PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Acı/Ağrı Eşiği Dengeleme


hayalayaz
30-06-2009, 16:41
Acı/Ağrı Eşiği

önce acı eşiği nedir ne değildir bunu anlatalım..
Ağrı eşiği diye de adlandırılan bu olay, ağrıya ve acıya dayanıklılık düzeyini anlatmak için kullanılır. Kadınların ağrı eşiğinin erkeklerden daha yüksek olduğu bilinmekte, bilim adamları bunu kadınların doğurgan olma özellikleriyle bağdaştırmaktadır. Bedensel ağrı eşiğiniz ne kadar yüksekse, bedensel acıya o kadar dayanıklısınız demektir. bir nevi tahammül sınırıdır aslında..
haliyle düşük olmasının da, yüksek olmasının da avantajları ve dezavantajları vardır.. Polip düşürüp! sonra da hiç birşeyim yok hadi gezelim diyen biri olabilirsiniz ve ertesi gün doktorunuza anlattığınızda size mavi ekran görüntüsü verebilir ki çok sancılıdır bu polip olayı son raddedir, ameliyat gerektiren bir olaydır..
simdi de büyü dükkanı isimli kitaptan bir alıntı yapalım..
“herhalde savaş ateşinin tek hayali, zafer meşalesinin alevine dönüşmek olsa gerekir. Zafer meşalesi ise ancak savaştan arta kalan, yakılıp yıkılmış savaş alanını aydınlatır. Ne yazık ki savaşlardan sonra görüp görebileceğiniz tek şey budur. Ve anlarsınız ki, savaşta önemli olan savaşma gücünüzden çok, acıya dayanma gücünüzdür!”
işte şimdi tamda bu konuda bir şey daha eklemek istiyorum, maddi hayatta yani fiziksel olarak bizler acıya dayandıkça tahammül sınırlarımızda artmaktadır, örneğin yürümeye besleyen bir çocuğun ilk düştüğü zaman ki acısı ile sonra ki zamanlarda düşmelerinde ki acısı bir değildir (hatta sonra kafasını gözünü patlatır bana mısın demez).. işte manevi hayatta ki acılarımızda bu şekildedir..
kimimiz çokta samimi olmasa da bir arkadaşından kazık yediğinde bunu hazmedemezken bir diğerimiz senelerdir birçok şey paylaşmış olduğu sevgilisinden ayrılır ve hayatına devam eder.. böyle insanları gördüğümüzde “ne kadar gamsız” deriz oysa ki bu gamsızlık değil sadece diğer kişinin manevi tahammül sınırlarını çoktan aşmış olmasıdır..
yaşadığımız maddi ve manevi kayıplar bizleri güçlendirir, sadece karşımızda ki kişiler bunu algılar yada algılayamaz, kimisine hastalık hastası derler aslında ağrı eşiği düşüktür, kimisine gamsız derler oysa ki yaşadıkları bir hayata sığmayacak kadar ağırdır..
yazımı Mevlana’nın bir sözüyle bitirmek istiyorum..
“ben ol ki bilesin”