Gülçin Şen
15-06-2009, 21:21
YAŞAMI ERTELEMEK
Hayatımız çalar saat gibi ,hep bir şeyleri erteleme sonrada keşkelere kurulmuş sanki.
Yemeye ,içmeye ,yokuşları tırmanırken daha iyi bir yaşam için çaba sarfetmeye koşullamışız yaşantımızı.
Nasıl vucudumuzun bir biyolojik ritmi varsa,hayatın da bir toplumsal ritmi var.
Kendimizi bu ritme kaptırdığımız zaman :Bir şeyleri elde etmek ,bir yerlere gelebilmek için çırpınıyor,
hayatın güzelliklerini yaşayamadan,fırsatları kaçırarak çemberin içine hapsediyoruz kendimizi.
Sonra da keşkeler geliyor.
Yıllardır göremediğimiz ,yolumuzu gözleyen dostlarımızı aramıyorsak,
Elimizde fırsat varken gidebileceğimiz yollara ,gidemiyorsak,
Esiri değilim ,sigarayı yarın bırakacağım (neden şimdi değil ?)
türünden kötü alışkanlıklarımıza kolaylıkla veda edemiyorsak,
Yarın çalışırım diye derslerimizi erteliyorsak,
Elektrik ,su ,vergi v.b ödemeleri son güne bırakıyorsak,
Nasılsa yetişirim diyerek son dakikalara sığınmaya başladıysak,
Zihin panomuzda,sonraya ertelediğimiz işler önemli bir yer tutmaya başladıysa:
Dikkat edelim dostlar “Erteleme Hastalığının” pençeleri bize uzanmaya başlamış demektir.
Erteleme hastalığının pençesine düşmüş bir kişi ne yaparsa yapsın,
kendi kendine ne söz verirse versin, planladığı veya niyet ettiği hiçbir işi başaramaz.
Son noktayı Behçet Necatigil'le koyalım dilerseniz:
YAŞAMI ERTELEMEK
beni her ölüm etkiler
tanımasam bile üzülürüm
yitirilmiş ümitlere...
hiç gerçekleşemeyecek ideallere...
yaşanmamış sevgilere üzülürüm
bu yüzden korkarım yaşamı ertelemekten
ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı
seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin
sevdanızı bugün yaşayın
işinizde yapılacak ne varsa bir an önce yapın
yarın çok geç olabilir
bir anda bitebilir herşey
yaşamak için acele edin bence
kısa yaşamışlıklar, yaşamamışlıklardan daha iyidir
geriye dönüp baktığınızda ?keşke?ler çoğunlukta
olmasın
uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete
geçmeli
yarınlar çok uzakta olabilir
daha okulda başlamıyor muyuz ertelemeye yaşamı
ilk hedef kolej, sonra üniversite
hep yarına yatırım bugünü sonra
yaşamamacasına
işe gireyim sonra...
evleneyim sonra...
çocuklar büyüsün sonra...
emekli olayım sonra....
sonra...
sonra...
sonra...
bir sürecin başında, ortasında yaşam her an sona
erebilir
sonrası olmayabilir
fedakarlıklar güzel ama
unutmayalım (herkes kendi hayatını yaşar)
İnsanlar yaşadıkça yaşlandığını düşünür,
aslında insanlar yaşamadıkça yaşlanır...?
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı
Behçet Necatigil
Hayatımız çalar saat gibi ,hep bir şeyleri erteleme sonrada keşkelere kurulmuş sanki.
Yemeye ,içmeye ,yokuşları tırmanırken daha iyi bir yaşam için çaba sarfetmeye koşullamışız yaşantımızı.
Nasıl vucudumuzun bir biyolojik ritmi varsa,hayatın da bir toplumsal ritmi var.
Kendimizi bu ritme kaptırdığımız zaman :Bir şeyleri elde etmek ,bir yerlere gelebilmek için çırpınıyor,
hayatın güzelliklerini yaşayamadan,fırsatları kaçırarak çemberin içine hapsediyoruz kendimizi.
Sonra da keşkeler geliyor.
Yıllardır göremediğimiz ,yolumuzu gözleyen dostlarımızı aramıyorsak,
Elimizde fırsat varken gidebileceğimiz yollara ,gidemiyorsak,
Esiri değilim ,sigarayı yarın bırakacağım (neden şimdi değil ?)
türünden kötü alışkanlıklarımıza kolaylıkla veda edemiyorsak,
Yarın çalışırım diye derslerimizi erteliyorsak,
Elektrik ,su ,vergi v.b ödemeleri son güne bırakıyorsak,
Nasılsa yetişirim diyerek son dakikalara sığınmaya başladıysak,
Zihin panomuzda,sonraya ertelediğimiz işler önemli bir yer tutmaya başladıysa:
Dikkat edelim dostlar “Erteleme Hastalığının” pençeleri bize uzanmaya başlamış demektir.
Erteleme hastalığının pençesine düşmüş bir kişi ne yaparsa yapsın,
kendi kendine ne söz verirse versin, planladığı veya niyet ettiği hiçbir işi başaramaz.
Son noktayı Behçet Necatigil'le koyalım dilerseniz:
YAŞAMI ERTELEMEK
beni her ölüm etkiler
tanımasam bile üzülürüm
yitirilmiş ümitlere...
hiç gerçekleşemeyecek ideallere...
yaşanmamış sevgilere üzülürüm
bu yüzden korkarım yaşamı ertelemekten
ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı
seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin
sevdanızı bugün yaşayın
işinizde yapılacak ne varsa bir an önce yapın
yarın çok geç olabilir
bir anda bitebilir herşey
yaşamak için acele edin bence
kısa yaşamışlıklar, yaşamamışlıklardan daha iyidir
geriye dönüp baktığınızda ?keşke?ler çoğunlukta
olmasın
uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete
geçmeli
yarınlar çok uzakta olabilir
daha okulda başlamıyor muyuz ertelemeye yaşamı
ilk hedef kolej, sonra üniversite
hep yarına yatırım bugünü sonra
yaşamamacasına
işe gireyim sonra...
evleneyim sonra...
çocuklar büyüsün sonra...
emekli olayım sonra....
sonra...
sonra...
sonra...
bir sürecin başında, ortasında yaşam her an sona
erebilir
sonrası olmayabilir
fedakarlıklar güzel ama
unutmayalım (herkes kendi hayatını yaşar)
İnsanlar yaşadıkça yaşlandığını düşünür,
aslında insanlar yaşamadıkça yaşlanır...?
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı
Behçet Necatigil