşmuş, anlamsız, bağlantısı kesilmiş ya da boş hissediyorsanız,bunlar daha çok farkında olduğumuz hislere göre daha kolay bırakılacak hislerdir.sadece yapabildiğinizin en iyisini yapın ve tekrar edin.Bu işlemle ne kadar çok çalışısanız ne hissettiğinizi tanımlamak da size o kadar kolay gelecektir.
a)
Şu an ne hissediyorsam onu görmek için kendime izin verebilirmiydin?

b)
Bu hissin burada olmasına izin verebilir miydim?
ya da
Bu hissi kabul edebilirmiydim?
ya da
Bu hissi bırakabilir miydim?

c)
Bunu yapar mıydım?
ya da
Bırakmaya gönüllü müyüm?
d)
Ne zaman?

Bu sorular sadece size eylemde bulunmak
mümkün müdür diye soruyor.Evet ya da hayır her ikisi de kabul edilebilir yanıtlardır.Hayır deseniz de çoğu kez bırakacaksınızdır.
Seçtiğiniz soruyu elinizden geldiğince düşünmeden,tahmin yürütmeden yorum yapmadan bu eylemin yarar ve sonuçlarını tartışmaya kalkmadan yanıtlayın.
Sorular kendi içinde önemli değildir.Size bırakma deneyimini,tutunmayu göstermek üzere tasarlanmışlardır.
Şöyle düşünün;Siz bu işlemi sadece kendiniz için yapıyorsunuz.Kendi özgürlüğünüzü açıklığınız kazanmanız için.O hissin savunulması yorum yapılması haklı çıkartılması önemli değildir.
O yüzden soruları direk evet ya da hayır şeklinde kısaca yanıtlayın.
Eğer yanıt ısrarla hayır ise kendinize şunu sorun

''bu hisse sahip olmayı mı tercih ederdim yoksa özgür olmayı mı?''
ve sonra da d şıkkına gecersiniz..
ne zaman?
Bu sadece onu şimdi bırakıvermeniz için bir davettir.
Bırakmanın istediğiniz an yapabileceğiniz bir seçim olduğunu anımsayın.

2.Bir Duyguyu Kabul Etmek

Bunu elinizde tuttuğunuz nesne örneği ile açıklarsak,
Bu kez eliniz avucunuz serbest ve açık olarak yürümeye kalktığınızı düşünün..Tuttuğunuz kaleme yada nesneye tutunmak mümkün olmaz.
Bu sanki düdüklü tencerenin kapağını kaldırmak gibidir.
Bir hisse izin verdiğinizde kabul verdiğinizde hissin kendi başına yok olmasını gerçekleştirirsiniz.

Bir duygunun olmasına kabul ya da izin vermek çoğu kez onu serbest bırakmak için gerekli olan tek şeydir.

İçinizdeki hissin kaygı olduğuna karar verdikten sonra..
Örneğin;
Kaygılı mıyım?
evet...
Ne kadar kaygılı olduğumu hissetmek için kendime izin verebilir miydim?
evet...
Bu yanıtla kişi kaygısını gözlemlemeye başlar. Gözlemleme başlar başlamaz kaygı ortadan kalkar.
Gözlemleme bir nevi, kendi içinize kendi dışınızda bir kişi olarak bakıyormussunuz gibidir.
Yorum yapmazsınız sadece ne kadar kaygılı olduğunuza bakarsınız.Ve bu bakışla direnmeyi kenara bırakırsınız,ona sadece gözlemlemek için de olsa izin verirsiniz.
Otomatik olarak bu gözlemleme sorunun yok olmasına neden olmaya yeterlidir.

3.İçe Dalmak

Bu işlem kendinizle başbaşa kalmak ve içinize odaklanmak için zaman ayırdığınızda daha iyi iş görür.
Çok güçlü bir hisle bağlantı kurduğunuzda da çok iyi iş görür.

Burada kalem örneğinde, bu kez elinizdeki nesneyi alıp ta onu yeterince büyüttüğünüzü hayal edin. Büyütün...Büyütün..Giderek sanki boş bir alanmış gibi görünmeye başlayacaktır.
Siz moleküllerin ve atomların arasındaki boşluklara bakar olursunuz.Bu hissin özüne dalınca benzer bir durum gözlersiniz.
Orada aslında hiç birşey yoktur.

Mesela sizi alt üst eden bir haber alıyorsunuz.Güçlü bir korku yada keder hissi duymaya başlıyorsunuz.ve onu bir kaç dk içinde salıverecek zamanınız var.
Oturuyor ve gözlerinizi kapatıyorsunuz.Olabildiğince o hissin içinde gevşiyorsunuz.
Sonra kendinize şu soruları soruyorsunuz.

a)Bu hissin özünde ne yatıyor?
b)Bu hissin özüne bilinçli olarak inmek için kendime izin verebilir miydim?
c)Bu hissin içine dalmak için kendime izin verebilir miydim?

Hissin merkezine dalmayı imgeleyebildiğiniz gibi özünde ne olduğunu direk hissedebilirsiniz de..

Derinlere inmeye başladınız mı türlü görüntüler ve duyumsamalar deneyimleyebilirsiniz.Duygunun geçici olarak arttığını da fark edebilirsiniz.

Onun için kendinize sürekli şunu sorun
''Daha da derine inebilir miyim?''

Tüm görüntülerinizin, öykülerinizin, imgelemelerinizin ötesine geçip kendinizi daha da derine inmeye ikna edin.
Buna devam ettikçe içinizde bir şeyin patlayıverdiğini ya da artık daha da derine inemiyeceğinizi bildiğiniz bir noktaya gelirsiniz.Zihniniz sakin olduğunda ve içinizde dinginliğinizi hissettiğinizde öze ulaştığınızı bileceksiniz.
hatta kendizi bir ışıkla sarmalanmış yada sıcak kucaklayıcı bir boşluk ve sessizlik tarafından kuşatılmış görebilirsiniz.
Eğer çok emin değilseniz takılıp kalırsanız daha ileriye gidemediğinizi hissederseniz, derine inmenin herhangi bir yerinde serbest bırakmanın diğer biçimlerinden birine dönebilirsiniz.
Burada anahtar, hissiniz hala güçlü mü ve arttı mı ona bakmaktır.O zaman özde değilsiniz demektir.
Bir çoğumuz hissin içine dalmaktan korkarız.Ancak yüzeyi geçipte öze inmeye kendinize izin verirseniz.Gerçeğin bu noktadan daha uzaklarda olamayacağını keşfedersiniz.
Dinginlik dışındaki tüm hisler yüzeydedir.

Bu alıştırmanın ortalarında derinlere indiğimde ben ağlamıştım.Ama ağlaya ağlaya derine inmeye devam ettğimde bir yere geldim ki kendim de şaşırdım. :)
Ağlanacak o şeyler neredeydi? Arıyorsunuz bir an..
Sonra hemen anladımki bu yer boşluk..İlk tanımladığım şey ''noldu şimdi? Anlamsız bir yerdeyim'' olmuştu.. :)
Sonra sessizliğin tadına vardım.
Burada dert var mıydı yok muydu neydi gibi saliselik garip deneyimler yaşıyorsunuz.Bir varmış bir yokmuş diyorum ben buna..
Yaşadıklarınız ne kadar travmatik olursa olsun,onlara ait her hissin az bir maddeye sahip olduğunu ve yok yere yaygara koparmak olduğunu fark edeceksiniz.

Keder de olan bir kişi derine inince keder denizinde kaybolacağını düşünebilir.Ve bu yüzden bundan kaçabilir.
Aslında işin içine girince o kederin sadece yüzeyde olduğunu, altında derin kocaman bir sevgi denizinin yattığını göreceksiniz.,shy

jaunty
09-10-2009, 17:10
Bu bölüm bitti sayılır.Bundan sonra daha net hedeflere, konulara yönelik başlıklar da açağım..
Buraya, serbest bırakmakla ilgili sık sorulan sorular ve cevapları bölümü var..
Müsait bir zamanda bizlere ışık olacağını düşündüğüm bu sorular cevapları da ekleyeceğim. Ve varsa sizin sorularınızı alacağım.
Sevgilerimle,shy

ışık
09-10-2009, 17:25
teşekkür ederim jaunty emegine sağlık canım:73e4317106059nd: ben bunların çıktısını alıyorum

jaunty
10-10-2009, 14:26
Sık Sorulan Sorular

*Ne sıklıkla serbest bırakmalıyım?

Serbest bırakma fazlasını yapamayacağınız bir şeydir.
Gün boyunca yöntemi ne kadar sık uygularsanız ondan o kadar çok yararlanırsınız.Gün içinde setbest bırakmayı uygulamak Hopo işlemi kadar basittir.Bir hissi farkettiğiğinizde neye tutunduğunuzu keşfeder ve bırakabilir miydim? diye sorarsınız bu kadar.Yada hisler sizi kuşatırken içinizde buna açık olmak için sadece izin verirsiniz.
Kendinizi anında daha iyi daha canlı hissedebilmek amacıyla serbest bırakmayı her yerde her an gerçekleştirebilirsiniz.
Aynı zamanda eğlenmeyi de anımsayın serbest bırakmayı
-meli-malı gibi zorunluluk mecburluk haline sokmaktan kaçının.
hisler ortaya çıktığı anda bırakmayı alışkanlığa dönüştürürseniz daha derin hisler ortaya çıktığında sizi destekleyen harika bir ivmeye, güce, rahatlığa sahip olursunuz.Bunları da bırakmanın size kolay geldiğini görürsünüz.

*Nasıl Bırakılacağını Öğrenmek Ne Kadar Zaman Alır?

Serbest Bırakmak tekniğinin bazı temellerini öğrendiniz.
Bu öğrendiğiniz şeyleri günlük yaşamınızda ne sıklıkla uyguladığınıza bağlıdır.Bırakmak onu ne kadar çok yaparsanız o kadar kolay hale gelir.Büyük değişimleri hemen hissedebileceğiniz gibi hissetmeye bilirsiniz de.Sonuçlar gizli bir biçimde başlayabilir ya da çok derin olabilir.

*Bu Kadar Basit Birşey Nasıl Bu Denli Güçlü Olabilir?

Yaşamın en güçlü ve kullanışlı araçları çoğu kez en basit olanlarıdır.Ben buna hep inanmışımdır.Basit ve sade birşey o kadar vurucudur.
İşlemler basit tutulduklarında daha kolay anımsanırlar ve yinelenirler.
Yöntemi zaman içinde kullandıkça kolay olduğunu ve doğanızın bir parçası haline geldiğini ve şu an da nefes alma eylemi sizden nasıl az düşünmeyi talep ediyorsa bu yöntemin de az düşünmeyi talep ettiğini keşfedeceksiniz.
Bastırılmış hisleri düdüklü tencereye benzetip kapağı hep açık tutmaktan bahsetmiştik ve diğer deyişle elinizde nesne tuttuğunuz örneğinde avucunuz hep açık ve serbest dolaşmanızdan bahsetmiştik ya bunu hatırladınız mı?
Sık sık serbest bıraktıgınız zaman hiserinize kapağı açık tutup da çıkmalarına izin vermenin,onları içinizde tıkıştırmaya çalışmaktan çok daha doğal olduğunu keşfedeceksiniz.

*Bırakmak Nasıl Bir Histir?

Bırakma deneyimi çok bireyseldir. Çoğu insan işlemi kullanırken hafiflediğini ya da gevşediğini anında hisseder.Bazı insanlar da sanki yeniden yaşama dönüyormuşçasına bedenlerinde dolaşan enerji hissederler.
Ben tam bırakma anında bazı çakralarımdan çıkan enerji boşalmasını,akışını algılıyorum.
Bazen küçük,bazen belirgin ve büyük rahatlama ile birlikte bırakıyorum.Ve duygu güçlü yada derin ise, sanırım bu ifademe de yansıyor..Ardından hafifleme duygusu geliyor.
Eğer yalnızsanız ve sakin bir ortamda yapıyorsanız bitince sessizliğe dikkat edin ne kadar güzel olduğunu göreceksiniz..Sanki zihin gürültüsünden çıkmış ve bunu yeni keşfetmiş gibi..
Değişimler zamanla daha da güçlenir.
Fiziksel duyumsamalara ek olarak zihninizin daha da sessizleştiğini kalan düşüncelerinizin de daha berrak olduğunu göreceksiniz.Sorunlardan çok çözümleri algılamaya başlayacaksınız.Zamanla serbest bırakma deneyiminiz olumlu bir neşe hali olarak bile hissedilebilir.

*Bunu Doğru Yaptığımı Nasıl Bileceğim?

Serbest bırakırken hissedişinizde tutumunuzda ya da davranışlarınızda olumlu herhangi bir değişiklik fark ediyorsanız doğru yapıyorsunuz demektir.
Ancak üzerinizde çalıştığınız her konu farklı miktarlarda bırakmalar talep edebilir.Eğer başlarda tümüyle değişmediğini düşünüyorsanız, onu bırakın ve sonra yeniden yapın..Arzuladığınız sonuca ulaşana kadar serbest bırakmayı sürdürün.Yaptığınız şeyin size mutlaka bir faydası olduğunu ve başardığınız gerçeğini görmeye kendinize izin verin.

*Eğer Kendimi Yeniden Eski Kalıplara Dayalı Bir Davranış İçinde Yakarsam Ne Yapmam Gerekir?

Öncelikle bunun beklenen bir şey olduğunu iyi birşey olduğunu anlamak önemlidir.Bunu gelişme ve fırsat olarak görün.
Gerektiği zaman anında serbest bırakma yetiniz artacaktır.Kendinizi eski davranış kalıbını tekrarlarken yakadığınızda bu davranışı kesip onu sebest bırakabileceksiniz.Bir süre sonra da o eski kalıbın tuzağına düşmeden kendinizi yakalayacak serbest bırakacak ve onu yapmayacaksınız.Sonunda o belli eğilimle ilgili bırakmaları artık yapmak zorunda kalmayacaksınız çünki onu tümüyle bırakmış olacaksınız.Kararlı ve ısrarcı olmak için kendinize izin verin.Uzun süredir sorun yaratan şeylerde bile tutumunuz ve etkiniz iyiye dönüşecektir.Hatta öyle bir noktaya ulaşırsınız ki bir zamanlar bazı sorunlara sahip olduğunuzu ancak biri sizi anımsattığında anımsar olabilirsiniz.

*Zaten Terapi Alıyorsam Ya da Başka Bir Kişisel Gelişim Sistemiyle Çalışıyorsam Ne Yapmalıyım?

Serbest bırakma iyi bir terapinin ve kişisel gelişim sağlayan her yöntemin özüdür.Bu yöntemi kullanmanın başka sistemleri çok güzel desteklediğini göreceksiniz.
Bu,zaten kullanmakta olduğunuz ve ilerde kullanacağınız yöntemleri de içerir.
Bu yöntemi başka kendini keşfetme yöntemleriyle birleştirirseniz,sonuçlar daha hızlı ve kolay gelecektir.
Yaşamınızda işe yarayan yöntem ne olursa olsun onu kullanmanızı kolaylaştıracaktır.
Uyguladığınız herhangi bir yöntemde aradığınız eksik olan bir parça varsa bu yöntemin bunu tamamladığını göreceksiniz.

*Şimdi size bu Yöntemle ilgili neler beklediğinizi saptamanızı ve bunu serbest bırakmanızı öneriyorum.
Bu yöntemle ilgili yazılanlardan neler bekliyorsunuz? Bu hangi temel isteklere dayanıyor olabilir? Bunu serbest bırakın ki çalışmalarınız daha akıcı olsun..

Alıntı
Sevgiler.,shy

ze_ze
28-08-2010, 15:59
Sedona yla ilgineniyordum okuduklarım çok iyi geldi...artık daha kolay bırakabiliyorum teşekkürler..sevgiler..teytey

yeliss
25-01-2012, 22:57
sevgili jaunty harika anlatmışsın.. şu an elimde kitap ve senin yazıların .. harikasın.. kitabı sen anlatsan kesinlikle daha güzel anlatırdın.. tebrik ederim.. emeğine sağlık.. muhteşemsin..

RanaSmyrna
28-01-2012, 01:08
Buradaki konular derya deniz ve ben o kadaaaar çok hiçbir şey bilmiyordum ki bundan birkaç gün önce..Daha hala hiçbir şey bilmiyorumm fakat biraz ondan biraz bundan derkenn, şimdilik sadece kulak dolgunluğum, ufak da olsa aşinalığım var diyebiliyorum...Yolu uzuuunnn ve meşakkatli aceleye gerek yok...

Bu konu da dün dikkatimi çekti...Serbest bırakmakla, affetmekle ilgili sorunlarım var...Ya da henüz hazır değilim buna!Şimdilik sadece aklıma getirmemeyi deniyorum.Vakti geldiğinde yüzleşeceğim elbet..Her neyse durum böyle olunca, serbest bırakma kavramı insanın gözünde büyüyor da büyüyor..

Benim çok kötü bir huyum var arkadaşlarım, bunun farkındayım fekat dediğim gibi çaresi gözümde öyle büyüdü kii kurtulması zor geliyor..Şimdi beeenn durup durup saçma sapan fikirleri, geçmişte yaşadıklarımı, içimde kalmış vakti zamanında höyküremediğim sözleri monologlar halinde aklıma getirip getirip, anlamsız bir hesaplaşmanın içine atıyorum kendimi..Hüzün deryalarında boğuluyorum..Bile bile kendimi dibe çekiyorum..Tabi bu boşluktan da oluyor onu da biliyorum, kendime sarıyorum habire...

Her neyse...
Dün bu konuyu okudum ve bu durumu gözümde büyüttüğüm için kendi kendime hadi canım bu kadar kolay mı gerçekten diye sordum..Bu kadar kolaysa ben neden bu kadar zamandır bu eziyeti çekiyorum ki?dedim."BU KADAR KOLAY MI?" (Ki bu düşünce biçimi benim yıllarca saçma salak bir şekilde kişisel gelişime çok ciddi bir önyargıyla yaklaşmama neden olmuştu, Allah'ım ne çocukluk ama!!!)

Elimde kitap falan yok.Sadece sizin paylaşımlarınız var, hepsini okudum, birazda netten araştırma yaptım, birkaç video izledim..Ve denemekten ne çıkar dedim..

Dün, ne zaman düşünmemem gereken şeyler düşündüğümü, karamsarlığa düştüğümü, kendimi dibe çektiğimi hissetsem -ki gerçekten artık bunu istemediğimi biliyorum- birden durup kendi kendime "Bu fikirden gerçekten kurtulmak istiyor musun Rana?" diye sordum...Cevap :Evet..."Peki sence bunu yapabilir misin?"..."Evet.."Peki ne zaman yapacaksın bunu?" ..."Şimdi"!Sonra dönüp acaba serbest bıraktım mı diye kendimi yoklamadım açıkçası...Her ne yapıyorsam, ona devam ettim!

Gün içinde defalarca tekrarladım bunu!Yemek yerken, konuşurken, kitap okurken...Sayısını bilmiyorum!Bunun hayatımdaki yansıması nasıl olacak ya da nasıl olmalıydı bilmiyorum, herşeyi arkada bıraktım dünya pürü pak, ohhh misss diyemiyorum tabii ama şu anda bütün o olumsuzlukları düşünmek istemediğimi farkediyorum...

Paylaşımların için çok teşekkürler sevgili jaunty :)

hayalayaz
28-01-2012, 03:28
uzuuuun uzun yazmıştım..voltajlar bi düştü …gitti ne var ne yoksa... ama azimliyim yine çöktüm klavyenin başına... önce şunu söliim rana bu sözüm sana değil..topun ağzına gelmiş gibi hissetme kendini.. sözüm bilumum site ahalisine, kendisini hazır hissetmeyip erteleyenlere...her neyi serbest bırakamıyor, kimi affedemiyorsanız, sözüm her şey için geçerli..tabii herkesten önce bana, eğer benimde serbest bırakamadıklarım varsa, affedemediklerim varsa... Bende bu yazıyı yazdıktan sonra kendi içime döneceğim .. Eğer hala içimde bir şey taşıyorsam merdaneyi kafama önce kendi kafama geçireceğim.. çünkü bu konu benim dikkatimi boşuna çekmemiştir..

ama önce yapacağım çalışmayı anlatayım.. Bu çalışma bize öğretmenlerimizin öğrettiği etkisini en hızlı gördüğümüz ve en kolay yaptığımız çalışmadır.
Çalışmanın ilk aşaması affetme ve bağ kesmedir… Önce kişiyi ve kendimi içimde duygu uyandıracak tumturaklı laflarla kocaman, kocaman affediyorum… sonra altın makasla bağlarımızı kesiyorum.. Çalışmayı bitiriyorum… Araya zaman koyuyorum birkaç gün/hafta
Sonra asit test’i yapıyorum.. neden asit test’i eğer affedemediysem içimde uyanan duygu asit gibi yakıyor da ondan ( avustralyadan gelen bir öğretmen öğretmişti) isim de onun koyduğu bir isim.. o asit deyince ben hala işin farkında olmadığım için..kızlar asit kelimesi aklınıza gelmezse tuz ruhu deyin diye dalga geçmiştim.. Çünkü o zamanlar kinlerim ve öfkelerimle mutlu mesut yaşıyor… bana söylenecek lafları ağızlara tıkmak , acıyla beslendiğimi maskelemek içinde “ ay şekerim kendimi hazır hissetmiyorum..ama çakralarımı dengeliyorum diyordum” eyse gelelim tuz ruhu..pardon asit testine..

oturuyorum.. Gözlerimi kapatıyorum… Birkaç zaman önce affettiğim insanı çok iyi bir durumda hayal ediyorum… eğer içim sızlamıyorsa…. Daha iyi bir durumda hayal ediyorum… tuzruhu etkisi..ayh pardon.. İçimde sızı yoksa daha iyi durumda hayal ediyorum… ve onu hayal edebileceğim.. en iyi durumda düşündükçe içinde sızı yoksa iş bitmiştir… Bende özgürüm oda…
ama bu imgelemenin bir noktasında içimi yakan bir duygu varsa, affetmemişim demektir… bu noktada kendime kızmam aksine bu kadar çalışmadan sonra hala olmamışsa küçük kız işin önemini kavrayamamış demektir.. veya inadı tutmuş demektir… Eğer çocuk sizin sözünüzü dinlemiyorsa, mecburen siz onu dileyeceksiniz başka yolu yok… Başlıyorum içimdeki ufaklıkla konuşmaya, benim ufaklık çok inatçı ama anlatır… küfürbazdır da,,ağzına geleni söyleye, söyleye anlatır… bunu yapmasına izin veririm…


çünkü ben bir zamanlar deliyken.. ( 65 kilodan 2 ay içinde 39 kiloya düştüğümde benim trafo çöktü, psikiyatriste gidiyorum ve ilaç kullanıyorum o zamanlar böyle antin kuntin sosyetik, psikolojik hastalık isimleri yok.. Herkesin ortak adı deli) işte bu yüzde ben deliyken diyorum… içimde bir öfke var..anlatılır gibi değil… Hele bir gün doruk noktadayım… Elime bir silah alıp sokağa çıksam ve önüme geleni öldürsem öfkem dinmeyecek… ama oturduğum yerde benim delirdiğimi öğrenen herkes beni gördüğünde karşı kaldırıma geçiyor…

Şehir dışında bir sitede oturuyorum yakınımızda insanların yürüyüş, koşu yaptıkları bir küçük orman var… oraya gittim..ve avaz, avaz bağırarak, ağaçları tekmeleyerek, taşları toprakları ağaçlara atarak.. ve tabii böğüre böğüre ağlayarak epeeey bri zaman geçirdim… eve geldiğimde sanki üzerimden bir silindir geçmişti… yatıp saatlerce uyumuşum exadam ben uyanana kadar yeşil mıçmış… uyandım.. Yaptıklarımı ve o an yaşadığım öfkeyi hatırlayınca kendimden korktum… beni tımarhaneye atarlar diye doktoruma bile anlatamıyorum…ama..bu işi sürekli bir hale getirdim… hatta hızımı alamadığımda kendimi yerden yere atmaya başladım..

Ama yavaş, yavaş… o; mokumla bile kavga eden hallerim, grup terapilerde, benden daha ümitsiz vakaları bile korkutup bu kadın deli dedirten hallerim geçmeye başladı… doktorumla konuşurken aslında ben çok delirdim dedim bir gün..nasıl yani dedi.. Ben dedim ormana gidip ağaçları dövüyorum… avaz avaz bağırıyorum..böğüre böğüre ağlıyorum… Doktorumun gözlerindeki sevinç ışıkları bu gün bile gözümün önünde… Hayır dedi sen delirmedin… İyileşiyorsun… Nasıl yani? İçindeki öfkeyi boşaltıyorsun..ben böyle yapmanı tavsiye etmeyi akıl edemedim ama sen içgüdüsel olarak buldun.devam et…

Doktor yap dedi ya…

o zamanlar bilgi depasunda kişisel gelişim falan yok…19 yaşındayım.. ama içimizde var galiba..ben…” ay şekerim kendimi hazır hissetmiyorum “moduna giriverdim… ama bunu o kadar ustaca yapıyorum ki.. Kendim bile farkında değilim… Doktoru da üçkâğıda getirdim ve tedavi artık sen iyisin dedirterek bitti… ama gerçek duyguyu yaşamakla, acıyla beslenmeyi ayıran ince çizgiyi geçtiğimi fark edemedim.. Doktorumda fark edemedi… Bu yıllarca sürdü…

sonra hayatıma reiki girdi.. kişisel gelişim girdi.. ve “ ay şekerim kedimi hazır hissetmiyorumlar ve çok çabalıyorum ama yapamıyorumlar” sonra bir gün küçük kıza şunu sordum.. Peki şimdi değilse ne zaman? Hayat ellerinden kayıp gidiyor… Sen şimdi yaşamazsan ne zaman yaşayacaksın… Ve daha da önemlisi, bu öfkelerle, kinlerle, üzüntülerle hasta olup haline köpekler gülmeye başladığında ne yapacaksın ve kendine daha ne kadar acıyacaksın… O sıralar daha işyerim var… İşyerimde çalışan işçiler var… o insanlara baktım..ibret aldım.. sokakta yatanlara baktım ibret aldım.. özellikle sokağa çıktığımda yanımdan geçen veya karşılaştığım herkese çok dikkatli baktım..ibret aldım… ve hızla çalışmalara başladım….

bazen insafsızca özeleştiri yaptım… çoğu zaman bu yüzleşmeleri yarıda kesip banyoya gidip aynada kendi suratıma tükürdüm.. Ama kendimi affettim… Dolayısı ile benim şahsımda diğerlerini de… Şimdi siz kendi suratıma neden tükürdüğümü merak ediyorsunuzdur… çok basit… bana yapılan her şeye ben izin verdiğim için yapıldı… ayrıca bunlar yapılırken benimde ellerim armut toplamamış..

Siz kendinize benim yaptığım insafsızlığı yapmayın, hayat ellerinizden kayıp giderken, bu hazır olmadıklarınız sizin enerjinizi düşürüp, hayatınızın maddi ve manevi her yönünü etkilerken, şimdi değilse ne zaman serbest bırakacaksınız ve hayatınızı yaşamaya başlayacaksınız… ya Allah korusun bu üzüntülerle hasta olursanız? Ne olacak.. Bu kadar bilgi sahibi olduktan sonra… Şimdi hazır değilim diyebilirsiniz… Ama onun yüzünden böyle oldum demeye hakkınız yok… sözlerimi bir şey anlatarak bitirmek istiyorum..mutlaka hepiniz biliyorsunuz ama birde benden dinleyin..

Adamın biri yaratana çok güveniyor, onun kendisini her durumdan kurtaracağına inanıyormuş.. Bir gün olağanüstü bir yağış başlıyor, yağış sele dönüşüyor, evi sular basıyor… kurtarma ekipleri kayıkla gelip adamı almak kurtarmak istiyorlar…adam “tanrı beni kurtarır” deyip kayığı geri gönderiyor.. evin alt katını sular doldurunca, üst kata çıkıyor…tanrının onu kurtarmasını bekliyor..itfaiye geliyor..adam yine tanrı beni kurtarır deyip geri gönderiyor..sular yükselmeye devam edince çatıya çıkıyor..bu sefer helikopterle geliyorlar yine tanrıyı bekliyor, ve tabii beklerken sular kendisini alıp götürüyor..adam ölüyor.. ahrette, bağırıyor “ beni hemen tarının yanına götürün” götürüyorlar..adam tanrıya sana yazıklar olsun diyor..sana o kadar güvendim beni kurtarmadın!!! Tanrı sana kayık gönderdim..araç gönderdim, helikopter gönderdim binmedin daha ne yapsaydım diyor…

İnternet uçsuz bucaksız bir kütüphane… Elinizde sınırsız imkân ve bilgi var… Şimdi değilse ne zaman? Eğer siz kendinizi kurtarmayacaksanız sizi kim kurtaracak unutmayın..reenkarnasyon varsa bile bu hayatı bir kere yaşayacaksınız..ve bu hayatta da tamamlamak gereken bir misyon var..bizler bir noktada takılıp kalırsak sonradan çok üzülürüz..haydi ben şimdi yatıyorum..muhtemelen sizden sonra siteye gireceğim.. Biliyorum çok uzun bir yazı oldu ama okuyup bitirme sabrı gösterdiyseniz… Ayağa kalkın ve önce kendinize sarılın… bu günü çok iyi yaşamaya, neşeyle, özgürce yaşamaya karar verin.. ve bu kararı yüksek sesle deklare edin.. ama kesin karar verin.. ve dileğim hep iyi olun.. İyi geceler…
Hayal Ayaz.

yeliss
28-01-2012, 16:43
çok güzel anlatmışsın hayal ablacım.. :59884

isobel
29-01-2012, 14:07
yoga dersinde bunun için bir çalışma yapıyoruz her gün. Gözlerimizi kapayıp uzanıyoruz ve nefese odaklanıyoruz. Sonra birer birer insanlar geliyor gözümüzün önüne,onlarla konuşuyoruz,ve gerek duyduklarımızla çemberi kapatıyoruz. Basitçe seninle çemberimi kapatıyorum sen sağ ben selamet,ne yaşadıysak yaşadık,öyle gerekiyordu,ama artık herkes kendi yoluna diyoruz:) aynı insanlara tekrar tekrar yaptık bu çalışmayı ve en sonunda bir noktada hiç bir şey hissetmez olduk,nötrlük o nokta tamamdır:)

bilgendilo
30-01-2012, 12:03
çoooooooook güzel paylaşımlar şu an minik bebeğinin yanında olduğu için aramıza katılamayan sevgili jauntynin kulakları çınlasın, emeğine yüreğine sağlık, çok güzel bilgiler edindim, bu konuya yeniden yorum yapıp da görmemi sağladığın için çok teşekkür yelisim ve rana.. hayal ablamın yazdıklarına ne desem yavan kalır, ben çok seviyorum burayı, iyi ki burdayım, iyi ki varsınız :throw