PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : evrenden torpilim var


hülyaa
18-09-2009, 12:49
kitabı henüz okumadım..googlda dolaşırken tesadüfen buldum..belki okumuşsunuzdur..artık konuyla ilgili o kadar çok kitap varki..neyi okuyacağımızı şaşırdık..aramızda okuyanlar varsa,yorumlarını yazarlarsa bizde her kitaba balıklama atlamayız diye düşünüyorum..basında baya yer kaplayan bu kitaptan alıntılar..sevgilerimle:73e4317106059nd:





[Only Registered Users Can See Links]

















YAZAR HAKKINDA (ÖNSÖZ)

Merhabalar, ben Aykut Oğut ve evet farkındayım genelde kitaplarda bulunan, “Yazar Hakkında” kısmı, sanki biri anlatıyormuş gibi yazılır. Ben sizinle sohbet ederek yazmayı tercih ettim.
Okumakta olduğunuz kitapta, hayatımdan alınma birçok örneğe yer verdiğim için, yaşam öykümü burada çok kısa anlatıp geçeceğim.
1971 yılında İstanbul’da doğdum. Öz babam, ben daha üç aylıkken öldüğü için, hiç tanışma fırsatım olmadı. Annem ben 14 yaşımda iken dünya tatlısı bir adamla tekrar evlendi ve bir üvey babam oldu. Ben lisedeyken son derece gereksiz bir şekilde Ankara’ya taşındık.
Lise sona gelince, hayalim olan mimarlık ya da elektronik mühendisliği için yeterince dershaneye gitmediğim ortaya çıktı. Beni aptal sanmalarını istemediğim için annemlere gerçeği söyledim. Yani üniversiteye hazırlık kursu paralarını özel bilardo derslerine verdiğimi... O noktada çok iyi bilardo oynuyor olmam, annemin sinirini azaltmadı. Ama gerçekten çok iyi oynuyordum.
Sınavı kazanamayacağımı anlayınca, ani bir manevra yapıp konservatuvar tiyatro bölümüne girmek istedim. Bizimkiler, torpille Kıbrıs’taki bir okulda yer ayarlamaya çalışırken, ben tiyatro sınavlarına hazırlanmaya başladım. Çok iddialı girdim ve çok iddialı bir şekilde kazanamadım. Kazanamadığımın ertesi günü, o zamanın bölüm başkanı olan sayın hocam Cüneyt Gökçer’in kapısını çaldım ve “Benim kadar yetenekli biri neden bu sınavı kazanamadı” dedim. Kendisi de bana “Çok kilolusun canım ondan” dedi. Bu arada söylemeyi unuttum, o sıralarda yaklaşık 130 kilo idim. O yaz, tam otuz kilo verdim ve kış vakti gelip te okul açıldığında tekrar Cüneyt hocamın kapısını çaldım “Hocam ben bütün bir yıl boyunca derslerinize girmek istiyorum” dedim. O anki ifadesini görmeliydiniz. Cüneyt hocamın derslerine misafir öğrenci olarak girmeye başladım. Ardından bütün hocalarla tek tek konuştum ve hepsinin derslerine girmeye başladım. Bir süre sonra, o yıl sınavı kazanmış öğrencilerden daha fazla ders almaya başlamıştım bile. Neyse, zar zor geçen iki yıldan sonra 1990 yılında, Ankara Üniversitesinin oyunculuk bölümüne kapağı attım.
Okulda öğrencilik yaparken, aynı anda piyasada kendime bir yer edinme çabası içinde seslendirme yapmaktan, dizilerde oynamaktan, okulu ancak yedi yılda bitirebildim. Bugün karşılaştığım oyuncuların büyük bir kısmına “O benim sınıf arkadaşım” dediğim zaman insanlar çok şaşırıyor. Ee kolay mı yedi senede 7 ayrı sınıf mezun ettim.
1995 Yılında annemi kaybettim. Diyebilirim ki, annem benim hayattaki en yakın arkadaşımdı. En yakın arkadaşımı, dostumu, annemi aynı anda kaybetmek hiç de kolay olmadı. Annemin ölümünden sonra – o zamanlar adını koyamadığım – garip bir değişim başladı bende. Son derece rahat bir hayatım olmasına rağmen, bir şeyler beni rahatsız etmeye başladı. Bir anda, elimde var olan şeyler artık beni tatmin etmemeye başladı ve ani bir kararla beni bekleyen şeyleri, kariyer, evlilik, daha lüks bir hayat vs. bırakıp, Amerika’ya yerleşmeye karar verdim. Karar verdiğim günden Amerika’ya gitmek üzere uçağa binmem tam 13 ayımı aldı. Size bu yolculuğun hikayesini bütün detayları ile kitabın içinde anlatacağım.

Şimdilik tek söyleyebileceğim şu; ağustoslardan bir ağustos, arabamla sokaklarda “Ben Amerikaya yerleşiyorum” nidalari atarak dolaşırken, 3 eylül günü Florida eyaletinin küçük bir kasabasında, Mobil benzin istasyonunda tuvaletleri temizlemek üzere işe başladım. Cebimde beş kuruş para yoktu, ve İngilizce bilmiyordum!!
İÇİNDEKİLER



BAŞLANGIÇ

-Sonsuz Teşekkürler.
-Yazar Hakkında.
-Bu Kitabı Nasıl Kullanabilirsiniz.


1. BÖLÜM



TANIŞTIRAYIM


“Okuyucu, bu Evren. Evren, bu da okuyucu.”

- Hayatın Amacı Nedir?
...Size kötü haberlerim var!!!

- Evren Nasıl Çalışır?
…Uzaktan kumandası nerede bunun?

– Enerji Denen Meret Nedir?
…Işınla beni Skati!

2. BÖLÜM



YOLCULUĞUNUZDA KULLANILACAK



MALZEMELER


“10 gr güven, 1 kaşık istek, yarım kilo kararlılık.”

- Çekim Yasası.

...çektim çektin çekti.



- Duyguların Ölçümü – Değişimi Nedir?

…Ver bana oradan iki kilo mutluluk.



- Kelimelerin Önemi.
...Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

- Su Uyur Ego Uyumaz.
...Hadi göster amcalara egonu... Bak amcası kocaman bununkisi.

- Anın Gücü, Anın İçinde Kalmak
...Al işte bi gavur icadı daha.

- İnternette Sipariş Vermekle ya da Restoranda yemek ısmarlamakla, Yaşam Arasındaki Fark Nedir?
...Basıyorum düğmeye hiç bi şey olmuyo...



3. BÖLÜM



İSTEMEK ya da İSTEMEK



“İsteyenin bir yüzü kara.”



– Annem Derdi ki.
…“Ağlamayan bebeğe emzik verilmez”

– İstemenin Sınırları..
….Yok yok valla istemem günah yahu.

– İstediğiniz Şeye Ait misiniz?
... Uzun boylu olsun, zengin olsun, yakışıklı olsun...

– O Kadar İstedim Ama Olmuyooooo.
…Yukarıdaki biliyo da vermiyo.

– İstemediğiniz Şeyler Neden Olur? Hayır demek,
EVET demektir.
... Garsoooon ben bu yemeği ısmarlamadım.


4. BÖLÜM



BAZI TANIDIK SENARYOLARA BİRLİKTE GÖZ ATALIM



“Yok yok ben bu spiritüel olayları anlıyorum, herşeyi çözdüm ama...”

– Yürümeyen İlişkiler.
...Üçüncü defa boşanmak istemiyorum.

– Olmayan Para.
…Yok valla olsa vermez miyim?.

– İlerlemeyen Kariyer.
… Davulcuyamı varsam, zurnacıyamı ?

– Kendine Güvensizlik ve Sürekli Başkalarının
Onayını İstemek
...Halk arasındaki tabiri ile ‘Yalakalık’

– Bazı Kavramları Yeniden Tanımlayalım.

Mutluluk - Tatmin
Yalan söylemek
Başkalarına yardım etmek
Kıyas yapmak.
Sinirlenmek – Çemkirmek



5. BÖLÜM



HALA HAYATTAYSANIZ – EGZERSİZLER



...Ay akşamdan ışıktır...YAAYYLALAR YAYYLAAAALARR...

- EGZERSİZLERİN AMACI ve ÖNEMİ

- ŞÜKRETMEK.

- ÇATALLAMAK.

- EGO İLE SOHBET.

- İŞLERİ ASİSTANINIZA YÜKLEMEK.

- YARATIM PANOSU.

- ODAK DEĞİŞİMİ.

6. BÖLÜM



SPİRİTÜEL ÖSS ve ÖYS KILAVUZU




BU KİTABI NASIL KULLANABİLİRSİNİZ.
Bu kitabı yazmaya karar verdiğimde, nasıl bir yol takip etmem gerektiği hakkında pek bir fikrim yoktu. Yıllardır birlikte çalıştığım hocalarım, kendi deneyimlerim ve hayat koçluğu yaptığım insanlardan öğrendiğim bir şey var; hayatı tek bir formüle koyup herkese uygulamak mümkün değil. Bir kitap yazıp; sizden sonra gelen bütün nesillerin aynı öğretileri kelimesi kelimesine, tam olarak anlamadan, yaşadıkları zamanları bilmeden okunmasını ve böyle bir kitaptan faydalanılmasını beklemek, bir yazar olarak yapılabilecek en büyük hata olur.
Herkesin kendine özgü bir hikayesi var ve bugün, içinde bulunduğunuz her durum – iyi ya da kötü – tamamen sizin yaratımınız. Bir yazar, hoca, usta, artık ne isim verirseniz verin, rahat koltuğunda oturup, sizi tanımadan, sohbet edip sizi dinlemeden, sizin geçmişinizi anlamadan, size bir kitap aracılığı ile hayatınızı nasıl yaşayacağınızı anlatamaz. Bu tip yazılan kitaplar ve öğretiler aynen şöyle işler;
Hiç bilmediğiniz bir şehre tatile çıktığınızı düşünün; elinizde şehrin haritası var ama biraz garip. Haritada her sokak, her cadde, her detay basılı olması gerektiği halde, sadece haritayı yapan kişinin beğendiği sokaklar, caddeler ve detaylar var. Siz şehri gönlünüzce gezmek ve kendi keşiflerinizi yapmak, beğendiğiniz ve beğenmediğiniz sokaklara gitmeye kendiniz karar vermek istiyorsunuz, ama elinizdeki harita size, “Yok yok ben daha önce oraya gittim biliyorum, orası senin için iyi bir yer değil. Ben sana senin için neyin iyi, neyin kötü olduğunu söylerim” diyor. Ne yaparsınız böyle bir haritayı?
Doğru! hemen çöpe atarsınız.
Şu anda okumakta olduğunuz kitap, size hayatınızı nasıl yaşayacağınızı anlatmak için hazırlanmadı. Size kurallar vererek, bunları takip ettiğiniz takdirde hayatınızın güzelleşeceğine dair bir garanti de vermiyor. Zaten hiç bir kitap, hiç bir workshop veremez. Benim tek amacım, çok basit olan Evrensel dilin ne olduğunu size anlatmak. Dili istediğiniz gibi kullanmak size ait. Aynen yabancı dil öğrenmek gibi; öğrendiğiniz dille, şiirler yazıp insanların gönüllerini fethedebilirsiniz, küfür edip dayak yiyebilirsiniz, biriyle sohbet edip yüzünde güzel bir gülümseme bırakabilirsiniz.
İlk bölümde size kısaca Evrenin nasıl işlediğinden bahsedeceğim. Bunu yaparken elimden geldiğince ayrıntılı anlatmaya çalıştım. İkinci bölümde, karşınıza çıkabilecek bazı durumlara için sizi hazırlamak istiyorum.Üçüncü bölümde ise, herkesin gündelik hayatında başına dert olan “İSTEMEK” temasına değiniyorum. “İstemek nedir, ne değildir ve aslında ne istediğimizin farkındamıyız?” başlıklarını açacağız. Dördüncü bölüm tamamen örneklere dayanıyor. Kendi hayatınızı – kendi bilinciniz ile – nasıl yönelendirebileceğinizi görme fırsatınız olacak. Beşinci bölüm, egzersizlerden oluşuyor. Kendinize bir yol çizdikten sonra yol boyunca işinize yarayabilecek bazı yöntemleri inceleyeceğiz. Bitiş bölümünde ise, benim sizinle paylaşmak isteğim bazı görüşlerim var. Elinize bir harita aldığınızda, farkında olmanız gereken bazı noktaları anlatmak istedim.
Kitaba başlarken şunları aklınızdan sakın çıkartmayın;
1 – Hayatta size bir şey öğretebilecek EN İYİ hoca “Bana ihtiyacın yok, ama o kadar istiyorsan gel çayımı iç” diyen hocadır.
2 – İşinize EN ÇOK yarayacak kitap, “Aslında bu kitaba bir kereden fazla ihtiyacınız yok” diyen kitaptır.
3 – Size, kafanız her karıştığında, EN DOĞRU cevabı verebilecek kişi, her sabah aynaya baktığınızda gördüğünüz kişidir.
Umarım bu kitabı bir ÖĞRETİ kitabı olarak değil, bir HATIRLATMA NOTU olarak değerlendirir ve bitirdikten sonra da kitaplığınıza süs olsun diye koyup yıllarca bir daha okuma ihtiyacı duymazsınız.

[Only Registered Users Can See Links]

hayalayaz
18-09-2009, 13:03
ben bir saat önce siparişini verdim..okuyunca anlatırım..:73e4317106059nd:

hülyaa
18-09-2009, 13:09
ben bir saat önce siparişini verdim..okuyunca anlatırım..:73e4317106059nd:

tamam ablacım..tavsiye edersen alıcam :73e4317106059nd:

blondberry
18-09-2009, 13:38
Ben de 2 gün önce verdim kargoyla ilgili bir problem varmış. Ama Aprilrose un da tavsiyesiyle Aykut Bey'i araştırdım netten . gerçekten hoş bir uslubu ve olaylara karşı güzel bir yaklaşımı var. Eşi Esra idi sanırım Esra hanım da aynı şekilde hatta onun da yakında 'Evrenle İlişkim Var' diye bir kitabı çıkacak.

Tv8 de-geçmiş program-Ebru Şallı'nın sunduğu programı izleme şansım oldu Ayku Bey ve Esra Hanım konuktu.gerçekten hoş:)

gunes
18-09-2009, 13:48
güzel bir kitapa benziyor. bende alayım.

Aprilrose
18-09-2009, 14:00
Kitabı 1 ay önce okumuş biri olarak size gönül rahatlığı ile tasviye edebilirim.

En başta şunu söyleyebilirim çok akıcı. Daha da önemlisi teorik olmaması.
Yazar birebir kendi yaşam yolculuğunda başına gelenleri çekim yasasını kullanarak veya zaman zaman kullanamayarak deneyimlediği hikayesinden örnekler vererek anlatmış. Benim için en çarpıcı tarafı buydu. Pratiğe geçmiş deneyimlerin okuyucuyla paylaşılması.

Bildiğimiz şeyler tekrarlanmamış. Tekrar yerine, kendi geliştirdiği yöntemlere yer vermiş.

Güzel bence alın okuyun, kolay gelsin.

ışık
18-09-2009, 16:50
kesinlikle öneriyorum gerçekten güzel bir kitap hatta sayesinde artık egomun da bir ismi var çitlenbik diyorum kendilerine :)

Antuza
18-09-2009, 16:55
Bende bir programda izledim Aykut beyi ve söylediği yöntemler hoşuma gitti...Ayrıca Ebru Şallıda bahsetmişti,dikkatimi çekti...Edinmek lazım,bayramdan sonra alayım...

ışık
21-09-2009, 17:04
Kitabı alıp okuyanlar veya okumayı düşünenler için


NEGATİF OLMAK NEDEN ÇOK İYİDİR. CİLDE YARARLARI NELERDİR?

Benim kitap çıktığından beri, insanlarda yeni bir panik başladı “Aman negatif olmayayım”, “bak tüh negatif laf ettim” “Ayy negatif negatif baktım adama, şimdi evren geçirecek kafama bişey”

Yahu çok özürdiliyorum. Ben olayın bu kadar paranoyak hale geleceğini bilsem inanın bu açıklamayı kitapta yapardım. Daha doğrusu yaptığım bazı açıklamaların altını çizerdim.

Bakın herşeyin azı karar çoğu zarar derler ya.. Neyi bu kadar saplantı halinde yaparsanız, bilinki ARKASINDA KORKU YATIYORDUR.

“Ben sürekli pozitifim. Ayyy bak tepeme piyano düştü yine de şükrediyorum çünkü son model bir piyanoydu, rengide çok güzel.”

“Aaa bak bak tatile çıktık, tam üstümüze doğru bir hortum geliyor. Ayy ne güzel şükürler olsun, şimdi bizi bir savuracak... bedava masaj ayol daha ne”

“Kız dur, burada karşıdan karşıya geçilmez. Çevre yolu burası.”
“Yok yok ben Aykutun kitapta okudum. Şimdi kendimizi karşıda hayal edelim sonra şükredelim yeter.... Fırrlaaaaaaa”

Yapmayın etmeyin. İllede pozitif olacağım diye kendinizi hırpalamayın.

Amerikalıların çook güzel bir lafı vardır. “Evin içinde pembe bir fil yok” diye. Bu lafın çıktığı hikaye şöyledir. Bir ailenin oturma odasına pembe bir fil girer – hikaye işte – fakat ev sakinleri bu hayvanın varlığını bir türlü kabul etmek istemezler. Çünkü kabul ettikleri an, bir sürü problem onları bekleyecektir. Fil nasıl geldi, nasıl gidecek, nereye gidecek, b..unu kim temizleyecek? Gibi soruların cevaplarının verilmesi gerekecektir. Aile bu durumlarla yüzleşmek istemediği için başlarlar pembe filin varlığını inkar etmeye ve onunla yaşamaya. Bizde de bu hikaye “Kral çıplak” diye geçer. Hepiniz bilirsiniz.

Ben 12 yıl evimin içinde, pozitif olmak adına, pembe bir fille yaşadım ve öyle bir fil yok dedim. Ne oldu? 12 yıl sonra, onca yıl birikmiş bütün b..ları ben temizlemek zorunda kaldım. Oyunculuk hikayemi kitapta hepiniz okudunuz.

“Ben çok iyi bir oyuncuyum, bugün yarın olacak bu iş şeker”
“Çook pozitifim, bak hergün kendimi steven spielberg ile hayal ediyorum, eli kulağında neredeyse arar beni”
“Bak bak, piramit yaptım. En tepesine oskar koydum. Sağını solunu doldurdum, duma duma dum. Oldu bu iş”

Bir halt olmadı.. Neden?

Çünkü pozitifliğim sahte idi. Hep korktum negatif olmaktan. Şimdi siz bana söyleyin allah aşkına:

NEGATİF OLMAKTAN KORKMAK pozitif bir duygumudur negatif bir duygu mu?

Şimdi ortalık arap saçına döndü farkındayım. Herkes şu an dondu kaldı. “Ee Aykut sende yani, pozitif ol dedin olduk, negatif ol dedin olduk, ne halt edeceğimizi şaşırdık”

Tamam gelin bu kördüğümü bir noktasından başlayıp çözelim.

Bir an için, negatif olmayı, arabanızın gösterge tablosunda ki, kırmızı ışık gibi düşünün. Arabada yanan ışıklar hep beni kıl etmiştir. Hiç iyi bir şey için yanmazlar.
Mesela,
Ne güzel solladın... dınnn.. bir ışık
Bak tam vaktinde geldik....dınnn.. bir ışık
Hava ne güzel bugün......dınnn... bir ışık..
Yok hiç öyle olmaz. Hep felaket habercisidir o ışıklar. Yağın bitti... dınnnn, suyun bitti.. dınnn, benzin bitti....dınnn, motor düştü.... dınnn.

Ama ya o ışıklar olmasaydı?
Dikkat ederseniz o uyarı ışıkları, sizi, bir şey olduğunda değil, olmadan daha önce yani önlem alabileceğiniz zaman diliminde uyarırlar. Ee sizde eşşek değilseniz, uyarıyı ciddiye alır, bir benzinliğe ya da tamirciye girer ve arabayı yaptırırsınız.

Ama yok bazılarınız bekler de bekler.

“Yaw gavur icadı araba, o ışık boşuna yanıyo. Avrupalı işte, kedi gözünü görmüş yara sanmış misali hemen ışık yaktırıyorlar arabaya.”

Sonra bekleyin çekici gelsin arabayı çeksin diye..

Negatifseniz lütfen sevinin. Negatif olmak demek şu demektir. GİTMEK İSTEDİĞİNİZİ İDDİA ETTİĞİNİZ YÖN İLE, GİDİYOR OLDUĞUNUZ YÖN BİRBİRİNE DENK DEĞİL. Ve evren sizi duygularınız vasıtası ile uyarıyor. DİNLEYİN evreni. Dinleyin egonuzu. EGO diyorki “BEN seninle aynı fikirde değilim. Ve gemiyi ben yönetiyorum. Eğer ben yönetmesem, beni zaten dinlemiyor ve kendi yolunda pozitif pozitif gidiyor olurdunn”

Kendinizi bir dinleyin. Utanmayın, çekinmeyin, ayıp değil. Egonuz sizinle konuşuyor. Dinleyin. Kaçarak, evde pembe fil yok diyerek kurtulamazsınız. Önce kabul edin.
Size en başında beri ne diyorum A noktası olduğunuz yer, B noktası gitmek istediğiniz yer. Ee, siz A noktasını sahte sahte başka bir yer olarak gösterdiyseniz ne olacak?

Şimdi diyelim aradınız beni ve dediniz ki, Aykut ben Taksimdeyim, istiklal caddesinin başında, tünele nasıl gelebilirim. Çok olay, gir istiklal caddesine, sonuna kadar yürü. Siz de “aaa ne güzel tamam yol buymuş” deyip başladınız dümdüz yürümeye. Ya siz istklal caddesinde değilde, başka bir caddenin üzerindeyseniz? Ama sırf kabul etmek istemediğiniz için kendinizi kandırıyorsanız?

“Bak elalem hep istiklal caddesinin başında, bende olmak zorundayım. Ayy yoksa beni aralarına alamazlar”

Ehh yürüyün durun bakalım... Nereye gideceksiniz cidden merak ediyorum.

Negatif olduğunuzda korkmayın. Bende negatif oluyorum. Önemli olan, kendinizi kaptırmadan, soğuk kanlı bir şekilde, önce dinlemek, sonra bunun nereden geldiğini bulmak.

Yani arabanın benzin bitiyor ışığı yandığında, aniden paniğe kapılıp olanca gücünüzle frene basmamak

“Cahiiittt burada bir ışık yandıı”


Önümüzdeki hafta ölüm konusu ile birlikte olacağız... Geçen haftadan beri ortalıkta bir ölüm konusu açıldı gidiyor. Bu konuda Esra benden çok daha tecrübeli ve yaşadığı örnekler olduğu için bülteni o hazırlayacak.

Unutmayın. Bu hafta hepiniz duble torpillisiniz...

hayat kadere inat
22-09-2009, 01:43
iyi ben almıyım o zaman

ışık
22-09-2009, 12:47
iyi ben almıyım o zaman


:mshareketliifade312 eyvahhhh ben kitapda anlaşılmayan konusuna açıklama yaptı diye alıp buraya da eklemişdim.birde aykut beye sitemizin adını yazmış izninizle orda paylaşabilir miyim demişdim.şimdi adam demez mi senin yüzünden kitap satışı durduuuuuuu :mshareketliifade312

hayalayaz
22-09-2009, 13:18
:mshareketliifade312 eyvahhhh ben kitapda anlaşılmayan konusuna açıklama yaptı diye alıp buraya da eklemişdim.birde aykut beye sitemizin adını yazmış izninizle orda paylaşabilir miyim demişdim.şimdi adam demez mi senin yüzünden kitap satışı durduuuuuuu :mshareketliifade312

aykut bey öyle bir şey demez, kitabı almayı düşünmeyen bir kişi, almak isteyen kaç kişi var ona bakar, :0511: hem merak etme kitap yazmak, özellikle kişisel gelişim amacıyla kitap yazmak gönül işi. kitabı almayan bir kaç kişide bu şekilde faydalansın diye düşünür, :0511: ama paylaşma derse, sileriz eklentileri.. :0511:hiç sorun değil.. ( bu tabiiki yalan, üzülürüm öyle bir şey sölerse) kişisel gelişim amacıyla yazılmış tek kitap aykut beyin kitabı değil ki..canı ve canımız sağolsun..:0511:

bu arada bayramdan bir gün önce asla kitap siparişi vermeyin, ya 2-3 gün önceden halledin bu işi yada sonra, insan kurdeşen oluyor, benim kitaplar yarın veya yarından sonra gelecek..koca bayram beklemeyle, ve sabırsızlığıma eft yapmakla geçti..hihi

ışık
22-09-2009, 14:53
yok be abla paylaşma demedi ki:) ama ben senin ögrettiğin şekilde cicikız oluyorum aradahihi malum adamın kendi sitesinde yayınladıgı yazı kalkıp çalmış gibi olmayayım diye izin istedim:) kitap olayında haklısın abla bende bir kitap evine sipariş vermişdim istanbuldan 3 günde geldi o gelene kadar neler çektim:)

gunes
23-09-2009, 12:35
bu kitabı aramadığım yer kalmadı. nereye sorsam yeni bitti diyor. artık 2.baskısını bekliycem

hayalayaz
29-09-2009, 14:36
bu kitabı aramadığım yer kalmadı. nereye sorsam yeni bitti diyor. artık 2.baskısını bekliycem



gunes kitap var piyasa'da ben de yeni aldım, istesen benim aldığım yerin linkini vereyim sana..

hayalayaz
29-09-2009, 14:39
EVRENDEN TORPİLİM VAR.
Arkadaşlar kitabı almanızı ve içinde yazanları kanınıza, canınıza işleyecek şekilde dikkat ederek okumanızı tavsiye ediyorum, ben size tadımlık olması adına bir bölümünü yazıyorum ..bu bölümde kendimizden neler bulacağımızı merak ediyorum. ben kendi adıma, bırakın tüm kitabı sadece bu bölümde bile, bir çok kere kendimi sobeledim..
OLMAYAN PARA
Yok, valla olsa vermez miyim? hihi
Para konusu benim favori konularımdan birisi, çünkü o ya da bu şekilde hepimizin ortak sorunu ve aynı zamanda EGO’nun sizi en akıllıca yakaladığı, üstüne üstlük ilk defa TOPLUMSAL olarak saygı gördüğü bir alan. Diğer bütün konularda EGO cıss kaka iken, para konusunda maalesef egoyla hareket edince daha saygın bir insan oluyorsunuz.
Nasıl yani?
Bakın şöyle,
“PAZARLIK ETMEK”
İster inanın ister inanmayın “ Pazarlık etmekle en büyük ego oyunlarından biri. Pazarlık etmeye ya da sizinle pazarlık edilmesine izin verdiğiniz an, bilin ki geminin kaptanlığını Ego yapıyor.
Türkiye’ye ilk döndüğüm sıralarda çok sevdiğim bir dostumla Eminönü’nde beyaz eşya satan bir çarşıya gittik. Şimdi tam olarak hatırlamıyorum, ama galiba blender almak için oradaydık. Beğendiğimiz bir tanesinin fiyatını sorduk. Mağaza yetkilisi bize 90 lira gibi bir fiyat verdi. Ben daha ağzımı açamadan arkadaşım başladı pazarlığa.
- A,aa olur mu canım o kadar. Hadi in, in.
- Yok, abla valla gelişi neredeyse o kadar.
- Yok almam.
Adam şöyle bir etrafına bakındı, içeri gitti, birileriyle bir şeyler konuştu. O sırada arkadaşım bana hemen bir harekât planı uygulatmaya başladı.
- Şimdi beğenmemiş gibi yap.
- Niye yahu, beğendim.
- Ya Aykut sen beni dinle. Sanki mağazadan çıkacak gibi yap.
- Mağazadan çıkacak gibi nasıl yapılır? Ya çıkarsın ya çıkmazsın. Ne yapayım? Bir ayağımı içeride diğerini dışarıda mı tutayım?
- Sus şimdi adam geliyor.
- Abla yok olmaz diyo patron.
- Ay yani şurada sürekli gelip alışveriş ediyoruz. Ayıp valla yani insan bir indirim yapmazmı?
- Yok valla ben ilk defa geldim pasaja.
- Aykut şimdi geçiricem kafana blender’i.
Böyle bir onbeş dakika daha aldım verdim oynadıktan sonra 5 TL indirim yaptırdı arkadaşım. 5 TL indirim yaptırmış olmanın keyfi içinde blender’i almadan çıktık mağazadan. Arkadaşım zafer kazanmış gibi hissetse bile, aslında son onbeş dakikadır EVREN’e şu cümleleri avaz avaz haykırıyordu.
“BENİM PARAM YOK, BEŞ LİRA BİLE BENİM İÇİN O KADAR ÖNEMLİ Kİ, UĞRUNA 15 DAKİKA AĞIZ DALAŞI YAPMAYA BİLE DEĞER.
Evrene gönderdiğiniz mesajlara dikkat edin. Aradan herhalde bir altı yedi ay geçtikten sonra AYNI ARKADAŞIMA bir diziden teklif geldi. Yapımcı firma ile toplantıya girdiğinde tahmin edin ne oldu. Evet, yapımcı firma, fiyat indirmesi için kendisi ile sıkı bir pazarlık yapmaya başladı. Hani eskiler derdi ya “ kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına yapma” diye. Biz bunu hep eşek şakaları için geçerli sanırdık, en azından ben öyle sanırdım. Eğer siz bir başkasının sizi kazıklayacağı bir hizmeti yada bir ürünü daha ucuza kapatacağınız ENERJİSİNİ AKTİF tutarsanız, sıra başkalarına geldiğine onlarda SİZİ UCUZA kapatma enerjisini AKTİF TUTACAKLAR.
Ben size gidin ne fiyattan veriyorlarsa alın, kuzu, kuzu parasını ödeyin demiyorum. Bir bakın bakalım, sizin bütçenize uygun mu? Değilse sizin bütçenize uygun fiyat veren bir yer bulun.

( burada ben kendi deneyimimi eklemek istiyorum. Pazarlık yapmadan, sizin etiket fiyatınız benim bu eşyaya ayırdığım bütçeme uygun değil, ben bütçeme uygun bir şeyler bakayım, size hayırlı işler, bol paralı müşterileriniz olsun diyerek dışarı yöneldiğimde, satıcı abla senin bütçen ne kadar der, bende gerçekten bütçem ne kadarsa söylerim çoğunluklada alışverişimi oradan yaparak çıkarım.)
Arada sırada benim tanıdığım kişiler bana gelir şöyle der.
- Aykut ben bir- iki seans yapmak istiyorum. Kaça olur.
- Saatine 150 dolar alıyorum.
- Yaa Aykut şimdi onca senelik dostluğumuz var. Bir şeyler yap işte.
Aynen onların tonunu kullanarak aynı cümleyi kendilerine gerisin geriye tekrarlıyorum.
- yaaa Ahmet onca senelik dostluğumuz var. Bir şeyler yap işte, saatine 150 dolar yerine 180 dolar öde bana.
Aynı şey. Eğer onca yıllık dostluğumuz varsa, bunu alışverişimizde kullanacaksak, niye ben daha fazla almıyorum????? Yani sen beni daha fazla mı seviyorsun bizim ilişkimizde - ki bu alışverişte kaybeden taraf ben oluyorum. :mshareketliifade312
Madem kendinize bir değer biçiyorsunuz onu KORUYUN.
Ben bu malı şu fiyata satıyorum, benim servis ücretim şu kadar, bu işi ben şu kadar paraya yaparım. Bunu belirledikten sonra HANGİ NEDEN’DEN dolayı sözünüzden dönerseniz dönün Evren’e tek bir mesaj veriyorsunuz.
BU İŞİ KAÇIRIRSAM BAŞKA BİR YERDEN PARA GELMEYECEĞİNDEN KORKUYORUM. O YÜZDEN FİYATIMI ( DEĞERİMİ) DÜŞÜRÜYORUM. :klo
Sonra EVREN size aynı şekilde gerçeklik yaratmaya devam ettiğinde piyasayı suçlayın, çalışmayan derneği suçlayın, Türklerin koyun sürüsü ruhunu suçlayın, devleti suçlayın, Amerika’yı suçlayın, yine Merkür’ün bilmem neresinden geçiş yapan yamuk Jüpiter’i suçlayın.
Siz Evrene bas, bas BEN PARASIZIM ve PARANIN GELECEĞİNE DE İNANMIYORUM diye bağırın, sonra başkalarını suçlayın.
Gelin yukarıda verdiğim 2 örneği biraz değiştirerek tekrar ele alalım…………………

Arkadaşlar kitap çok akıcı dile yazılmış insan bir solukta okumak istiyor, en azından ben bir solukta okumak istedim, bunların hepsi bildiğimiz, bildiğimiz ama nedense hayatımıza geçirmediğimiz/geçiremediğimiz durumlar, ben kendi adıma kitabın başından itibaren bir deftere kendimi sobelediğim durumları not alarak okuyorum, ve emin olun şu andan itibaren, maddi ve manevi her konuda, bilip’te uygulamadığım ne kadar doğru varsa, hepsini uygulayarak yaşayacağım..
Başta da söylediğim gibi kitabı alıp okumanızı öneriyorum..
Ben internetten getirttim.. araya bayram girmeseydi kitap elime 1 günde geçerdi.. sevgiler

isobel
29-09-2009, 14:42
Bodrum da aradım bulamadım deliler gibi. Netten getirme şansım yok,çünkü kredi kartım yok:) Var da açmıyorlar uyuslar:)
Şimdi evrene sipariş veriyorum, bu kitabı bir an önce okuyayım diye:P

hayat kadere inat
29-09-2009, 23:56
Selam isobel ben h.k.i nin kılığına girmiş evren'im duydum seni adresini ver kitap hazır göndereyim hemen

isobel
30-09-2009, 01:04
canımmm başka bir evren kılığındaki kişilik daha önce duymuşşş:P

ışık
30-09-2009, 12:12
yaram kanadı hani demişdim ya 2 tane kitabımda günlüğümle birlikte mefta oldu çaydanlık döküldü üstüne diye aha o kitabın biri buydu:0365:simdi de kitapçılarda yok güvenli bir internet kitapçısı adı versenize

hayalayaz
30-09-2009, 14:14
yaram kanadı hani demişdim ya 2 tane kitabımda günlüğümle birlikte mefta oldu çaydanlık döküldü üstüne diye aha o kitabın biri buydu:0365:simdi de kitapçılarda yok güvenli bir internet kitapçısı adı versenize



[Only Registered Users Can See Links] ben buradan getirttim. kitaplarım genelde 1 günde geliyor.

hülyaa
01-10-2009, 11:15
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links]) ben buradan getirttim. kitaplarım genelde 1 günde geliyor.


ablacım burdan baktım ama kapıda ödeme yok:( kapıda ödeme yapabileceğim bir yer var mı acaba?

hayalayaz
01-10-2009, 11:25
ablacım burdan baktım ama kapıda ödeme yok:( kapıda ödeme yapabileceğim bir yer var mı acaba?


bildiğim kadarıyla yok ablam. hep kredi kartıyla işlem yapıyor benim bildiklerim..

filiz
01-10-2009, 20:56
bende kıtabı aldım okumaya basladım. cok güzel ve akıcı yazmıs... darısı herkesın basına:73e4317106059nd:

semcet
01-10-2009, 22:10
yaram kanadı hani demişdim ya 2 tane kitabımda günlüğümle birlikte mefta oldu çaydanlık döküldü üstüne diye aha o kitabın biri buydu:0365:simdi de kitapçılarda yok güvenli bir internet kitapçısı adı versenize

sevgili ışık ben kitaplarımı burdan alıyorum oldukça güvenli bir site. hemde piyasadan 3-4 milyon aşağı oluyor canım.

[Only Registered Users Can See Links]

kitap
Evrenden Torpilim Var
Aykut Oğut
Dharma Yayınları
idefix Fiyatı : 13,60 TL (KDV Dahil)
Kazancınız: % 20

ışık
02-10-2009, 10:52
sevgili ışık ben kitaplarımı burdan alıyorum oldukça güvenli bir site. hemde piyasadan 3-4 milyon aşağı oluyor canım.

[Only Registered Users Can See Links]

kitap
Evrenden Torpilim Var
Aykut Oğut
Dharma Yayınları
idefix Fiyatı : 13,60 TL (KDV Dahil)
Kazancınız: % 20


teşekkür ederim canım

fallenangel
08-05-2011, 13:29
kesinlikle tavsiye ediyorum, herseyden once cok eglenceli aykut bey in anlatımı, hiç sıkılmıyorsunuz ben bi çok yerde ha ha ha diye kahkahalar atarak okumustum , bazen sırf gülüp moral depolamak icin bile acar okurum :) kitap baslıbasına bir pozitif enerji kaynagı

pigeon
08-05-2011, 15:54
okudumm güzel akıcı bi dille yazılmış eğlenceli bi kitap.ama genel olarak çoğumuzun bildiği konu ve yöntemlerin başka ağızdan anlatımı olmuş..yine de bu yöntemlerle başarıya ulaşmış birinin kendi kaleminden okumak motive edici oluyor...

filizmerve
08-05-2011, 16:18
ben okudum ve yararlı buldum tavsiye ederim

Gülçin Şen
08-07-2011, 04:24
Bugün kimin hayatını düzeltsem acebaaa?:mshareketliifade281

Hemen size bir soru sormak istiyorum...

''Eleştirilmeyi severmisiniz?''

Hatta bunu biraz daha açalım.

''Siz sormadığınız halde eleştirilmeyi istermisiniz?''

Şimdi şu cümleyi büyük bir kağıda yaıp duvara asın ve her gördüğünüzde tekrarlayın..

''Sorulmadan yapılan yardım eleştiridir!!!!..''

Başkalarına yardım etmek çok güzel eğer yardımınızı istiyorlarsa..

''Ama o yardıma ihtiyacı olduğunu bilmiyor ki..''

Haaa!Bir tek SİZ her haltı biliyorsunuz..O kendisiyle ilgili karar vermekten aciz,alt bezinin değiştirilmesi gereken bir gerizekalı..

Bir arkadaşınız yeni bir işe atılmak üzere..Falanca semtte bir ofis tutmuş.Geldi size heyecanla yeni iş yerinin nasıl güzel olduğunu ve içini nasıl boyattığını anlatıyor.

- Ne renk boyatıyorsun duvarları?

-Beyaz.

-Senin oraya hiç beya yakışmaz !!!!

-????????

Siz aslen aynen şu cümleyi söylediniz.

-Sen bu işten bir mok anlamazsın..Hatta bu seçtiğin duvar renginden bile belli..Dur ben sana senin nasıl bir salak olduğunu yüzüne vurayım ve bu işin nasıl yapılması gerektiğini öğreteyim...

Çok sevdiğiniz ve sadece iyiliğini istediğiniz bir arkadaşınız,sizin bir türlü anlayamadığınız garip bir ilişki yaşıyor.Siz de sevdiğiniz bu insanın mutluluğunu istediğiniz için sürekli uyarıyorsunuz..

-Bak bi tanem bu heriften adam olmaz.Şöyle de..böyle yap..şöyle davran..vıdı vıdı vıdı vıdı....

Kim sizi ''İlişki Düzeltme Bakanı''yaptı?Allah aşkına önce kendi ilişkinizi düzeltin..Bırakın elalem ne yaparsa yapsın..Siz GÜYA yardım ettiğinizi sanıyorsunuz ama karşı taraf size ''Ne Yapsam ?'' diye sormadı bile..

Eğer sorduysa makaraları boşaltın..İstediğinizi söyleyin..Benim sözüm sorulmadan burnunu sokanlara..

''E ama gelip ha bire bana anlatıyor..Ben de üzülüyorum..''

O zaman arkadaşınızı çekin bir kenara ''Hayatım bak,artık bunları bana anlatma ''deyin olsun bitsin...

Herkes sizin gibi davranmak zorunda değil...Siz kendi hayatınızdan sorumlusunuz,önce onu bir yola koyun.Hali haırda sizin dertleriniz sizi hayat boyu meşgul edecek kadar fazla zaten...

Bir ara yaşam koçluğu yapan arkadaşlarımdan biri gelip kendi öğrettiği yöntemlerini benimle paylaşmaya başlamıştı..Tek istediği onları paylaşmaktı..

İlk andan itibaren öğrettiği teknikte hoşuma gitmeyen birçok yön olduğunu fark ettim...Ağzımı hiö açmadım.''A çok güzel'' gibi yalanlar da söylemedim..
O da bana hiçbir gün ''E sence bu teknik nasıl?''demedi...

Öğrencileri vardı..Yani öğrettiği sisteme talep vardı...''Alan memnun satan memnun bana laf düşmez''diyerek sustum..Eğer o sormadan ağzımı açsaydım,EGO'su harekete geçecek ve bir anda SAVUNMA yapmaya başlayacaktı..

İnanın savunma durumunda bir insana ulaşmanız neredeyse imkansızdır..Savunmadan yorulduğuilk an karşı atağa geçecektir.. O zamanda siz savunmaya geçeceksiniz çünlü sizi EGO'nuzdan vuracak.....

MOROMU
08-07-2011, 06:58
AYY MUHTEŞEMMMM YÜZÜMDE KOCAMAN GÜLÜMSEMEYLE OKUDUMM :ççk
KESİNLİKLE HEM FİKİRİM :güz

hayalayaz
08-07-2011, 11:08
kitapta böyle insanlardan "MOKYEDİBAŞI" diye bahsediyor..bu babacığımın lafıydı... okuduğum anda babmın başından geçen bir olayı hatırladım, ve koptum..

DENİZ
08-07-2011, 12:51
tekrardan okumya kara verdim şu anda, demin arkadaşıma yapacaktım tam mokyedi başılık hemen susutum bana sordumuki dedim :)

isobel
08-07-2011, 12:56
Gülçiiin süper:) Tam da öyle biri var 1 aydır yanımda,otu moku eleştiren:)

askusvar
08-07-2011, 14:49
ablacım burdan baktım ama kapıda ödeme yok:( kapıda ödeme yapabileceğim bir yer var mı acaba?

Benim cevabım çooook gecikmiş olacak ama yeni gördüm, ben [Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links]) dan alışveriş yapıyorum, kapıda ödemesi var.
Sevgiler

omerm
09-07-2011, 01:06
Herkesin okumasını tavsiye ederim, bilgelik kitabı değil kesinlikle, pekiştirmek için hoş bir çalışma, yazanın eline sağlık.

Şahsen en sevdiğim kısmı da eleştirmek konusu. Eleştirmenin ne tür yıkımlara yol açtığını biraz kavrıyor gibiyim. Ayrıca yapıcı eleştiri diye de birşey yok (günümüz insanı eleştiriden öcü gibi kaçıyor, canını al ama eleştirme ), ipin ucunu kaçırmadan birşeyler önermek (açık kapı olduğunda) sanki en güzeli.

Gülçin Şen
11-07-2011, 09:42
Bayılıyorum Aykut'la Esra'nın tatlılıklarına...Sitelerine üye oldum ücretsiz olan bölüme ,hergün motivasyon için mail gönderiyorlar..Bugün ki ile yine güldürdüler beni...


Hayatın yegane amacı deneyimlemek ve keyif almaktır Gülçin,

Bazen öyle gibi görünmese bile.

Bugün seni her ne bekliyor olursa olsun, sadece
keyif almak için, kendini ödüllendirmek için bir şey yap.

Çünkü hakediyorsun,
Çünkü sen bir harikasın,
Çünkü Evrenden bile torpilin var.

Geçenlerde bize yemeğe geldi Evren ve her iki
kelimesinden biri Gülçin idi haberin olsun.

Hadi yine yırttın;))))

Öptük valla
Aykut & Esra ve kediler.

Gülçin Şen
18-07-2011, 09:33
Hani ODAK ODAK diye yırtınıyoruz ya Gülçin,

Şimdi diyelim bugün senin doğum günün;

- Nasıl bütün sorunları bir kenara bırakıp ''Ay valla bugün hiç
uğraşamam'' dersin.

Bugün yılbaşı olsa,

Bayram olsa,

Herhangi bir kutlama olsa, DOĞAL olarak odağını değiştirmezmiydin.

Gel aynı şeyi yine yapalım.

Şu dakikadan itibaren, bugün 18 temmuz günü,

Dünya ''Gülçin'' günü olsun.

Ohh milletin bir dikili ağacı olmasa bile DÜNYA ''Gülçin'' günü var artık.

Bugün Evren sana çalışıyor.

Bir şey değil ;))))))))


Öptük valla

Aykut & Esra ve kediler.

hayalayaz
18-07-2011, 09:35
harika... dünya gülçin günümüz kutlu olsun..:008

Gülçin Şen
18-07-2011, 09:36
harika... dünya gülçin günümüz kutlu olsun..:008

Hahah aklıma bile gelmez valla,ne yaratıcılık..teytey

isobel
18-07-2011, 13:08
sitenin ücretsiz bölümümü var? ben üyeydim,sonra ücretli oldu dendi,ve mesajlar kesildi

Gülçin Şen
18-07-2011, 13:10
sitenin ücretsiz bölümümü var? ben üyeydim,sonra ücretli oldu dendi,ve mesajlar kesildi

Ücretli kısma üye değilim,normal üyelik yaptım,haftada bir mesaj geliyor....

ze_ze
19-07-2011, 20:15
"Aykut Esra ve kediler" Bayıldım bu imzaya çooooooooook şeker çok...geç kalmışım ama yine de Dünya Gülçin Günümüz kutlu olaaaa:))

umutşimdiveburada
12-02-2012, 18:57
ben de bu kitabın methini çok duydum.en kısa sürede edineceğim...

yeliss
12-02-2012, 20:09
çok akıcı bir kitap.. sanki konuşuyormuş gibi yazılmışş.. mutlaka tavsiye ederim.. the secret ta anlamadığım çekim gücü nü burada daha iyi anlayabilirsin..

erd_flz21
12-02-2012, 22:42
Ben de Kişisel Gelişim kitaplarına ilk duyduğum zamanlarda bir kaç sene önce alıp okumuştum.. güzel anlatımlı bir kitap olduğunu hatırlıyorum.....

Sevgiyle kalın...

edabulut
13-02-2012, 21:19
aykut oğut'un son derece içten ve samimi
bir üslub kullandığı "evrenden torpilim var"
eğlenceli ve bir o kadar da faydalı bir kitap..
ben de çok keyif alarak okudum..
özellikle "evrene sipariş veren" tüm arkadaşlarımıza
şayet henüz okumadılarsa,muhakkak okumalarını tavsiye ediyorum..:0328:

edabulut
15-02-2012, 21:12
internetten sipariş vermek ve restoranda yemek ısmarlamak
ile yaşam arasındaki fark nedir?

Basıyorum düğmeye hiç bişey olmuyo???
Hiçbir fark yoktur!

Eğer şu ana kadar internetten birşey ısmarlamadıysanız
bile eminim hepiniz bir kere olsun bir restoranda yemek
ısmarlamışsınızdır.

Yaşam da aynı şekilde işler.Evren'i garsonunuz olarak görün.
siz ne ısmarlarsanız,o servis edilecektir.

Gelin üçünü de inceleyelim.

İnternette alışveriş yapmadan önce,bir süre sitelerde dolaşır
ve tam olarak ne istediğinizi netleştirirsiniz.Daha sonra
sitelerden birini seçer,istediğini ürünü sanal sepete koyar,
kredi kartı veya havale yöntemlerinden biri ile ödemenizi
yaparsınız.Ödeme onaylandığı an ürün artık sizindir.
O andan itibaren kesin olarak bilirsiniz ki,ürün kapınıza
kadar getirilecektir.

Evren de aynen böyle çalışır.Konu internet olunca,bunu
kabul edebiliyoruz,ama hayata gelince işler birçoğunuz
için arapsaçına dönüyor.

Hayatta birşeyi istemeden önce etrafa bakınır,bir fikir
edinir,sonra da bu isteğimizi beyan ederiz.Daha sonra,tıpkı
internette olduğu gibi bunu alışveriş sepetimize koyar,listemize
ekleriz.Aynı,kredi kartı yada havale ile ödeme yaptığımız gibi,
hayatta da istediğimiz şey için kafamızda bir paha biçeriz.
Bunun,sadece para olması gerekmiyor.İstediğimiz şeyin,para,
zaman,olayların düzeni vs.gibi bir değeri vardır.

İşte tam bu noktada,bakın olayı nasıl değiştiriyoruz:

İnternette siparişi verdikten sonra,

Konu komşuyu,arkadaşları arar "ay şekerim harika bi şey
aldım internetten bayılacaksın" deriz.
"Ee hani nerede?" diyen arkadaşınıza "bugün yarın gelir ayol,
daha yeni ısmarladım" der ve ısmarladığınız şeyin,nasıl tam
sizin aradığınız şey olduğunu ballandıra ballandıra anlatırsınız.
Bu arada siparişi kimin aldığı,onu postaya verecek memurun adı,
taşıyacak kargo şirketindeki şöförün kaç yıldır bu işi yaptığı,size
getirecek olan kuryenin motorsikletinin rengi,adamın boyunun
uzunluğu,kısalığını düşünmezsiniz bile.
Bilirsiniz ki aldığınız şey,kapınıza kadar öyle yada böyle getirilecektir.

Hayatta sipariş verdikten sonra,

Başlarız kara kara düşünmeye; "Ya gerçekleşmezse?Ya istediğim gibi olmazsa?"
Bir de bir cümleyi sakız yapmışız ağzımıza "kimseye söyleme nazar değer".
Şimdi,yeni modaya uyanlar,artık nazar demiyor;"söyleme enerjisi kaçar"
diyorlar.Tabii zaten "Evren" dediğin bir kutu kola,açınca enerjisi kaçıyor.
Bırakın ısmarladığınız şeyi başkalarıyla paylaşmayı,bir de size inanmayacaklar
diye yada olmadığı taktirde rezil olurum diye kendinize saklarsınız.Hergün
kafanızın içinde hayalinizin gerçekleşmemesi için binbir mazeretle dolaşırsınız
ortalıkta.Biraz cesaret gösterip,kendi hayalini paylaşanları da hemen aşağı
çekersiniz ki,kendinizle yüzleşmek zorunda kalmayın."Ee hani nerede?"diyen
arkadaşlarınıza "öff ya"gibi cevaplar verirsiniz.

Restoranda sipariş verdikten sonra,

Yemeğinizin geleceğini bildiğiniz için,mutlu mutlu arkadaşlarınızla
sohbetinize devam edersiniz.Hatta o sırada size "sen ne yiyeceksin"
diyen arkadaşınıza:
"Çıtır tavuklu salata"dersiniz.
Şu ana kadar,şöyle bir konuşma yaptınız mı yada tanık oldunuz mu?
"Sen ne ısmarladın?"
"Çıtır tavuklu salata...Getirip getirmeyeceklerinden pek emin değilim."
"Niye yahu?"
"Belki haketmiyorumdur.Hem bak,şimdi sana da söyledim ne istediğimi,
nazar değebilir.Enerjisi kaçabilir.Ayrıca istediklerimi elde etmek için çok
çalışmam lazım,ama ben bu salatayı haketmek için hiçbirşey yapmadım ki."
"??????????????????"
"Hem mutfaktaki şefi de tanımıyorum.Adam,ya gıcıklık olsun diye yapmazsa
salatamı?Ay dur ben garsonla bi daha konuşayım"

Gidin üç kere garsona sorun,şefin başına dikilin salatayı hazırlıyor mu diye,
restoranın müdürünü çağırtın salatanızı sormak için,gidin tek tek müşterilere
sorun,,onlar bu ana kadar istedikleri yemekleri yiyebilmişler mi?
Annenizi arayın,bir daha şefin yanına gidin,Telli Baba'ya adak adayın,workshop'lara katılın,
fal baktırın,yine garsona sorun.Meditasyon yapın.

Sonra restorandan kovulduğunuzda dönün yanınızdaki arkadaşınıza ve;
"Bak ben sana demiştim,nazar değdi işte",deyin.

Rahat bırakın şef işini yapsın,
Rahat bırakın kurye işini yapsın,
Rahat bırakın evren işini yapsın.

Evren'e ne zaman dikte etmeye kalktıysam çuvalladım,ne zaman işine
burnumu soktuysam çuvalladım.İstediklerim gerçekleşmediği gibi,
istemediklerim gerçekleşti.

Bir kere söylemeniz yeter.Koskoca Evren bu,aptal değil.

Sadece siparişinizin kapıya teslim edileceğine inanın.

Evren sizin kafanızdaki plana göre yapmayabilir,kendi kafasına göre sizi,
en uygun şekilde,hedefe doğru taşıyor zaten,ama yolda,gidişattan
korktuğumuz için,ikide bir "Ay yok bunu istemiyorum,bak şunu istemiyorum",
diye enerji değiştiren biziz.Evren her seferinde yeni enerjimize göre ayarlamalar yapıyor......:mshareketliifade177

MaviMelek
08-03-2012, 18:24
Aykut candır :) Hayatımın kitabı, hayatımın yazarı :) :pon pon